ÜRETİM
YÖNTEMLERİ
Bitkisel üretim
insanların temel uğraşlarından birisi olagelmiştir. Çayır-mera,
tarla, bahçe ve süsü bitkileri ile orman ağaçları ana bitkisel
üretim dallarıdır. İnsanların gıda, giyim, yapı malzemesi,
yakacak ve estetik gereksinmelerini karşıladıkları canlı malzemelerdir.
Bitkisel üretim;
insanların gereksinmeleri için seçilmiş tek tek yada toplu
haldeki bitkilerin devamlılığını sağlamak ve sürekli yararlanmayı
amaçlayan, kontrollü bitki gelişimi olarak tanımlanabilir.
Bitkilerin üretilip
yetiştirilmeleri ve kullanımları özel bilgi, deneyim ve teknik
gerektiren uğraşlar dizisidir. Bitkilerin çok değişik fiziksel
ve genetik özelliklere sahip olmaları; çok değişik ortam ve
çevre koşullarına gerek duymaları; üreme ve gelişmelerinin
çok farklı tipte olması, üretimlerinde de çok farklı yöntem
ve tekniklerin kullanılmasını zorunlu ve yerine göre değişebilir
duruma getirmiştir.
Bitkilerin istenilen
miktarlarda ve kolaylıkla üretilip-yetiştirilebilmesi ancak
bu yöntemlerin ve uygulanacak tekniklerin bilinmesi ile olanaklıdır.
Bitki üretimi; iki temel üretim tipinin farklı modifikasyonlarında
uygulanan yöntem ve tekniklerin araştırılıp geliştirilmesi
ve bölgesel koşullara göre adaptasyon çalışmalarının yapılması
ile kitlesel nitelik kazanabilir.
EŞEYLİ ÜRETİM (Tohumla Üretim)
Gelişkin bitkiler,
yaşamlarının belirli bir döneminde ya da sürekli olarak meyve
ve tohum verirler. Üreme, üretme ve ıslah çalışmalarında temel
üretim malzemesi olan TOHUM, bitkisel üretimin ana kaynağıdır.
Tohumla çoğaltmanın
bir özelliği, yeni bireyler arasında görülen değişkenliktir.
Bu özellikten kaynaklanan ve farklı çevre koşullarına uyma
yeteneğine sahip bitkilerin ortaya çıkması mümkün olmaktadır.
Bitki ıslahının temelinde bu özellik (melezleme) ten yararlanılır.
Oysa; üretimde, pek çok güçlük ve sorun bu olaydan kaynaklanır.
Bu nedenle tohumla
üretimde, sorunların ve bitkinin özelliklerinden kaynaklanan
olası sonuçların önceden bilinip çözüm getirilmelidir.
Ekilen tohumlardan
çıkacak genç bitkilerin kalitesi, tohumun kalitesi ile doğru
orantılıdır. Otsu bitkilerde (sebze ve bahçe çiçekleri) FİDE;
odunsu bitkilerde (çalı, ağaç ve ağaççık) ise ÇÖĞÜR olarak
adlandırdığımız bu genç bitkilerin nitelikleri ve bunlara
uygulanacak kültürel tedbirler türlere göre farklılık gösterecektir.
Tohumla üretime
geçmeden, bitki fizyolojisi, tohum ve tohumluğun özellikleri
ve ekim öncesi işlemlere ilişkin açıklamaların yapılması yararlı
olacaktır.
Bitkilerde tozlanmayı
izleyen dönemde, döllenme olayının meydana gelmesi ile meyve
tutma ve tohum oluşumu olayının geliştiğini biliyoruz. Bir
bölüm bitki kendine döllemlidir. Oysa, bazılarında yabancı
tozlama zorunlu bir olaydır. Özellikle iki evcikli bitkilerde,
dişi ve erkek çiçekler farklı bitkiler üzerinde oluşur ve
gelişirler. Döllenme ve tohum oluşumu için her iki cinsten
çiçek taşıyan bitkilerden belirli bir çevre içinde bulunması
zorunluluğu bulunmaktadır. Bunlara; İlex, incir, Amerikan
cevizi, Antepfıstığı, akçaağaçlar, Taxus, Ailanthus, hurma,
ıspanak ve kuşkonmaz örnek olarak gösterilebilirler. Döllenmeyen
dişi çiçekler meyva bağlamaz ya da içi boş (tohumsuz) meyve
oluşur.
Çiçekleri bir cinsli
olan bitkilerden bir bölümünde ise, erkek ve dişi çiçekler
aynı bitki üzerinde olmalarına karşın farklı yerlerde bulunur.
Bunlarda rüzgar ya da böceklerle döllenme zorunluğu bulunmaktadır.
İki cinsli çiçeklerde
ise dişi ve erkek organların farklı zamanlarda olgunlaşmaları
ya da kendine döllemsizlik durumunda yabancı tozlama zorunluluğu
ortaya çıkmaktadır. Bu durum dölleyici çeşit bulundurularak
önlenebilir.
Döllenmeden sonra
oluşan tohumdaki kromozomların yarısı anadan, yarısı da babadan
geçmiş olur. böylece bu yeni embriyo, genetik özelliğine bağlı
olarak ya anaya, ya babaya da her ikisine de benzemeyebileceği
gibi bunların ortak özelliklerini de taşıyabilir. Böyle tohumların
meydana getirecekleri bitkilerde çok geniş açılımın olacağı
bilinmelidir. Dolayısıyla bu üretim yönteminin uygulanmasında
çok dikkatli olunmalıdır.
Yabancı tozlamanın
oluştuğu durumlarda tohumun saflığı korunamaz. Melez tohumların
oluşumu ise aynı kalitede mal üretimine engel olur. ancak;
özel olarak üretilmiş yüksek kaliteli Fı melezlerinin, bu
tür karışık ve niteliksiz tohumlarla eş tutulamayacağı bilinmelidir.
Genelde odunsu
bitkilerin çoğu heterozigottur. Bu nedenle yabancı tozlama
sonucunda ortaya çıkacak genetik varyasyon sonsuzdur.
Çögür ya da fidelerde
istenmeyen özellikler yönünden bir ayrım yapılma olanağı varsa
ve yüzde olarak belirli sınırlar içinde kalıyorsa, bu tür
tohumlar kitle üretimi için değerlendirilebilir.
Tohumların genetik
saflığının korunabilmesi amacı ile özel olarak düzenlenmiş
koruluk ya da yabancı tozlamalı elemine edebileceğimiz parsellerdeki
özel üretim çalışmaları yapılmalıdır.
Tohum Orjini :
Tohumun alındığı yörenin ekolojik özelliklerinin bilinmesi
yanında ana bitkinin tohum özelliklerinin denenip belirli
kalite ölçütlerinin bulunmasından sonra sertifikalı bitki
ve tohumlar elde edilmiş olur. Kitlesel üretimde kullandığımız
tohumlarda;
· Orijini belli,
sertifikalı, saf ve ilaçlanmış,
· Tohumun alınma zamanı ve saklama şekli hakkında bilgi,
· benzer ekolojik bölgelerden ve tercihen aynı yöreden alınması,
· satın alınan tohumlar, ekim dönemine kadar saklamada uygun
koşulların yaratılması sağlanmalı,
· ekim öncesinde, tohumun göreceği ön işlemlere ilişkin tavsiye
ve direktifler yerine getirilmeli,
· tohumların çimlenmeleri ve genç bitkilerin dış koşullara
uyum sağlamalarına kadar geçen dönemde gerekli özel gösterilmeli,
gerekli kültürel önlemler alınmalıdır.
Tohum Kaynakları : Orman ağaçları, meyve fidanları ve sebze
üretimi için gerekli kaliteli ve sertifikalı tohum gereksinimlerinin
karşılanması yanında çim, çiçek, çalı ve ağaç tohumlarının
toplama, üretim ve pazarlaması büyük bir potansiyel yaratmış
bulunmaktadır. Bu gereksinmelerin karşılanmasında :
· Ticari Tohum Üreticiliği : Özellikle kültür varyete ve formları
melezlerinin yetiştirildiği ya da özel parsel ve arboretumlarda
saf olarak üretilen tohumluk malzemelerinin, nitelikleri belli
malzeme olarak pazarlaması yapılır.
· Tohum Toplama : Park, orman ya da özel bahçelerden, belirlenen
bitkilerden her yıl toplanarak ihtiyaç karşılanır.
· Meyve İşleme Sanayii : Çeşitli meyve ve sebze işleme tesislerinin
posa ve artıkları bu amaçla değerlendirilir ya da yöntem ve
tesis olarak tohum çıkarmada yararlanılabilir
Tohum Hasadı ve Uygulanacak İşlemler : Meyvelerin olgunluk
zamanları ile tohumun olgunluğu arasında bir ilişki bulunmakla
birlikte, kesin bir ayrım yapma olanağı bulunmamaktadır. Bazı
tohumlarda, meyve içinde kalma süresi çimlenmeyi geciktirirken,
bazılarında meyvenin bitki üzerinde kalması ve hatta bitki
üzerinde kış geçirmesi gerekli olmaktadır. Bazılarında ise
karaağaçlarda olduğu gibi çiçeklenmeyi izleyen bir aylık dönem
içerisinde tohumların alınıp ekilmesi gerekli olabilmektedir.
İşlem sırası :
· Olgunluk Zamanının Saptanması : Literatür bilgileri ve fidanlık
deneyimlerinden yararlanılarak, mevsim özellikleri de dikkate
alınarak saptanır. Gerektirdiğinde embriyo gelişimini belirlemek
amacı ile binokülerde inceleme yapılması ya da embriyo soyularak
özel ortamda çimlenme denemesi ile kesin sonuç alınabilir.
· Meyve ve Tohumların Toplanması : Olgunlaşmış ancak, çatlayıp
tohumların dökülmelerine neden olacak kadar geciktirilmeden
toplanmalıdır. Olgunlaşınca yarılıp çatlayan meyvelere örnek
olarak, bazı baklagiller, turpgiller, kapsül şeklinde meyvesi
olanlar verilebilir. Bütün meyvesi bir tek tohumdan oluşanlar
(sertçekirdekliler), etli meyveliler ve üzümsü meyvelilerin
hasadı işleme kolaylığı sağlamak amacı ile meyveler kurumadan
yapılır.
Olgunlaşan tohumlar; yerden ya da ağaçtan toplanarak, salkımlar
kesilerek, bitki tümüyle
sökülerek ya da bitki sallanarak toplanır.
· Tohumların Meyveden Ayrılması : Kurutulduğunda çatlayan,
çiçek tablasına bağlantısı kopan, kapsülleri açılan ya da
başak biçimindeki oluşumların gölgede kurutularak, sopa paletli
ayırıcılarla harmanlanması yapılır. Etli meyvelerde ise ezme,
parçalama ya da fermantasyon işlemi ile parçalanan meyve etinin
meyveden ayrılmasında daha çok yıkama geçerli bir yöntem olarak
kullanılır. Meyve etinden kalan parçalarla birlikte, boş ve
olgunlaşmamış tohumlar da atılır. Yıkanıp temizlenen tohumlar,
kurutularak paketlenir ya da katlamaya alınarak soğuk depo
ya da mahsenlerde bekletilir.
· Saklama (Tohumların Muhafazası) : Tohumlar, bitkinin özelliğine
bağlı olarak değişik sürelerde ve değişik koşullarda saklanırlar.
Bazı tohumlar (Populus Acer, Ulmus, Cedrus, Spirea vb.) kısa
ömürlüdür. Yaşama yeteneklerini birkaç gün ya da birkaç ayla
sınırlıdırr. Bazı tohumların (ceviz, meşe, Acer saccarum,
turunçgiller) nem oranı düşürüldüğü ya da kurutuldukları zaman
çimlenme güçleri kalmaz. Bazı bitkilere ait tohumların kuru
ve soğuk ortamlarda, kapalı kutu ve tenekelerde saklanmaları
gerekir. Özel koşullar gerektiren tohumlar dışında kalanlarda,
bağıl nemi %50 nin alındaki serin depolarda, torba ya da ağzı
açık kaplarda ekim zamanına kadar korumak mümkündür. Ancak,
mantari hastalıklara ve böceklere karşı tohumların ve deponun
ilaçlanmasında zorunluluk bulunmaktadır.
Isı ve nemi kontrollü, havalandırılabilen depolar en uygundur.
· Embriyo Gelişimi ve Çimlenme Olayı : Tohumun embriyosu,
bitki üzerinde olgunlaşmasından başlayarak, muhafaza ve ekime
kadar zehirli bir durgunluk ile çimlenme yeteneğini kazanmış
olması durumu dışında embriyo gelişimine ve çimlenebilmesi
için gerekli koşulların sağlanmasına (ekime) kadar dışarıdan
izlenebilecek bir tepki göstermez. Embriyonun gelişmesi için
gerekli dinlenme periyodunun tamamlanmış olmasına rağmen tohumun
çimlenmemesi, embriyonun gelişmesini engelleyen bazı etkenlerin
bulunması sonucudur. Çimlenmenin olmaması; nem, uygun sıcaklık,
oksijen ve istenilen diğer çevre koşullarından bir ya da birkaçının
yokluğu yüzünden de olabilir. Bu durum tohumun dışındaki koşulların
neden olduğu "Dinlenme" olarak ifade edilir. Tüm
çevre koşulları uygun olsa bile, bazı hallerde iç koşullar
çimlenmeye engel olabilir. Bu durum;
· Embriyo içerisindeki mevcut koşullardaan (Embriyo dinlenmesi),
· Embriyoyu dıştan kuşatan bazı tohum kısımlarından (Tohum
kabuğu),
· Tohum ve meyvenin bazı kısımlarındaki kimyasal faaliyetlerin
sebep olduğu durdurma (İnhibatör dinlenmesi) sonucunda olabilir.
Bu durumda olan tohum (dinlenme halindeki), çevre koşulları
uygun olsa bile iç faktörlerin etkisi ile çimlenme olayı meydana
gelmemektedir. Çimlenme olayının engellenmemsinde;
· Su alımına engel olan tohum kabukları, (Cercis, Euonimus,
Viburnum)
· Embriyo gelişmesine mekanik olarak direnç gösteren tohum
kabukları,
· Embriyoya gazların giriş çıkışını kısıtlayan tohum kabukları,
· Gelişmesini tamamlamamış embriyolar,
· İnhibatörler (Gelişmeyi engelleyici maddeler) gibi koşullar
etkilidir.
SÜS BİTKİLERİNİN
TOHUMLA ÜRETİMİ
Otsu ve odunsu
süs bitkilerinin üretiminde benzer yöntemler kullanılmakla
birlikte, bu bitkilerdeki yapısal farklılıklar nedeniyle kapalı
mekan ve açık alanda üretilen fide ve çöğürlerin geçirdikleri
aşamaları ayrı ayrı açıklamakta yarar olacaktır.
ÇİMLENMEYİ UYARICI
ÖN İŞLEMLER :
Mekanik Aşındırma
: Sert ve su geçirmeyen tohum kabuğunun cilalı dış yüzeyinin
aşındırılıp geçirimliliğinin sağlanmasıdır. Basit bidon ya
da beton karıştırıcılarının içerisinde kaba çakıl ve kumla
karıştırılarak yapılabilir. Tohum ve çakıl irilikleri farklı
tutularak ayırma kolaylaşır.
Tohumların Suda
Islatılması : Tohum kabuklarının yapısını değiştirerek, çimlenmeyi
engelleyici maddeleri yıkamak ve tohum kabuklarını yumuşatarak
çimlenme süresinin kısaltılmasını amaçlar. Tohum kabukları
yüzünden meydana gelen dinlenmeyi ortadan kaldırdığı gibi
su alıp toprakta şişmeleri için geçen zamandan tasarruf sağlanmış
olur.
Asitle Aşındırma
: Asitle aşındırmanın amacı, sert ve su geçirmez tohum kabuğunun
bu olumsuz özelliklerini değiştirmektir. Tohumların derişik
sülfürik asitle batırılması etkili bir yöntemdir. İşlem süresi
türlere göre farklılık gösterirler. 10 dakika ile 6 saat arasında
değişen bu beklemeden sonra tohumların akarsu altında yıkanmaları
gereklidir.
Soğukta Katlama
: Dinlenme halindeki embiryoların çimlenme olgunluğuna getirilmesi
ve tohum kabuklarının yapısının sağlanması amaçlanır. Nemli
tohumların çimlenmeden önce belirli bir süre düşük sıcaklıkta
tutularak dinlenme halindeki embriyoya sahip çalı ve ağaç
tohumlarının çabuk ve yeknesak çimlenmesinde etkin olan bir
işlemdir. Bu işlem yapılmadıkça belirli türlerin tohumları
çok yavaş, uzun sürede ve düzensiz bir çimlenme gösterir.
Bu gelişmenin olabilmesi için sıcaklığın 0-10 oC arasında
tutulması, ortamın nemli ve havadar olması, katlamada belirli
bir sürenin geçirilmesi zorunlu olmaktadır.
Uyarıcı İşlemlerin
Birlikte Uygulanması : İki ya da daha fazla işlemin birleştirilmesinin
amacı, sert tohum kabuklarının ve dinlenme halindeki embriyonun
getirdiği engeli kaldırmak, karışık bir dinlenme periyodu
içinde bulunan embriyonun çimlenmesini teşvik etmektedir.
Ekim Zamanının
Ayarlanması : Dinlenme halindeki tohumların çimlenme olgunluğuna
gelmesi için gerekli çevre şartlarının ve özel isteklerin
yerine getirilmesi amacı ile yapılır. Soğukta katlamaya ihtiyacı
olan tohumları sonbahardan ekerek ya da hem soğuk hem de sıcak
katlama gerektiren tohumlarda erken ekim yaparak önce sıcak
sonra da soğuk katlama gereksinmesi karşılanmış olur. Bazı
hallere çimlenme, meyveden tohumlar çıkarılır çıkarılmaz ekilerek
hızlandırılabilir. Bu yolla tohum kabukları sertleşip kurumadan
ekilerek çimlenme kolaylaştırılmış olur. Etkili yöntemlerin
bilinmemesi halinde doğal koşullardaki işleme benzer bir uygulama
yapılır.
Kuru Saklama :
Taze olarak hasat edildiklerinde, dinlenme durumunda olan
bazı tohumların çimlenme olgunluğuna getirilmesi amacı ile
yapılır. Taze olarak hasat edilmiş birçok otsu bitki tohumu,
bir kuru saklama süresinin sonuna kadar çimlenmezler. Bu dinlenme
devresi, bitkinin türüne bağlı olarak, birkaç günden haftaya
kadar uzayabilir. Tahılların, sebze ve çiçek tohumlarının
kuru olarak yetiştirici eline geçinceye kadar çoğu kez dinlenme
dönemini de geçirmiş olur.
Belirli Sıcaklık
ya da Sıcaklık Kombinasyonları : Yeni hasat edilmiş bazı tohumların
çimlenebilmesi için belirli sıcaklık dereceleri altında kurutulup
saklanması gerekir. Yüksek ve sabit sıcaklık, yeni derilmiş
bazı bitki tohumlarının dinlenmeden çıkarılması için başarı
ile kullanılır.
Tohumların KNO3
Çözeltisi ile Islatılması : Yeni derilmiş pek çok bitki türünde
tohumların çimlenmesini teşvik etmek için kullanılmaktadır.
Laboratuar çalışmalarında da hızlandırıcı bir yöntem olarak
uygulanır. İlk ıslatma %0,2 lik potasyum nitrat çözeltisi
ile yapılır. Daha sonra sulama suyu olarak çeşme suyu ya da
damıtık su kullanılabilir.
Işık : Bazı yeni
hasat edilmiş ve dinlenme halindeki tohumlarda çimlenmeye
teşvik amacı ile yararlanılır. Uygulanacak ışığın şiddeti,
türe bağlı olarak çimlenmeyi teşvik ya da gecikmesine neden
olabilir. Tohumlardaki ışıklanma ihtiyacı hasattan sonra en
yüksek durumdadır. Tohumlar kuruyup depolanması sırasında
bu gereksinme giderek azalış gösterir. Işıklanma ihtiyacı
olan tohumların yüzlek olarak ekimi ile çimlenmede artış izlenir.
Işığın uyartan kuvveti, tohumların su alıp şişmelerinden sonra
etkili olur. ışıklanmadan sonra, nemli tohumlar kurutulabilir
ve karanlıkta, çimlerin yeteneklerini kaybetmeksizin haftalarca
saklanabilirler.
a) Otsu Süs Bitkilerinin Tohumla Üretimi :
Mevsimlik çiçeklerin hepsi, perenial bahçe çiçeklerinin büyük
bir bölümü çiçekli saksı bitkilerinin (Sineraria, Cylcamen,
Primula, Gerbera vb.) bir bölümü Kaktüs ve succulentlerin
hemen hepsi, sera ve salon bitkisi olarak kullanılan çiçekli
bitkilerin (Begonia, Monstera, Orkideler, Sardunya, Punica,
Coleus, Lantana vb.) büyük bir bölümü tohumla üretilebilirler.
Mevsimlik çiçek
tohumlarının bir bölümü ile perenial çiçeklerin yaz aylarında
ekimi yapılabilenler açıkta ekilip büyütülebilirler. Ekim
tavalara serpme ya da sıraya ekim yöntemi ile yapılır. Tohumların
özelliğine göre, üstleri örtülmez ya da bir miktar elenmiş
gübre ile kapatılıp sulanır. Genç bitkiler iki üç yaprak olduktan
ve ele gelecek büyüklüğe eriştikten sonra sökülerek uygun
aralıklarla yeni tavarala dikilir. Bu işleme ŞAŞIRTMA denir.
Dikilecekleri parsellerin boyatılması ve gerekli boya erişmesi
sağlanır. Bu işlemler tümüyle dışarıda yapılır.
Soğanlı yumrulu
bitkilere ile kışlık çiçeklerden boşalacak parterlerin erken
ilkbaharda gelişkin fidelerle doldurulabilmesi için korunmuş
mekanlarda üretim zorunluluktur. Yazlık çiçek tohumlarının,
güney illerinde bile korunmuş ortamlarda yetiştirilebildiğini,
soğuk bölgelerde ise cam örtü altında yapılabileceği bilinmelidir.
Dış koşulların büyüme için uygun olmadığı durumlarda üretim
yapıları içindeki tezgahlarda, kasalar içinde yetiştirilen
fideler, saksı ya da özel kaplar içinde büyütülürler. Dış
koşulların uygun duruma geldiği döneme kadar gelişen, hatta
çiçeklenen bu bitkiler, çiçek parterlerine dikilerek istenen
etki sağlanmış olur.
Daha hassas ve
pahalı olan iç mekan bitkilerinin tohumlarının yine içerde
ve örtü altında kontrollü koşullarda yetiştirilmelerinde zorunluluk
bulunmaktadır. Özel tohum üreticisi kuruluşlardan alınan bu
kıymetli ve az sayıdaki tohumun fire vermeden çimlendirilmesi
ve büyütülmesi ancak, ısı, nem ve aydınlatması ayarlanabilen
ortamlarda yapılabilir. Tohumların doğmadan saksılara ekimi
yapılabileceği gibi bazı hassas türlerin aseptik şartlarda
özel besin eriyikleri içerisinde çimlendirilip geliştirilmelerinde
zorunluluk olabilir. Yaygın ve kitlesel üretim yapan kuruluşlarda
çimlendirme, şaşırtma ve saksılama işlemleri tam otomatik
çalışan sistemler içerisinde ve en az insan gücü ile yapılır.
İç mekan bitkilerinde çiçeklenme ve satış boyuna erişme zamanına
kadar içerde bakımları sürdürülür. Bu yolla periyodik olarak
kitlesel üretim gerçekleştirilmiş olur.
b) Odunsu Bitkilerin
Tohumla Üretimi :
Ağaç,ağaççık ve çalılardan tohumla üretilmesi mümkün olabilen
saf hat ya da homozigot türlerde bu yolla üretim sağlanabilir.
Melez olmakla birlikte belirli karakterler yönünden kolayca
ayrılabilen tür ve kültür formlarında, çıkan çöğürlerden istenmeyen
özelliktekiler elemine edilir. Odunsu bitkilerin tohumlarından
hemen hepsi (çok hassas ve küçük olanlar dışında) dışarıda
hazırlanan yerlere ve tür için uygun dönemde dikilir. İçerde
ekilenler için otsu bitkiler için uygulanan yöntem izlenir.
Dışarıya ekileceklerde ise; tohumun türüne (büyük-küçük, katlamalı-katlamasız),
uygulanacak işleme (şaşırtma, aşılama, yerinde büyütme vb.)
ve işletmenin karakterine bağlı olarak belirlenen yöntem uygulanır.
Çöğür yetiştirme
amaçlanıyorsa; çimlenmeyi kolaylaştırıcı ön işlemlerden geçmiş
olan tohumlar, sıraya ya da serpme olarak tava ve yastıklara
ekilir. Ekim aralıkları tohumun türüne, büyüme hızına, bulunulan
ekolojik bölgenin bitki gelişimindeki etkisine göre ayarlanır.
Çıkan genç bitkilerde aralık ayarlaması, seyreltme yapılarak
sağlanır. Seyreltme amacı ile sökülen bitkiler yeniden dikilebilir.
Bazı türlerde ilk dönemde yakıcı güneş ışınlarından korunma
amacı ile gölgeleme zorunluluğu olabilir. Mevsim sonunda yaprak
döken ya da durgunluk dönemine giren (bitkiler) ÇÖĞÜRLER önce
kazık kökleri kesilip sökülürler. Sökülüp boylandıktan sonra
demetlenen ÇÖĞÜRLER, özel soğuk depolarda ya da nemli yosun
ve torf içine yerleştirilmiş olarak kasa ya da naylon torbalar
içinde soğuk depolarda dikim dönemine kadar saklanırlar. Kalem
aşısı yapılabilecek durumda olanlar makine yardımı ile aşılarak
özel seralarda aşının tutması için bekletilirler. Özellikle
güllerde bu yöntem yaygın kullanılır.
İşletmenin karakterine
göre çöğürler satılır ya da kendi gereksinimleri için ve büyütülmek
üzere hazırlanan yeni yerlerine sıra üzerine dikilir. Bu dikim
işlemine REPİKAJ adı verilir. Repikaj, büyütülmek üzere çöğürlerin
yeni yerlerine dikimidir. Sıra araları genellikle tek akslı
el traktörünün çalışabileceği genişlikte tutulur. Sıra üzerleri
ise gelişme hızı ve tarlada kalacağı süreye bağlı olarak ayarlanır.
Hızlı gelişen ve
büyük tohumlu türlerde tohumların doğrudan büyütme ya da aşı
parsellerine ekimi yapılabilir. Bu durumda tohumlar, ideal
sıra ve mesafe ayarlaması yapılarak ekilir. Ancak, gereksiz
alan kaybı ve bakım masraflarındaki artış başka bir yolla
tolere edilmelidir.
Kaplı üretim yapan
işletmelerde ise çöğürler uygun büyüklükteki saksı ya da kaplar
içerisine dikilir. Gelişmeye paralel olarak saksı boyları
ve aralıkları ayarlanır. Saksılar, altları plastik brandalı
kum tavaları üzerine yerleştirilir. Sulamada; yağmurlama ya
da sisleme başlıkları kullanılır.
EŞEYSİZ ÜRETİM : (Vegetatif Çoğaltma)
Eşeysiz çoğaltma;
kök,sürgün,yumru,yaprak ya da meristem hücrelerinin özel koşullarda
gelişimi sağlanarak yeni fertlerin elde edilmesi olayıdır.
Eşeysiz üretim; yeni bitkinin genetik yapısında herhangi bir
değişiklik yapılmadan ana bitkinin tüm özelliklerinin yavru
bitkilerde ortaya çıkmasını sağlayan bir üretim yöntemidir.
Değerli meyve ve
süs bitkilerinin pek çoğu varlıklarını eşeysiz çoğalmaya borçludur.
Bu bitkilerin pek çoğu heterezigot (melez) olup, tohumla aynı
özelliklerin korunması olanaksızdır.
Kolon : Kökeni
tek bir dal yaprak ya da fert olan ve vegatatif yollarla çoğaltılmış
olan, genetik yapı bakımından birbirini örnekleyen, mutasyon
ya da melezleme ürünü bitki olarak tanımlanabilir.
Eşeysiz çoğaltmanın
tercih nedenlerini;
· Kolonun korunması ve devamlılığının sağlanması
· Tohumla çoğaltma olanağı bulunmayan bitkilerin devamlılığının
sağlanması (muz, incir, çekirdeksiz çeşitler, steril çiçekliler
vb.).
· Çabuk köklenen ve büyüme kolaylığı sağlanması olarak toplanabilir.
Vegatatif yolla bitki üretiminde günümüze kadar kullanılmış
pek çok üretim yöntemi bulunmaktadır. Bunlardan bir bölümü
sadece belirli türler için uygulama alanı bulunmaktadır.
1) ÇELİKLE ÇOĞALTMA
Sürgün, dal, gövde, yaprak ya da yaprak parçalarının, ana
bitkiden ayrılarak , uygun çevre koşulları yaratılmış ortamlarda
köklendirilip ana bitkinin tüm özelliklerini taşıyan yavru
ya da yavruların elde edilmesidir. Üretimde kullanılan bitki
parçasına ÇELİK, bu işleme de ÇELİKLE ÜRETİM adı veriliyor.
Çelikle üretim, süs bitkilerinin ticari amaçlarla çoğaltılmalarında
kullanılan en yaygın yöntemdir.
Çelikler, bitkiden
alındıkları döneme ve kesildikleri bitki bölümüne göre adlandırılırlar.
Birbirlerinden az çok ayrıcalık gösteren işlemler uygulanarak
köklendirilip geliştirilirler.
· Gövde Çelikleri : Çeliklerin sağlıklı, orta kuvvette, çeşidi
bilinen genç bitkilerden alınmasına özen gösterilir. Ticari
amaçlarla ve kitle üretimi yapan işletmelerde, çelik alınacak
bitkiler özel olarak yetiştirilir, bakım ve çeşide 3-5 yılda
bir yenilenerek sağlıklı amaçların devamlılığı sağlanır. Bunlara
anaç parsellerinde bakılır ve STOK MALZEME adı verilir. Kışın
yaprağını döken bitkilerden odun çelikler kış dinlenme periyodunda
yeşil çelikler ise, büyüme mevsiminde ve henüz sertleşmemiş
ya da kısmen odunlaşmış dalların ve otsu gövdelerin kullanılması
ile hazırlanır.
· Odun Çelikleri : Vegetatif üretme yöntemlerinin en kolay
ve ucuzudur. Kolaylıkla hazırlanır, saklanır, taşınır, köklendirmede
özel ekipman gerektirmez. Odun çelikleri genellikle tam olgunlaşmış,
güneşte gelişmiş bir yıllık sürgünlerden, kış dinlenme dönemi
içerisinde alınır. Bu tip çeliklerle, yaprağını döken süs
çalılarının hemen hepsi kolaylıkla çoğaltılabilir. Çelik yapılacak
sürgünlerin boğum araları normal pişkinleşmiş olmalıdır. Obur
dallar, gövde üzerinde gelişmiş ince ve cılız sürgünler, hastalıklı
dal parçaları çelik olarak kullanılmaz. Dikimden önce çeliklerin
alınarak depolanması gerekir. Hazırlama ve depolamada farklı
yöntemler uygulanır.
· Kesilip demetlenen çelikler, ilkbahara kadar kuma ters gömülmüş
olarak, kiler ya da depo gibi donma derecesinin altına inmeyen
yerlerde, kontrollü soğuk depolarda nemleri korunarak saklanır.
· Kontrollü koşullarda, talaş ve naylon torba içerisinde depolanan
çelikler 0 oC - 14 oC arasındaki odalarda bekletilir. Aşırı
göz gelişmesinin önlenmesi için sık sık kontrol edilir. Alt
kısımda kallus (mühre) oluşup kök taslakları belirmeden gözlerin
gelişmesi dikim sonrası bozulma ve kurumalara neden olur.
· Ilıman bölgelerde yaprak dökümünden sonra alınan çelikler
hemen yerlerine dikilebilir. Ancak, kemirgenler ve kış aylarında
alanın kullanılmayışı sakıncalı olabilir. Öte yandan kolaya
köklenen bazı türler katlamaya alınmadan ilkbaharda doğrudan
yerlerine dikilebilir.
İbreli ağaç ve çalıların çeliklerinin köklendirilmesi çok
yavaş ve oldukça zor olur. köklenmeyi uyarıcı bazı kimyasal
maddeler (hormonlar) çeliklerin köklenme yüzdelerinde önemli
artışlar sağlarlar. İbrelilerden çelik almak için en uygun
zaman, anaçların soğuklanma ihtiyaçlarını tamamlamalarına
yakın ve tam dinlenme halinde bulundukları kış aylarıdır (Ocak-Şubat).
Çelik materyali olarak bir önceki büyüme mevsiminin pişkinleşmiş
tepe sürgünleri kullanılır. Juniperus'larda olduğu gibi daha
yaşlı ve uzun dallar da çelik olarak kullanılabilir.
· Yarı Odunsu Çelikler : Geniş yapraklı herdemyeşil türlerin,
olgunlaşmış dalları ile yaprağını döken türlerin kısmen odunlaşmış
yaz çelikleri bu kapsam içinde ele alınıp değerlendirilmektedir.
Herdemyeşil türlerde çelikler yaz aylarında, büyümenin yavaşlayıp
sürgünlerin olgunlaştığı dönemde alınır. Cmelia, Pittosporum,
Euonymus vb. gibi herdemyeşil çalıların çeliklerinde mişt
altında süratli bir köklenme izlenir. Hormon kullanımı ile
süre kısaltılacağı gibi çeliklerdeki gelişme de hızlandırılır.
Çelikler 8-15 cm. uzunlukta, tercihen tepe sürgünlerinden
alınır. Kesimler tomurcuk yada yaprağın hemen altından yapılır.
Toprağa yada üretim ortamına girecek kısımdaki yapraklar kesilir.
Sürgünlerin türgor halinde olduğu sabah saatlerinde kesim
yapılır. Alttan ısıtmalı sisleme (Mist) tesisleri çelik köklendirme
için ideal sistemlerdir. Kasalar içinde yada doğrudan tezgahlara
dikim yapılarak üretimde süreklilik sağlanır.
· Yumuşak Odun Çelikler : Yaprağını döken ve herdemyeşil türlerin
yumuşak ve etli ilkbahar sürgünlerinden hazırlanırlar. Forsythia,
Magnolia, Weigela vb. bu yolla çoğaltma imkanı olan bitkileridir.
Ancak sisleme ve örtü altı üretimi gereklidir.
Çabuk gelişmiş, yumuşak ve gevrek sürgünlerin çelik olarak
kullanımı arzu edilmez. Bunlarda köklenme olmadan solma ve
çürüme görülür.
· Otsu Çelikler : Perenial (Çokyıllık) yada yarı odunsu bitkilerden
(Sardunya, Fuosia, Coleus birçok sera ve salon bitkisi) alınan
çelikler bu grupta toplanır. Yumuşak odun çeliklerine benzer
yöntemle köklendirilir. Ancak; bunlarda köklenme hızı ve yüzdesi
çok yüksektir.
Kaktüs ve sütlü bitki çeliklerinin dikimden birkaç gün önce
alınarak tür özelliğine göre belirli bir süre açıkta yada
kuru kum içinde bekletilmesi, köklenmeyi arttırıcı, çürüme
ve bozulmaları giderici bir önlem olarak uygulanır. Succulent
çeliklerinin köklendirilmesinde çok nemli ortamlar yarar yerine
zararlı etki yapabilir.
· Yaprak Çelikleri : Yaprak ayası yada yaprak sapı üretim
ortamına batırılarak yada yatırılarak köklenme sağlanır. Ana
yaprak damarı, sap yada kesilen yaprak damarlarından kök ve
sürgün benzeri bitki taslakları oluşur.
· Sanseveria (Paşakılıcı) da olduğu gibi uzun sivri yapraklar,
5-8 cm. parçalara ayrılarak dikilir. Renkli kenarlılarda,
ortadaki yeşil bölüm çıkarılarak dikildiğinde başarılı sonuç
alınabilir.
· Begonia rex gibi etli ve kalın yaprakların damarları kesilerek
ters olarak yaprak üzerine yatırılır. Kesik kısımlardan köklenme
ve yeni bitki taslaklarının oluşumu sağlanır.
· Saintpaulıa (Afrika menekşesi), sap, yaprak kenarı ya da
tüm yaprak yüzeyi ortama serilerek köklenme ve bitki taslakları
oluşturulur.
· Peperomia, Sedum, Crassula, bu yolla çoğaltılabilir.
· Kök Çelikleri : Köklerinde adventif göz bulunduran türlerde,
bitkiye zarar vermeyecek şekilde açılarak çıkartılan kalın
kökler, 3-5 cm.lik parçalara bölünerek üretim ortamına dikey
olarak dikilir. Sökümlerin köklerde bitki besin maddelerinin
depolandığı sonbahar ve kış aylarında yapılmasında yarar vardır.
Gövdeye yakın kenar üste gelecek şekilde dikim yapılır ve
üst uç toprak seviyesinde tutulur.
Rhus ve Ribes gibi türler kök çelikleri ile üretilebilir.
KÖKLENDİRME ORTAMLARI
Pek çok bitki türünün çelikleri, çok kolay köklendikleri için
kullanılacak köklendirme ortamının cinsi önemli değildir.
Çok güç köklenen bitkilerde köklendirme ortamı, sadece köklenecek
çeliklerin yüzde miktarı üzerinde değil, aynı zamanda oluşacak
köklerin miktar ve gücünde de etkili olur.
Kışın yaprağını döken bitkilerin odun ve kök çelikleri toprakta
yapılır.
Kum, talaş, peat yosunu, torf, perlit, volgan tülfü, yanmış
ahır gübresi, yaprak ve dal çürüntüsü, kayın yaprağı çürüntüsü,
funda ve kestane toprağı ve bunların farklı oranlarda karışımları;
bitki türüne ve üretim yapılan bölgeden sağlanabilecek malzeme
niteliğine göre belirlenerek kullanılır.
Köklendirme ortamından istenen özelliklerin başında süzer
ve iyi havalanır olmasıdır. İçerisinde hastalık yapıcı patojenlerin
bulunmaması yada sterilize edilmiş olması beklenilen bir özelliktir.
Bitki besin maddesi içermeleri koyu renkleri ile (Kış aylarında)
ısıyı tutmaları yada yaz aylarında açık renkleri ile yansıtmaları
istenebilir.
Havalandırılabilen su, pek çok bitki türü için uygun bir üretim
ortamıdır.
KÖKLENDİRMEDE ÇEVRE KOŞULLARI
Odun çeliklerinin açık alanda dikimi, bu bitkilerin doğal
koşullara uyma zorunluğunu getirir. Ancak su püskürtme ve
örtüleme ile güneşin yakıcı etkisinden çeliklerin korunması
yada genç sürgünlerin koruma ve solmalarının önlenmesi getirilecek
tedbirlerle sağlanabilir.
İşletme masraflarının yüksek oluşu ve ihmallerin büyük kayıplara
beden olabileceği kapalı ortam üretiminde;; kontrollü tutulması
kışın ısıtma, yazın havalandırma ile sağlanır. Gece ve gündüz
arasındaki ısı farkı 5-10 oC yi geçmemelidir. Çelik köklendirmede
gece 16-21 oC, gündüz ise 21-27 oC lik sıcaklık bitki türüne
ve mevsime bağlı olarak istenir. Köklendirme tezgahlarında
ise 21-24 oC lik toprak sıcaklığı ideal kabul edilir.
Çelik köklendirmede, özellikle yeşil çeliklerin köklendirilmesinde
güneş ışığı mutlak gereklidir. Bu amaçla gölgeleme yada mist
(sisleme) uygulanması ile suyun serinletici ve rutubeti artırıcı
etkisinden yararlanılır. Sileme ile yaprak gübrelemesi ve
köklenmeyi uyarıcı maddelerin bitkiye verilmesi de mümkün
olacaktır.
Nem, çelik köklendirmede vazgeçilmez temel elemandır. Succulent
ve kaktüs çelikleri dışlanacak olursa, tüm yeşil çeliklerde
toprak rutubetinden çok hava nisbi neminin yüksek olması arzu
edilir. Bu yolla kökler henüz oluşmamış bitki parçalarının
besin maddesi ve su gereksinmeleri karşılandığı gibi transprasyonla
su kaybı önlenmiş olur.
KÖKLENMEYİ UYARICI YÖNTEMLER
Çeliklerin uçlarının çizilmesi, yararlanması yada ezilmesi
kök oluşturma için gerekli uyarının yapılmasını, kallusun
oluşumunun hızlandırıldığı varsayılır. Yaralanmış bu bölümlerin
köklenmeyi uyarıcı hormonlarla muamelesi ile etki daha da
artırılmış olacaktır.
Kullanılabilecek maddelerin çokluğuna rağmen, çeliklerde köklenmeyi
uyarıcı kimyasal maddeler, IBA (Indolbütirik asit), IAA (Indolasetik
A.) ve NAA (Naftalenasetikasit) tir.
Ticari uygulamalarda; toz preparatlar (Talk için karıştırılmış
olanlar) ve çözeltiler kullanılır. Toz preparatlar standart
dozlarda ve ticari işletmenin patentli karışımı olarak tavsiyeler
doğrultusunda kullanılır. Eriyik halinde olanlar ise çeliklerin
uç kısımlarının kısa süre batırılıp çıkarılması yada seyreltik
eriyikte uzun süre bekletilmesi ile istenilen sonuca ulaşılmak
istenir.
KÖKLENMİŞ ÇELİKLERİN GÖRECEĞİ İŞLEMLER
Köklendirme ortamında 5-10 mm. boya ulaşan yada çelikler hafifçe
çekildiğinde kolayca çıkmadığı görülen çelikler yeterli gelişmeyi
göstermiş kabul edilerek sökülürler. Köklendirme ortamının
başka bir önemi burada söküm sırasında ortaya çıkmaktadır.
Köklerin bozulup kopmadan sökümün sağlanması ortamın hafif
ve yumuşaklığına bağlıdır.
Köklü çelikler fincan saksılara yada özel kaplara dikilirler.
10-15 gün kadar nemli ve rutubetli bir tünel içerisinde adaptasyon
için bekletildikten sonra kontrollü olarak açık alana alınır.
Burada kap değiştirilerek gelişmesi sağlanır yada toprağa
dikilerek toprakta geliştirilir.
Ticari işletmelerde ve özellikle Akdeniz ve Ege bölgemizde
kap içindeki uygulamalar ve yağmurlama sulama uygulamaları
ile kısa sürede gelişme ve ticari satış boyuna ulaşma mümkün
olacaktır. Bu genç bitkilerden uç alma yapılarak dallarına
teşvik edilirken yeni çeliklerin elde edilmesi sağlanır.
AŞI İLE ÜRETİM
Bitkinin toprakaltı ve topraküstü kısımlarının farklı özellikte,
ancak; aynı bitki türünden seçilecek örneklerin özelliklerinin
bir bitkide toplanıp bu şekilde yararlanma amacı ile yapılır.
Yeni bitkinin üst kısmını (tacını) oluşturan aşılanan kısma
KALEM, alt kısmını yada kök bölümünü oluşturan kısma ise ANAÇ
adı verilir. İki bitki parçasını birleştirip kaynaştıran tüm
yöntemlere AŞILAMA adı verilir. Anaca takılacak kısım, tek
bir göz içeren küçük bir kabuk parçası olduğu zaman bu işleme
GÖZ AŞISI denir. Anaç-kalem uyuşmazlığı aşılamada en büyük
sorundur.
Gül, erik, kiraz, renkli yapraklı süs çalıları, çiçekli süs
ağaçlarının çoğaltılmasında aşılama işleminden büyük ölçüde
yararlanılır. Yapılma nedenleri ve sağladığı yararları;
· Diğer üretim yöntemleri ile çoğaltılamayan kolonun devamı
sağlanır.
· Bazı anaçların özelliklerinden yararlanma (kurağa, nemliliğe
dayanıklı)
· Melezleme sonucunda elde edilen çöğürlerin kaliteleri ve
sağlayıcıları olarak görülmesi sağlanır.
· Büyük ve verimsiz ağaçların çeşitlerinin değiştirilmesi
· Üretimde sürat ve amaca uygun üretim sağlama
· Bazı ara anaçların olumlu etkilerinden yararlanma
Soğanlar : Özelleşmiş toprakaltı organları olarak kısa, etli,
çoklukla dikey duran büyüme konisi içinde çiçek taslakları
bulunan, kalın, etli pullarla kaplı bir gövde ekseninden oluşmaktadır.
Soğanlar tek çenekli bitkiler tarafından oluşturulurlar.
Dışarıdaki soğan pulları depo, iç pullar ise yaprak benzeri
organlardır.
İki tür soğan vardır. Bunlar:
· Kabuklu Soğanlar: Dış pulları kuru ve sertleşerek iç pulları
koruma görevini üstlenmişlerdir. Lale, Nergis, Ieucojium örnek
verilebilir.
Yemeklik soğan ise en tipik örneğidir.
· Pullu Soğanlar : Bunlarda tüm soğanı kaplayan kabuk yerine,
ayrı ayrı soğanı balık pulu gibi görünüş verecek biçimde kaplar.
Kolay zararlanabilirler ve kuruyabilirler. Bunlara örnek olarak,
Zambak (Lilium), Galanthus (Kardelen), Fritillaria örnek olarak
verilebilir.
Soğanımsı Gövdeler
(Corm) : Bir soğanımsı gövde, gövde ekseninin, kuru pul benzeri
yapraklarla kaplanmış dip kısımdır. Esas olarak yaprak pullarından
oluşmuş olan soğanın aksine, boğumlar ve boğum araları iyice
belirgin yekpare bir gövde yapısındadır. Büyük bir kısmı depo
dokularından oluşur. Soğanımsı gövdeli Gladiolus, Fresia,
Crocus gibi bitkilerin çoğaltılması esas olarak doğal yolla
oluşan yeni soğanımsı gövdelerle (Crolen) yapılır.
Yumrular : Yedek
besin maddelerinin toplanması nedeniyle irileşmiş olan toprak
altı gövdesinin kısa uç kısmıdır. Yumru üreten bitkilere örnek
olarak patates, Caladium ve yer elması verilebilir. Bir yumruda
gövdenin bütün kısımlarını görmek mümkündür. Çoğaltmada bölme
yada sürgünlerin çeliklenmesi ile yapılır.
Yumru Kökler :
Bazı çok yıllık otsu bitkiler, şişkin ve fazla miktarda depo
maddeleri içeren yumru kökler oluştururlar. Görünümleri türlere
göre değişiklik gösterirlerse de iç ve dış yapıları tipik
kök özelliği taşır. Yumru kökler, gerçek yumrulardan üzerinde
boğum ve boğum arası bulunması ile ayrılır. Yıldız (Dahlia)
yumruları dikildikleri ilkbaharda yeni sürgün oluştururlar.
Bunlar başlangıçta yumrudaki depo maddelerini kullanarak gelişirler.
Sonbaharda ana gövdeye bağlı yumru kök saçağı oluşur. Ilıman
bölgelerde kış dinlenmesini dışarıda yapabilirler. Yumrulu
begonya da birincil kazık kök irileşerek, tekbir yumru kök
halini almıştır. Bu yumru kök çok yılık olup, her yıl aynı
yumru gelişerek büyüt.
Rizomlar : Toprak
altında yada toprak yüzeyinde büyüyen yatay bir gövdedir.
Alt yüzünden verdiği köklerle toprağa tutunur. Üst kısımda
yaprak ve çiçek sürgünleri bulunur. Rizom, şişkin ve etli
yada uzun ve silindirik şekilde olabilir. Rizomlu bitkilerin
çoğaltılması, çelikleme yada rizonların bölünmesi yoluyla
yapılır. Eğreltiler, Convullaria, İris, Hemerocallis, ayrık
cinsi çim bitkileri bu grupta sayılabilirler.
Yalancı Soğanlar
: Bazı orkide türlerinde görülen ve birkaç boğumdan oluşan
etli ve iri gövde parçasından oluşmuş özelleşmiş bir depo
organıdır. Yalancı soğanlar, büyüme mevsiminde yatay duran
rizomun yanlarından yada tepesinden çıkıp dikine büyüyen kısımlarıdır.
Yaprak ve çiçekler, türe bağlı olarak, yalancı soğanın tepe
yada dip kısmında oluşurlar. Genel özelliklerine değindiğimiz
soğanlı, yumrulu ve rizomlu bitkilerin dış mekanda en çok
kullanımı olanlar ile kesme çiçekçilikte yararlanılanların
özel üretimleri ilgili bölümlerde ayrıca verilecektri.
SÜS BİTKİLERİ ÜRETİMİ
VE DAMIZLIK MALZEME SORUNU
Üretim malzemesi olarak tohum, çelik, yumru, rizon ve soğanların
elde edilebileceği anaç bitkilerin yetiştirilip kullanılmasına
DAMIZLIK (Stok malzeme) üretimi, bu amaçla kurulan tesislere
DAMIZLIK BAHÇESİ yada ARBORETUM adı verilir.
Damızlık malzeme;
hastalıklardan arınmış, saf, türün tüm özelliklerini gösteren
bireylerden oluşmalıdır. Bu malzeme, nöbetlemeye sokularak
ve belirli sürelerde yenilenerek gençlik ve üretkenliği sürdürülür.
Damızlık bulundurulması ve bunlardan yararlanılarak kitle
halinde genç bitkilerin üretiminin sağlanması, özel ihtisas
ve bilimsel çalışmayı gerektiren bir konudur. Sağlam ve güvenilir
bir damızlık üretim işletmesinin bulunmadığı durumlarda; damızlık
yetiştirilmesi, üretim malzemesi hazırlığı, fide, çöğür ve
köklü çeliklerin yetiştirilmesi yanında bunların bakım ve
geliştirilme işlemlerinin bir işletme bütünü içinde çözümlenmesi
gibi zor ve külfetli bir çalışma düzeni içine girme zorunluluğu
ortaya çıkar. Bu durum, konularda fazla dağınıklığı, koruma
ve aşırı ihtimam gerektiren anaçların bakımı ve yenilenmesi
ile yeni türlerin devreye sokulması gibi konulara yeterince
eğilinemeyeceği, sonuçta, verim düşüklüğü ve bozuk kaliteye
neden olacağı bilinmelidir.
1. Tohum ve Tohumluk
Malzeme Temini
Tohumla üretim, bahçe çiçekleri, succulentler, bazı ağaç ve
çalı türlerinde geniş çapta uygulanmaktadır. Bunlardan özellikle
melezleme yolu ile elde edilenlerin tohumları, oldukça pahalı
ve açılma göstermeleri nedeni ile bunlardan alınan tohumların
yeniden kullanılması sakıncalı olabilir. Bu gibi durumlarda,
damızlık üretim yapan kuruluşlardan sürekli tohum alınması
söz konusu olacaktır.
Çim bitkileri,
mevsimlik ve parenial çiçekler, Primula, Cineraria, Gerbera
Cyclamen gibi saksı çiçeklerinin tohumları, ihtisas sahibi
uzman kuruluşlarca üretilebilir. Amatör yada profesyonel çalışmalara
uygun olarak paketlenerek saflık, çimlenme gücü ve türün yada
kültür formunun sunulan özellikleri garanti altına alınıp
belgelenir.
Pek çok çalı ve
ağaç türleri (melez ve kültür formları dışında) tohumla üretilebilirler.
Tohum alınacak ana bitkiler önceden belirlenip, bitkinin özellikleri
yanında tohumların özellikleri yıllık kayıtlarla desteklenir.
Tohum üretimi genellikle
dış mekanda yapılır. Mevsime bağlı üretimler yada iç mekanda
kullanılacak saksı bitkilerinin tohumları kapalı ortamlara
ekilerek, fideleri yine kapalı mekanlarda geliştirilir. Yatırımlar
ve verilen emeğin karşılığı olarak elde edilecek ürünün kalitesi
ve sağlanacak gelirin miktarı, ekilen tohumun kalitesi ile
doğrudan ilgilidir.
2. Stok Malzeme
Yetiştirilmesi ve Köklü Çelik Üretimi
Süs bitkilerinin çelikle üretiminde anaç (Stok-Damızlık) materyalin
amaçlanan üretim kapasitesine ulaşılabilecek ölçüye tutulup
geliştirilmesi ilk ve temel koşuldur. İster sera çiçeklerinde,
ister kesme çiçekçilikte isterse süs ağaç ve çalılarının üretiminde
olsun; üretim yapılarının yakınında bir yerde STOK malzemesinin
depolanması ve geliştirilmesi için uygun koşulların yaratılmasında
zorunluk vardır.
Ağaç ve çalıların
çeliklerinin, park ve bahçelerdeki yerleri belirlenip kartları
düzenlenmiş bitkilerden alınabilirse de iç mekan bitkileri
ile kesme çiçekçilikte gerekli çeliklerin alınabilmesi için
mutlaka çelik kesmek amacı ile özel ortamlarında yetiştirilecek
stok malzemenin ayrıcalıklı bakım koşulları altında bulundurulması
gerekir.
Çevrede köklenmiş
çelik üretimi yapan işletmelerin bulunması halinde üretim
programı çerçevesinde, köklenmiş çelikler hazır olarak istenen
zamanda ve miktarda satın alma yoluna gidilmesi gerekecektir.
Ağaç ve çalıların çelikle üretiminde gerekli tesislerin yoğun
olarak yaz aylarında çelir durumda olması, kış ayları için
sera ve üretim tesislerinin boşaltılacağı anlamına gelir.
Böylece yaz aylarında çelik köklendirme ve adaptasyon için
kullanılan sera alanları, kış üretim döneminde kesme çiçek
yada saksı çiçeklerinin üretimi amacı ile değerlendirilir.
3. Yumru, Soğan
ve Rizomların Çoğaltılması
Özelikle kesme çiçekçilik yapan işletmelerin ihtiyacı olan
soğan, yumru ve rizomların özel olarak yetiştirilip, üretimde
zamanlama yapabilme olanağı sağlamak üzere soğukta depolanmaları
zorunludur. Hastalık ve zararlılardan arındırılıp, soğuklama
ihtiyaçları ısısı ayarlanabilen depolarda karşılanan, standart
tür ve boyuttaki malzeme kooperatifler yada özel işletmeler
tarafından üreticiye aktarılır. Bu yolla üreticiler, üretim
takvimine göre materyalini alır ve istediği dönemde ürün alacak
biçimde dikimini yapar.
Kesme çiçek üretimi için hazırlanıp kullanılan bu malzeme
yeni bir üretim dönemi için kullanılmaz. Ancak yaz aylarında
açıkta yapılan bu tür üretimden sonra, çiçek sapları kısa
kesilecek olursa, yeni oluşacak yumru ve soğanlar bahçe çiçeği
olarak değerlendirilmek üzere bekletilebilirler. Bu uygulamanın
ekonomik ve pratik yararları işletme bünyesinde düşünülmelidir.
Bunların büyütülmesi için harcanan zamanda yeni bir ürün için
hazırlık ve dikimin yapılması ile elde dilecek gelirin daha
fazla ve tatminkar olacağı bilinmelidir.
|