| FESLEĞEN(Reyhan)

Tanımı
Kökeni
ve Yayılışı : Güneyasya özellikle Hindistan kökenli
olan fesleğen tropik ve ılıman bölgelere yayılmıştır.
Bugün daha çok Fransa, İtalya ve İspanya'da kültürü
yapılmaktadır.
Botanik
Özellikleri : Fesleğen tek yıllık bir bitkidir. İnce
dallanmış kökleri vardır. Dallanmış veya dallanmamış
dik veya yarı dik 50-60 cm yükseklikte saplara sahiptir.
Yapraklar çeşide göre değişmekle beraber genellikle
yumurtamsı-uzun, temel kısmı küt, az dişli ve saplıdır.
Temelden itibaren dallanan veya dallanmayan sap ve
yapraklar çıplak veya zayıf tüylüdür. Yaprak rengi
açık yeşilden koyu yeşile kadar değişir. Az veya çok
parlak, bazen de yaprak yüzü dalgalıdır. Çiçek; sapın
ucunda bulunana çiçekler genellikle altısı birarada
bulunan başak görünümündedir. Alt kısmında başaktaki
çiçek seyrek, üst kısmındakiler sıktır. Taç yapraklar
beyaz veya pembe renklidir.
Meyvesi
yumurta şeklinde uzunumsu eliptik şekle kadar değişir.
Karın kısmı keskin köşelidir. Uzunluğu 1.5-2.5 mm,
kalınlığı ise genellikle 1 mm'dir. Hilum daha açık
renkli ve belirgindir. Meyvenin yüzeyi kırışık ve
damarlıdır. Rengi koy kahverengidir.
Kültürü
İklim ve
Toprak İstekleri : Humusca zengin kumlu-tınlı toprakları
sever, özellikle sıcaktan hoşlanır. Bu nedenle tarımının
sıcak, kurak yerlerde yapılması önerilir.
Tohumluk
: 1000 dane ağırlığı 1.0-1.7 gr arasında değiştiği,
safiyetin en az % 95 olması gerektiği belirtilmektedir.
Çimlenme kabiliyetinin % 65'ten aşağı olmaması istenir.
Çimlenme değişken sıcaklıkta daha iyi olmaktadır.
Çimlenme 14 günden sonra son bulur. Tohum çimlenme
kabiliyetini 4-5 yıl korur.
Yetiştirme
Tekniği : Fesleğen yabancı ot bulunmayan temiz bir
tarla ister. Ekim nöbetinde çiftlik gübresi ile iyi
gübrelenmiş bir çapa bitkisinden sonra gelmesi önerilmektedir.
Tarlavari üretimde tohum direkt tarlaya mibzerle ekilebilir.
Bu durumda dekara kullanılacak tohumluk miktarı 0.6-1.0
kg civarındadır. Sıra arası ise 30-40 cm'dir. Ekim
soğuk bölgelerde don tehlikesi geçtikten sonra yapılmalıdır.
Ege Bölgesi'nde eğer ön sulama olanağı var ise Eylül
ayında ekmek en uygunudur. Eğer ekim Sonbaharda yapılmayacak
durumda ise İlkbaharda erken ekime gidilmesi gerekmektedir.
Soğuk bölgelerde Sonbaharda ekme olanağı bulunmadığından
zorunlu olarak İlkbaharda yapılmaktadır. Ancak tarlaya
geç girildiği ve sonra yapılan ekimlere oldukça geç
kalınmaktadır. İşte bu geç durumu gidermek için direkt
tarlaya ekim yanında fide şeklinde üretim de söz konusudur.
Bu durumda kıştan yastıklara ekim yapılmakta İlkbaharda
fideler tarlaya 30x25 cm aralıklarla şaşırtılmaktadır.
Yastıklara 60-80 gr tohum bir dekar yer için yeterli
fideyi sağlayabilmektedir.
Fesleğen bol besinli toprakları tercih eden bir bitkidir.
Bu nedenle zengin topraklarda yetiştirilmesi yanında
üretiminde kimyasal gübrelerin de kullanılması gerekmektedir.
bunun için de dekara 4-6 kg N, 3-5 kg P2O5 ve 10-12
kg/da K2O verilmesi önerilmektedir. Ancak bu miktarlara
fakir topraklarda en az 1/3 oranında arttırılmalıdır.
Fesleğen vegetasyon devresi esnasında en önemli sorunu
yabancı otlarla mücadeledir. Özellikle kurak bölgelerde
yabancı ot yanında sulamada iyi bir gelişim için üzerinde
durulması gereken kültürel önlemlerdendir.
Hasat :
Biçme genel olarak çiçeklenme başlangıcında yapılır.
Uygun yıllarda birden fazla biçim sözkonusudur. Ege
koşullarında verim, geciktikçe azalmakla beraber üç
biçim yapılabilmiştir. Biçimi takiben bitkileri sıkı
demet yapmadan taşımalı ve 30-35 oC'de kurutulmalıdır.
Verim :
Ege koşullarında yapılan ön araştırmalarda drog herba
miktarının 350 kg/da'ı bulduğu saptanmıştır.
Tüketim
Kullanılan Bitki Kısmı : Herba Basilici
Etken maddeleri
: Fesleğenin çiçekli dal ve yapraklarının destilasyonu
ile uçucu yağ elde edilmektedir. Uçucu yağ oranı %
0.1-0.45 arasında değişir. Uçucu yağın en önemli kısmını
astragol ve linalool teşkil eder. Ayrıca fesleğen
herbasında tanenli maddelerde vardır.
Kullanımı
: Fesleğen midevi, balgam söktürücü ve idrar yolları
antiseptiği olarak kullanılır.
Origanum
Spec.
Genel olarak
origanum denildiğinde yalnız bir tür değil, florada
bulunan çok farklı türler anlaşılmaktadır. Origanum
türlerinin yaklaşık % 70'i endemik olup, değişik yörelerde
bulunmaktadır.
Origanum genusuna ait türlerin büyük çoğunluğunun
kökeni Akdeniz Bölgesidir. Bunlardan da hemen % 75'i
Doğu Akdeniz Bölgesi'nde bulunmaktadır. Ancak genelde
Origanum türlerinin çok geniş bir yayılma alanı vardır.
Bunlar kıyı bölgelerinden yüksek dağlara, Doğu'dan
Batı'ya değişik yörelere yayılmışlardır.
X- |