Portakal
ve altıntoplar ise limonlardan biraz daha dayanıklıdırlar.
Mandarinler ve özellikle Satsuma mandarini (Rize mandarini)
belirtilen türler ve çeşitler arasında düşük sıcaklığa
en dayanıklı olanlarıdır.
Ayrıca, soğuk bölgelerde, toprak özellikleri elverişli
ise, üç yapraklı portakal ağacı üzerine aşılı turunçgil
fidanı kullanmak daha yararlıdır.
Bazı turunçgil çeşitleri de, iklim ve toprak istekleri
bakımından seçicidir. Ancak uygun koşullarda yeterli
ve kaliteli meyve verirler. Örneğin Yafa portakalı,
Mersin yöresi kıyı kuşağında üstün kaliteli meyve
vermektedir.
TURUNÇGİLLER HANGİ TOPRAKLARI SEVERLER?
Turunçgiller, gevşek yapılı, verimli, orta derinlikte,
süzek tokraklarda daha iyi yetişir. Turunçgil ağaçlarının
kökleri yüzlektir ve çoğunlukla toprağın 60 - 65 santimetre
derinliğine kadar yayılırlar. Dolayısıyla turunçgilleri
derin olmayan topraklarda yetiştirmek mümkünse de,
sulama ve gübreleme gibi uygulamaların tam zamanında
ve gereği gibi yapılmasına özen göstermek gerekir.
Suyun çok güç sızdığı ağır ve yapışkan çok killi topraklar
sulama gübreleme gereksinimini arttırır. Üst toprağı
gevşek, süzek ve kolay işlenebilir yapıda, alt toprağı
da suyu tutacak derecede killi olan ve taban suyu
yüksekliği bu- metrenin altında kalan yerler turunçgil
yetiştiriciliğine çok elverişlidir.
TURUNÇGİLLERDE TÜR VE ÇEŞİT SEÇİMİ
Yeni turunçgil bahçeleri, bölgeye en iyi uyabilen,
dış satıma ve aynı zamanda iç pazar isteklerine elverişli,
standart biçimde kurulmalıdır. Kolay pazar bulmanın
temel koşulu da budur.
Portakallar arasında WASHiNGTON NAVEL portakalı erkenci
çeşitlerin en iyisidir. Kalitesi, özellikle Antalya
ve Muğla (Fethiye, Köyceğiz, Marmaris) yörelerinde
daha iyidir. Bunun bir kardeşi olan THOMSON daha düzgün
ve pürüzsüz kabuklu, fakat daha az sulu ve daha açık
renklidir. YAFA portakalı ise iklim ve toprak istekleri
ba-
bakımından seçicidir.özellikler Mersin yöresinde iyi
yetişir. elverişsiz koşullarda meyveler çok iri ve
susuz, meyve kabuğu çok pürüzlü kalın ve kaba olur
. Ağaçların verimi azalır VALANCIA geç olgunlaşan
bir çeşittir (özellikle Mart ayın: da)
limon çeşitleri arasında en erken olgunlaşan ve daha
çokta,
dış satımda değerlendirilen .INTERDONATA'dır. LAMAS
limonu Intcrcionata'dan sonra olgunlaşır ve Yatak
limonu bittiği dönemde tüketilir. İTALYAN çeşidi La-mas
gibi, kısa süreli muhafazaya elverişlidir. KÜTDÎKEN
çeşidi uzun süre muhafaza edilir ve yurt içi limon
gereksinimini karşılar.
Mandarin çeşitlerinden SATSUMA, ihraç edilmesi ve
soğuğa dayanıklı olması nedenleriyle daha yüksek kaliteli
olur. Özellikle batı Akdeniz ve Ege kıyılan için uygun
çeşittir. Bu arada CLEMANTÎ.NE de kaliteli, erkenci
ve dış satıma elverişli bir çeşittir.
Altıntoplar, sıcağa en fazla gereksinim gösteren turunçgil
türüdür. Bu nedenle erken toplamaktan sakınmalıdır.
Sıcak yörelere dikilirse kalite daha yüksek olur.
MARSH, SEEDLESS ve THOMSON en iyi çeşitlerdir.
TURUNÇGİL BAHÇESİNİN KURULMASI
a) Bahçe Yerinin Seçimi
\Turunçgil yetiştiriciliğinde başarının ilk koşulu,
bahçenin en az don olan yörede seçilmesidir. Yüksek
verim ve kaliteli ürün bu yerlerden sağlanabilir.
Sürekli ve yeterli bir suyun varlığı ise turunçgil
bahçeleri için çok değerli bir olanaktır. Orta derinlikte,
hafif yapılı, kumlu, killi, iyi havalanır, geçirgen
ve verimli topraklarda turunçgil meyveleri bol ve
yüksek kaliteli olur. Kurutucu sıcak veya dondurucu
soğuk rüzgarlara açık ve şiddetli fırtınalara dönük
yerlerde turunçgil meyveleri çok zarar görür.
b) Bahçe Yerinin Hazırlanması
Düz alanlar, pullukla derince sürülür. Meyilli veya
dalgalı bahçeler düzlenir veya teraslanır. Sulama
tava veya karık yöntemi ile yapılacaksa, toprağın
tesviyesi daha çok önem kazanır. Üst toprağın taşınması
gerekebilir. Engebeli bahçelerde yağmurlama usulü
sulama daha elverişlidir. Suyun göllenmemesi sağlanmalıdır.
Dikim aralık ve mesafeleri, türe, çeşide, toprağın
tipine, anaca ve yörenin iklim özelliğine bağlı olarak
değişir. Genel olarak, portakal ve altıntoplarda 6-8
metre, limonlarda 7 - 8 metre ve mandarinlerde 4 -
6 metre aralık ve mesafeye ihtiyaç vardır.
c) Fidan Dikimi
En iyi turunçgil fidanı, kökü 4-5 yaşında, iyi gelişmiş
sağlam ve sağlıklı olandır. Fidanların daima en iyisi
satın alınmalıdır.
Fidanların en uygun dikim zamanı, genellikle Mart
sonundan, Mayıs sonuna kadarki ilkbahar dönemidir.
Erken dikilen fidanlar erken gelişir ve soğuklara
daha dayanıklı olurlar. Fazla don tutmayan bölgelerde
sonbahar fidan dikimleri de başarılıdır. Aslında turunçgil
fidanları, hemen her mevsim dikilebilir.
Dikimde fidan köklerinin kuvvetli güneş ışınlarına
veya rüzgarlara bırakılmamasına büyük özen göstermek
gerekir. Çünkü kökler çok hassastır, hemen kurur ve
ölürler. Nemli tutulmaları zorunludur. Bu nedenle
fidanlar topraklı sökülür. Çuvala sanlı olarak veya
teneke ve plastikler içinde yetiştirilip satılır.
Topraksız fidanlar nemli sandık veya balyalar halinde
taşınmalı, hemen dikilmeyecek-lerse gölge bir yerde
hendeklenmeli, üzerleri toprakla kapatılıp sulanmalıdır.
Kurumanın önlenmesi için, yaprakların hemen hemen
tamamı sökümle birlikte kopanlmalı ve fidanlar kesinlikle
su içinde bırakılmamalıdır.
Daha önce, çeşitli şekillerde açılmış çukurlara, dikim
tahtaları kullanılarak dikilen fidanlar hemen sulanmalıdır.
Fidanların çok derine dikilmemelerine büyük özen gösterilmelidir.
Biraz yüksek dikmek, derin dikmekten daha iyidir.
Aşı yeri tamamen toprağın üstünde kalmalıdır.
Yeni dikilmiş fidanların sulanmasına özen gösterilmelidir.
Fidanın etrafına yaklaşık 120-130 santimetre çapında
açılacak yalak, gerektiği zaman bol su ile doldurulmalı
ve toprağın nem durumu titizlikle izlenmelidir.
İlk yıllarda güçlü bir dal sisteminin oluşmasına yardımcı
olunmalı, budama ile fazla kesimlerden kaçınmalı,
iyi bir gelişmenin sağlanması ve dal kırılmalarının
önlenmesi isteniyorsa, bir ilâ iki yaşındaki ağaçların
meyveleri irileşmeden koparılmalıdır.
TURUÇGİLLERİN
BAKIMI
a) Turunçgillerin Su İstekleri
Turunçgil ağaçlan, yüksek kaliteli bol ürün verebilmek
v büyüyüp gelişebilmek için, toprağın her zaman nemli
olmasını isterler. Özellikle çiçeklenme ve meyve bağlama
dönemlerinde turunçgil ağaçlan suya çok duyarlıdırlar.
Su noksanlığı halinde önce çiçek ve meyvelerin, sonra
yaprakların, daha sonra da dalların zarar göreceği
unutulmamalıdır. Fazla nem de meyvelerin iri ve sulu
olmalarına, kabuğun ince kalmasına ve tadının azlığına
neden olur.
Bahçeye su verme zamanının gelip gelmediğine, ağaçların
susuzluk nedeniyle gösterdiği solgunluk belirtilerine
bakarak karar verilir. Ancak solgunluk belirtisi hissedilir
edilmez suyun hemen verilmesi gerekir. Çünkü biraz
gecikilirse meyvenin büyümesi yavaşlar ve verim azalır.
Bazı tecrübeli yetiştiriciler ağaç diplerinin, 10
-15 santimetre derinliğinden aldıkları toprağa bakarak
sulama zamanını oldukça doğru biçimde belirleyebilirler.
Son yıllarda, biri köklerin en fazla dağıldığı derinliğe,
diğeri de sadece bazı köklerin inebildiği daha derin
yerlere yerleştirilmiş iki tansiyometre ile, bahçenin
sulanma zamanı tam olarak belirlenebilmektedir.
Uygulanacak sulama yönteminin seçimine suyun miktarı,
bahçenin düz, eğimli veya engebeli oluşu ile, toprağın
yapısı büyük ölçüde etki eder. Bahçe, dikimden evvel
suyun düzenli bir biçimde dağılmasına uygun şekilde
düzeltilmiş ve tavalara ayrılmışsa, su bu tavalar
içine verilebilir. Veya her iki ağaç sırası arasına,
çoğu zaman geniş tabanlı üç karık açılıp su bu karıklara
salınır. Karığa verilecek su, tüm bahçe toprağını
kök derinliklerine kadar ıslatacak* miktarda olmalıdır.
b) Turunçgillerin Budanması
Turunçgiller genellikle, fazla budamaya gereksinim
göstermez. Dallar sıklaşıp birbirlerini gölgelemeye
başlayıncaya kadar kuru dalların ayıklanması ile hastalıklı
ve obur dalların kesilmesi yeterlidir, ilke olarak,
şekil budaması uygulayarak ağaçların normal şekil
ve büyüklüğünü almalarına yardımcı olunur. Çünkü fazla
budamalar ağacın hem verimini ve hem de gelişmesini
olumsuz şekilde etkilemektedir.
Kök zararları, don, ilaç etkileri ve hastalık veya
zararlılar nedeniyle sürgün gelişmesinde durma, yaprak
dökülmeleri ve dal kurumaları olmuşsa, kuvvetli bir
sürgün gelişmesine kadar hiçbir kesim yapılmamalıdır.
Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, iyi gelişen
sağlıklı bahçelerde yapılan fazla budamalar, ürünü
azaltmaktadır. Şu halde, yaşlı bahçelerde dalların
sıklaşmasını ve birbirini gölgelemesini önlemek için,
her yıl veya iki yılda bir yapılacak hafif dal seyreltmeleri
çok yararlıdır. Ancak limon ağaçlarının her yıl budanması
gerekir ve bu uygulama limonların iri olmasını sağlar.
En uygun budama zamanı kış sonudur, ilkbahar sürgün
gelişmesi başlamadan önce budama tamamlanmalıdır.
Budamanın sonbaharda veya şiddetli soğuklar geçmeden
kışın yapılması sakıncalıdır. c) Turunçgillerin Gübrelenmesi
Turunçgülerden en fazla verim ve en yüksek kalitede
ürün elde edilebilmesi için, iyi bir gübrelemenin
yapılması zorunludur. Toprağa hangi gübrelerin ne
miktarda verileceği, denemelerle ve yaprak analizleriyle
anlaşılır. Etkin ve ekonomik bir gübreleme.için yaprak
analizleri yaptırmamız zorunludur. Bu analizi yapan
kuruluşlar, hangi gübreleri, ne zaman ve ne miktarda
kullanacağımızı da önermektedirler. Bu arada toprak
analizleri yaptırmak da yararlıdır. Bu amaçla en yakın
tarım kuruluşları ile işbirliği yapılmalıdır.
Eğer bahçemizin yaprak analizleri yoksa, ağaç başına
hangi gübreden ne kadar verileceğini aşağıdaki tabloya
bakarak kararlaştırabiliriz:
Azotlu gübre olarak amonyum sülfat kullanılır. Belirtilen
miktarlara uyarak, birinci gübreleme Ocak ayının sonlarında
yapılır, ikinci gübreleme Mayıs ortasında başlar,
Haziran başına kadar sürdürülür. Son gübreleme ise
Haziran biterken başlatılır ve Temmuzun sonunda tamamlanır.
Fosforlu gübre olarak Trible Süper Fosfat kullanılır.
Bu gübre Ekim - Kasım ayı içinde çiftlik gübresi ile
2 yılda bir verilir.
Potasyumlu gübre olarak potasyum sülfat kullanılır.
Bu gübre Ekim - Kasım ayı içinde, çiftlik gübresi
ile 2 yılda bir kullanılır. .
Çizelge
1. Akdeniz Bölgesinde Turunçgillerde Ağaç Başına Verilecek
Gübre Miktan ve Zamanı:
| Fidandikiminden
sonra geçen
yol sayısı |
Azotlu
gübreler(gram) |
Fosforlu
gübre |
Potaslı
gübre |
Çiftlik
gübresi |
| |
1.
gübreleme- 2. gübreleme- 3.gübreleme |
(gram) |
(gram) |
(kg) |
1. Yıl..............
250.................. 125.............. 125 .....................----.........----.......----
2. Yıl.............. 500................... 250 .............
250....................------........-----.....----
3. Yıl...............750 ...................375 ..............375
4. Yıl .............1000 ...................500..............
500 ............ .........360 ......---.......40 .
5. Yıl .............1250................... 605.............
625
6. Yıl .............1500................... 750..............
750...................... 540.... 600 ....60
7. Yıl............. 1750................... 875...............
875 ....................----.......----.......---
8. Yıl.............. 2000 ..................1000 ...........
1000.....................720 ....800.. ...80
9. Yıl.............. 2250................. .1125 ............1125
....................----.......----......---
10. Yıl............. 2500................. 1250 .............1250....................
900.. 1000.. 100
11. Yıl............. 2750 .................1375.............
1375 ....................---......---.......---
12. Yıl .............3000 .................1500.............
1500....................1000.. 1200.. 120
Kaynak: R. Pamir ve Ş. Göral, Turunçgillerde Gübreleme,
Turunçgiller Araştırma Enstitüsü Yayını, Antalya 1981'den
değiştirilerek alınmıştır.
Çiftlik
gübresi her ağaca yaş başına 10 kg. hesabı ile ve
iki yılda bir. Ekim ve Kasım ayı içinde verilir. Ancak
fidan dikimi sırasında fosforlu ve potaslı gübrelerle
birlikte çiftlik gübresinin temel gübre olarak verilmesine
özen gösterilmeli ve unutulmamalıdır.
Oniki yaşdan itibaren verilecek gübre miktarı, 12'inci
yıldaki miktarın aynıdır ve bu miktarda her yıl aynen
devam edilir.
Ayrıca, bakır, demir, manganez, çinko ve bor da ağaçların
gelişmesi ile meyve verim ve kalitesini önemli ölçüde
etkilemektedir. Bu konularda da ilgili tarım kuruluşlarından
bilgi alınabilir.
Gübreler, meyveye yatmış bahçelerde sıralar arasına
serpilmelidir.
Turunçgillerde, meyve iriliği, kabuk kalınlığı, kabuğun
düzgünlüğü ve rengi .meyvenin su oranı, besin maddelerinin
yetersizliği veya fazlalığından çok etkilenir, Örneğin
fazla azot meyveyi küçültür. Sofralık olarak pazarlanacak
kaliteli ürün oranını düşürür. Meyve suyunu artırdığı
için işlenmeye elverişli meyve oranını yükseltir.
Meyve miktarı artar, fakat kalite düşer. Fazla potas
meyvenin iri olmasını sağlar. Bu, bazen kaliteyi bozar.
Bu nedenle bir kural olarak bahçeye verilecek potas
miktarı azot miktarına eşit hesaplanır. Meyveler çok
küçükse, azottan fazla potas kullanılabilir. Fazla
fosfor da meyvenin kalitesiz ve kaba olmasına neden
olur.
d) Bahçe Toprağının İşlenmesi
Genellikle, Şubat sonu ve Mart başlarında yani kış
yağışlarından sonra, toprak diskle hemen işlenir ve
bu işlem düzenli biçimde sürdürülür. Özellikle büyümenin
hızlı olduğu Mayıs sonuna kadarki dönemde, yabani
otların gelişmesine imkân verilmemelidir. Turunçgil
ağaçları yüzlek köklü olduğundan toprağın işlenmesi
sırasında köklerin kopmamasına dikkat edilmelidir.
Ayrıca yüzlek toprakların mümkün olduğu ölçüde az
işlenmesine özen gösterilmelidir. Yabani otlarla da,
çeşitli ilaçlar kullanarak mücadele etmelidirler.
TURUNÇGİL HASTALIKLARI VE BUNLARLA SAVAŞ
Turunçgiller çeşitli hastalıklardan dolayı zarar görürler.
Bu hastalıklar turunçgillerin kök, gövde, dal, yaprak
ve meyvelerinde olur. Yeşil ve mavi çürüklükler de
meyvelere zarar verir.
Turunçgillere zarar veren başlıca hastalıkları şöylece
açıklayabiliriz :
a) Faraziler Olmayan Zararlılar
Bunların en önemlileri don, susuzluk, demir, çinko
ve bakır noksanlıklarıdır.
Turunçgil türleri dona karşı hassastır. İçlerinde
nispeten en dayanıklı olanı mandarindir. Sonra sırası
ile turunç, portakal, greypfurt, limon gelir. Dona
karşı bahçelerin korunması gerekir.
Susuzluk, turunçgil ağaçlarının meyvelerinde çatlamalara
neden olur ve bu yüzden yapraklan iyi gelişemez. Sulamalar
zamanında yapılmalıdır. Kökte fazla rutubet, kök çürüklüklerini
kolaylaştırır. Derin dikme sonucunda toprağın altındaki
gövde kısmı ikinci bir kök sistemi teşkil eder ve
böyle ağaçların ömürleri çok uzun olmaz. Dikimin uygun
yapılması gereklidir.
Demir noksanlığı yapraklarda sandan beyaza kadar anormal
renk değişikliklerine neden olur. Çinko noksanlığı
ülkemizde en önemli zararlı durumundadır. Çinko noksanlığında
yapraklarda orta ve yan damarlar boyunca yeşil bir
bölge ve bunun dışında ise jenk açıklığı görülür.
Bakır noksanlığına bakirli ilaçların kullanılmadığı
bazı bahçelerde rastlanır. Bakır noksanlığı nedeniyle
meyvelerde ve kabuk içinde zamk lekeleri oluşur, sürgünlerde
boğum aralan şişer, kıvrılmalar görülür.
Çeşitli zararlara yol açan eksik gıda maddeleri usulüne
göre, ya yaprağa püskürtülmeli, ya da kökten verilmelidir.
Daha fazla bilgi için bölge tarım teşkilatlarına başvurulmalıdır.
b) Dal ve Gövde Hastalıkları
Dal ve gövde hastalıktan, ülkemizde en önemli turunçgil
hastalığıdır. Bunlarında en önemlileri Uçkurutan ile
Sürgün ve Yaprak Yanıklığıdır.
Uçkurutan hastalığına yakalanan ağaçlarda sürgünler
uçlardan itibaren gerîye doğru kururlar. Hastalık,
dallara Sodyum Hidroksit sürülmek suretiyle kolayca
anlaşılabilir. Bu taktirde hastalıklı dokular kırmızı
renge dönerler. Mücadele için hastalıklı dallar kesilerek
imha edilmelidir. Kesilen kısımların üzerine bir aşı
macunu sürülür. Sürgün ve yaprak yanıklığı, bakteriyel
bir hastalıktır. Hastalık taze sürgün ve yapraklarda
yanıklık yapar. Sürgünler üzerinde uzunluğuna kahverenkli
lekeler oluşur. Bu hastalığa karşı da hastalıklı dallar
kesilip yakılarak mücadele edilir.
c) Turunçgil Virüs Hastalıktan
Başlıca Turunçgil Virüs hastalıkları; Göçüren, Kavlama,
Palamutlaşma, Gözenek, Cüceleşme, Taşlama ve Tıkanıklıktır.
Bu virüs hastalıkları, türlerine göre ağaçlarda cücelik,
sararma, çalılaşma, gövde ve dallarda kabuk kavlamaları,
anormal çukurluklar, kabuğun iç kısmında diken gibi
çıkın tılar ve zamklaşmaya neden olurlar. Aşı yerlerinde
şişme, yapraklarda küçülme, kıvrıl ma, mozayik lekeleri
meydana getirirler. Ayrıca hastalık, meyvelerde döküme,
şekil bozukluğuna, küçülmeye, renk bozukluğuna, sertleşmeye
de neden olur.
Virüs hastalıklarına karşı mücadele için tamamen virüs-süz
damızlıklardan aşı kalemi almak, çekirdekten iyi cins
turunçgil ağacı yetiştirmek gerekmektedir. Viıüslü
ağaçlar sökülerek yerlerine sağlıklı fidanlar dikilmelidir.
Göçüren hastalığı görüldüğü takdirde, bu gibi ağaçların
derhal sökülüp yakılması, bu virüsü taşıyan zararlılarla
kimyasal müca dele yapılması, uygun ve sağlıklı ağaç
kullanılması ve dayanıklı çeşitlerin yetiştirilmesi
gerekir.
TURUNÇGİL ZARARLILARI VE BUNLARLA SAVAŞ
Turunçgillerin ülkemizdeki başlıca zararlıları ve
bunlarla mücadele yöntemleri şöylece özetlenebilir.
a) Limon Sıçanı
Limon sıçanları ülkemizin turunçgil yetiştirilen bölgelerinde
ve özellikle Ege bölgesinde bütün turunçgil tür ve
çeşitlerinde önemli ekonomik zararlara neden olurlar.
Limon sıçan larının kuyruğu vücudundan daha uzundur.
Vücut uzunluğu 15-20 santimetre, kuyruk uzunluğu ise
19-22 santimetre kadardır. Sert tüylerinin rengi kızıl
kahverengi, karnı ise kirli beyaz veya limon rengindedir.
Vücut ağırlıkları ortalama 150 gramdır. Genellikle
geceleri beslenirler.
Limon sıçanları meyve ağaçlarının gövde ve dallarını
kemirir, kabuklarını soyarlar ve bu dalların kurumalarına
neden olurlar. Daha sonra meyve döneminde ağaçlardaki
limon, portakal, mandarin ve turunçların kabuklarım
kemirir ve etli kısımlarını tamamen yerler. Ayrıca
depolarda bulunan narenciye ürünlerine de aynı şekilde
zarar verirler.
Limon sıçanlarına karşı çeşitli tipte kapanlar kullanılarak
mücadele yapılabilir. Ancak en etkili yöntem zehirli
yemlerle yapılan mücadeledir. Bu amaçla 100 kg buğday
2.5 litre su ile nemlendirilir, üzerine 2.5 kg eritilmiş
vazelin yağı döküldükten sonra 2.5 kg çinko fosfür
ilave edilerek iyice karıştırılır. Böylece hazırlanan
zehirli yem, güvenli bir yerde, beton veya kağıt zemin
üzerinde kurutulur. Zararlıların bulunduğu yerlere
küçük kümeler halinde bırakılır.
b) Örümcekler (Akarlar)
Bunların en önemlisi Kırmızı Örümcek olup, Ege ve
Akdeniz Bölgelerinde bulunmaktadır. Çok küçük, oval,
kırmızı renkte bir zararlıdır. Vücudu üzerinde ufak
kabarcıklar bulunur, bunlardan uzun kıllar çıkar.
Kırmızı örümceğin limonu tercih ettiği söylenirse
de, tüm turunçgillerde zararlıdır. Yapraklarla, meyve
ve genç sürgünlerde beslenirler. Beslendikleri yerlerde
şekil ve renk bozukluklarına neden olurlar. Çok miktarda
örümceğin bulunduğu yapraklar gümüşi renkten kahverengine
kadar değişen çeşitli renkler alırlar. Meyveler grimsi
san renge dünüşürler. Yaprak ve erken meyve dökümüne
neden olurlar. Ağaçta kalan meyveler de cılız kalırlar.
Sürgün faaliyeti zayıflar.
Örümceklerle mücadelede ilaç kullanılırken çok dikkatli
olmak gerekir. Bugün ülkemizde biyolojik savaş en
etkili biçimde turunçgil zararlılarına karşı uygulanmakta,
parazitlerden ve yararlı böceklerden en üst düzeyde,
yine turunçgil bahçelerinde faydalanılmaktadır. Bu
nedenlerle rasgele yapılacak ilaçlamalar, mevcut "Yararlı
- Zararlı" böcek dengesini bozacağından, ileride
ortaya daha büyük sorunlar çıkabilir. Bu nedenle ilaç
kullanımından önce uzmanlara danışılması yararlı olur.
c) Kabuklu Bitler ve Koşniller
Bu böcekler turunçgillere önemli zararlar verirler.
En önemli türleri şunlardır:
Turunçgil Kırmızı Kabuklu Biti
Turunçgil yetiştirilen bölgelerimizde çok yaygın ve
önemli bir zararlıdır. Kırmızı bir kabuk altında yaşar
ve kolayca tanınabilir. Çoğunlukla yapraklar ve meyveler
üzerinde bulunurlar.
Yaprakların ve meyvelerin, sararmasına, kurumasına
ve dökümüne neden olurlar. Savaş yapılmazsa ince dallar
ve sürgünlerde de kurumalar görülür. Genel olarak
ağaç zayıflar ve ürün azalır. Ayrıca ürünlerin pazar
değerleri de geniş ölçüde düşer.
Turunç Virgül Kabuklu Biti
Dişinin kabuğu, midye kabuğu şeklinde uzunca, oval
2 - 3 milimetre kadardır. Virgül şeklinde görülen
kabuğa ağacın hemen her yerinde rastlanır. Rengi koyu
kahverengidir.
Yumuşak Vücutlu Koşnil
San veya açık kahverenkli, oval ve yassı bir böcektir.
Boyu 3 - 4 milimetredir. Gruplar halinde yapraklarda
ve dallarda bulunur.
Beslendiği yerlerde renk değişmelerine neden olurlar.
Ballı madde çıkarırlar, yaprak ve meyveleri kirletirler.
Yıldız Koşnili
Kirli beyaz veya kırmızımtrak kahverenginde, 3 - 4
milimetre uzunluğunda ve 2-3 milimetre genişliğindedir.
Vücudundaki çıkıntılar nedeni ile Yıldız Koşnili adı
verilmiştir. Üzeri mum salgısı ile örtülüdür.
Bitki dal ve yapraklarını emerek zayıf düşürürler.
Ayrıca ballı madde salgılayarak, yaprak ve meyveleri
kirletirler.
İncir Mumlu Koşnili
incirlerin önemli bir zararlısı plan bu koşnil turunçgillerde
de zararlıdır.
Küre şeklinde 4 - 5 milimetre uzunlukta, 3 - 4 milimetre
eninde ve 2 - 3 milimetre yükseklikte kirli beyaz,
grimsi pembe renklidir. Böcek ezilince kırmızı renkli
bir sıvı çıkar, bu nedenle kanlı balsıra adı da verilir.
Bitkinin zayıflamasına ve ballı madde de salgılayarak
yaprak ve meyvelerin kirlenmesine neden olur.
Turunçgil Unlu Biti
Oval, 3 - 5 milimetre uzunlukta turuncu, san veya
açık kahverengi, üzeri un gibi beyaz salgı maddeleri
kaplı bir böcektir.
Turunçgil Unlu' biti, meyve yaprak ve dallarda beyaz
kümeler halinde beslenir. Böceğin yoğun olduğu bahçelerde
meyve dökümleri görülür. Meyveler cılız kalırlar.
Yaprak ve meyvelerde lekeler görülür. Ayrıca ballı
madde salgılarlar. Bu ballı maddeler üzerinde bazı
mantarların gelişmesi sonucu gerek yapraklar ve gerekse
meyvelerde is şeklinde kararmalar görülür.
Ülkemizde turunçgillerde zararlı olan kabuklu bit
ve koşnillerin pek çoğuna karşı biyolojik mücadele
başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Bu zararlılara
karşı ilaçlı mücadelede dikkatli olmak, çok zorunlu
olmadıkça ilaç kullanmamak ve böylece bahçelerdeki
yararlı böcekleri korumak gerekmektedir.
Kabuklu bit ve koşnillerin pek çoğuna karşı bugün
başarılı bir şekilde petrol yağlan (Beyaz yağlar)
ile mücadele yapılmaktadır. Bu yağlar faydalı böceklere
de fazla zarar vermediklerinden, her zaman tercih
edilmelidir.
98 litre suya 2 litre Beyaz yağ kanştınlarak ilaç
hazırlanır. Hazırlanan ilaç iyice kanştınldıktan sonra,
bekletilmeden kullanılmalıdır. İlaçlama mutlaka günün
serin saatlerinde yapılmalı, sıcaklık gölgede 32 dereceyi
geçince ilaçlamaya son verilmelidir. Aksi takdirde
ağaçlarda ilaç yanıkları görülür. Bahçede kükürtlü
ilaç kullanılmışsa beyaz yağların kullanılabilmesi
için en az 30 gün geçmesi gereklidir, ilaçlamadan
önce özellikle yaz aylarında ağaçların sulanması icap
etmektedir. Bu yapılmazsa ağaçlarda ilaç yanıkları
görülebilir.
ilaçlamaya ağacın iç kısmından başlanmalı, tüm dal
ve yaprakların iyice ıslanmasına dikkat edilmelidir.
Ağacın her tarafının ilaçla ıslanmasına özellikle
özen gösterilmelidir. Hacın etkisi açısından, ilaçlama
zamanının tayini önem taşımaktadır. Böceklerin yeni
döl meydana getirdiği zaman ilacın etkisi yüksek olmaktadır.
21 d) Akdeniz Meyve Sineği
Turunçgillerin önemli bir zararlısıdır. Tüm Akdeniz
ülkelerinde bulunmaktadır. Turunçgillerden başka elma,
armut, ayva, şeftali, kaysı ve Trabzon hurmasında
da zarar yapmaktadır. Meyvelerin çürümesine ye sararmasına
neden olurlar.
Akdeniz meyve sineği 5 milimetre uzunluğunda küçük
bir sinektir (Şekil: 3). Bu sineğin kurtlan (larvaları)
6-8 milimetre uzunluğunda, bacaksız ve beyaz renklidir.
Yumurtadan çıkan kurtlar meyve etinde beslenirler.
Olgunlaşan kurtlar meyveyi terkederek toprağa geçerler.
Bu zararlıların erginlerine karşı, mücadele, henüz
yumurtlamadan önce yapılmalıdır.
Son yıllarda bu zararlılara karşı, özellikle büyük
ve kapama bahçelerinde, cezbedici (çekici) maddeler
kullanılarak sıra veya dal ilaçlaması yöntemi uygulanmaktadır.
Böylece hem daha az ilaç kullanılmakta ve hem de ilaçların
yararlı böcekler üzerine etkileri azaltılmaktadır.
22
ilaçlamaya meyveler sararmaya yüz tuttuğu zaman başlanır
ve hasada 20 gün kalıncaya kadar devam edilir. Normal
bir ağaca 150 gr ilaç kullanılır.
c) Siyah Turunçgil Yaprak Biti
Turunçgiller üzerinde görülen değişik türden yaprak
bitkilerinin en önemlisidir. Siyah ve kızıl - kahverenginde
ve 2 milimetre boyundadır. Çoğalma gücü çok yüksektir.
İlkbahar ve Sonbaharda daha çok görülür. Ege ve Akdeniz
Bölgelerinde yaygın olarak bulunur.
Yaprak biti, yaprakları emer, onların sararmalarına,
kurumalarına ve kıvrılmalarına neden olur. Ayrıca
çıkardığı ballı maddeler üzerinde bazı mantarların
gelişmesi ile de, yaprak larda kirlenme ve kararmalar
görülür. Fakat en korkulan zararı, bazı virüs hastalıklarını
taşıması ve bu-laştırmasıdır.
Siyah Turunçgil yaprak biti 30 derece sıcaklığın üzerinde
gelişemediği için, yaz ayla rında Akdeniz Bölgesinde
zararlı değildir. Ancak ilkbaharda zarar yapabilir.
Akdeniz bölgemizde bu zararlının doğal düşmanı olan
pek çok yararlı böcek bulunmaktadır. Özellikle bazı
gelin böcekleri çok etkilidir. Bu nedenle zorunlu
kalınmadıkça kesinlikle ilaçlama yapılmamalı ve bu
zararlı, doğal düşmanları ile baskı altında tutulmaya
çalışılma lıdır. ilaçlamaya çok zorunlu
durumlarda başvurulabilir, Sadece zararlının bulunduğu
ağaç ve dalların ilaçlanması bir dereceye kadar faydalı
böcekleri koruyabilir.Ayrıca faydalı böceklere daha
az zararlı ilaçlının seçilmesine de özen gösterilmelidir.
TURUNÇGİL MEYVELERİN HASADI
Turunçgil meyveleri henüz yeşil renkli iken de toplanabilmektedir.
Bu nedenle uluslara rası olgunluk standartlarında,
özellikle meyve suyu oranları dikkate alınmıştır,
örneğin limon, mandarin ve altıntoplarda, hatta bazı
portakallarda belli ölçülerde yeşil renkli mey velerin
pazarlan-ması uygun görülmüş ancak su kapsamları da
belirlenmiştir.
Birleşik Milletler, Avrupa Ekonomik Komisyonu (UN-ECE)
tarafından belirlenen en az su oranları şöyledir :
Limonlarda % 25, Satsuma Mandarinde % 33, Clemantine
Mandarininde % 40, diğer mandarinlerde % 33, Thomson
göbekli portakallarda % 30, Washington göbekli porka
llarda % 33,diğer portakallarda % 35, Altıntoplarda
% 35.
"-
Turunçgil meyveleri en az bu belirtilen oranlarda
su bulundurdukları zaman ağaçlardan koparılabilir.
Hasat (Derim), sofralık olarak pazarlanacak yüksek
kaliteli çeşitlerde meyve saplan makasla kesilerek
yapılmalıdır. Makas kullanılmayacaksa, meyve avuç
içine alınıp hafif döndürüldükten sonra yukarı doğru
itilerek koparıl-malı, çekerek alınmamalıdır. Turunçgil
meyvelerin kabuklan, hasat zamanında ve özellikle
erkenci çeşitlerde olağanüstü körpe, gevrek ve gergindir.
En küçük basınca karşı duyarlıdırlar. Zedelenir, berelenirler.
Daha sonra da buralardan çürümeye başlarlar. Bu nedenle
toplayıcılar bir yumurta eller ve taşır gibi meyveleri
çok dikkatli tutmalıdırlar. Aynı zamanda meyveler
yüksekten dökülmemeli ve çarpmamalıdır. Toplama kapları
ve taşıma kasaları keskin kenarlı ve çatlak olmamalıdır.
Makasla kesilen meyvelerde de dışarı taşan sap parçası
taşıma ve işleme sırasında birçok meyveyi zedeleyebilir.
Kasalar özenle taşınmalı ve içindeki meyveler bir
gece veya 24 saat bekletilip biraz soldurulmalı, kabuk
yüzeyindeki gerginlik kaybolduktan sonra boylama ve
diğer işlem lere geçilmelidir. Turunçgil meyvelerimizin
yabancı ülkelere çürük ulaşmalarının başlıca nedeni,
hasada gereken önemi vermememizdir.
|