|
GÜL YETİŞTİRİCİLİĞİ GÜLLER
A-
Gerekli Faktörler
A.1- Toprak İstekleri: Güller oldukça taze, killi-tınlı ve organik
maddece zengin toprak ları tercih ederler. Bu topraklar, nemli
olduklarında ayağa yapışan, fakat oldukça çabuk kuruyan, fazla
kuru ve nemli olmadıkları
 |
zamanlarda kolaylıkla
işlenebilen topraklardır. Fakat
genel olarak güller, hemen hemen tüm bahçe topraklarında
yetişebilirler. Ancak, sadece killi, kumlu yada çok kalkerli
gibi ekstrem şartlara sahip topraklarda yetişemez ler.
|
Toprak analiz sonuçlarına
göre gülün istekleri şöyledir.
pH...................6-6,5
Tuz .................% 0,2-0,3
N ....................20-30 mg/100
gr. kuru toprak
P2O5 ..............50-80 mg/100
gr. kuru topra
 |
K2O
................80-150 mg/100gr. kuru toprak
MgO ...............15-25 mg/100
gr. kuru toprak
Mn ..................150-200
ppm 100gr.kuru toprak
|
A.2- Toprak Hazırlığı
ve Gübreleme : Güllerin kolay ve çabuk köklenebilmeleri, gelişip
süratle büyü-yebilmeleri için toprağın çok iyi hazırlanması
gerekir. Hiç üretim yapılmamış, yeni topraklar söz konusu
oldu-ğunda derin işleme yapılması gereklidir. Kumun hakim
olduğu hafif topraklarda, ağır gübreler (Kompoze güb-reler,
tercihen sığır gübresi ) en iyi sonucu verir. Ağır topraklarda
(kilin hakim olduğu) samanla karışık at güb-resi uygundur.
Killi-Kalkerli topraklarda, herdemyeşil bitki artıkları, turba
ve hayvan artıklarından yararlana-biliriz. Toprak şartlarına
göre 200 ppm nitrojen ve 150 ppm potasyum içeren likit gübreler,
gerek duyulduğunda demir ve magnezyum ilavesiyle kullanılabilir.
A.3- Işık : Güller
havadar güneşli yerlerden hoşlanırlar. Açıkta, sera dışında
yapılan yetiştiricilikte, gü-neyde duvar diplerinde bulunan
yataklar güller için hiç uygun değildir; çünkü aşırı sıcak
ve yakıcı olur. Eğer gül-leri bu gibi yerlerde yetiştirme
zorunluluğu varsa,kuvvetli güneş ışınlarından en çok etkilenen
kırmızı renkte var-yeteler seçilmelidir. Tırmanıcı, yayılıcı
güller bu koşullar için idealdir. Bunun dışında beyaz ve pembe
renkli varyeteler seçilebilir.
Işık, seralarda
yetiştirilen bitkilerin gelişmesini en çok etkileyen faktörlerden
biridir. Işık intensitesi yazın en fazla olduğundan yazın
gül kesimi daha fazla olur. Gün uzunluğunun güllerin büyüme
ve çiçeklenmeleri üzerinde bir etkisi yoktur. Yapılan araştırmalarda
yüksek intensiteli ( 100 W ) floresan lambalarla yapılan ek
ışıklandırmanın gül üretimini % 50-200 arasında artırdığı
görülmüştür. Özellikle kısa saplı çeşitlerde ürün artışı yüksek
olmaktadır ( Uzun, 1985 ).
A.4- Sıcaklık : Bir çok gül çeşidi için 16 C gece sıcaklığı
uygundur. Güneşli günlerde seradaki sıcaklık bundan 5-7 C
yüksek olabilir. Daha yüksek sıcaklıklarda güllerde gelişme
süresi kısalmakta, verim artmakta, ancak kalite düşmektedir
(Çiçek sapı küçülür, sap kısalır ). Yeni dikilmiş güllerde
başlangıçta sıcaklık kontrolü çok önemlidir. Güllerde kritik
dönem olarak bilinen, tomurcuğun bezelye büyüklüğünü alıncaya
kadar geçmesi gerekli sürede, sıcaklık 21 C civarında tutulmalı,
bundan sonra 16 C ye düşürülmelidir. Bu şekilde daha kısa
sürede çiçek elde edilir ( Larson,1980 ).
A.5- Nem : Sera
içi sıcaklığa bağlı olarak oransal nem, güllerin gelişmesi
için uygun düzeyde tutulmadır. Örneğin 24 C de % 60 bağıl
nem uygundur. Fazla nem, sera içi hastalıklarını artırdığı
gibi, nem noksanlığı da gelişmeyi olumsuz yönde etkileyebilir.
Bitkide su kaybı artar, gelişme durur ve sürgünler kısalır.
Geceleri sera
içi neminin düşük olması ( % 40-60 )istenir. Bunu sağlamak
için ısıtma veya iyi havalan-dırma sistemi gerekir. Elverişli
nem koşullarında saplar daha uzun, çiçek ve yapraklar daha
büyük olmakta, dolayısıyla kalite artmaktadır. Sık sık yapılan
yağmurlama sulama (sisteme) külleme ve kara leke hastalığının
yayılmasında etkili olacağından sakıncalıdır.
A.6- Karbondioksit
(CO2) : Sera güllerinde fotosentez için su ile birlikte kullanılan
önemli bir madde- dir. Fotosentez sonucu bitkide büyüme ve
gelişme artar. Havadaki normal CO2 gazı yaklaşık 300 ppm dir.
Sera- larda CO2 miktarı arttırılırsa fotosentez de artacağından
güllerin sapı uzar. Goncalar daha iri olur, dolayısıyla kalite
artar. Seralarda CO2 ihtiyacı havalandırmanın yanı sıra, sera
içinde alkol, propan yakılması ile de sağ-lanabilir.
A.7- Havalandırma
: Seraların sıcaklığına ve nem oranına bağlı olarak gerektiğinde
havalandırma yapılmalıdır. Havalandırma, sera sıcaklığı 21
C nin üzerine çıktığı zaman yapılmalıdır. Havalandırma ile
sera sıcaklığı ve sera nemi kontrol altına alınır. Ayrıca
bitkiler için gerekli olan CO2 ve O2 de sağlanmış olur.
A.8- Sulama :
Güllerde dikimden itibaren yeterli sulamaya özen gösterilmelidir.
Sulama zamanı ve miktarı çevre koşullarına, toprak yapısına,
bitkinin gelişme durumuna bağlı olmakla birlikte, sürgün verme
döneminde ve yaz aylarında gül, daha fazla suya ihtiyaç duyar.
Budama sonrası, çiçek kesim dönemi ve kış aylarındaki su ihtiyacı
ise daha azdır.
Bir dekar seranın
yıllık su ihtiyacı 2000-2500 ton arasında hesaplanabilir.
B. Güllerin Dikimi
ve Budanması
B.1- Dikim : Güllerin
dikiminde en uygun periyodik Kasım ve Mart ayları arasındadır.
Fakat gerçekte 15 Ekimden itibaren Nisan sonuna kadar dikilebilirler.
Kışın dikim, toprak şartlarının elverişsizliği nedeniyle uygun
değildir. Dikim, geç Nisanda yapılmışsa özellikle sulamaya
büyük özen göstermek gerekir. Söz edilen dikim zamanları çıplak
köklü güller için geçerlidir. Şimdi yetiştiriciler, her mevsim
hatta yazın bile dikilebilme olanağı olan olan tüplü güller
yetiştirmektedir.
Gerek bahçecilikte,
gerekse seralarda kesme çiçek olarak yetiştirilen güllerin
dikimi çok önemlidir. Dikim
İçin, yukarıda
anlatıldığı şekilde hazırlanan toprak sahada derinliği 60
cm, çapı 40 cm olan çukurlar açılır. Çukur dibine, üstten
alınan toprak gübreyle karıştırıldıktan sonra konur. Bundan
sonra sıra, güllerin dikime hazır hale getirilmesine gelir.
Buna pratikte “kök tuvaleti “ (dikim budaması) denir. Amacı,
sökümde zedelenen, kuruyan kök uçlarını budamaktır. Ölü kök
uçları kahve rengi olup, bahçe makasıyla kesilerek sarı veya
beyaz sarı rengin ortaya çıkması sağlanır. Toprak içinde,
köklerin kesilen kısımlarının etrafında oluşan yara dokusunun
çevresin- den çıkan çok sayıda kökçükler gülün toprağa sıkıca
tutulmasını sağlarlar. Bu tutunma,eğer gülün kökleri dikim-den
önce killi toprak, taze gübre ve sudan yapılmış bulamaca batırılırsa
daha da kolaylaşır. Köklerde yapılan bu budamaya paralel olarak
dal uçları da budanmalıdır. Bu yöntem, bütün geç dikimler
için özellikle önerilir. Dikim budaması yapılan güller, önceden
açılmış olan çukurlara, kökler kıvrılmayacak, doğal durumunu
koruyacak ve aşı noktası hafif olarak toprak içinde kalacak
şekilde yerleştirilirler.
Fazla uzun kökler
de budama sırasında uçlarından kesilerek kısaltılabilirler.
Gübreyle karıştırılarak yavaş yavaş köklerin arasına konulur
ve çukur tamamen doldurulduktan sonra etrafına sulama çanağı
yapılarak bolca sulanır.
B.2- Güllerde
Budama : Güllerde Budamanın dört ana nedeni vardır.
1- Gençleştirme
2-Verimi Arttırma
3- Kaliteyi Arttırma
4- Form Verme
Güller her yıl
ne kadar iyi bakılırsa bakılsın, zamanla karşılaştığı, dalların
kısalıp gelişmediği, kurumuş bir hal aldığı görülür. Bu durumda,
güllerin keskin aletle aşı noktasının üstünden kesilmesi hem
gençleştirmeye hem de verimli ve kaliteli çiçek elde edilmesine
yardımcı olur. Gençleştirmenin söz konusu olmadığı, verimin
de iyi olduğu güllerde yapılan budama form içindir. İyi bir
form için “V” şeklindeki budama gerekir. Güllerde budama zamanı
kış sonu veya ilkbahar başıdır.
Gül fidanlarında
budama üç şekilde yapılır.
1-) Uzun Budama
(yumuşak budama ) : Dalların dipten itibaren 510 göz bırakılacak
şekilde kesilme-siyle gerçekleşir. Bu tip budama çok kuvvetli,
sağlıklı gelişen güllerde, melez çay güllerinde, sarılıcı
güllerde uygulanır.
2-) Kısa Budama
(Sert Budama ) : Dallar dipten itibaren 2-4 göz üzerinden
budanır. Bu tip budama genç sürgünlerin kuvvetli ve dayanıklı
olmasını, çiçek dallarının da daha uzun ve kuvvetli olmasını
sağlar. Zayıf, güçsüz, verimli olmayan güllerin çoğu bu şekilde
budanır.
3-) Karışık Budama
: Gül fidanlarındaki dalların kuvvet, kalınlık, uzunluk, yaş,
verim gibi faktörler göz-önünde bulundurulmak suretiyle yerini
göre uzun, yerine göre kısa budanmasıdır. Cinsleri ne olursa
olsun pratik-te gülleri şu şekilde budanmalıdır.
1. yıl 2 göz üzerinden
2. yıl 3-4 göz
üzerinden
3. yıl 5-6 göz
üzerinden
4. yıl 2-3 göz
üzerinden
Bu şekilde yapılan
budamayla güllerin hem şekillerini korumuş olur, hem de ömürlerini
uzatmış oluruz. Budanan fidanlar derhal sulanmalı, sulamayla
birlikte sulandırılmış gübre verilmelidir. Budamanın sabah
veya akşam üstü serinliğinde sonbahar-ilkbahar arasında yapılması
uygundur.
B.3- Güllerde
Uç Alma Teknikleri
Koltuk Filizleri ve Tomurcuk Alam : Güller genel olarak, dipten
itibaren 1 veya 2 kalın dal ve çok sayıda ince dal meydana
getirirler. Kaliteli gül yetiştiriciliğinde, bitkilerin dipten
itibaren birkaç kalın dal meydana getirmesi istenir, bu da
“ uç alma tekniği “ ile sağlanabilir. Yeni dikilen güller,
gelişmeye başladıktan sonra sürgün gelişimi dikkatle gözlenmeli,
sürgünler 2.5-3.0 cm olunca ikinci veya üçüncü beş yaprakçıklı
yaprağın hemen üzerinden sürgün ucu kopartılmak suretiyle
“ Erken Uç Alma “ tekniği uygulanmalıdır. Bu yöntemle, meydana
gelen sürgünlerin daha kalın çaplı olması, bitki üzerinde
küçük çaplı sürgün kalmaması ve sürgünler üzerindeki yaprakların
da en büyük ölçülerine kadar gelişmesi sağlanmış olur.
Doğal olarak gelişen kuvvetli, orta kalınlıktaki gül sürgünleri
çiçek tomurcukları görülene dek gelişmele-rine izin verilir,
daha sonra üstteki ilk beş yaprakçıklı yaprağın altından kesilirler.
Bu şekilde “Yumuşak Uç Alma” tekniği uygulanan güllerin daha
uzun saplı olması sağlanmış olur.
Güllerde birde “Sert Uç Alma” vardır ki: Bu da uzun saplı,
kaliteli gül elde edilmesi için uygulanır. Sür-günler alttaki
iki adet beş yaprakçıklı yaprağın üzerinden kopartılır.
Filiz alma, güllerde çiçek sapı ve buna bağlı olarak ta çiçek
tomurcuğu sayısını kontrol altında tutmak amacıyla yapılır.
Çünkü uç alma ile ikinci ve üçüncü derecedeki gözlerin sürgün
yapmaları teşvik edilmiş olur. Bunlardan en üst noktadaki
bırakılırken, diğerleri alınarak kontrol yapılır.
Güllerde ayrıca çiçek sapı üzerindeki tepe tomurcuğundan başka,
çeşit özelliğine göre 2-4 arasında değişen sayıda ikinci derecede
çiçek tomurcukları da vardır. Bunlar nohut iriliğine gelince
elle kopartılarak alınmalıdır. Bu şekilde tepe tomurcuğunun
gelişimi engellenmemiş olur.
5. GÜLLERDE ÜRÜN
PROGRAMLAMA :
Güller, genel olarak
dikimden itibaren kesime kadar üç aylık bir zamana ihtiyaç
duyarlar. Verimi Pazar koşullarına göre ayarlayabilmek ve
belirli periyotlarda münavebeli olarak çiçek elde edebilmek
amacıyla bir ürün programlaması yapmak önemlidir. Bunun için
de dikim zamanıyla birlikte uç alma zamanı ayarlanmalıdır.
Uç almadan itibaren gülün kesimine kadar geçen süre uç alma
şekline, zamanına ve varyetelere göre değişiklik gösterir.
Genel olarak geç
ilkbaharda veya yazın bu süre 5-6 hafta iken, kışın 8 haftaya
çıkar. Bunun dışında, “yu-muşak uç alma “ uygulananlar “sert
uç alma” uygulananlara göre 3-7 gün gibi daha fazla bir sürede
kesime gelirler. BU arada seradaki sıcaklık değişmeleri de
dikkate alınmalıdır. Diğer taraftan gülün sap uzunluğu da
kesim zamanını etkileyen bir faktördür. Uzun saplı güller,
olgunlaşmaları için daha fazla zamana ihtiyaç gösterirler.
Ayrıca gece sıcaklığını (bir gecede en fazla 1 C olmak kaydıyla)
4-5 C düşürmek veya yükseltmekle çiçeklenme gecikebilir veya
hızlandırılabilir.
6-Çiçek Kesimi
: Bir gül sürgünü incelendiğinde, sürgünün orta kısmında 2-5
adet beş yaprakçıklı yaprak bunların hemen altında ve üstünde
bir çok üç yaprakçıklı yaprak ve dar yaprakçıklar bulunmaktadır.
Gül tomur-cuğunun hemen altında bulunan, sırasıyla; dar, uzun
yaprakçık, üç yaprakçıklı yaprak ve ilk beş yaprakçıklı yap-rakların
dibindeki tomurcuklar sivridir. Bunların altındaki yaprakların
dibindekiler ise yuvarlaktır. Sürgünün en altındaki dar yaprakçıkların
dibindeki gözler ise daha düzdür.
Gül sürgünü üzerindeki
tomurcukların durumunu bilmemizin, çiçek kesiminde büyük önemi
vardır. Eğer bu tomurcuklar çiçeklenmeye bırakılırsa, sivri
olanlar kısa saplı güller, dolayısıyla kalitesiz güller meydana
geti-recektir. Bu bakımdan çiçek sapının, üstteki ilk beş
yaprakçıklı yaprağın altındaki noktadan kesilmesi gerekir
(yumuşak uç alma noktası ). Bu işlem, alttaki yuvarlak tomurcukların
ileride uzun saplı, kaliteli gül meydana ge-tirmelerine yardımcı
olur.
Çiçek kesim zamanı
üzerinde, farklı tür ve varyeteler de rol oynar. Sarı varyeteler
pembe veya kırmızı varyetelere göre daha kapalı halde iken
kesilirken, kırmızı veya pembe varyeteler ise dış petaller
açılmaya baş-larken kesilmelidir.
7-Depolama : Kesilen
güller hemen ılık suya konarak 4-5 C hava sıcaklığındaki depolarda
saklanmalıdır. Gülleri daha uzun süre (2 hafta) saklamak gerekiyorsa
–1 C ile 1 C arasında bırakmak gerekir. Ancak güller su içine
konmayıp nem ve hava geçirmez kaplarda saklanmalıdır. Depolamadan
sonra sapların ucu biraz kesilerek 27 C-30 C deki sıcak suya
batırılmalıdır. Bu arada ortam sıcaklığının 4-5 C olması önerilmektedir.
8-Gül Sorunları,
Hastalık ve Zararlıları
Gül yetiştiriçiliğinde
karşımıza çıkan en büyük sorunlar “Kör Sürgün” ve “Bozuk Baş”
oluşumudur.
1.Kör Sürgün :
Güllerin generatif gelişmeye başlaması gerekirken, vejetatif
devrede kalarak yaprak açmaya devam etmesi, böylelikle sapın
ucunda çiçek meydana gelmemesi olayıdır. Yüksek ışık intensitesi
ve yüksek sıcaklık ile kör sürgün arasında ters bir orantı
vardır. Işık intensitesi ve sıcaklık arttıkça kör sürgün oranı
azalmakta (% 14-15),tersi durumunda %40’a yükselmektedir.
Bununla beraber
21 C nin üzerindeki sıcaklıklarda kör sürgün oranı tekrar
artış göstermektedir. Ayrıca, gece-gündüz arasındaki sıcaklık
farkının yüksek olması da kör sürgün oranını arttırır.
Budama şekli de
kör sürgün oranına etki eden önemli bir faktördür. Kuvvetli
budama zayıf budamaya göre kör sürgün oranını artmasına nedendir.
2.Bozuk Baş : Gül tomurcuklarının ortasındaki petallerin tam
olarak gelişemeyerek yassı ve ondüleli bir şekil almasıyla
ortaya çıkar. Bozuk baş oranı da kör sürgünde olduğu gibi
düşük sıcaklık, zayıf ışık intensitesi ve kuvvetli budama
ile artış göstermektedir.
Güllerde en çok görülen Külleme, Pas, Mildiyö, Yaprak ve Sap
Lekesi, Siyah Leke, Kök Çürüklüğü gibi hastalıklar ve Gül
Pseuronu, Afidler, Gül Filiz Arısı, Gül Kabuklu Biti vb. zararlılara
karşı kültürel ve kimyasal savaş yapılmalıdır. Bunun için;
genel olarak işletmelerde temizliğe çok dikkat edilmeli, toprak
ve sera dezenfek-te edilmeli serada havalandırma sağlanmalı,
fazla nemden daima kaçınılmalı,fazla azotlu gübre kullanılmamalı,
gece-gündüz sıcaklık farkının çok olmamasına dikkat edilmelidir.
Kimyasal savaş olarak özellikle Mildiyö ve Küllemeye karşı
sık sık kükürtlü preparatlar ve organik fungusitlerle ilaçlama
yapılmalıdır.
Kaynak : Hasat Yayıncılık (Çiçek Yetiştiriciliği)
|