GÜBRELEMENİN ÖNEMİ
A. Gübreleme nin Önemi
Bitkiler
toprağa bağlı canlılardır. Hayatlarını sürdürmeleri bulundukları
ortamda yeteri kadar besin elementi olmasına bağlıdır. Toprak
tabi olarak çok sayıda mineral maddeyi yapısında bulundurur.
Ancak bunların miktarları her zaman yeterli seviyede değildir.
Özellikle üzerinde bitki yetiştirilen topraklar zamanla besin
elementleri yönünden fakirleşir. İşte üretimini yaptığımız bitkilerden
yeterli miktar ve kalitede ürün alabilmemiz toprakta eksilen
mineral besin elementlerinin takviye edilmesine bağlıdır. Bitki
beslemenin önemi burada başlar.
Meyve
ağaçları topraktan yıllık önemli miktarlarda besin elementi
kaldırırlar. Bu kaldırılan besin elementleri ikame edilemez
ise ağaçlarda bir takım beslenme bozuklukları ve verim düşüşleri
görülür. Bu durumun önlenebilmesi için gerekli besin elementlerinden
yeteri kadar takviye yapılmalıdır.
B. Bitki Besin
Elementlerinin Alımı Ve Taşınması
Bitkilerin
besin elementlerini alım organları birinci derecede kökleridir.
Sınırlı da olsa toprak üstü aksamlarından da besin elementi
girişi olabilmektedir. Ancak bu toprak üstü organlardan besin
alımı bitkinin ihtiyacını karşılamaktan uzaktır (özellikle makro
besin elementlerinde ve bitkinin çok ihtiyaç duyduğu besinlerde).
Bitkinin
kökten besin elementi alımı için öncelikle iyi bir kök sisteminin
olması gerekir. Bitkiler su ve besin elementlerini kılcal kökleri
vasıtasıyla alırlar. Bu yüzdem iyi saçak kök oluşturmuş bir
bitkinin besin alımı daha kolay olur. Ayrıca toprak yapısı ve
ortamdaki su miktarı da besin elementi alımında etkilidir. Öte
yandan besin elementlerinin kökler aracılığı ile alınabilmesi
elementlerin elverişli formda olmasına bağlıdır.
Bitki
kökleri besinleri diffüzyon-geçişme, osmos, kontak değişim gibi
bazı kimyasal ve fiziksel olaylar sonucu alırlar. Besin elementlerinin
bitkide taşınması floem ve xylem denilen iletim demetleri aracılığı
ile olur. Bunlardan xylem dokusunda su ve suda çözünmüş mineral
maddeler; floemde ise özellikle organik maddeler taşınır. Bitkilerde
bu iletim dokuları aracılığı ile aşağıdan yukarıya ve yukarıdan
aşağıya bir taşınma gerçekleşir. Mesela kökten alınan besin
maddeleri yukarı meyve yapraklara taşınırken, fotosentez ürünleri
ve bazı besin elementleri de yapraklardan köke veya diğer yapraklara
doğru taşınabilmektedir.
. Meyve Ağaçlarının
Gübre İhtiyaçlarının Belirlenmesi
Meyve ağaçlarının gübre
ihtiyaçlarının belirlenmesinde şu yöntemler kullanılabilir
Tarla
denemesi metodu
Toprak
analiz metodu
Bitki
analiz metodu
Bitkilerde
görülen eksiklik belirtilerini teşhis metodu
Radyoizotop
metodu
1. Tarla Denemeleri Metodu
Bilinen en eski yöntemdir. Gübre ihtiyacının
belirlenmesinde en doğru sonucu verir. Ancak özellikle meyve
ağaçlarında, çok yıllık oluşları ve uzun sürede verime yatmaları
bu yöntemin uygulamasını zorlaştırmaktadır. Öte yandan yöntemin
uzun zaman alması da bir başka dezavantajdır.
Tarla denemelerinin esası belli parsellerdeki
ağaçlara farklı gübrelerin değişik dozlarının uygulanması ve
en uygun olanının bulunmasıdır.
Günümüzde verimlilik belirlemede en sık kullanılan yöntemdir.
Toprak analiz yönteminde amaç toprağın bitkilerce alınabilir
besin elementi miktarı hakkında fikir sahibi olabilmektir. Başlıca
4 aşaması vardır
Toprak
örneklerinin alınması
Toprak
örneklerindeki alınabilir besin elementlerinin tayini
Analiz
sonuçlarının değerlendirilmesi
Gübre
önerilerinin geliştirilmesi
Toprak
örneği alımında önce arazinin farklılıkları belirlenmelidir.
Eğim, toprak rengi, toprak tipi, yükseklik, taban suyunun durumu
gibi arazideki farklılıklar dikkate alınarak, her farklı bölgeden
ayrı örnek alınmalıdır. Eğer arazi homojen ise 20 da araziden
1 örnek alınması yeterli olabilir. Bunun için rasgele zig zaglar
çizerek veya bir plan dahilinde 5-6 nokta işaretlenir ve buralardan
burgu veya bel yardımı ile 0-30 ve 30-60 cm derinliklerden toprak
örnekleri alınır. Her bir derinlikten alınan örnekler kendi
aralarında iyice karıştırılarak içinden 1-2 kg toprak alınır
ve laboratuvara gönderilir. Eğer bel ile toprak örneği alınacaksa
işaretlenen noktalarda toprak 60 cm derinliğe kadar V şeklinde
açılır ve V’nin yüzeyinden 2-3 cm kalınlığındaki bir tabaka
0-30 ve 30-60 cm derinliklerden ayrı ayrı alınır.
Laboratuvar
sonuçlarının değerlendirilmesi ve gübre önerileri Tablo 1’de
verilmiştir.
Tablo 1. Farklı
bölgelerde laboratuvar sonuçlarına göre meyve ağaçlarına verilmesi
gereken N miktarları (kgN/da).
| Bölge |
Topraktaki Organik Madde Miktarları (%) |
| 0 - 1,0 |
1,1 – 2,0 |
2,1 – 3,0 |
3 + |
| Trakya |
12 |
10 |
8 |
7 |
| Marmara Bölgesi |
12 |
10 |
8 |
7 |
| Karadeniz Bölgesi |
11 |
10 |
8 |
6 |
| Orta Anadolu Bölgesi |
10 |
9 |
7 |
6 |
| Güneydoğu Anadolu Böl. |
12 |
11 |
9 |
8 |
| Doğu Anadolu Bölgesi |
12 |
10 |
8 |
7 |
| Ege Bölgesi |
12 |
10 |
8 |
7 |
| Göller Bölgesi |
12 |
11 |
9 |
7 |
| Akdeniz Bölgesi |
12 |
11 |
10 |
8 |
Tablo 2. Farklı
bölgelerde laboratuvar sonuçlarına göre meyve ağaçlarına verilmesi
gereken P2O5 miktarları (kg P2O5/da)
| Bölge |
Olsen metodu
ile bulunan fosfor miktarı (kg P2O5/da) |
| 0 - 1,0 |
1,1 – 2,0 |
2,1 – 3,0 |
3,1-4,0 |
4,1-5,0 |
5,1-6,0 |
6,1-7,0 |
7,1-8,0 |
8,1-9,0 |
9 + |
| Trakya |
11 |
10 |
9 |
8 |
7 |
6 |
5 |
4 |
3 |
- |
| Marmara
Bölgesi |
11 |
10 |
9 |
8 |
7 |
6 |
5 |
4 |
3 |
- |
| Karadeniz
Bölgesi |
12 |
10 |
8 |
7 |
6 |
5 |
4 |
3 |
- |
- |
| Orta Anadolu
Bölgesi |
10 |
9 |
8 |
7 |
6 |
5 |
4 |
3 |
- |
- |
| Güneydoğu
Anadolu Böl. |
12 |
10 |
8 |
7 |
6 |
5 |
4 |
3 |
- |
- |
| Doğu Anadolu
Bölgesi |
11 |
10 |
8 |
7 |
6 |
5 |
4 |
3 |
- |
- |
| Ege Bölgesi |
12 |
10 |
9 |
8 |
7 |
5 |
4 |
3 |
- |
- |
| Göller Bölgesi |
12 |
10 |
9 |
7 |
5 |
4 |
3 |
- |
- |
- |
| Akdeniz
Bölgesi |
12 |
10 |
9 |
8 |
7 |
6 |
5 |
4 |
- |
- |
Tablo 3. Farklı
bölgelerde laboratuvar sonuçlarına göre meyve ağaçlarına verilmesi
gereken K2O miktarları (kgK2O/da).
| Bölge |
Topraktaki Yarayışlı Potasyum Miktarları (Kg
K2O/da) |
| 0 - 10,0 |
10,1 – 20,0 |
20,1 – 25,0 |
25,1-30,0 |
30 + |
| Trakya |
10 |
8 |
6 |
4 |
- |
| Marmara Bölgesi |
10 |
8 |
6 |
4 |
- |
| Karadeniz Bölgesi |
9 |
7 |
5 |
3 |
- |
| Orta Anadolu Bölgesi |
10 |
8 |
6 |
4 |
- |
| Güneydoğu Anadolu Böl. |
10 |
8 |
6 |
4 |
- |
| Doğu Anadolu Bölgesi |
10 |
8 |
5 |
3 |
- |
| Ege Bölgesi |
8 |
6 |
5 |
- |
- |
| Göller Bölgesi |
10 |
8 |
6 |
4 |
- |
| Akdeniz Bölgesi |
10 |
8 |
5 |
- |
- |
Bu tablolara bakılarak verilmesi gereken gübre miktarları
gübrelerin N, P, K içeriklerine bakılarak hesaplanır.
3. Bitki Analiz Yöntemi
Yaprak ve diğer bitki organlarının analizleri de son
yıllarda yaygınlaşan bir verimlilik belirleme yöntemidir. Ancak
tek başına yaprak analizleri ile gübre önerilerinde bulunulamaz.
Mutlaka toprak analizleri ile desteklenmesi gerekir.
Yaprak örneklerinin alımı: yaprak örneği alınırken
bitki türü, yaşı, yaprağın alındığı sürgünün ait olduğu dönem,
meyveli olup olmaması, ağacın meyve tutumu, yaprağın durumu
vs. gibi faktörler dikkate alınmalıdır. Her 20 dekardan 1 örnek
alınabilir. Örnekler sağlıklı ağaçlardan alınmalı, semptomlu
ağaçlardan ayrıca örnek alınmalıdır. Bahçedeki ağaçların en
az % 20’sinden örnek alınmalı ve örnek alınacak ağaçlar bahçede
zig zag çizerek belirlenmelidir. En uygun örnek alma zamanı
tam çiçeklenmeden 8-12 hafta sonradır. Bu da yaklaşık temmuz
sonu ile ağustos ortasına denk gelir. Örnekler omuz hizasında
güneş gören dalların orta yaprakları sapları ile birlikte koparılarak
alınmalıdır. Alınan örnekler delikle plastik torbalara konularak
en kısa zamanda laboratuvara ulaştırılmalıdır.
Yaprak analiz sonuçları aşağıda tabloda verilen değerler
arasındaysa eksiklik ya da fazlalık yoktur. Aksi halde toprak
analizleri ile desteklenerek eksiklik giderilmelidir.
Tablo 4. Değişik
meyvelerde yapraklardaki besin elementlerinin alt ve üst sınırları.
| Besin Elementi |
Yapraktaki besin elementi düzeyleri |
| Elma |
Armut |
Şeftali |
Kiraz |
| N (%) |
1,5-3,0 |
1,8-2,6 |
2,5-3,5 |
1,7-3,5 |
| P (%) |
0,12-0,25 |
0,12-0,25 |
0,15-0,4 |
0,16-0,4 |
| K (%) |
1,2-2,0 |
1,0-2,0 |
1,5-2,5 |
1,0-3,0 |
| Ca (%) |
1,5-2,0 |
1,0-3,7 |
1,5-2,0 |
0,7-3,0 |
| MG (%) |
0,2-3,5 |
0,25-0,9 |
0,25-0,6 |
0,4-1,0 |
| Mn (ppm) |
25-150 |
20,170 |
20-300 |
20-300 |
| Fe (ppm) |
40-400 |
100-800 |
100-200 |
20-250 |
| B (ppm) |
20-50 |
20-60 |
20-80 |
20-60 |
| Zn (ppm) |
15-200 |
20-60 |
12-50 |
15-75 |
| Cu (ppm) |
5-20 |
6-25 |
6-15 |
5-25 |
4. Bitkilerde Eksiklik Belirtilerinin
Teşhisi
Bitkilerde eksiklik belirtilerinin teşhisi son derece
dikkat isteyen bir yöntemdir. Bitkilerde eksiklik belirtilerinin
görülmesi besin elementi düzeyinin kritik seviyenin altına düşmesi
anlamına gelir ve acil müdahale edilmezse bitkiler ölebilir.
Bu konu “Bitki Besin Elementleri” bölümünde ayrıntılı olarak
anlatılacaktır.
5. Radyoizotop Metodu
Son yıllarda kullanılan ve bitkilerin
topraktan kaldırdıkları besin elementi miktarını dolaysız olarak
veren bir yöntemdir. Yöntemde önce toprağa verilecek besin maddesi
spesifik aktivitesi bilinen radyoizotopu ile etkilenmekte ve
sonradan bitkide radyoaktivite ölçümleri yapılmaktadır. Meyve
ağaçları için uygulanabilir bir yöntemdir. İleri teknoloji gerektirir.<
Verimlilik belirlenmesinde birtakım
saksı denemeleri de kullanılmakla birlikte fazla yaygın değildir.
Bu yöntemlerde kısa sürede yetişen bitkiler veya mantarların
saksılardan kaldırdıkları besin elementi düzeyinden yola çıkılarak
yüksek bitkilerin besin elementi ihtiyaçları belirlenmeye çalışılmaktadır.
D. Meyve Ağaçlarına
Verilecek Gübre Miktarının Belirlenmesinde Göz Önünde Tutulacak
Hususlar
1.
İklim Faktörleri
a.
a.
Isı
Faktörleri
Mevcut
bilgiler ışığında diğer gelişim faktörlerinin uygun olması durumunda
ısının gündüz yüksek, gece düşük olduğu yerlerde daha fazla
gübre kullanılması gerekmektedir.
b.
b.
Işık Faktörleri
Işık
gübreleme ilişkisi özellikle gölgede yetiştirilen bitkiler için
önemlidir. Böyle bitkilerde birim alana düşen karbonhidrat miktarı
azalacağından daha az gübre verilmesi gerekir. Işık yoğunluğu
arttıkça verilmesi gereken gübre miktarı artırılmalıdır.
c.
c.
Yağış Faktörü
Su
faktörü ile gübreleme arasında çok önemli bir ilişki vardır.
Verilen besin elementlerinin çözünüp bitkiye yararlı hale gelebilmesi,
bitki tarafından alınabilmesi ve bitki bünyesinde taşınabilmesi
suya bağlıdır. Bu yüzden suyun yetersiz olduğu yerlerde verilecek
gübre miktarının da ona göre ayarlanması gerekir. Aksi halde
ekonomik kayıplar söz konusu olur.
2.
Toprak Faktörleri
a.
Toprağın verimlilik
derecesi
Gübreleme
yapılmadan önce toprakların verimlilik durumlarının belirlenmesi
ve bitki ihtiyaçları da dikkate alınarak verilecek gübrenin
belirlenmesi gerekir.
b.
Toprak reaksiyonu
Besin
elementlerinin bitkiler tarafından alınabilmesi için toprak
pH’sı çok önemlidir. Besin elementlerinin en rahat alınabileceği
toprak pH’sı 6-7 arasındadır. Şekil 1’de besin elementlerinin
alınabilirliği ile toprak pH’sı arasındaki ilişki görülmektedir.

Şekil 1. Toprak pH’sı
ile bitki besin elementlerinin elverişliliği arasındaki ilişki
c. Toprağın su
kapsamı
Yukarıda
su faktörü anlatıldı. Ancak burada toprağın tekstürüne bağlı
olarak bünyesinde hapsettiği su miktarının öneminden bahsedilecektir.
Örneğin kumlu topraklarda fazla su da verilse tutulamayacağından
pek bir önemi yoktur. Öte yandan aşırı killi topraklarda su
çok kuvvetle tutulduğundan mevcut sudan bitkiler yararlanamayabilir.
Tablo 5’de toprak yapısına göre yararlı su miktarları görülmektedir.
Tablo 5. Toprak yapısına
göre yararlı su miktarları
| Toprak Yapısı |
Tarla Kapasitesi
(1dm3’deki su) (g) |
Solma Noktası
(1dm3’deki su) (g) |
150 cm derinliğindeki
alınabilir su (mm) |
| Kum |
100 |
30 |
105 |
| Tınlı Kum |
200 |
80 |
180 |
| Kumlu Tın |
300 |
120 |
270 |
| Tın |
350 |
150 |
300 |
| Killi Tın |
400 |
220 |
216 |
| Kil |
450 |
300 |
150 |
d.
Uygulanan toprak
işleme sistemi
Meyve
ağaçları dikildikleri toprakları uzun yıllar işgal eder. Bu
sebeple düzenli toprak işleme yapılamaz. Özellikle dikimin ilk
yıllarında tarla yabancı ot mücadelesi açısından işlenmelidir.
Ancak meyve bahçelerinde derin toprak işleme yapılmamalıdır.
Çünkü derin işleme kılcal köklere zarar verebilir. Gübreleme
açısından özellikle fosfor ve potasyum toprak işlenerek veya
bant şeklinde açılarak kök bölgesine yakın olacak şekilde verilmelidir.
Eğer işlenmeden verilirse verilecek gübre miktarı artmaktadır.
3.
Bitki Faktörleri
a.
Meyvenin tür ve
çeşidi
Farklı
tür meyvelerin gübre istekleri çok farklılık gösterir. Tablo
6’de bazı meyvelerin gübre istekleri görülmektedir.
Tablo 6. Ürüne yatmış
meyve ağaçlarının 1. yılda kg olarak hektardan kaldırdıkları
besin maddeleri.
| Meyve Türü |
Hektardaki Ağaç Sayısı |
Azot
(kg) |
Fosfor
(kg) |
Potasyum (kg) |
Kalsiyum (kg) |
| Elma |
86 |
57,8 |
15,7 |
61,7 |
63,9 |
| Armut |
296 |
33,1 |
7,8 |
37,0 |
42,6 |
| Ayva |
593 |
51,0 |
17,4 |
63,9 |
73,5 |
| Şeftali |
296 |
83,5 |
20,2 |
80,7 |
127,8 |
| Erik |
296 |
33,1 |
9,5 |
42,6 |
46,0 |
b.
Anaç
Meyve
ağaçlarının beslenmesinde besin alımını etkileyen en önemli
faktörlerden birisi anaçtır. Çünkü ağaçların verin ve büyüklüklerini
anaç belirler. Anaca göre dikim sıklığı da değişmektedir. Tablo
7’te bazı elma anaçlarının cm2 kesit alana verimleri
görülmektedir. Buna göre fazla verim veren anaçlar üzerine aşılı
ağaçlara fazla gübre verilmelidir.
Tablo 7. Bazı elma
anaçlarının cm2 kesit alana verimleri
| Anaç |
Verim (kg/cm2) |
| M9 |
7,07 |
| M7 |
5,35 |
| M4 |
5,88 |
c.
Ağacın yaşı
Ağacın
yaşı ile verim ve büyüklük doğru orantılıdır. Dolayısıyla ağaç
yaşı arttıkça verilecek gübre miktarı da artırılmalıdır. Ancak
bu artış ağaç pik verime ulaştıktan sonra durdurulmalıdır.
d.
Ağacın büyüklüğü
Ağaç
büyüklüğü ile önerilecek gübre miktarı arasında sıkı bir ilişki
vardır. Ağaç büyüklüğünde ölçü ise gövde kalınlığıdır. Gövde
kalınlığı arttıkça besin elementi ihtiyacı da artmaktadır.
e.
Dikim sıklığı
Birim
alana dikilen ağaç sayısı arttıkça verilmesi gereken gübre miktarı
da artmaktadır.
E. Bitki Besin
Elementleri (Elverişliliği, Bitki Fizyolojisindeki Önemi, Eksiklik
ve Fazlalığı, Gübreleme)
1. Azot
Tabiatta
azotun kaynağı organik maddeler ve havanın serbest azotudur.
Havanın serbest azotu ve organik maddelerin bünyesindeki azot
bazı kimyasal olaylar (amonifikasyon, nitrifikasyon vs.) sonucunda
bitkilerin faydalanabileceği amonyum ve nitrat formuna dönüşür.
Azot
bitkilerin temel yapı taşlarındandır. Amino asitler, proteinler,
nükleik asitler gibi organik bileşiklerin vazgeçilmez bileşenlerinden
biridir. Azot bitkilerde vegetatif aksamın gelişmesini sağlar.
Azot
Eksikliği: Azot yetersizliğinde bitkiler genellikle koyu
yeşil görünümlerinin aksine soluk açık yeşil bir görünüm kazanırlar.
Ciddi noksanlık durumlarına yapraklarda kloroz görülür. Bu durum
yaşlı yapraklardan başlar.
Azot
eksikliği özellikle bitkinin vegetatif gelişimini olumsuz etkiler.
Yaprak ve gövde sistemi zayıf olur. Vegetatif gelişme periyodu
kısalır. Bitkiler erken olgunlaşır, erken çiçek açar ve erken
yaşlanır.
Elmalarda
yapraklar küçük dar ve açık yeşil renkli olur. Yapraklar sarımsı
portakal renkli veya kırmızımsı mor renkli olabilir ve erken
dökülürler. Yaprak sapları dar açı oluşturacak şekilde, ince
ve kısadır. Şiddetli noksanlıkta yaprak sapları ölür. Meyveler
olgunlaşmadan renklenirler.
Armut,
kiraz ve erikte noksanlık belirtileri elmaya benzer. Kirazda
meyveler koyu renkli olurlar.
Kayısıda
yapraklar kısa ve sarımsı yeşil renkli olur. Dallar ince gelişirler.
Genellikle çiçek bol olmakla beraber, meyve sayısı az ve meyveler
küçük olur.
Şeftalide dal ve sürgünler kısa, zayıf, kabukları kahvemsi
mor renkli olur. Yapraklar sarımsı yeşil renkli, yaşlı yapraklar
kırmızımsı sarı, bazen de nekrozludur. Erken yaprak dökümü olur.
Meyveler küçük ve ekseriyetle bozuk şekilli olurlar.
Asma yaprakları açık yeşil ve sarıya döner. Yaprak kenarları
nekrozlu ve aşağıya kıvrık olur. Yaprak sapları pembemsi bir
renktedir. Sürgünler zayıf ve uçları ölüdür.
Azot fazlalığı: Bitkilerde fazla azot vegetatif
gelişme periyodunu uzatır. Çiçeklenmeyi geciktirir. Vegetatif
aksam yani dal sürgün ve yaprak miktarı fazla, iri, geniş ve
uzun olur. Buna karşılık generatif gelişme zayıf kalır. Meyvelerde
geç olgunlaşma meydana gelir. Depolanma kabiliyetleri düşer
ve bazı depo hastalıklarına daha hassas olurlar.
Gübreleme : Azotlu gübrelerin etkinliği yönünden
aralarında önemli bir fark yoktur. Uygulanacak gübrenin belirlenmesinde
en önemli faktör toprak faktörüdür. Asit karakterli topraklara
üre, kireçli topraklara ise gaz halinde kayıplar fazla olacağından
amonyum içerikli gübrelerin verilmesi tavsiye edilmez. Yıkanmanın
fazla olduğu yağışlı bölgelerde geleneksel azotlu gübreler yerine
yavaş serbestlenen azotlu gübreler verilebilir.
Verilecek gübre miktarı topraktaki organik madde miktarına
göre değişmekle birlikte azotun kolay yıkanan bir gübre olması
ve organik maddenin zamanla elverişli hale geçmesi nedeniyle
toprakta mevcut azot pek dikkate alınmaz. Verilecek gübre miktarının
belirlenmesinde ise farklı yöntemler kullanılabilir. Örneğin
şu formülden faydalanılabilir;
Ağacın
yaşı (yıl) x 2,27
--------------------------------------- = kg gübre /ağaç
Gübrenin
% azot içeriği
Yani eğer ağaç 15 yaşındaysa ve gübre olarak ta amonyum
nitrat (% 26) kullanıyorsak;
(15x2,27)/26 = 1,3
kg/ağaç Amonyum nitrat vermemiz gerekir. Hesaplamada göz önüne
alınması gereken bir diğer husus ta ağacın verimidir. Diğer
bir deyişle verilecek gübre miktarı ağaç pik verimine ulaşıncaya
kadar artırılmalı ondan sonra artırılmamalıdır. Doz belirlenmesinde
Tablo 8’ den de faydalanılabilir;
Tablo 8. Elma için N önerileri.
| Yaş (yıl) |
g N/ağaç |
Kg N/dekar |
| 1 |
yok |
yok |
| 2 |
100 |
2,5 |
| 3-5 |
100-150 |
3-4 |
| 6-7 |
200-250 |
6 |
| 7
yaş üzeri |
300-500 |
8-12 |
Bu
verilen rakamlar kuvvetli anaçlar üzerine aşılı elma ağaçları
içindir. Eğer M9 veya MM106 gibi bodur ve yarı bodur gelişen
anaçlar için tam verim çağında 80-100 kg N verilmesi tavsiye
edilebilir. Öte yandan taş çekirdekliler için ise verim çağında
dikim sıklığına göre şu önerilerde bulunulabilir;
Tablo 9. Taş çekirdekli
meyveler için N önerileri.
| Dikim Sıklığı |
Verilecek N (g/ağaç) |
Verilecek N (kg/da) |
| 6
m X 6 m |
400-600 |
10-15 |
| Orta sıklıkta |
300-400 |
15-20 |
| Sık
dikim (4x2) |
200-250 |
20-25 |
Azot toplam miktar en az 3 eşit parçaya bölünerek verilmeli
ve uygulamalar erken ilkbaharda başlamalıdır. En son uygulama
ise temmuz ortasını geçmemelidir. Şiddetli ilkbahar yağmurlarından
önce verilmemelidir. Ancak uygulamanın sulamadan veya normal
şiddette bir yağıştan önce
verilmesi gübrelemenin etkinliği açısından önemlidir.
Uygulamalar ağaç gövdesine yaklaşmayacak şekilde ağacın taç
izdüşümüne veya banda verilmelidir. Gübre verildikten sonra
sulama yapılmayacaksa toprakla karıştırılması tavsiye edilir.
2. Fosfor
Bitki
ve topraktaki fosforun tamamına yakını beş değerlikli oksidasyon
derecesinde bulunur (P
2O
5). Toprakların
fosfor düzeyi % 0,02 ile %0,15 arasında değişir. Ancak bunun
çok az bir kısmı bitkiler tarafından alınabilir formdadır. Özellikle
topraktaki kil tipi ve miktarına bağlı olarak fosforun önemli
bir kısmı toprak tarafından tutulur. Fosfor bitkide son derece
hareketli bir besin elementidir. Aşağı ve yukarı doğru taşınabilir.
Fosfor
bitkide; enerji depolanması ve taşınması, genlerin ve kromozomların
yapı taşı olması ve besinlerin taşınması gibi fizyolojik işlevlere
sahiptir. Fosfor ayrıca çiçeklenmeyi ve meyve tutumunu artırır,
saçak kök oluşumunu sağlar, tohumların çimlenmesinde etkilidir,
olgunlaşmayı hızlandırır.
Fosfor
Eksikliği : Bitkilerin normal P içeriği %0,15 ile %0,5 arasındadır.
Eksiklik durumunda bu oran % 0,1’in altına düşmektedir. P eksikliğinde
bitki türüne ve eksiklik oranına bağlı olarak farklı belirtiler
görülse de genel olarak; özellikle yaşlı yapraklarda sararma,
kalın ve dik yaprak görünümü, bodur büyüme, mavimsi yeşil veya
mor renk oluşumu tipiktir.
Fosfor
eksikliği elma armut gibi ağaçlarda hububat ve otsu bitkilerde
olduğu gibi çok yaygın değildir. Belirtiler daha çok genç ağaçlarda
meydana gelir. Sürgünler ve çiçeklenme azalır, tomurcuk patlaması
gecikir. Meyve tutumu zayıftır ve olgunlaşma erkendir. Öte yandan
çoğu kez meyvelerde şekil bozukluğu, koyu kırmızı renk ve çatlaklık
görülür. Daha çok yaprakların ortasında veya ana damarlar arasında
olmak üzere koyu yeşilden mora kadar değişen renklenme görülür.
Yapraklar normalden daha küçüktür ve yaprak sapı ile dal arasında
dar açı vardır. Sonunda yapraklar açık yeşile veya sarıya dönerler
ve erken koparlar.
Fosfor fazlalığı; Fe, Zn ve
Cu’ın alımını engellediğinden dolaylı olarak bitkiye zarar verir.
Fosfor Gübrelemesi : Fosfor
gübrelemesinde dikkat edilmesi gereken hususların başında toprak
çözeltisindeki elverişli fosfor konsantrasyonunun artırılmasıdır.
Bunun için kullanılacak gübre çeşit ve miktarı kadar uygulama
yöntem ve zamanı da önem taşımaktadır. Gübrenin toprakla temas
yüzeyinin artması ve temas süresinin uzaması toprakta fosfor
fiksasyonunun artmasına yol açacağından
fosforlu gübrelerin mümkün olduğunca bitkinin alacağı
dönemde verilmesi gerekir. Öte yandan fosfor toprakta hareketsiz
olduğundan gübrenin bitki kök bölgesine yakın verilmesi gübrelemenin
etkinliğini artırmaktadır. Ayrıca gübre verilirken kesinlikle
serpilerek dağıtılmamalı taç izdüşümüne veya banda
açılan çukurlara toplu olarak
verilmelidir.
Uygulanacak gübre miktarına gelince;
fosforlu gübreler uygulanmadan önce toprağın elverişli fosfor
seviyesinin toprak analizleri ile belirlenmesi gerekir. Yöremiz
toprakları genel olarak fosfor açısından oldukça zengindir.
Yapılan tarla denemeleri sonucunda Isparta – Eğirdir yöresi
toprakları için dekara 2-3 kg P2O5 verilmesi
tavsiye edilmektedir. Buda eğer triplesüperfosfat kullanılacaksa
(%44) toplam dekara 5-7 kg gübre verilmesi demektir.
Fosfor gübrelemesinde uygulama zamanı
olarak erken ilkbahar hatta kış sonu yani şubat-mart ayları
tavsiye edilmektedir.
3. Potasyum
Toprakta potasyum N ve P’a
göre daha fazla bulunur. Toprağın potasyum kapsamı % 2,4 dolayımdadır.
Potasyum bitkiler tarafından son derece hızlı ve etkin alınırlar
ve çift yönlü taşınabilir. Ancak temel taşınma genç dokulara
doğrudur. Potasyum alımının hızlı ve etken olması diğer katyonların
alımını sınırlandırabilir. Bitki floem özsuyunun % 80’i potasyumdan
oluşur.
Potasyum bitkilerde su dengesini sağlar,
fotosentez ürünlerinin üretimini ve taşınmasını sağlar, ve bazı
enzim sistemlerini etkinleştirir yada aktive eder. Özellikle
meyveler açısından potasyum çok önemlidir. Şeker oranı yüksek,
tam renklenmiş albenisi fazla, kaliteli meyveler elde edilmesi
yeterli potasyum verilmesine bağlıdır.
Potasyum Noksanlığı : Potasyum
noksanlığı kumlu hafif tekstürlü topraklarda yetiştirilen bitkilerde
daha çok görülür. Potasyum noksanlığı belirtileri hemen görülmez.
Önce önemli oranda gerileme görülür. Daha sonra kloroz ve nekrozlara
rastlanır.
Belirtiler önce yaşlı yapraklarda
görülür. Zira eksiklik halinde yaşlı yapraklardaki potasyum
genç yapraklara taşınır. Belirtiler yaprak kenarlarında ve uçlarında
başlar. Yaprak kenarları önce sararır, daha sonra koyu kahverengine
döner. Şiddetli noksanlık halinde siyahlaşabilir. Yaprağın kenar
ve uçları belirtilen şekilde ölmesine karşılık diğer kısımları
uzun süre yeşil kalabilir.
Elmada yaprak kenarlarında esmer-kahverengi
kloroz oluşur. Bu bölgeler kurur. Yapraklar bu haliyle ağaç
üzerinde uzun süre kalabilirler. Meyveler küçük ve soluk renkli,
kalın kabuklu, şeker miktarları az ve ekşi olurlar.
Armut yaprakları sarımsı yeşil olur
ve tipik bir şekilde kıvrılma gösterir. Yaprak kenarlarında
yukarıda bahsedilen tipik belirtiler oluşur.
Kiraz, şeftali, kayısı gibi taşçekirdekli
meyve ağaçlarında potasyum noksanlığı yapraklarda kıvrılma ve
kırmızımsı kahverengi lekelerden oluşan belirtilere neden olur.
Sürgün uçlarında ölme, zayıf çiçek oluşumu ve normalden küçük
meyveler oluşur.
Asma yapraklarında da yaprak kenarlarında
sararma kahverengileşme görülür. Çiçeklenme zayıf, meyve tutumu
az ve meyveler ekşi olur.
Potasyum fazlalığı : Potasyum
fazlalığı Mg ve Ca noksanlığına sebep olabilir.
Potasyum Gübrelemesi : Potasyum
gübrelemesi yapılmadan önce toprakların potasyum içeriklerinin
toprak tahlilleri ile belirlenmesi gerekir. Potasyumda fosforda
olduğu gibi ağaç kök bölgesine yakın ve dağıtılmadan verilmelidir.
Uygulama zamanı da fosforda olduğu gibi kış sonu veya erken
ilkbahardır.
Uygulama dozu topraktaki potasyum seviyesine,
ağacın yaşı ve verimine bağlı olarak değişmekle beraber pratik
bir öneri olarak yumuşak çekirdekliler için 10-15 kg/da K2O,
sert çekirdekliler için ise 7,5-15 kg/da K2O verilmesi
önerilebilir.
4. Kalsiyum
Topraklarda genellikle ihtiyacı karşılayacak
düzeyde kalsiyum bulunur. Özellikle kurak ve yarı kurak iklim
bölgelerinde yıkanma olmadığından Ca oranı oldukça fazladır.
Hatta bazı yerlerde diğer bazı mikro elementlerin alımını engelleyecek
kadar fazla olabilmektedir. Bu sebeple ülkemizde topraktan Ca
ilavesine pek ihtiyaç duyulmaz. Ancak yağışlı bölgelerde yıkanmanın
çok fazla olduğu yerlerde topraktan Ca gübrelemesi gerekebilir.
Kalsiyumun bitkilerce alım hızı çok
düşüktür ve topraktan Ca++ iyonu şeklinde alınırlar.
Taşınması ise büyük ölçüde transprasyona bağlıdır. Yani xylem
dokusunda Ca taşınması kitlesel akış ile olmaz. Bu kalsiyumun
bitkide son derece hareketsiz olduğu sonucunu ortaya koyar.
Floem dokularında Ca içeriği çok düşüktür. Bu durum besinlerinin
önemli bir kısmını floem dokuları aracılığı ile sağlayan meyvelerde
sık sık Ca eksikliği görülmesine neden olur.
Kalsiyum eksikliği : Kalsiyum
noksanlığı meyvelerde, özellikle elmalarda çok önemlidir. Elmalarda
görülen acı benek Ca noksanlığının bir sonucudur. Acı benek
elmalarda derime yakın veya derimden sonra depolama sırasında
meydana gelen ve karşıdan bakıldığında kabuğun üzerinde şekil
bozukluğu oluşturan kahverengi-siyah beneklerle kendini belli
eden bir fizyolojik bozukluktur.
Kalsiyum gübrelemesi : Yukarıda
da söylendiği gibi kalsiyumun floem dokusunda hareketsiz oluşu
nedeniyle bitkilerde ancak xylem dokularında ve transprasyon
sonucunda taşınabilir. Ca noksanlığının belirlenmesinde yaprak
analizleri de faydalı olmamaktadır. Çünkü yapraklardaki Ca meyvelere
taşınamamaktadır. Ca noksanlığını gidermenin en etkili yolu
doğrudan meyveye Ca içeren çözeltiler püskürtmektir. Bu amaçla
yaz döneminde belli aralıklarla (15-20 gün) meyve üzerine kalsiyum
sülfat veya bir başka Ca içeren çözelti püskürtülmelidir.
5. Magnezyum
Toprakların Mg içerikleri kumlu topraklarda
%0,05 civarındayken killi topraklarda bu oran %0,5 ‘e kadar
çıkabilmektedir. Magnezyum kalsiyum gibi kolay yıkanabilen bir
elementtir.
Magnezyumun topraktan alımında rekabet
koşulları etkilidir. Azot ve potasyum arasında besin alımı arasında
rekabet vardır. Mg transprasyon akımı ile yukarı taşınır ve
floem de hareketli bir besin elementidir.
Bitkilerde Magnezyum, klorofil sentezinde
yapı elementidir, fosforilasyon sürecinde görevlidir, çeşitli
enzim sistemlerinde aktivatör görevi görür ve karbon ve protein
metabolizmasında görevlidir.
Magnezyum eksikliği : Bitkilerde
Mg seviyesi % 0,2’ nin altına düşerse eksiklik durumu oluşur.
Magnezyum noksanlığı protein sentezini engellemektedir. Eksiklik
daha çok yıkanma tehlikesinin olduğu topraklarda görülür. Ayrıca
fazla miktarda potasyumlu gübre verilmesi de Mg noksanlığına
yol açabilir.
Elma ağaçlarının özellikle uzun sürgünlerin
yaşlı yapraklarında, damarlar arasında gayrı muntazam şekilli
açık yeşil, sarımsı, bazen grimsi yeşil renkli lekeler oluşur.
Damar arası lekeler bazı durumlarda yaprak kenarlarına kadar
genişler. Lekeler hızla kırmızımsı kahverengi nekrozlara dönüşürler.
Yapraklar daha sonra solar, kıvrılır, kurur ve erken dökülür.
Meyveler tatsız ve kokusuz olurlar.
Armut yapraklarında ana damar çevresi
ve kenarlara yakın bölgelerde nekrozlar oluşurken, yaprak kenarları
yeşil rengini korurlar. Bu belirtilerin ortaya çıkışı mevsim
sonlarına doğru olur ve yapraklarda erken dökülme görülür.
Sert çekirdekli meyvelerden en fazla
şeftali etkilenir. Yaprakların damar aralarında kloroz görülür.
Renk açılmaları yaşlı yapraklarda, yaprak kenarlarından başlayarak
yayılır. Beyaz etli meyve veren ağaçların yapraklarında kırmızı
renkli, sarı etli meyve veren çeşitlerin yapraklarında ise sarı
renkli lekeler oluşur. Yapraklarda erken dökülme görülür.
Asma yapraklarında damar aralarında
lekeler şeklinde başlayan kloroz, lekelerin hızla genişlemesiyle
sapa doğru yayılır ve yapraklarda ördek ayağı şeklinde tipik
görüntü oluşur. Kloroz görülen bölgelerde kahverengi nekrozlar
oluşur.
Magnezyum fazlalığı : Mg fazlalığı
nadiren görülür ve potasyum alımını engeller. Ayrıca ağaçların
kök gelişmesini olumsuz etkiler.
Magnezyum gübrelemesi : Bitkiler
normal şartlarda nadiren Mg gübrelemesine ihtiyaç duyarlar.
Ancak günümüzde azotlu ve potasyumlu gübrelerin fazla kullanılması
sebebiyle magnezyum gübrelemesi bir ihtiyaç halini almıştır.
Özellikle yıkanmanın fazla olduğu topraklarda Mg gübrelemesi
önem taşır.
6. Kükürt
Kükürt organik maddelerin yapısında
bulunan bir elementtir. Bu yüzden toprakta organik ve inorganik
formda bulunabilir. Ancak topraklardaki kükürt miktarının önemli
bir kısmını organik kükürt oluşturmaktadır.
Bitkiler kükürdü kökleri vasıtasıyla
sülfat iyonu (SO4-2) şeklinde alırlar.
Öte yandan stomaları aracılığı ile de kükürt dioksit olarak
alabilirler. Kükürt bitkilerde daha çok yukarı doğru taşınır.
Aşağı taşınma çok sınırlıdır. Yaşlı dokulardaki kükürt genç
dokulara taşınmaz.
Bitkide proteinlerin bileşiminde bulunur.
Klorofil oluşumu için gereklidir. Bazı vitaminlerin bünyesinde
bulunur. Bitkilerde soğuğa dayanımı artırır.
Kükürt eksikliği : Bitkilerde
kükürt eksikliğinde azot eksikliğine çok benzeyen belirtiler
görülür. Yani homojen bir sararma vardır. Ancak aradaki fark,
sararmanın önce genç yapraklarda olmasıdır. Azotta ise sararma
yaşlı yapraklarda olur. Bunun sebebi kükürdün yaşlı yapraklardan
genç yapraklara taşınamamasıdır.
Kükürt gübrelemesi : Kükürt
gübrelemesi daha çok yağışlı bölgelerde önem taşır. Gübre olarak
piyasada bulunan kükürt içerikli gübreler kullanılabilir (jips,
amonyum sülfat, potasyum sülfat vs.).
7. Demir
Yer kabuğunun % 5’ ini demir oluşturur. Topraklar genellikle
demir açısından zengin olmasına karşılık ortamda Ca’un fazla
olması ve havalanması uygun olmayan toprak şartlarında bitkiler
demirden faydalanamazlar.
Bitkiler demiri daha ziyade Fe2+ formunda
alırlar. Bazen de Fe3+ formunda alabilirler. Ayrıca
demir kleytleri olarak ta alınabilmektedir. Demir hangi formda
alınırsa alınsın bitki bünyesinde Fe2+ formuna dönüşmeden
kullanılamaz. Yüksek kalsiyum olduğunda yani toprak pH’sı yüksek
iken demir bileşikleri Fe2+ ve Fe3+ formlarına
indirgenemez. Öte yandan bikarbonat iyonları da demirin hareketliliğini
azaltarak, alımını azaltabilirler. Topraktaki kirecin çözünmesinde
CO2’in önemli etkisi vardır. Havasız koşullar da
CO2 oluşumuna sebep olmakta ve bu durum dolaylı olarak
demir eksikliğiyle sonuçlanmaktadır. Sıkışık topraklar, uzun
süreli sulama, aşırı yağışlar, yüksek taban suyu da demir alımını
engelleyen unsurlardır. Toprakta fazla miktarda ağır metal olması
da (örneğin mangan) demir eksikliğine neden olmaktadır.
Demirin bitkilerdeki fizyolojik işlevi; bir çok enzim
sisteminde prostetik gurup olarak görev yapan hem hemin maddelerinde
yapı elementi olmasıyla ilgilidir.
Demir eksikliği : Demir eksikliği belirtileri
öncelikle genç yapraklarda başlar ve yaprak damarları arsında
sararma dikkat çeker. Görünümleri oldukça tipiktir. Kolayca
tanınırlar. En ince damarlar dahi yeşil kalarak bu damarlar
arasındaki renk tamamıyla sarıya döner. Şiddetli noksanlıkta
damarlarda sararabilir. Bazen magnezyum noksanlığı ile karışır.
Aradaki fark Mg noksanlığında sararma yaşlı yapraklarda görülür.
Demirde ise genç ve tepe noktalardaki yapraklarda belirtilere
rastlanır.
Meyve ağaçlarında Fe noksanlığının bazı dallarda görülüp,
bazılarında görülmemesi sık görülür. Yaprak analizleri demir
noksanlığının tanınmasında yeterli değildir. Çünkü bazen klorozlu
yaprağın demir içeriği sağlam olandan daha yüksek bile çıkabilmektedir.
Bunun nedeni demirin bütün formlarının bitkiye yarayışlı olmamasından
ileri gelir.
Tanının en kolay yolu uygun demir çözeltisini
yapraklara püskürtmektir. Kloroz kaybolur veya hafiflerse Fe
noksanlığı olduğu anlaşılır.
Demir gübrelemesi : Demir noksanlığının
giderilmesinde yaprak gübrelemeleri etkili olmaktadır. İnorganik
demir tuzları (örneğin demir sülfat) % 0,05 ve % 1 arasındaki
konsantrasyonlarda püskürtülmesi faydalı olabilir. Dikkat edilecek
husus tuz içerikli gübrelerin yapraklarda yanmalara neden olabileceğidir.
Yani uygulama zamanı ve konsantrasyon iyi ayarlanmalıdır.
Piyasada EDDHA ve EDTA ile şelatlanmış
demir şelatları bulunmaktadır. Bunlar yapraktan ve topraktan
başarı ile uygulanabilir. Toprağa uygulandıklarında pH’ sı yüksek
bir topraksa Fe-EDDHA daha iyi sonuç vermektedir. Bazen her
iki şelatla da şelatlanmış demirli gübreler olabilir. Bunlar
hem düşük, hem de yüksek pH’ da etkili olabilirler. Toprağa
uygulandıklarında meyve bahçelerinde ağaç büyüklüğüne göre ağaç
başına 70-150 gr yetebilmektedir. Bununla beraber şiddetli noksanlık
durumunda bu oran 500 gr’ a kadar çıkarılabilir. Bağlarda ise
asma başına 10-50 gr yeterlidir.
Demir şelatlarının toprağa verilmesi
yaprağa verilmelerinden daha kesin sonuç verir. Ancak bu durumda
kullanılacak miktar çok fazla olmaktadır ve maliyeti artmaktadır.
Bu yüzden yaprak uygulamaları ekonomik açıdan daha uygundur.
Ancak şiddetli noksanlık hallerinde toprak uygulamaları şarttır.
8. Çinko
Yerkabuğunun ortalama çinko oranı 80 ppm
civarında iken, toprakların
çinko içeriği 10-300 ppm arasında değişmektedir. Toprakta çinko
çözünürlüğü toprak pH’sı ile ters orantılıdır.
Bitkiler çinkoyu suda çözünebilir formda ve aktif olarak
alırlar. Çinko alımı ile bakır, demir, mangan ve kalsiyum alımı
arasında rekabet mevcuttur. Bitki bünyesinde çinko Zn
2+
iyonları şeklinde veya
organik asitlere bağlı olarak xylem dokularınca taşınır.
Sınırlı da olsa yaşlı yapraklardan genç yapraklara taşınma olmaktadır.
Bitkilerde fosfor ile çinko arasında antagonistik bir etki vardır.
Çinko bitki fizyolojisi açısından son derece önemli bir
elementtir. Bitkilerde, enzimleri yapı elementi olarak ve aktive
edilmesinde, protein sentezinde, karbonhidrat metabolizmasında
ve IAA sentezinde görevlidir.
Çinko eksikliği : Meyve ağaçlarının Zn içeriği
15-200 ppm arasında değişmektedir. Çinko eksikliği çoğunlukla
fosfor yönünden zengin, karbonhidrat içerikli nötr veya alkali
topraklarda meydana gelir. Zn eksikliği kültür bitkilerinde
daha ziyade kökleri etkiler ve yaşlı kök dokularının ölümüne
sebep olur. Öte yandan çinko noksanlığında yaprak damarları
arasında kloroz meydana gelir. Yaprak damarları yeşil kalırken,
damarlar arası renk açık yeşil,sarı hatta beyaza döner.
Meyve ağaçlarının hepsinde çinko noksanlığının tipik
belirtisi, daralmış, küçülmüş yaprak ve rozet oluşumudur. Bu
oluşumun nedeni ise boğum araları uzunluklarının oldukça kısalmış
olmasıdır. Yaprak kenarları bazen dalgalı bir hal alır. Yaprak
yüzeyinde damar kenarları yeşil kalmak üzere damarlar arasında
sarı mozaik şeklinde lekeler oluşur. Noksanlık şiddetli değilse
sadece yaprakları etkiler. Şiddetli noksanlı olursa sürgün gelişimi
de tamamen durur. Sürgünlerde meyve tomurcuğu sayısı azalır,
hatta tamamen yok olur. Sert çekirdekli meyvelerin meyve etlerinde
kararmalar görülür.
| 
|
 |
Bağlarda çinko noksanlığı yaygın olarak ortaya çıkmaktadır.
Erken ilkbaharda oluşan yapraklar küçük, dar ve dişli olurlar.
Damarlar arasında çok sayıda klorotik lekeler oluşurken damarların
etrafında 1-2 mm genişliğinde bir bölge yeşil rengini korur.
Alt yapraklar yeşil kalır ve hafif klorozlu olurlar. Belirtiler
sürgün uçlarına doğru daha şiddetli bir hal alır. Büyüme geriler,
ana sürgünler çalımsı bir hal alır. Salkımlar seyrek ve üzüm
taneleri küçük olur.
Çinko Gübrelemesi : Bitkilerin topraktan kaldırdıkları
çinko miktarı genellikle 0,5 kg/ha/yıl’ dan daha azdır. En çok
kullanılan çinko gübresi çinko sülfattır. Topraktan ve uygun
konsantrasyonlarda yapraktan uygulanabilir. Yaprak analizleri
sonucunda Zn eksikliği bulunmuşsa 100 litre suya 0,5 kg çinko
sülfat, 250 gr sönmüş kireç ve 200 gr üre ve yapıştırıcı karıştırılarak
hazırlanan çözelti, meyve tutumundan itibaren eksikliğin şiddeti
de göz önüne alınarak 20’şer gün aralıklarda yapraklara püskürtülerek
verilebilir.
9. Mangan
Toprakların mangan içeriği 200-3000 ppm arasında değişmektedir.
Toprak pH’sı ile mangan elverişliliği arasında sıkı bir ilişki
vardır. Yüksek pH’ lı topraklarda manganın alınabilirliği düşüktür.
Bu sebeple kireçli topraklarda Mn eksikliği sık görülür.
Mangan eksikliği : Mangan noksanlığı belirtileri
Mg noksanlığı belirtilerine benzer. Yapraklardaki damarlar arasında
sarama görülür. Ancak Mg noksanlığı önce yaşlı yapraklarda olmasına
karşılık Mn noksanlığı genç yapraklarda görülür. Mangan noksanlığında
yapraklar arası kloroza ilave olarak yapraklarda sarı noktalar
halinde lekeler oluşur.
Meyve ağaçlarında Mn eksikliği belirtileri rahatlıkla
demir noksanlığı ile karışabilir. Yaprak analizleri doğru teşhis
için önemli bir araçtır. 25-30 ppm’ den az Mn bulunursa mangan
eksikliği muhtemeldir. 20 ppm’ den az olursa mangan noksanlığı
vardır. Şeftali, kayısı ve erik diğer sert çekirdeklilere göre
daha fazla mangana ihtiyaç gösterirler.
| 
|
 |
Asmada yaprak yüzeyinde üniform bir sararma olur. Yapraklar
normalden küçük ve açık yeşil renklidirler. Zamanla çok sayıda
küçük nekrotik lekeler ortaya çıkar. Sonunda sarı bölgeler kahverengine
döner ve yaprak ölür.
Mangan gübrelemesi : Mangan noksanlığı daha çok
kireçli yüksek pH’ ya sahip topraklarda yetiştirilen bitkilerde
görülür. Böyle topraklara mangan sülfat gibi tuzlar vermek genellikle
faydasızdır. Çünkü verilen mangan kısa sürede yükseltgenerek
alınamaz hale gelir. Böyle topraklara mangan verilecekse serpme
yerine banda toplu olarak verilmelidir
Manganlı gübrelerin yaprağa uygulanmaları da mümkündür.
Bu amaçla kullanılmak üzere çeşitli Mn-şelatlar üretilmektedir.
% 1’ lik MnSO4 çözeltisi veya dekara 10-50 gr Mn
hesabıyla şelatlı gübreler yapraklardan uygulanabilir. Manganın
bitkilerde hareket kabiliyeti iyi olmadığından uygulama 2-3
kez tekrarlanmalıdır. Toprağa verilecekse dekara 3 kg Mn hesabıyla
mangan sülfat verilebilir.
Yerkabuğunun Cu kapsamı 55 ppm dolayındadır. Bakır toprakta
genellikle iki değerlikli bakır iyonu şeklinde bulunur ve elverişliliği
organik maddelerle kompleks oluşturmasına bağlıdır.
Bakır bitkilerce çok küçük miktarlarda alınır. Bitkiler
bakırı Cu 2+ iyonu veya bakır kleyti şeklinde alırlar. Öte yandan
bakır ile demir, mangan, çinko ve nikel gibi ağır metaller arasında
rekabet söz konusudur. Bitkilerde taşınması % 99 oranında xylem
özsuyunda olmakta ve floemde taşınma gerçekleşmemektedir. Bu
taşınma transprasyon akımına bağlıdır. Bakır az da olsa yaşlı
yapraklardan genç yapraklara taşınabilir.
Bakır bitki fizyolojisi açısından çok önemli bir elementtir..
Vitamin, karbonhidrat ve protein sentezi ile fotosentez ve solunum
gibi çok sayıda komplike olayda görev alır.
Bakır eksikliği : Bitkilerin
bakır kapasitesi vegetatif organlarda 4-20 ppm civarındadır.
Eksiklik sınırı 4 ppm olarak kabul edilmektedir. Bakırın yaşlı
yapraklardan genç yapraklara taşınma kabiliyeti iyi olmadığından
eksiklik belirtileri öncelikle genç yapraklarda görülmektedir.
Grimsi yeşil renk, hatta beyazlaşma gibi renk değişimleri ve
solma görülür. Gelişme zayıflar. Meyve ağaçlarında dalların
uç kısımlarında kurumalar olur. Bazı hallerde uç kurumalarının
görülmesinden önce normalden büyük yapraklar oluşur.
Bakır fazlalığı : Bakır içerikli
fungusitlerin meyve bahçelerinde ve bağlarda çokça uygulanması
bakır toksitesi meydana getirebilmektedir. Bakır tositesinde
de noksanlıkta olduğu gibi bitki gelişmesi geriler ve yapraklarda
yanmalar görülür.
Bakır gübrelemesi : Pratikte
meyve ağaçlarında bakır gübrelemesi yapılmaz. Çünkü fungusit olarak bakır sülfat çokça
kullanıldığından meyve bahçelerinde genellikle yeterli miktarda
bakır bulunur.
Bor toprakta borik asit ya da borat anyonu şeklinde bulunur.
Bitkilerce bor iyonize olmamış borik asit formunda alınmaktadır.
Bitkide hareketi oldukça sınırlıdır ve bitkilerde xylem dokusunda
transprasyon etkisi ile taşınır.
Bor eksikliği : Normal olarak bitkiler 25-100
ppm arasında bor içerirler. 20 ppm bitkilerde borun eksiklik
sınırı olarak kabul edilmektedir. Bitkilerde bir çok hastalığın
bor noksanlığından meydana geldiği bilinmektedir. Örneğin elmalarda
mantarlaşmış çekirdek evi hastalığı bunlardan biridir.
Armut ve elmalarda bor noksanlığında çiçekler soğuktan
zarar görmüş gibi aniden solar ve siyah bir renk alır. Bu halleri
ile dökülmeyip bir süre dalda kalırlar. Don zararı aynı görüntüyü
oluşturmakla beraber dondan etkilenmiş çiçekler hemen dökülürler.
Şiddetli noksanlıkta yaprak çıkışı gecikir, vegetatif büyüme
noktaları ölür. Sürgünler kısa, yapraklar küçük ve bozuk şekilli
olurlar. Ancak yapraklarda kloroz görülmez. Elma ve armut meyvelerinde
büyük şekil bozuklukları ve içte ve dışta mantarlaşmalar görülür.
Meyveler normalden küçüktür ve bazen çatlamalar olur. Bor noksanlığından
ileri gelen dış mantarlaşmalar Ca eksikliğinden meydana gelen
acı benek ile karıştırılmamalıdır. Acı benek ya dalda meyvenin
olgunlaşmasına yakın, ya da daha çok hasat sonrasında depolama
sırasında görülür.
| 
|
Şeftali ve kayısı meyvelerinde kahverengi lekeler ve
veya mantarımsı doku oluşur. Bazı durumlarda meyvelerde çatlama
ve büzülme görülür. Olgunlaşma gayrı muntazam olur.
Asmalarda genç yapraklarda damarlar arasında sarı lekeler
şeklinde kloroz oluşur. Kloroz yaprak kenarlarından başlayıp,
ortaya doğru yayılır. Kloroz çoğu kez şekil bozukluğu ile birliktedir.
Sonraları yaprak kenarları kahverengiye döner ve kurur. Yaprak
sapları kısa ve kalın olur. Vegetatif gelişme noktaları kalınlaşır
ve ölür. Buna bağlı olarak yan sürgün sayısı artar. Ancak bu
sürgünler de arızalı olur. Meyve az olur. Salkımlarda üzüm tanelerinin
çoğunluğu buruşuk ve çekirdeksizdir. Sadece aralarında birkaç
tane normal üzüm bulunur.
Bor fazlalığı : Borun eksikliği gibi fazlalığı
da sakıncalıdır. Toprakta 5 ppm’ den fazla bor olması bor fazlalığına
işaret eder. Bu sebeple bor gübrelemesi yapılırken dikkat edilmelidir.
Bor toksitesinde yaprak uçları sararır ve nekrozlar oluşur.
Belirtiler daha sonra yaprak kenarlarına ve orta damara yayılır.
Yapraklar yanık bir görüntü alırlar ve erken dökülürler. Belirtiler
yaşlı yapraklarda görülür.
F.
Fertigation
Son yıllarda sulama yöntemlerinde uygulanan yeni teknolojiler
gübrelerin uygulanmasında da bazı kolaylık ve yenilikleri beraberinde
getirmiştir. Örneğin damla sulama sistemi modern meyve bahçelerinin
vazgeçilmez ekipmanı haline gelmiştir. Bu durum gübre uygulamalarının
da sulama suyu ile verilmesini sağlamıştır. Fertigation olarak
bilinen bu yöntemde suda çözünebilir formdaki gübreler sulama
sistemine aplike edilen bir gübre tankı vasıtası ile meyve bahçelerine
verilmektedir. Piyasada çeşitli ticari isimlerle farklı besin
elementi içerikli çok sayıda sıvı veya suda eriyebilir gübre
vardır. Bunlardan bazıları ve besin elementi içerikleri Tablo
10’da verilmiştir.
Tablo 10. Bazı suda eriyebilir gübre
kombinasyonları ve besin elementi içerikleri
| Gübre Adı |
% Besin Elementi İçeriği |
| N |
P |
K |
Diğer |
| Üre |
46 |
|
|
|
| Amonyum Nitrat |
34 |
|
|
|
| Amonyum Sülfat |
20 |
|
|
24 Kükürt |
| Mono-amaonyun fosfat (MAP) |
12,5 |
22 |
|
|
| Di-amaonyum fosfat |
19 |
20 |
|
|
| Potasyum klorür |
|
|
50 |
|
| Potasyum nitrat |
13 |
|
38 |
|
| Potasyum sülfat |
|
|
42 |
18 Kükürt |
| Fosforik asit |
|
Farklı oranlarda |
|
|
1. Uygulama Yöntemleri
Fertigation yönteminde verilecek su
miktarı, uygulama süresi, gübre oranı, uygulamanın başlama ve
bitiş saatleri kontrol edilebilmektedir. Ayrıca fertigation
yöntemi ile gübre uygulanması bitki besin elementlerinin etkinliğini
de artırmaktadır. Öte yandan iş gücü ve gübre ekonomisi sağlamaktadır.
Fertigation uygulama yöntemleri şöyle sıralanabilir;
Sürekli uygulama : Sisteme sulamanın
başlangıcından bitimine kadar belli bir konsantrasyonda gübre
uygulanır. Yani gübre tankına konulan gübre sulamanın başlaması
ile beraber sisteme dahil edilir ve sulama süresince bu durum
devam eder. Böylece sulama miktarı ne olursa olsum belirli miktardaki
gübre sisteme verilmiş olur.
Üç aşamalı uygulama : Sulama
gübre olmadan başlar ve toprak ıslanana kadar sisteme sadece
su verilir. Toprak ıslandıktan sonra gübreleme uygulaması başlar.
Bu gübre tankını kontrol eden vananı açılıp kapatılması ile
sağlanır. Sisteme gübre verilmesi sulama bitmeden durdurulur.
Sulama sitemi içimdeki gübre kalıntıları basınçlı temiz su ile
iyice temizlenene kadar gübresiz sulamaya devam edilir. Bu yöntemde
de sulama suyu miktarı ne olursa olsun sisteme sabit miktarda
gübre verilmektedir.
Orantılı Uygulama : Bu yöntemde
sisteme verilecek gübre oranı suyun akış oranı ile orantılıdır.
Örneğin 1 litre gübre solüsyonu 1000 litre sulama suyu gibi.
Bu yöntemde gübre tankına koyulacak gübre miktarının önemi yoktur.
Çünkü sisteme verilecek gübre suyun akış hızına bağlı olarak
gübre tankında vakumla çekilir. Bu yöntemde çok miktarda besin
elementi vermek için uzun süre sulama yapmak gerekir.
Miktarı belli uygulama : Bu
yöntem daha ziyade deneme amaçlı ve farklı parsellere farklı
miktarlarda gübre uygulamak amacıyla uygulanır. Gübre konsantrasyonu
belli sulama suyundan değişik yerlere değişik miktarlarda sulama
suyu verilir. Mesela A parseline % 2 gübre solüsyonu içeren
sulama suyundan 20 litre, B parseline yine % 2 gübre solüsyonu
içeren sulama suyundan 40 litre gibi.
2. Kullanılan Ekipman
Fertigation genellikle damla sulama sistemiyle birlikte
kullanılmaktadır. Sistemin kurulması içine gerekli olanlar;
1.
1. Su kaynağı
2.
2. Emme
basma tulumba
3.
3. Elektrik
motoru veya herhangi bir motor
4.
4. Kum ve
yosun filtresi
5.
5. Gübre
tankı
6.
6. Sulama
sistemi için ana ve damlama boruları ve diğer parçalar.
Kurulan sistem kapalı bir sistemdir
ve sulama alanının büyüklüğüne bağlı olarak 1-3 atmosfer basınç
altında çalışmaktadır.
3. Kullanılacak Gübre Miktarı
Fertigation yönteminde kullanılacak gübre miktarı klasik
yöntemlerden daha azdır. Öte yandan fertigation yöntemi ile
gübrelenmiş bahçelerde klasik yönteme göre daha fazla verim
alınmaktadır. Örneğin elma üzerine yapılan bir çalışmada klasik
gübreleme yöntemi ile gübrelenen parsellerde toplam ağaç başına
79 kg elma alınırken fertigation ile gübrelenmiş parsellerde
toplam ağaç başına 93 kg elma alınmıştır.
Fertigation sisteminde dekara 250 ağaç dikilen ve 5-6
ton/da verim alınan bir elma bahçesine 8-10 kg/da azot, 2-3
kg/da fosfor ve 14-16 kg/da potasyum verilmesi yeterlidir.
G.
Organik Gübreleme
Organik gübreler içerdikleri besin
elementleri ile bitki beslenmesine katkıda bulunurken bir yandan
da toprağın fiziksel yapısının düzelmesine olumlu etki yaparlar.
Organik gübreler; yeşil gübreler, çiftlik gübreleri, ev ve sanayi
artıkları olarak sınıflandırılabilir. Meyve bahçelerinde yeşil
gübreleme ancak çapalama sonucu yabancı otların toprağa karıştırılması
ile yapılabilir. Ev ve sanayi artıklarının kullanılması da pek
yaygın değildir. Pratikte organik gübreleme amacıyla genellikle
çiftlik gübreleri kullanılmaktadır.
Kullanılacak çiftlik gübresinin yanmış
olması gereklidir. Çünkü çiftlik gübrelerinin bünyesindeki azot
bitkiler için elverişsiz formdadır. Yanma sürecinde azot fikse
olur ve amonyum ve nitrata dönüşerek bitkiler için elverişli
hale gelir.
Meyve ağaçlarında mineral gübrelemeye
ilave olarak ilk yıldan itibaren her yıl için ağaç başına 5-10
kg çiftlik gübresi verilebilir. Tam meyveye yatmış bahçelerde
2-3 yılda bir 1-2 ton/da çiftlik gübresi verilmesi faydalı olur.
Çiftlik gübrelerinin besin içerikleri Tablo 11’ da görülmektedir.
Tablo 11. Bazı hayvansal gübrelerin
besin elementi içerikleri.
| Hayvan Türü |
N |
P |
K |
| Tavuk |
3,6 |
1,3 |
1,3 |
| Sığır |
2 |
0,65 |
1,6 |
| Ördek |
2,6 |
0,8 |
0,5 |
| Keçi |
4 |
0,61 |
2,8 |
| At |
2,5 |
0,25 |
0,8 |
| Domuz |
2,8 |
1 |
1,2 |
| Koyun |
3,5 |
0,55 |
1 |
| Hindi |
5 |
0,6 |
0,8 |
Kaynak:
Tarım Bakanlığı Yayınları
TEKNİK METİN YAZARLARI
Doç. Dr. İbrahim GEDİKOĞLU
Zir. Yük. Müh. Fikret EYÜPOĞLU
Doç. Dr. Naci KURUCU
Dr. Süleyman ALTINTAŞ
Editör Zir. Yük. Müh. Erdem ÖNER