| SİLO
YEM BİTKİLERİ VE SİLAJ |
|
1. Giriş
Yıllardan
beri her fırsatta yem kaynaklarının yetersizliği nedeni
ile hayvansal üretimde istenilen düzeye ulaşılamamasından
şikayet edilmektedir. Yapılan çalışmalar ve gösterilen gayretler
de bu konudaki arayışı sergilemektedir. En önemli kaba yem
kaynağımız çayır meralar, aşırı ve zamansız otlatma nedeni
ile elden çıkma aşamasına gelmiştir. Bu alanlarımızdaki
otlatma yoğunluğunu azaltmak amacıyla yem bitkileri tarımına
ağırlık verilmiştir. hayvansal üretimi artırma yolunda verim
potansiyelleri düşük olan yerli ırklarımız giderek azalmıştır.
Bunun yanında kültür ırkı ithali yoğunluk kazanmıştır. Ne
yazık ki gösterilen tüm bu gayretlere rağmen hayvansal üretimde
arzu edilen seviyeye ulaşılamamıştır. Ülkemiz hayvan varlığımıza
baktığımızda, özellikle Ege ve Marmara bölgelerindeki mevcut
hayvanların %90’nının kültür ırkı ve melezi olduğu görülmektedir.
Ancak söz konusu bölgelerin çayır mera, yem bitkileri alanı
ve üretimleri incelendiğinde ihtiyacı karşılamaktan uzak
olduğu görülmektedir. Hayvanların toplam kaba yem ihtiyacı
ülke düzeyinde ele alındığında, çayır mera ve yem bitkilerinden
sağlanan bölümün % 25.98, tarla tarımı artıklarından karşılanan
bölümün ise % 43.51 düzeyinde olduğu bildirilmektedir. Yüksek
verimli kültür ırklarından maksimum verimin alınabilmesi
iyi bir besleme ile mümkündür.
Ülke
düzeyinde mevcut hayvanların tümü kültür ırkı olsa da mevcut
kaba yem üretimimiz karşısında alacağımız verim yine değişmeyecektir.
Üreticilerimiz kaba yem sıkıntısının yaşandığı dönemlerde
genelde hayvanlarını zorunlu olarak, besin maddesi içeriği
düşük tahıl samanı ile beslemektedir. Bunun yanında taze
ve suca zengin, karbonhidrat içeriği yüksek yem bitkilerinin
parçalandıktan sonra havasız ortamda belirli bir süre bekletildikten
sonra elde edilen ve silaj adı verilen kaba yem de tercih
edilmeye başlanmıştır. Silaj, besin maddelerindeki değer
kaybını en aza indiren su içeriği yüksek kaba yem özelliği
ile tarımı ileri ülkelerde yoğun olarak kullanılmaktadır.
Ülkemizde
ise gerek alışkanlıklar gerekse bilgi eksikliği dolayısı
ile silaja gereken önem verilmemiştir. Aslında bu uygulama
milattan önceye dayanmakta dır.18.yy
sonlarında tüm Orta ve Kuzey Avrupa’da geniş uygulama alanı
bulmuştur. İlk çalışmalar 1862’de Almanya, 1877’de Fransa
ve 1883’te Amerika’da yapılmıştır. Silaj konusunda birçok
ülkede yapılan araştırmalar ile günümüze kadar gelinmiştir.
Silajın
sağladığı yararları özetlemek gerekirse; Kaba yemlerin silo
edilerek saklanmasında, kurutularak yığın yapılmasına oranla
daha az iş gücüne gereksinim duyulur. Ayrıca kış döneminde
ihtiyaç duyulan kabayem daha az bir emekle elde edilebilir.
Kurutma problemi bulunan Karadeniz Bölgesi gibi yörelerde
silaj uygun bir depolama yöntemidir.. Kısa süreli güneşli,
açık ve rüzgarlı ortamlar besleme değeri yüksek silaj eldesi
için yeterlidir. Bu uygulama ile yem ve hayvansal ürün kaybı
da önlenmektedir. Yeşil yemlerin bulunmadığı özellikle kış
aylarında, hayvanların suca zengin ve kaliteli yem ihtiyacı
karşılanmaktadır. Yapay kurutma yöntemi dışındaki diğer
muhafaza yöntemlerine göre yemlerin fermantasyon yolu ile
saklanması besin maddelerindeki kaybı önler.
Örneğin,
yaprak içeriği fazla yonca ve üçgül gibi türlerin kurutularak
depolanmasında besin maddeleri kaybı artmaktadır. Silo yemi
yapımında ise kurutma kayıpları en aza indirilir. Kuru ot
eldesinde % 15-30 olan kuru madde kaybı, silo yeminde %
5’e, % 25-35 düzeyindeki sindirilebilir protein kaybı ise
% 5’e düşmektedir. Aynı şekilde nişasta değerindeki kayıp
kuru otta % 50’ye kadar çıkarken, silo yeminde en fazla
% 10 olmaktadır. Fermantasyon sonucu yemlerin taze yumuşak
yapısının korunması güzel kokuya sahip olması dolayısı ile
hayvanlar tarafından sevilerek tüketilmektedir. Taze olarak
yedirildiğinde hayvanlara zararlı etkisi olan bazı türler,
silaj yapımından sonra bu özelliklerini kaybederler. Söz
konusu farklı türlerin tohumları da fermantasyon sonunda
çimlenme özelliklerini kaybettikleri için yabancı ot yayılımı
da önlenir. Silaj uygulamaları ile birim alanda daha fazla
yem muhafaza edilmektedir. 1 ton kuru ot için 14 m3 gerekli
iken, aynı miktar otun silolanmasında 1.5 m3'lük hacim yeterli
olmaktadır Kısa vejetasyon süresine sahip olan silaj bitkilerinin
hasadından sonra tarlaya bir diğer ürünün ekimine olanak
sağlanır. Bir yılda birden fazla ürün alma şansı elde edilir.
Uzun yıllar değer kaybetmeden saklanabilmesi, bazı yıllar
yaşanan doğal afetler sonucu meydana gelebilecek yem sıkıntısında
güvence kaynağını oluşturmaktadır. Silajın provitamin A
içeriği de oldukça fazladır.
Bugün
bilinçli hayvancılık yapılan işletmelerde silo yemi, hayvanların
kış beslenmesinde verimliliği güvence altına alan önemli
bir uygulamadır
2. Silaj Yapımında
Kullanılan Bitkiler
Her
türlü yeşil yemden silaj yapmak mümkündür. Fakat bu amaçla
en fazla kullanılan bitkiler mısır, sorgum, sudanotu, sorgum-sudanotu
melezi, fiğ-tahıl karışımları, İtalyan çimi, arpa, buğday
hasılları, ayçiçeği vb bitkilerdir. Silaj üretimi amacı
ile çoğunlukla tercih edilen bitkiler yanında yonca, yanında
doğal çayırlardan da yararlanmak mümkündür. Baklagil yem
bitkilerinde protein oranı fazla, karbonhidrat içeriği az
olduğu için, silolanmaları sırasında karbonhidratça zengin
katkı maddelerine gerek vardır. Örneğin patates, şeker pancarı
yaprağı, şeker endüstri artığı posaları, hayvan pancarı
yaprakları ve konserve sanayi artıkları da silolanarak hayvan
beslenmesinde kullanılabilir. Ülkemizde silaj yapımında
kullanılabilecek türlere ilişkin bilgiler tür bazında özetlenmeye
çalışılmıştır.
2.1. Mısır
Çok
yönlü kulanım alanına sahip mısırın son yıllarda yeşil yem
ve silaj üretimi amacı ile ekim alanı artmıştır. Birim alan
veriminin yüksekliği, silaj yapımına uygunluğu ve elde edilen
silajın besleme değerinin yüksekliği gibi nedenlerle tercih
edilen türler arasındadır. Mısır, sıcak iklim bitkisi olması
dolayısıyla baharın son haftası ile yaz başlangıcında ekilir.
Ekimden önce diğer türlerde olduğu gibi tohum canlılığının
bilinmesi gerekir. Ekimde sıra arası 50-60 cm, ekim normu
6-8 kg/da olarak hesaplanır, ekim derinliği 4-7cm’dir.
Ülkemizde kıyı
ve geçit iklime sahip yörelerde tahıl (buğday, arpa) hasadından
sonra mısır, silo yemi amacıyla ikinci ürün olarak yetiştirilmektedir.
Bunun yanında ikinci ürün tarımına uygun olmayan Doğu Anadolu
bölgesinde erkenci mısır çeşitleri kullanılarak silaj yapılması
mümkündür. Silaj üretimi için ülkemizde yeterli sayıda mısır
çeşidi bulunmamakla birlikte Sakarya Tarımsal Araştırma
Enstitüsü tarafından geliştirilmiş olan Ada, Sapanca ve
Arifiye çeşitleri silaj üretimi için önerilmektedir. Bununla
birlikte ülkemizde ticari olarak üretimine izin verilen
ve daha çok tane mısır verimine uygun olan çok sayıda mısır
çeşidi silaj üretimi için kullanılmaktadır. Burada dikkat
edilmesi gereken diğer önemli konu, silaj üretimi amacıyla
yetiştirilecek mısırın vejetasyon süresidir. Ekilen çeşidin
hasat zamanında koçan bağlamış olması verim ve kalite bakımından
çok önemlidir. Çünkü yapılan bir çok çalışmada mısırda yeşil
aksam veriminin %50’si ve besleme değerinin %70’i koçanlardan
elde edilmektedir. Özellikle ikinci ürün tarımının yapıldığı
geçit bölgelerinde vejetasyon süresi kıyı bölgelerine göre
daha sınırlı olduğu için hasat zamanında yanlış çeşidin
ekimi nedeni ile bir çoğu koçan bağlamadan silaj yapımı
için biçilmektedir. Koçanın içermiş olduğu karbonhidrat
miktarı fermantasyonun istenilen düzeyde olmasını sağlamaktadır.
Aksi durumda kalitesi düşük silo yemi elde edilmekte ve
silo yeminden beklenen fayda sağlanmaktadır. Bu nedenle
bölge düzeyinde önerilecek çeşitlerin en az 2 yıl boyunca
denemeleri yapılarak silajlık özellikleri belirlenme lidir.Silajlık
mısır üretiminde dikkat edilmesi gereken önemli nokta, üretim
yapılacak bölgenin I. veya II. ürün tarımı olanaklarına
göre çeşit seçiminin yapılması gerekir. Silajlık olarak
ekimi yapılacak mısır çeşitlerinin özellikleri;
-Uzun boylu olmalı
-Yaprak sayısı ve yaprak oranı fazla olmalı
-Bitkide tane bağlayan koçan ağırlığı yüksek olmalı
-Silaj kalitesine olumsuz etkisi nedeni sap çapının fazla
kalın olmaması
-II. ürün olarak ekilen
bölgelerde erkenci özellikte olması istenir.
Mısırın
silolanmasında katkı maddesine gerek duyulmaz. Fermente
özelliği nedeniyle proteince zengin ve tek başına silolanmayan
bitkilerin silajının yapımında katkı maddesi olarak kullanılır.
Özellikle baklagil yem bitkileri ile yapılan silajda %25-50
oranında mısır karışıma dahil olabilir. Mısır depolanacağı
yere yayılmadan önce parçalanması gerekir. Parçalanma ne
kadar fazla olursa silolamada başarı o denli yüksek olur.
Karışım olarak düşünüldüğünde kesinlikle birlikte parçalama
yoluna gidilmelidir. Süt olum devresinde yapılan biçimlerde
protein oranı ve kuru maddenin sindirilebilirliği yüksek
düzeydedir. Ancak son yıllarda yapılan araştırmalarda hamur
olum döneminde yapılan biçimlerde protein oranının düşmesine
karşılık verim, kuru maddenin sindirilebilirliği ve hayvanlar
tarafından tüketimin arttığı görülmüştür. Mısırda, en uygun
biçim zamanı nem oranı %65-70’e düştüğü dönemdir. Bu nem
oranı, bitki maksimum kuru tane ağırlığına ulaşmasından
2-3 hafta öncesinde elde edilmektedir. Tüm bitkide nem %
65 olduğunda koçan nemi % 48, tane nemi de % 44 dolayındadır.
Tanenin verime katkısı %35-40, düzeyindedir. Eğer mısır
erken biçilirse siloda sızıntı kayıpları yükselir, fermantasyon
düzenli sürmez. Çok geç biçildiğinde de tam sıkışma sağlanamayacağı
için siloda bol oksijen kalır. Oksijenli (Aerob) fermantasyon
uzun süre devam eder. Mısır silajının kalitesini çeşit,
hasat zamanı, koçan oranı, parça boyutu, silonun şekli,
doldurma süresi, sıkıştırma derecesi gibi özellikler belirlemektedir.
Bunların birinde meydana gelebilecek olumsuzluk ürünün kalitesini
düşürecektir.
Silajın
besin değeri karışımdaki türlere, orana, kuru madde ve besin
maddeleri içeriğine göre az veya çok farklılık göstermektedir.
Baklagil ilavesi dışında mısır silajının protein içeriği
üre vb. bileşiklerin ilavesi ile (% 0.5) problem olmamaktadır.
Atılacak miktarın iyi ayarlanması gerekir. Fazla olması
durumunda hayvanlarda çeşitli rahatsızlıklar görülmektedir.
Mısırda organik madde sindirim derecesi % 66-72 ve ham proteinin
% 54-68 arasında değişim gösterir. Vejetasyon dönemine bağlı
olarak organik madde içeriği artar. Kuru madde içindeki
azotsuz öz madde miktarı yükselirken ham kül, ham protein
ve ham selüloz miktarı düşer. Besin maddeleri oldukça yüksektir.
N içeriğinin artırmak için vejetasyon dönemi içinde azotlu
gübre miktarını artırmakla mümkün değildir. Fazla gübrelemede
bitkideki nitrat birikimi de yükselir. Bu durumda silajın
olgunlaşması döneminde bazı bakterilerin asimilasyonu ve
denitrifikasyonu aracılığı ile silajın nitrat içeriği düşer.
Bazı durumda yemde yine bir miktar nitrat ve nitrit kalabilir.
Besin
maddelerinde kaybı önlemek için sıkıştırma ve izolasyonun
çok dikkatli yapılması gerekir. Olgunlaştıktan sonra silajın
bozulmasını önlemek için alındığı bölümün dar olması istenir.
2.2. Sorgum Tür
ve Melezleri
Morfolojik
yapı olarak mısıra benzeyen sorgum, insanoğlunun ilk kültüre
aldığı bitkilerdendir. Son yüzyıla kadar insan beslenmesinde
önemli rol oynayan sorgum, tarım ve hayvancılığı gelişmiş
ülkelerde tamamen hayvan beslenmesinde kullanılmaktadır.
Kısa boylu tane tipi çeşitler tane üretimi amacıyla yetiştirilmektedir.
Sorgumun süt olum döneminde %16 kadar olan suda eriyebilir
karbonhidrat oranı, sert hamur olum döneminde %5’in altına
inmektedir. Bu nedenle sorgum ile yapılacak silajlarda bitkinin
süt olum döneminde biçilmesi, iyi bir laktik asit üretimi
için, önerilmektedir. süt olum döneminde yapılan sorgum
silajında da kuru madde ve özellikle proteinin oranı uygun
düzeydedir . Lezzetli oluşu nedeni ile hayvanlar tarafından
sevilerek yenir.
Melez
sorgumun erken hasat edilmesi sonucu yapılan silajda kalite
düşer. Nitelikli silaj eldesi için hamur olum dönemi tercih
edilmelidir. Erken gelişme döneminden sonraki dönemde silaj
kalitesinde bir artış elde edilir. Ancak silolamadan önce
parçalanmış olması gerekir. Silajın hazırlık aşamasında
havasız ortamın oluşturulması gerekir. Olumsuz koşullar
sonucunda sıcaklık 60° C’ye yükselir. Bu durumda kuru maddenin
sindirim derecesi %64’ten %50’ye; ham protein %55’ten %44’e
azotsuz öz maddelerin %71’den %64’e düştüğü belirlenmiştir.
Sorgum silajı beslenen hayvanlarda, aynı yemin yeşil olarak
tüketilmesi ile yaşanan HCN zehirlenmesi meydana gelmez.
Mısır silajına oranla daha az besleme değerine sahiptir.
Sorgum
türleri birbirleri arasında kolayca melezlenebilmekte ve
yüksek verimli döller vermektedir. Bu nedenle sorgum tür
ve çeşitleri arasında büyük bir genetik varyasyon görülmektedir.
Sorgum (Sorgum bicolor (L.) Moench) ile Sudanotu (S. sudanense
(Piper) Stapf)’nun melezlenmesi sonucu sorgum-sudanotu melezleri
elde edilmiştir. Sudanotundan daha verimli olan arası melezler,
ekim alanı ve kullanım bakımından büyük gelişim göstermiştir.
Sorgum tür ve melezleri ülkemizde birinci ve ikinci ürün
olarak otlatma, yeşil ve kuru ot üretimi yanında silo yemi
amacıyla da yetiştirilebilmektedir. Ekim normu 1-3 kg/da,
sıra arası 30-40 cm. dir.
Fosforca
fakir topraklarda 5-10 kg/da P2O5, sulanan yerlerde ekimle
beraber 5-6 kg/da azot, Amonyum sülfat, 30-40 cm boylandığında
yine aynı miktarda azot amonyum nitrat halinde atılmalıdır.
Ayrıca her biçimden sonra 4 kg/da amonyum nitrat atılmalıdır.
Kıraç bölgelerde sadece 4 kg/da N vermek yeterlidir. Çok
biçimli olan bu bitkilerden değişik bölge şartlarında 6-15
ton/da arasında yeşil yem elde etmek mümkündür.Sorgum tür
ve melezlerinde silolama tekniği mısırla hemen hemen aynıdır.
Mısırın silolanmasında yonca, üçgül vb. baklagil bitkileri
kullanılabildiği gibi sorgum silajına da bu bitkiler 1/2
veya 1/3 oranında ilave edilebilir. Sudanotu diğer sorgum
türlerine göre daha erken kabalaştığı için parçalama ve
silolama işlemleri dikkatli bir şekilde yerine getirilmelidir.
Ülkemizde Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsünde silaj
üretimi amacıyla geliştirilen kocadarı (Rox, Early Sumac)
ve sudanotu (Gözde-80, Aksu-78) çeşitleri bulunmaktadır.
Bunun yanında özel tohumculuk firmalarının üretim izni aldığı
veya ithal ettiği sorgum-sudanotu melez (P.988, N2 Grazer,
vb) çeşitleri bulunmaktadır.
2.3. Fiğ-Tahıl
Karışımları
Fiğ
türlerinin tarımı oldukça yaygındır. Yarı tropik iklim kuşağından,
karasal iklimin hüküm sürdüğü alanlara; serin ve nemli bölgelerden
yarı kurak bölgelere kadar geniş alanda tarımı yapılmaktadır.
Ülkemizde değişik ekolojilerde fiğ türleri tohum ve kuru
ot üretimi amacıyla yaygın olarak yetiştirilmektedir. Fiğ
türleri koca fiğ dışında gövdelerinin zayıf olması nedeniyle
kolayca yatarlar. Yatan fiğ zor biçildiği gibi bitkilerin
alt kısımlarında çürümeler başlar. Bu nedenle kaliteli ot
üretimi için fiğin tahıllarla karışık yetiştirilmesi önerilir.
Böylece bitkiler tahıllara sarılarak dik olarak gelişir.
Biçim daha kolay olacağı gibi, otun verim ve kalitesi de
artmaktadır.
Macar
fiği+arpa karışımında %50 çiçeklenme döneminde yapılan biçimde
en yüksek verimin 10 kg/da ekim normu, 20 cm sıra arası
60/40 ve 20/80 karışımından sağlanmaktadır.
Fiğlerde
protein oranı yüksek, fakat karbonhidrat içeriği düşüktür.
Bu sebeple tek olarak silaj üretimi amacı ile yetiştirilmemektedir.
Fermantasyonun arzulanan seviyede devam etmesi için tahıllarla
(Arpa, yulaf, tritikale, buğday) karışık yetiştirilmesi
gereklidir. Karışık yetiştirmede fiğ-tahıl karışım oranları
tür, çeşit ve ekolojik bölgelere göre belirlenmelidir.
Ege,
Akdeniz ve Güney Doğu Anadolu Bölgelerimizde pamuk yetiştirilen
alanlarda fiğ yalın veya tahıllarla karışık kışlık ara ürün
olarak yetiştirilmektedir. Fiğ-tahıl karışımlarından silaj
yapmak için fiğin tam çiçeklenme döneminde hasat edilmesi
gerekir. Fakat ana ürün olan pamuk ekimini geciktirmemek
için bazı yıllar fiğ-tahıl karışımı daha erken biçilir.
Bu durumda nem oranı yüksek ve kuru madde oranı düşük olan
yemin silolanmasında soldurma yapılamadığı durumlarda silaj
kalitesinde kayıpları yükselir.
2.4. Şeker Pancarı
Yaprağı
Şeker
pancarı yaprağı, pancar hasadı sonrası geriye kalan başlı
artıklardır. Baş oranı elde edilen yeşil artığın yaklaşık
1/3-1/4 dolayındadır. Modern şeker pancarı hasat makinalarının
kullanımı ile yaprakta kalan baş oranını azaltmak mümkündür.
Şeker pancarı yaprağının silolanmasında ve yem değerinin
artırılmasında toprakla olan kirlenme önemli rol oynamaktadır.
Yaprak ne kadar toprakla fazla kirlenirse yemin toprak bakterileriyle
bulaşma yoğunluğu o derece artar ve fermantasyonun seyri
olumsuz yönde etkilenir. Bu nedenle silolanacak materyalin
elden geldiği ölçüde temiz olmasına dikkat edilmelidir.
Pancar
yaprağı silo yemi hayvanlar tarafından sevilerek tüketilir,
fakat tek taraflı olarak yedirildiğinde okzalik asit içerdiğinden
ishale neden olur. Bu yüzden kuru ot ile birlikte hayvanlara
verilmesi gereklidir. Şekerpancarı yaprağının silolanmasında
parçalama olumlu bir etkiye sahiptir. Parçalama özellikle
baş oranının çok az olması durumunda daha etkin bir rol
oynar. Katkı maddesi, materyalin kirli olduğu durumda kullanılabilir.
Genel olarak pancar yaprağı protein içeriği yüksek diğer
yemlerle ve mısırla birlikte de silolanabilir. Şeker pancarı
yapraklarının silolanmasında pörsütme yapılmamalıdır. Çünkü
pörsütmede zedelenmiş ve kopmuş yapraklar çürümeye başlar
ve sağlam yaprakları da etkileyebilir. Yine pörsütmede daha
fazla besin kaybı ortaya çıkabilir ve istenilen kalitede
yem elde edilmez. Pörsütme esnasında yağmur altında kalmış
otlar kesinlikle siloya doldurulmamalıdır.
2.5. Ayçiçeği
Silaj
yapımının ekonomik anlamda hayvancılık yapmak için şart
olmasıyla birlikte değişik ihtiyaçlara cevap verecek bitki
alternatifleri de gündeme gelmiştir. Ülkemizin farklı ekolojik
bölgeye sahiptir. Sulu tarımın uygulanmadığı yörelerde ikinci
ürün yetiştirme şansı bulunmamaktadır.Bu özelliğe sahip
yerlerde kısa sürede silajlık biçime gelen ve kurağa toleransı
nedeniyle ayçiçeği, alternatif silaj bitkisi olarak değerlendirilebilir.
Vejetasyon süresinin kısa olduğu Doğu Anadolu Bölgemizde
tahıl hasadından sonra silajlık olarak yetiştirilebilir.
Ayçiçeği
silajı özellikle süt hayvanlarının beslenmesinde önemli
bir yemdir. Yapılan değişik araştırmalarda ayçiçeği silo
yemi ile yemlemeden sonra süt yağında önemli bir yükselme
görülmektedir. Siloya doldurulmadan önce vejetatif aksamı
iyi gelişen ayçiçeği çeşitlerinin çiçeklenme döneminde biçilerek
0.5-1.0 cm uzunluğunda parçalanması fermantasyonun seyrinin
güvence altına almada önemli bir işlemdir. Silo yemi tadının
daha iyi duruma gelmesi ve 1/3 oranında üçgül, yonca, mısır
ve şeker pancarı yaprağı ile karıştırılarak silolanabilir.
2.6. Tarımsal
Sanayi Artıkları
Ülkemizde
tarıma dayalı gıda sanayinin geliştiği değişik bölgelerde
domates, bezelye, elma ve arpa posaları silaj yapılarak
değerlendirilmesi mümkündür. Örneğin Bursa ilimizde 1995
yılı istatistiklerine göre toplam silaj üretiminin % 37’si
gıda sanayi artıklarının değerlendirilmesiyle elde edilmektedir.
3. Silaj Yapımı
3.1. Silaj Yapımında
Kullanılan Alet ve Ekipmanlar
3.1.1 Silaj Makinaları
Silaj
yapımında kullanılan en önemli ekipman silaj makinesidir.
Kaliteli silaj elde etmek için amaca uygun makine seçilmelidir.
Silaj makinaları kullanıldıkları bitki tür ve amaca göre
farklılık gösterir. Gelişmiş bitki yapısına sahip mısır,
sorgum ve ayçiçeği gibi bitkilerde sıraya biçen silaj makinaları
kullanılır. Bunlar bir, iki veya üç sıra biçecek şekilde
tipte olabilir. Ülkemizde yaygın olan ve üretilen bir sıralı
mısır silaj makineleridir. Bir sıralı makinalarla ortalama
1.5 da/saat alan hasat edilebilmektedir. Fiğ-tahıl karışımları
veya çayır otları için ise vurmalı tip (Ot silaj makineleri)
makinalar kullanılır. Bu tip makinalar bitkiyi hemen biçip
parçalayarak silaj romörkuna vermeleri dolayısı ile soldurma
yapmaya imkan vermez. Biçim dönemlerinde %15-20 kuru madde
içeren çayır otları ve benzeri yem bitkilerinden kaliteli
silaj yapmak için biçimden sonra 12 veya 24 saat soldurularak
kuru madde oranının yükseltilmesi gerekmektedir. Bazı ot
silaj makinalarında biçilen otun suyunu uçurmak için örseleyici
ve koşullandırıcı denilen ilave bir düzenekte bulunur.
3.1.2. Silaj
Makinalarına Yardımcı Ekipmanlar
Traktör
Silaj
makinaları yapılacak hasat ve parçalama işleminde bitkinin
üretim alanına bağlı olmak üzere en az üç traktör gereklidir.
Traktörlerden birisi silaj makinasına bağlanır. Diğeri doldurulmuş
romörkleri silaj deposuna getirip-götürmek için kullanılır.
Diğeri ise siloya getirilen yemin iyi sıkışması ve içinde
hava kalmaması için sürekli çiğneme işlemini sürdürür.
Farklı silaj
makinaları için 65-70 beygir gücündeki traktörler yeterlidir.
Silaj makinasının traktör kuyruk miline bağlantı şaftı,
kullanılacak traktöre uyumlu olmalıdır. Çiğneme işi için
ise genellikle en ağır traktör tipleri kullanılmalıdır.
Çiğneme esnasında şoförün dikkatli olması, hızlı ve sert
hareketlerden kaçınmalıdır. Silajın depolanması esnasında
yapılacak bir ihmal silaj kalitesini olumsuz yönde etkiler.
-Romörk
Silaj
yapımında silaj makinaları yanında onu tamamlayan diğer
önemli bir ekipmanda silaj romörku olmaktadır. Silaj romörkleri
toplayıcı düzenli, silajı arkadan veya yandan boşaltabilme
düzenine sahip özel romörk olabileceği gibi, ülkemizde yaygın
olarak kullanılan 4 tekerlekli tercihen yandan devirmeli
tip romörk bu iş için kullanılabilir. Ancak mevcut romörklerin
silajda kullanımı sırasında biçilen yeşil yemlerin rüzgardan
dışarı savrulup meydana gelebilecek kaybın önlenmesi için
romörkun arkası ve iki yanı tel kafes veya tahtadan yapılan
ilave yan kapaklarla yükseltilir. Bu ekler aynı zamanda
daha fazla biçilmiş daha fazla ürünün taşınmasını da sağlar.
Silaj yapımı sırasında silaj makinasının boş beklememesi
için en az iki romörkle çalışılması ve birinin daima yedekte
beklemesi zorunludur. Biçim yapan silaj makinası sayısı
birden fazla olduğunda veya silaj deposunun biçim yapılan
tarlaya uzak olduğu durumlarda ihtiyaç duyulan romörk sayısı
artırılabilir.
4. Silo
4.1. Siloların
Genel Özellikleri
Silo
yerinin ve tipinin belirlenmesi silaj yapmaya karar veren
yetiştiricinin atacağı ilk adımlardan birisidir. Silonun
ahıra yakın olması, silo yeminin kolayca boşaltılması ve
alınmasına elverişli olmalıdır. Ancak burada dikkat edilmesi
gereken diğer bir hususta; silo kaba yeminin, ahıra ve yerleşim
yerlerine hakim rüzgarlarla taşınmasına engel olacak şekilde
silonun yerleştirilmesidir. İşletmedeki hayvan sayısına
göre silo hacmi belirlenir. Genellikle yetişkin bir sığıra
günde 20-30 kg silaj verildiği düşünülerek, işletmedeki
hayvan sayısına göre hacim belirlenir ve bundan sonra uygun
silo tipi seçilir. Toprak altı silolarında taban suyu seviyesi
üst toprak seviyesinden en az 2 m derinde olmalı ve silo
derinliği de buna göre ayarlanmalıdır. Ayrıca sızan sular
bir pompa aracılığı ile çekilmelidir. Yüzeysel siloların
yeri de her yıl değiştirilmelidir. Silo yapımında kullanılan
yapı malzemesi yemin kalitesini bozmayacak ve suyu emebilecek
özellikte olmalıdır. Sızan sular uygun bir şekilde şerbet
çukuru adı verilen fazla derin olmayan kuyularda toplanmalıdır.
Genel olarak ülkemizde toprak üstü plastik örtülü silolar
ve yüzeysel beton, prefabrik beton veya taş örgülü silolar
bulunmaktadır. Silo tiplerinin belirlenmesinde çiftçi imkanları,
teknik bilgi, hayvan sayısı ve ekonomik düzey önemli yer
tutmaktadır.
4.2. Toprak Üstü
Plastik Örtülü Silolar
Basit
ve düşük maliyetle yapılabilecek silo tipleridir. Plastik
siloların çok değişken olan kapasiteleri ve işletmedeki
sayıları; hayvan sayısı ekiliş alanı, üretim miktarı gibi
faktörlere bağlıdır. Silaj yapımına yeni başlayan üreticilere
tavsiye edilir. Yapımı için ahıra yakın, su tutmayan, düz
ve sert bir zemin seçilir. Bu amaçla 4-5 m genişlikte ve
depolanacak ürün miktarına uygun uzunlukta bir alan silo
için yeterlidir.
Yüksekliği
bir traktörün rahatça çiğneme ve sıkıştırma yapabileceği
şekilde 1-2 m olmalıdır. Uygun zemin özelliğine sahip alana
5-10 cm kalınlığında sap-saman serilmelidir. Silonun üzeri
biçim ve çiğneme işi bittikten sonra kaliteli, kolay yırtılmayan
tek parça plastik örtü ile tamamen kaplanır. Örtünün kenarları
biraz daha uzatılarak üzeri 10-15 cm kalınlıkta toprak tabakasıyla
kaplanır. Toprak tabakası silo üzerine örtülen toprak siloya
basınç yaparak silo içindeki havanın dışarı çıkmasına yardımcı
olur. Ayrıca silaj ve plastik örtüyü dış etkenlerden korur.
Silonun doldurulma işlemi tamamlandıktan sonra yağışlı günlerde
silo tabanını sulardan korumak için silo etrafında 25-30
cm derinliğinde drenaj kanalı kazılmalıdır. Silaj olgunluğuna
doğru üründe 1/3 oranında çökme görülür. Depolanacak ürün
miktarı çökme oranı dikkate alınarak hesaplanmalıdır.
4.3. Yüzeysel
Beton, Prefabrik Beton veya Taş Örgülü Silolar
Yatırım
maliyeti yüksek olmasına karşın silaj kalitesini artırması
ve işçilik kolaylığı sağlayan zemin üstü beton silolar entansif
süt sığırcılığı işletmeleri için idealdir. İşletme hacmine
bağlı olarak kapasite sayıları değişir. İki tarafı kapalı
veya üç tarafı kapalı tipleri vardır. Silo iç yüzeyinin
çok düzgün ve şaplı sıvalı olması istenir. Yapımında siloyu
doldurma esnasında alet ve ekipmanların rahat çalışmasını
sağlayacak şekilde planlanmalıdır. Üç tarafı kapalı olanlarda
arkada veya yanlarda boşaltma rampa ve platformları bulunmalıdır.
Silolar yan devirmeli çift dingilli romörkle boşaltma yapmaya
uygun olmalıdır. Silo zemini öne veya ortada yapılan bir
drenaj kanalına doğru % 1-2 meyilli olmalı, silo suları
silo önünde yapılacak bir kanalla tahliye edilmeli, silonun
önünde su birikmesine izin verilmemelidir. Silo tabanı ve
duvarlar asitlere dayanıklı, yapıya sahip olmalıdır.
Beton
silolarda genişlik bir traktörün rahat çiğneme yapabilmesi
için genişlik en az 3-5 m, uzunluk ise 10-20 m olabilir.
Hayvanların silo yemini kendi kendilerine yemelerine imkan
veren sistemler dışında, çok geniş silolar, özellikle küçük
işletmeler için tavsiye edilmez. Her gün silonun önünde
en az 5-10 cm’lik bir kısmını yedirilmesi gerektiğinden
ön yüzeyin genişliği silaj kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir.
Silo boyutlarını hesaplarken silo yemi, tüketecek hayvan
sayısı, günlük yedirilecek silo yemi, silo yemi yedirilecek
gün sayısı ve tarlada üreteceğimiz yem miktarı dikkate alınmalıdır.
Mevcut değerlere göre silo boyutları belirlenir. Bunun yanında
bir işletmede büyük silo yerine küçük boyutta bir kaç tane
silo yapmak daha uygun olabilir.
4.4. Kule Tipi
Yüksek Silolar
Prefabrik
beton veya galvaniz metalden yapılabilir. Yükleme, boşaltma
elektrik motoru veya traktör kuyruk milinden güç alan bir
sistemle gerçekleşir. 300-2000 ton kapasitede olabilir.
Ülkemizde sayıları çok az olup, tesis maliyeti oldukça yüksektir.
Fakat çok büyük hacimli süt sığırcılığı yapan işletmeler
için önerilebilir.
4.5. Silonun
Doldurulması
Silaj
yapılacak ürün önce temiz ve üstün nitelikte olması gerekir.
Toprak, çakıl ve kum gibi yabancı maddelerden arınmış olmalıdır.
Depolanacak ürünün temizliği fermantasyonu olumlu yönde
etkiler. Materyalin parça büyüklüğü de silolama da önemlidir.
Araştırmalar başlangıç yemlerinde parça büyüklüğünün büyükbaş
hayvan grubu için 10-20 mm, küçükbaş hayvanlar için ise
10 mm’den daha küçük olması gerektiği belirtilmektedir.
Bu yüzden hasat öncesi söz konusu ayarın kontrol edilmesi
gerekir.
Doldurma
işleminin bir iki gün içerisinde tamamlanmasında büyük yarar
vardır. Bunun için işletmede o gün her işin geriye bırakılarak
bütün işgücünün silonun doldurulmasında kullanılması gerekir.
Buna rağmen işlem devam ediyor ise silonun doldurulan kısmı
iyice kapatılarak bekletilmeli, üstü hiçbir zaman açık bırakılmamalıdır.
Yemin siloya dolumu esnasında yem materyalinin durumuna
göre belli aralıklarla katkı maddeleri kullanılabilir. Yüzeysel
beton silolarda doldurma işlemi 80-100 cm yükseklikten yapılmalıdır.
Doldurma aşamasında sıkıştırma işlemine özen gösterilmelidir.
Sıkıştırma
ile ortamdaki hava uzaklaştırıldığı gibi, süt asidi bakterilerinin
etkinlikte bulunacağı 30ºC lik Ortam ısısının sağlanmasına
çalışılır. Sıkıştırma derecesi siloda ortam sıcaklığını
etkileyen faktörler arasında bulunmaktadır. Sıcaklık derecesi
fermantasyon seyrine, besin maddeleri kaybına ve silaj kalitesini
etkilemektedir. Sıkıştırma işlemi silonun doldurulma aşamasında
alt tabakadan başlanmalı ve dolum işlemi bitene kadar devam
etmelidir. Yemler silo tipine bağlı olarak 20 ile 60 cm‘lik
tabakalar halinde doldurularak sıkıştırma yapılmalıdır.
Doldurma
ve sıkıştırma işlemi biter bitmez, silajın üzeri plastik
örtü ile örtülerek üzerine toprak vb. maddeler çekilerek
düzenli bir basınç sağlanmalı ve daha sonra üzeri sap balyası
vb. ağırlıklarla kapatılarak etraftan hava alması engellenmelidir.
Silajın çok iyi sıkıştırılmış ve havasının alınmış olması
son derece önemlidir. Silaj hava alırsa kızışma olur, bozulur
ve küflenir. Aynı şekilde siloya suyun sızması da önlenmelidir.
Bu olumsuzluğu silo inşası zamanında zemin seçiminde dikkatli
olunarak önlenebilir. Bununla birlikte yağmur, kar vb. su
akıntılarının siloya girişine engel olunacak tahliye kanalları
açımına dikkat edilmelidir. Sıkıştırma işleminin diğer bir
yararı silaj yoğunluğunu arttırmaktır. Böylece daha fazla
Ürün depolanabilir. Silo kapatıldıktan sonra basınç oluşturabilen
bir motorla siloda kalan havanın boşaltılması fermantasyonun
erken başlamasını sağlayacaktır.
Ek
dolum zorunlu ise örtü kaldırılır. CO2 sebebi ile boğulma
olmaması için çakmak ve kibrit ile kontrol edilir. Silonun
doldurulmasına devam edilir. Fakat bu tür uygulamaların
tekrarlanması istenmez. Yeni tabakaların siloya dahil edilmesi
ile oluşan silo suyu, yeni hava girişi olasılıkları tüm
yem yığınında olumsuz yönde etkiler. Başlangıçta silonun
doldurulmasına ara verilmesi, silajın bozulmasına sebeb
olarak gösterilmesine rağmen, 10 günlük bir aradan sonra
yeni dolum yapılmasının zararı olmamaktadır. Bunun nedeni
süt asit bakterilerinin faaliyetlerini tamamlamış olmasıdır.
Ek dolumlarda materyalin soldurulmuş ve su içeriğinin %70
dolayında olmasına özen gösterilmelidir.
5. Silo Yeminin
Oluşumu
Taze
ve soldurulmuş yem materyali siloya doldurulduktan sonra
bitkiler bir süre daha solunuma devam eder. Yığın içi, örtü
altı ve kenar boşluklardaki O2 yaklaşık olarak 5 saat süre
sonunda tüketilerek yerine CO2 üretilir. Meydana gelen bu
gaz akışkan ya da kolayca uçup giden özellikte değildir.
Oluşumu son derece hızlıdır. Solunum olaylarında daha çok
kolay çözünebilen besin maddeleri kullanılır ve bir miktar
ısı açığa çıkar. Meydana gelen CO2'in yığında kalması durumunda
solunum O2 yetersizliği nedeniyle kısa sürede son bulur.
Yaşamları için havaya ihtiyaç duyan tüm mikroorganizmalar
ile canlı bitki hücreleri kısa bir zaman sonra ölürler.
Böylece yem tabakaları birbiri üzerine oturur. Daha sonra
tüm yem yığınını silo tabanına doğru yıkayarak besin maddelerince
zengin hücre suyu dışarı çıkar. Bu sırada bitki üzerindeki
bakteriler, bitki karbonhidratlarını çeşitli asitlere fermente
ederler. Asit oluşumu önce yavaş, fakat daha sonra hızlı
devam eder. Silonun doldurulması sırasında geçen sürenin
uzun olması durumunda yemde bulunan oksijenin tahliyesi
daha uzun süre alır ve fermantasyon yavaş seyreder. Bu nedenle
silonun doldurulması ve örtülmesi en kısa sürede tamamlanmalıdır.
Bu kademe yaklaşık 1-2 gün sürmektedir. Bu devreden sonra
10-20 gün süreli ikinci devre başlar. Açığa çıkan hücre
suyunun dışarı atılmasında, yem yığınına hava girişine engel
olunmalıdır.
Böylece
sağlanan havasız ortamda, süt asidi bakterilerinin faaliyeti
için şartlar oluşturulmuş demektir. Bu aşamada bir miktar
sirke asidi ve bol miktarda CO2 oluşur. Silajın dolum esnasında
yapılan sıkıştırma işlemi, yeterli değil ise fermantasyon
sonucu butirik asit oluşur ve üründe bozulmalar başlar.
Silolama işleminin düzenli yapıldığı bir siloda ise fermantasyon
sonucu pH sürekli düşer ve yem ekşimeye başlar. Siloya alınan
yeşil yemlerin etkin korunmasında oldukça önemli olan pH
değeri, yemin kuru madde içeriğine bağlıdır. Kuru madde
miktarı ile pH değeri arasında doğrusal bir ilişki bulunmaktadır.
pH değerinin hızlı düşüşü, bitkisel enzimler aracılığı ile
proteinlerin parçalanmasını geniş ölçüde durdurur.
Başlangıçtan
itibaren geçen 4-6 hafta sonunda silaj, hayvanların rasyonlarına
dahil edilebilir. Silonun açılması aşamasında, uygun görülen
tarafının üstü topraklardan iyice arındırılmalıdır. Daha
sonra ot, sap ve naylon örtüsü kaldırılmalıdır. Açılma işlemi
kısa sürmelidir. Zira silaj yeminin uzun süre açık ve hava
temasında bırakılması, özelliklerinin kaybolmasına neden
olabilir. Açılan silo ön tarafından başlanarak ihtiyaca
göre dilimler halinde kesilerek çıkarılır. Traktörle sürekli
sıkıştırılmış silajın çıkarılması biraz yorucu olabilir.
Bu işlemler için dirgen-çatal, bahçe beli, balta, kürek
gibi el aletleri kullanıldığı gibi motorlu el tipi kesicilerde
kullanılabilir. Hayvan sayısının fazla olduğu büyük işletmelerde
silajın çıkarılması için traktör ön veya arka yükleyicilerden
yararlanılır. Silodan çıkarılan silaj, taşıyıcılar tarafından
ahıra veya doğrudan yemliklere dağıtılır. Soğuk bölgelerde
donmuş olan silajın önceden ahır içine getirilerek çözündürülmesi
yararlı olur. Silajı hayvanların önüne götürmek yerine hayvanları
silo önüne getirerek beslemek de mümkündür. Bunun için parmaklıklı
veya elektrikli gergilerden yararlanılabilir.
6. Hayvanların
Beslenmesinde Silajın kullanımı
Silo
yemleri yeşil, sulu ve güzel aromalı, hayvanların severek
yedikleri bir yemdir. İşletmede yeterli miktarda üretilebildiği
takdirde bütün bir yıl boyunca başlıca kaba yem kaynağı
olarak beslemede kullanılabilir. Silo yeminin kullanımı
ilk olarak süt inekleri için düşünülmelidir. Bunun yanında
besiye alınan sığır, buzağı ve danalar içinde silo yemi
iyi bir yem kaynağıdır. Süt ineklerinin beslenmesinde yaygın
olarak kullanılan silaj, bu hayvanların günlük kuru madde
ihtiyaçlarının yaklaşık yarısını silo yeminden karşılanması
mümkündür. Hayvan ırkına göre değişmekle birlikte süt ineklerine
günlük 20-30 kg arasında silo yemi verilebilir. Silo yemleri
kuru maddece düşük, suca zengin yemler olduğundan süt ve
besi hayvanlarının rasyonlarında kuru madde ihtiyacının
karşılanabilmesi için günlük 5 kg kadar kuru ot ile verim
düzeyine göre ilave kesif yem verilmesi zorunludur.
Süt
ineklerinin silo yemi ile beslenmesinde dikkatli olunmalıdır.
Sütün kokuya hassas olması nedeni ile silo yeminin sağımdan
sonra ahıra getirilmesi gereklidir. Ayrıca hayvanların önüne
bırakılan yemler tamamen tüketilmemişse artan bu yemler
gelecek yemleme zamanına kadar ahırda tutulmamalı veya altlık
olarak kullanılmalıdır. Yemlemeden sonra ahır temizlenmeli
ve havalandırılmalıdır. Yemlemede kullanılan elbise veya
iş önlükleri de ahır dışındaki bölmelere asılmalıdır.
Silo
yemlerini buzağı ve genç sığırların beslenmesinde de kullanmak
mümkündür. Bu hayvanlar için fazla sulu silo yemleri ile
pancar yaprağı silajı pek önerilmemektedir. Bununla birlikte
buzağıların silo yemleri ile beslenmesine 4.aydan itibaren
başlanmalıdır. Daha sonraki aylarda günde tüketebilecekleri
silo yemi 5 kg’a kadar çıkarılmalı, sadece silo yemine dayalı
tek yönlü beslemeden kaçınmalıdır.
Koyunlar
alıştırmak koşulu ile silo yemini severek tüketirler. Bu
hayvanlar için silo yeminin erken biçilmiş yeşil ottan hazırlanmış
olması daha büyük önem ifade eder. Böyle bir yemi koyunlar
kuru otla karıştırmak suretiyle günde 1-1.5 kg, yalnız olarak
da 6 kg’a kadar tüketebilirler. Yavrulu koyunlara verilecek
günlük miktarı, diğer yoğun yemlere de yer vermek amacıyla,
3-4 kg’ın üzerine çıkmamalıdır.
Silo
yemleri besin madde içeriklerine göre oldukça ucuza mal
olan yemler olduğundan rasyonda artan oranda silaja yer
verilmesi, üretim maliyetini düşürmektedir.
7. Silo Katkı
Maddeleri
Silolama
esnasında biyolojik ve teknik şartlar her zaman mükemmel
bir şekilde yerine getirilemez. Yemlerde kaçınılmayan kirlenmeler,
teknik noksanlıklar, fermantasyonu olumsuz yönde etkileyen
mikroorganizmalar ve yem yığınına havanın sızması gibi nedenler
silo yemi kalitesinin değişmesine neden olur. Bu yüzden
fermantasyon biyolojisi ve tekniğine yardımcı olabilecek
bazı katkı maddelerinin kullanılması zorunlu hale gelir.
Siloda hızlı bir şekilde süt asiti fermantasyonunun kısa
sürede oluşabilmesi için, ürünün karbonhidrat bakımından
zengin olması gereklidir. Bir yem materyali karbonhidrat
bakımından ne kadar zengin ise o derece kolay, ne kadar
fakir ise silolanması o derece güç olmaktadır. Yemler silolanma
yeteneklerine göre üç gruba ayrılabilir.
-Kolay silolanabilen
yemler
-Mısır, sorgum
tür ve melezleri, Ayçiçeği, şekerpancarı yaprakları, hayvan
pancarı, fiğ-tahıl karışımları vb.
-Orta derecede
silolanabilen yemler
-Çavdar, arpa
ve yulaf hasılları, bakla, baklagil karışımları, üçgül,
çayır otları vb.
-Güç silolanabilen
yemler
-Üçgüller (Çiçeklenmeden
önce hasat edilirse), yonca, fiğ, bezelye, kolza vb.
Fermantasyon
olaylarının oluşumunu garanti altına almak ve silo yeminin
besin maddelerince zenginleşmesini sağlamak amacıyla çeşitli
katkı maddeleri kullanılır. Katkı maddeleri; süt asidi oluşumunu
hızlandıran maddeler, asitler ve istenmeyen mikroorganizmaların
gelişmesini önleyen maddeler şeklinde gruplandırılabilir.
Ülkemizde genelde kullanılan katkı maddeleri melas, pancar
posası, pancar talaşı, tahıl kırmaları ya da unlarıdır.
Güç silolanabilen yemlere % 2-3 melas, % 18 pancar posası,
%8-10 pancar talaşı, %5-10 arpa veya yulaf kırması dahil
edilebilir. Fermantasyona etkisi zayıf olmakla birlikte
bakterisit etkiye sahip tuz % 1-3 kg oranında ilave edilebilir.
Erken devrede biçilen bitkiler (özellikle baklagiller) için
silolamayı kolaylaştırmak amacıyla mısır ve sorgum ilave
ederek silolama yapmak da mümkündür. Bu iş için bitkilerin
iyi doğranıp karıştırılması gerekir.
Sığır
beslemede kullanılan ve süt ineklerinin beslenmesinde temel
rasyonu çoğu kez tek başına oluşturan mısır silajının protein
eksikliğini gidermek ve enerji-protein dengesini sağlamak
için, mısırın silolanması esnasında veya silo yeminin hayvana
yedirilmesi aşamasında azotça zengin kaynaklarla takviye
edilmesi yoluna gidilmektedir. Bu amaçla çoğu kez üreden
yararlanılmaktadır. Geviş getiren hayvanların protein tabiatında
olmayan azottan yaralanabildikleri ortaya konmuştur. Bol
miktarda ve oldukça düşük fiyatla üretilen üre, protein
tabiatında olmayan azot kaynakları arasında en fazla kullanılanıdır.
Mısırın silajı üretim aşamasında üre ilavesinin silo yemi
protein içeriğinin artmasına, organik maddelerin sindirim
derecelerinin ve yem değerinin yükselmesine katkısı olduğu
belirlenmiştir. Mısır silajına 5 kg/ton üre ilave edilebilir.
Süt asidi bakterilerinin faaliyetini kolaylaştırmak ve pH’ı
ayarlamak amacı ile 100 kg yeşil yeme 450g sülfürik asit,
organik asitlerden 200cm3 formik asit 6 kat su ile sulandırılarak
katılabilir . Melasta 1-2 kat su ile karıştırılarak tabakalar
arasına atılmalıdır.
8. Silo Yeminin
Özellikleri
Silo
yeminin rengi yapıldığı bitkiye göre değişmekle birlikte
açık yeşilden daha koyu tonlara kadar değişebilir. Silajın
hoşa gidecek bir kokusu olmalı, istenmeyen tereyağ asidi
ve küf gibi kötü kokular olmamalıdır. Bitkilerin yaprak
ve sap kısımları bozulmadan kalmalı, yapışkan bir görünümde
olmamalıdır.
8.1. Silo Yemi
Değeri ve Ölçülmesi
Silajın
yem değeri, öncelikle yemin türüne, biçim zamanına ve olgunluk
derecesine bağlıdır. Bunun dışında silolama tekniği de yem
değeri üzerinde etkilidir. İyi silolanmış yemler yem değeri
bakımından başlangıç yemlerine göre fazla farklılık göstermezler.
Silaj
kalitesinin düşmesi silodaki aşırı ısınma sonucu istenmeyen
tereyağ ve sirke asidi bakterilerinin etkinliğinden kaynaklanmaktadır.
Bu olaylar silo yemi pH’sını ve besin maddeleri sindirilebilirliğini
olumsuz yönde etkilemektedir. İyi bir silajda süt asidi
%2, sirke asidi ise %0.3-0.8 dolayında olmalıdır.
Silajın
yem değeri ölçülürken bir çok yöntemden yararlanılır. Bu
yöntemlerde değişik ölçüler belli bir esasa göre puanlandırılır.
Daha sonra yemin aldığı puan ve sıralamadaki yeri değerlendirilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, silo yeminin yem değerinden
bahsederken bunu silo yemi niteliği ile aynı anlamda kabul
etmemelidir. Silo yeminin niteliğinden amaç, fermantasyonun
seyrine göre silo yeminde görülen değişimdir. Silo yeminin
yem değeri ise bu yemi tüketen hayvandan elde edilen ürün
akla gelmelidir. Silo yemlerinin yem niteliğinin tahmini
fiziksel ve kimyasal yöntemlerle yapılmaktadır.
8.1.1. Silo Yemlerinin
Fiziksel Analizlere Göre Değerlendirilmesi
Fiziksel
yolla yapılan belirlemede duyu organlarından yararlanılır.
Bu bakımdan koku silo yeminin en belirgin fiziksel özelliği
olarak kabul edilmektedir. Bunun yanında kuru madde ve pH
değeri niteliğin belirlenmesinde önemli bir ölçüttür. Fiziksel
yöntem pratik işletme şartlarında silo yeminin hızlı bir
şekilde değerlendirilmesi yönünden önemlidir. Fakat bu değerlendirmede
kişiye göre değişebilecek olan renk, koku ve strüktür puanlaması
yemin niteliğinin belirlenmesinde başarılı sonuç vermeyebilir.
Çizelge, 2’de silo yemleri için Alman Tarım Örgütü (DLG)’nün
geliştirmiş olduğu fiziksel değerlendirme yöntemi verilmiştir.
8.1.2. Silo Yemlerinin
Kimyasal Analizlere Göre Değerlendirilmesi
-Fleig Puanlama
Yöntemi
Analitik
yöntemler laboratuar ve bazı araç-gereç gerektirdiğinden
kullanımları sınırlı gibi görülebilir. Fakat geliştirilen
Fleig yönteminin masrafı az ve değerlendirilmesi çok kolay
olmakta ve bu yöntem fiziksel yönteme göre daha güvenilir
bilgi vermektedir (Çizelge, 3). Çünkü Fleig puanlama yönteminde
yararlanılan pH değeri yemlerin yeterince ekşiyip ekşimediğini
sayısal olarak belirleyen önemli bir ölçüdür. Bu yöntemde
verilen denklemde { Fleig puanı: 220+(2x % kuru madde-15)-40pH}
görüldüğü gibi yemin kuru madde oranı ve pH değeri belirlenmelidir.
Laboratuar şartlarında belirlenen bu iki değer formülde
yerine konulur. Belirlenen değer fleig ıskalası ile karşılaştırıldığında
yemin hangi nitelik grubunda yer aldığı ortaya çıkar. Üretim
ve satış aşamasında silajın bazı özelliklerinin belirlenmesi
gerekebilir. Bu konuda bazı merkezlerde bulunacak Gıda Kontrol
Laboratuarları bu endişeyi ortadan kaldırabilir. Ülkemizde
rasyonel hayvancılık yaparak silajdan yararlanmaya çalışacak
üreticilerimiz, yaptığı silajdan örnek alarak ilgili kuruluşlara
getirir ve kısa zamanda silajın kalitesi öğrenebilirler.
Daha sonra yem rasyonlarını bilinçli hazırlayacakları için
hayvansal üretimleri olumlu yönde etkilenecektir. Hazırlanan
özet bilgilerin, silaj hazırlama konusunda ilgililere faydalı
olacağı inancındayız.
|