ALABALIK YETİŞTİRİCİLİĞİ
BİYOLOJİSİ
ve YETİŞTİRME TEKNİKLERİ - I
Doç.Dr.Fikri
AYDIN
A.Ü. Ziraat Fakültesi
1. GİRİŞ
Yaşam
ortamı bakımından berrak, temiz, serin ve oksijen yönünden
zengin suları tercih
eden alabalık halkımız tarafından özel likle etinin lezzetli
oluşuyla anımsanan balık lar arasında
bulunmaktadır. Alabalık türleri sistema tikte Salmonidae familyasında
yer alır lar. Morfolojik
bakımdan yağ yüzgeci ile karakterizedirler. Salmonidae familyasında
eko nomik yetiştiricilik
ve doğal su ların balıklandırılması için önem arz eden çeşitli
alabalıklar üç cinsin türleridir.
Bu cinsler :
a- Salmo
b- Salvelinus
c- Oncorhynchus
Dünya genelinde ençok tanınan alabalık türleri aşağıda gösterilmiştir
(Bruno ve Poppe 1996).
- Salmo salar Linnaeus (Atlantik Salmonu)
Salmo trutta f.trutta Linnaeus (Deniz alabalığı)
- Salmo trutta f.fario Linnaeus (Dere alabalığı)
- Oncorhynchus mykiss Walbaum (Gökkuşağı alabalığı)
- Salvelinus fontinalis Mitchill (Kaynak alabalığı)
- Salvelinus alpinus Linnaeus (Alp alabalığı)
- Salhvelinus namaycush Walbaum (Göl alabalığı)
Ülkemizin
yerel alabalık alt türleri ise şöyle sıralanabilir (Çelikkale
1994
- Salmo trutta macrostigma Dumeril (Anadolu Dağ alabalığı)
- Salmo trutta abanticus Tortonese (Abant alabalığı)
- Salmo trutta caspius Kessler ( Aras alabalığı)
- Salmo trutta labrax Pallas (Karadeniz alabalığı)
- Salmo trutta f.lacustris Linnaeus (Göl alabalığı)
Yukarıda belirtilen alabalık türleri içerisinde yetiştiriciliği
en yaygın olanı Kuzey Amerika kökenli Gökkuşağı alabalığı
olmuştur. Gökkuşağı alabalığı ile Kaynak alabalığı hemen hemen
aynı yıllarda yaklaşık 120 yıl önce Kuzey Amerika’dan Avrupa’ya
getirilmelerine karşın kültür koşullarına uygun niteliklerinden
dolayı Gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliği hızlı bir artış
göstermiş ve günümüzde bir endüstri haline gelmiştir. Gökkuşağı
alabalığının yetiştiriciliğe uygun özel likleri aşağıdaki
başlıklar halinde belirtilebilir (Steffens 1981).
- Gökkuşağı alabalığının çevre koşullarına çok iyi uyum göstermesi
yanında özel likle yüksek sıcaklıklara oransal olarak dayanıklı
olması,
- Aktif yem alması nedeniyle yemlenmesinin kolay olması ve
yemi değerlendirmesinin daha iyi olması yönünden iyi bir büyüme
göstermesi,
- Daha yüksek ilkbahar sıcaklığında dere alabalığı ve kaynak
alabalığı gibi di ğer alabalık türlerine göre daha kısa süreli
kuluçka dönemine sahip olması. Gökkuşağı alabalığının Türkiye’de
yetiştiriciliği ise 1970’li yıllarda kamu ve öz el girişimciler
tarafından başlatılmış tır. Dünya genelindeki kültür balıkçılığının
gelişimine koşut olarak ülkemizde de özel likle üstün yetiştirme
avantajları nedeniyle Gökkuşağı alabalığı üretimi büyük aşamalar
kate tmiştir. Önceleri küçük işletmeler tarafından gerçekleştirilen
Gökkuşağı alabalığı üretimi, 1990’ lı yıllardan itibaren entegre
üretim tesislerine dönüşmüştür. Hatta günümüzde ülke miz Gökkuşağı
alabalığı üreticileri Avrupa’ya füme halinde işlenmiş ürün
ihraç eder duruma erişmişlerdir.
2. SU KOŞULLARI
Alabalık
yetiştiriciliğinde kullanılacak su kaynağının orijini ve kalitesinin
yüksek nitelikte olması arzulanan bir olgudur.
Kaynak Tipleri
Alabalık
yetiştiriciliğinde yararlanılan su kaynaklarının başlıcaları
şunlardır (Leitritz 1974).
- Kaynaksuları
- Dere veya ırmak suları
- Göl veya gölet suları
- Yeraltı suları
Kaynak Suları
Kaynak suları genellikle yerkürenin yüzeysel yada derin katlarından
çıkmal arına bağlı olarak kaliteleri farklılık gösterir. Yaklaşık
40 m gibi yüzlek ka tlardan çıkan kaynak sularının miktar
ve kalitesi yağmur ve kuraklığa bağlı olarak değişkenlik gösterir.
Fakat oksijen düzeyleri yüksek, CO2 miktarları düşük, su sıcaklığı
ise 6-12 oC arasındadır. Yer kabuğunun 1000 m ve daha derin
tabakalarından köken alan kaynak sularının miktar ve kalitesi
aynı, fakat ekseriya oksijen miktarları litrede 4 mg’ın altında,
CO2 düzeyleri ise litrede 50 ppm’in üzerinde, su sıcaklığı
ise 8-10 oC seviyesindedir.
2.1.2 Dere
Veya Irmak Suları
Irmak veya derelerin kaynaktan ilk birkaç yüz metrelik kesimlerinin
su kalitesi aynı ve kirlenmemiştir. Orta ve alt kesimleri
ise tarım, gübreleme, endüstri ve evsel atıkların etkisi altındadır.
Fakat dere ve ırmakların su kalitesindeki belir tilen bu olumsuzluklara
karşın, su miktarları çok fazladır. Kaliteli bir kaynaktan
köken alan dere veya ırmak gibi akarsular litrede 8 mg’ın
altında CO2’e sahip olmakla birlikte, sıcaklıkları yıl bazında
6-12 oC arasında oldukça değişkendir.
Göl Veya
Gölet Suları
Bu tip suların kalitesi de endüstriyel ve tarımsal faaliyetlerin
etkisiyle mevsim sel olarak farklılık gösterir. Göl suları
da yüksek düzeyde oksijen ve düşük miktarda CO2 içermeleriyle
tanınırlar. Fakat 10 m den daha derin göllerde yaz aylarında
su kütlesinin yüzey kesimlerinde su sıcaklığı 20 oC’a yükse
lebilir, yüzeyin yaklaşık 4 m altında ise 15-16 oC sıcaklıkta
su bulunur.
Yeraltı
Suları
Genelde kaynak veya iyi kalitede dere suyuna yakın kalitede
sulardır. En büyük avantajları daima aynı miktar ve kalitede
olmalarıdır. Fakat yerüstüne çıkarmada ekseriya yüksek düzeyde
enerji giderine gereksinim duyulur. Ay rıca oksijen yönünden
zenginleştirmeye de gereksinim vardır.
Su Kalitesi
Alabalık yetiştiriciliğinde ideali, yetiştirme ortamındaki
balıklara düzenli bir şekilde daima aynı kalitede su temin
etmektir. Aynı zamanda su miktarı ile kalite arasındaki sıkı
ilişki de gözardı edilmemelidir. Bu bakımdan su miktarındaki
ani değişimlerin suyun mevcut kalite değerlerini olumsuz veya
olumlu yönde etkileyebileceği unutulmamalıdır. Alabalık yetiştiriciliğinde
su kalitesine ilişkin suda incelenmesi gereken çeşitli parametrelerin
sınır değerleri Tablo 1’de gösterilmiştir (Lindhorst-Emme
1990).
Tablo 1.
Alabalık yetiştiriciliğinde çeşitli su parametreleri sınır
değerleri
| Parametre |
Sınır Değeri |
| Sıcaklık
|
20 oC’a
kadar |
| Oksijen
|
7 mg/lt’nin
üzerinde |
| PH |
5,5-8,5 |
| Asit Bağlama Kapasitesi (SBV)
|
1,5 Vol/m3’ün
üstünde |
| Ammonium
|
1,0 mg/lt’e
kadar |
| Demir, toplam
|
0,5 mg/lt’e
kadar |
| Nitrit
|
0,2 mg/lt’e
kadar |
| Nitrat
|
10 mg/lt’e
kadar |
| Potasyumpermangenat
tüketimi (KmnO4) |
40 mg/lt’e
kadar |
| Biyokimyasal
oksijen gereksinimi |
40 mg/lt’e
kadar |
| Kimyasal
oksijen gereksinimi |
15 mg/lt’e
kadar |
| Biyokimyasal
oksijen gereksinimi |
6 mg/lt’e
kadar |
| Serbest CO2 (Larvalar
için) |
15 ppm/lt’nin altında |
| Serbest CO2 (Sofralık
balıklar için) |
30 ppm/lt’nin altında |
Döllenmiş
yumurtaların kuluçkasının gerçekleştirileceği kuluçka evine
verilecek suyun kalitesine daha fazla özen göstermenin yararları
yadsınamaz. Alabalık yumurtalarının kuluçkası ve larvaların
gereksinimi için mümkün olduğu kadar temiz ve kirlenmemiş
su kullanılmalıdır. Bu bakımdan kuluçka evine verilen suyun
önceden filtre edilmesinde fayda vardır. Kuluçka evinin büyüklüğü
döllenmiş yumurta miktarı ve kullanılan kuluçka gereçlerinin
tipine bağlıdır. Orta büyüklükte bir kuluçka evinin su gereksinimi
saniyede 3-5 litredir. Kuluçka evinde kullanılacak suya ilişkin
uygun değerler Tablo 2’de gösterilmiştir (Lindhorst-Emme 1990).
Tablo 2.
Kuluçka evi suyunun nitelikleri
| Su sıcaklığı
oC |
Oksijen
|
PH
|
Asit bağlama
kapasitesi |
Serbest CO2 |
| 8-10 |
9-11 mg/lt. Doymuşluk değeri %80-100
|
6,5-7,5 |
2-5 ml/lt. veya daha fazla
|
20 ppm/lt’nin altında |
| Demir ve Aminoium mümkünse ya
olmamalı veya çok az |
Su Miktarı
ile Balık Üretimi İlişkisi
Balık üretim
miktarını, su kalitesi ile birlikte temel olarak suyun miktarı
yani debisi etkilemektedir. Fakat bunlarla birlikte balık
üretim miktarında yetiştirme sistemi ve kullanılan teknik
donanımlarda etkilidir. Örneğin 1000 m2 havuz yüzlemi için
saniyede 8 litre kaynak veya iyi kalitede dere suyuna gereksinim
vardır. Bu örnekte teknik donanımlardan yararlanmaksızın 400-500
kg alabalık üretilebilir. Fakat ilave olarak havalandırma
gibi ilave tekniklerden yararlanıldığında ise yılda 1500-2000
kg alabalık üretmek mümkün olabilir. 1000 m2’den büyük ve
3 m’den derin havuzlarda, küçük havuzlara oranla daha az suya
gereksinim vardır. Böyle havuzlarda rüzgarın etkisiyle suyun
kalitesi olumlu etkilenebilirse de işçilik yönünden büyük
havuzlarda çok büyük güçlüklerle karşılaşılır. Diğer yandan
akarsu kanallarında yetiştiricilikte geleneksel havuz yetiştiriciliğine
göre 10-20 misli daha fazla suya gereksinim vardır. Yani 1000
m2 yüzleminde akarsu kanalında alabalık yetiştiriciliği için
saniyede 80-160 litre suya ihtiyaç vardır. Alabalık üretiminde
işletme tiplerine göre stoklama miktarları
Alabalık
üretiminde ana ilke kullanılan suyun miktar ve kalitesinin
esas alınarak üretim miktarının saptanmasıdır. Buradan yola
çıkılarak önceleri havuzlarda su değişiminin günde 3-5 defa
gerçekleşmesiyle saniyede 1 litre suyla yılda 50-75 kg mutfaklık
balık üretilebileceği şeklindeydi. Fakat günümüzde yaygın
kanı saniyede 1 litre suyla 100-150 kg sofralık balık üretilmesine
dönüşmüştür (Bohl 1982).
Günümüzde
balık üretim miktarı genellikle m3’de kg olarak ifade edilmektedir.
Havuzlarda değişimin günde 3-5 defa gerçekleşmesiyle 3-5 kg/m3
balık üretilebilir. Daha yoğun üretimde bu miktar 1 m3 suda
10 kg’a yükselmektedir. 0,30-0,50 m derinlikteki havuzlarda
suyun saatte 3 defa değişimiyle m2’de 20 kg (=40-60 kg/m3)
balık üretilebilmiştir. Hatta Fransa’nın Brötanya yöresinde
havalandırmalı havuzlarda m3’de 100 kg balık üretimi gerçekleştirildiği
bildirilmiştir (Bohl 1982). Benzer üretim miktarlarına su
değişiminin saatte 5-10 defa gerçekleştirildiği tanklarda
m3’de 50-100 kg’la ulaşılmıştır (Steffens 1981).
Alabalık
üretiminde su miktarı kadar kullanılan suyun sıcaklığı ve
yetiştirme ortamına stoklanan bireylerin ortalama canlı ağırlığının
dikkate alınması gerekmektedir. Bu faktörlerin dikkate alınmasıyla
saniyede 1 liltre su girişiyle yoğun üretim koşullarında üretilebilecek
balık miktarları Tablo 4’de sunulmuştur (Steffens 1981).
Su sıcaklığı
oC
Yavru
ortalama
1 g
Yavru
ortalama
10 g
Besi balığı
ortalama
100 g.
Kg Kg
Kg
5
10
15
20
30
25
15
10
50
40
25
20
60
50
30
25
Belirli
bir miktar su ile üretilebilecek balık miktarının saptanmasında
yararlanılan bir diğer kriter suyun oksijen içeriğidir. Buradaki
birinci temel ilke toplam 1 kg alabalığın 1 saatte tükettiği
oksijenin esas alınmasıdır. Bu yöntemde 50 g’dan küçük balıkların
toplam 1 kg’nın 1 saatte 500-600 mg oksijen tükettiği, 50
g’dan daha büyük balıkların ise toplam 1 kg’nın 1 saatte 400-500
mg oksijen tükettiklerinin dikkate alınmasıdır. Ayrıca kullanılan
suyun havuzlardan çıkışta litrede 6 mg oksijen içermesi zorunludur.
Havuzlara giren suyun içerdiği oksijen ile çıkış suyunun kapsadığı
oksijen arasındaki miktar balıkların tüketebileceği kullanılabilir
oksijeni ifade eder. Bu veriler esas alınarak (Steffens 1981),
Örneğin
havuzlara girişte litrede 11 mg oksijen içeren debisi saniyede
100 litre olan bir su kaynağı ile 50 g’dan küçük balıklar
stoklandığında üretilebilecek sofralık balık miktarını hesaplamak
gerekirse,
Oksijenden
yola çıkılarak üretilecek balık miktarını hesaplamada ikinci
temel ilke 1 kg yemin balık tarafından tüketilmesinde harcanan
oksijenin esas alınmasıdır. Bu tip hesaplamada yararlanılan
formül aşağıda gösterilmiştir (Bohl 1982).
d = debi
= litre/sn
2= Beslenme
fizyolojisi bakımından saptanmış katsayı
Bu formüle
göre havuzlara girişte litrede 11 mg oksijen içeren debisi
saniyede 100 litre olan bir su kaynağı ile, günde %2 oranında
yemlemeyle üretilebilecek balık miktarını saptamak gerekirse,
Balıklar,
günde canlı ağırlıklarının %2’si oranında yemlendiğine göre;
Buraya kadar
belirtilen veriler doğrultusunda saniyede 1 litre suyla genel
olarak 100-200 kg pazarlık balık üretilebileceğini belirtebiliriz.
DAMIZLIK
BALIKLAR
Damızlık
populasyonu işletmenin sofralık balık üretiminin %1’i kadar
yeterlidir. Yani 400 ton üretim kapasiteli bir işletmede 1
ton damızlık balık bulundurulacak demektir. Damızlık balıklar
günlük su değişiminin defalarca olacağı kaliteli suyun verildiği
havuzlara m2’ye 1-2 kg stok yoğunluğunda yerleştirilir. Erkek
/ dişi oranı 1: 5 ila 1 : 8 olmalıdır. Genellikle erkekler
2, dişiler ise 3 yılda cinsel olgunluğa ulaşır. İşletmenin
yumurta üretim kapasitesini saptamada kg dişi başına 2000
Adet yumurta hesaplanır.
Damızlık
Balıkların Seçimi ve Bakımı
Damızlığa
ayrılacak bireylerin seçimi ön büyütme döneminden başlayarak
gerçekleştirilmelidir. Ayrılan balıkların yetiştirilmesine
devam edilerek populasyon içersinden damızlık balık ayrımında
belirgin özel likler aranmalıdır. Bu nitelikler:
- Hızlı
büyümeyle birlikte yemi iyi değerlendirme,
- Hastalıklara
karşı dayanıklılık,
- Düzgün
ve uyumlu vücut formu,
- Yüksek
üreme verimi (Sayıca fazla ve çapı büyük yumurta, kaliteli
sperma vb.)
- Cinsi
olgunluğa geç ulaşma.
Yukarıdaki
özel likler dikkate alınarak seçilen damızlık balıklar, damızlık
havuzlarında kaliteli pelet yem yanında taze balık, karides
gibi yaş yemle de beslenmelidir. Damızlık balıkları yemlemede
aşırıya kaçılmamalıdır. Damızlıklar yılda yaklaşık 0,5 kg
artış göstermelidir. Yoğun yemleme gonad ürünlerinden özel
likle yumurtalarda yağ dejenerasyonuna neden olabilir (Bohl
1982).
2.2 Damızlıkların
Verimi
Üç yaşındaki
damızlık balıkların ortalama ağırlıkları 1-2 kg arasındadır.
Dişi balıklar 6. yaşına kadar birbirini takip eden 4 üreme
peryodunda kullanılır. Çünkü canlı ağırlık artışıyla birlikte
damızlık balıkların kg vücut ağırlığına düşen yumurta miktarı
azalır. Örneğin 6 yaşındaki balıklarda bu miktar kg canlı
ağırlık için 1200 adet yumurtanın altına iner. Fakat çapı
daha büyük yumurtalardan satış avantajı daha fazla olan canlılıkta
larva elde edilir. Bu nedenle 4-5 yaşındaki dişiler her yönüyle
büyük ekonomik değere sahiptir. Yapılan araştırmalar 3 yaşlı
erkeklerin spermasının hiçbir zaman 4-5 yaşlı erkeklerin spermasının
kalitesine ulaşamadığını göstermiştir. Fakat 3 yaşlı erkeklerin
sperması miktar bakımından daha fazladır. Bu bakımdan yetiştiriciler
damızlık balık giderini de dikkate alarak 3 yaşındaki erkekleri
tercih ederler (Lindhorst-Emme 1990).
Dişi damızlıkların
yumurta verim özel liklerine ilişkin temel bilgiler aşağıdaki
şekilde sıralanabilir (Steffens 1981).
- Damızlık
balıktan elde edilen toplam yumurta miktarı balık büyüdükçe
artış gösterir. Örneğin 3 yaşında 750 g ağırlıkta balıktan
1800 adet yumurta elde edilirken; 4 yaşında 1300 g ağırlıkta
balıktan 2500 adet yumurta alınır.
- Balık
büyüklüğü arttıkça kg vücut ağırlığına düşen oransal yumurta
miktarı azalır. Örneğin 3 yaşında 750 g ağırlıktaki balıkta
kg canlı ağırlığa düşen yumurta sayısı 2400 adet olurken;
4 yaşlı 1300 g ağırlıkta balığın kg canlı ağırlığa düşen yumurta
sayısı ise 2000 adettir.
- Yumurta
sayısı, yemin miktar ve kalitesiyle etkilenebilir.
- Yumurta
sayısının bireylerde farklılığında genetik koşulların etkisi
çok büyüktür.
- Yaşlı
ve büyük balıklar genç ve küçük balıklara oranla daha büyük
yumurta geliştirirler ve bu suretle daha kuvvetli larva oluşumunu
sağlarlar. Örneğin 178 g ağırlıkta 2 yaşlı balıkta yumurta
çapı 3,9 mm olurken, 2700 g ağırlıkta 7 yaşlı balığın yumurtasının
çapı ise 5,7 mm dir.
Damızlıkların
Cinsiyet Ayrımı
Gökkuşağı
alabalıkları kökenlerine göre yılın farklı dönemlerinde yumurtlama
olgunluğuna erişirler. Yılın erken döneminde yumurtlayanlar
Temmuz/Ağustos, Orta dönemdekiler Kasım/Aralık, geç dönemdekiler
Mart/Nisan’da üremeye hazırdırlar. Damızlık balıklar üreme
sezonundan 4 hafta önce cinsiyet ve yaşlarına göre ayrılmalıdır.
Bu ayrım işleminde erkek ve dişi balığın vücut yapısına bakılır.
Dişilerde karın daha şişkindir. Cinsiyet deliği etrafı kırmızı
renkte görünümdedir. Üreme zamanı erkeklerde alt çene öne
doğru uzamış ve bir kanca şeklinde yukarı kıvrılmıştır. Erkeklerde
vücut daha yassıdır. Özellikle erkekler üreme zamanı yaklaştığında
yanal çizgi boyunca daha koyu ve parlak kırmızı bir şerit
taşırlar (Ekingen 1975,Özdemir 1994).
- SAĞIM
VE YUMURTALARIN DÖLLENMESİ
Balık üretiminde
damızlık balıklara üreticiler eliyle hafif bir masaj uygulanarak
dişi balıklardan yumurta ve erkek balıklardan süt (spermatozoa
içeren beyazımsı renkte sıvı) alım işlemi sağım olarak adlandırılır.
Sağım döneminden 2-3 hafta önce damızlıklara verilen yem miktarı
azaltılır. Damızlık balıklarda sağıma hazırlığa yönelik son
kontrollerin yapılmasından sonra, yani sağımın bir hafta öncesinde
ise yemleme tamamen kesilir. Yumurtlama olgunluğuna ulaşmayan
damızlıklar ise bir hafta boyunca canlı ağırlıklarının %0,5’i
gibi düşük oranda yemlenir (Greenberg 1969, Wiesner 1968).
Sağımda
damızlıklara zarar vermemek, işlemi çabuk ve seri olarak gerçekleştirmek
ile sağımı yürüten kişinin fazla güç sarfetmeden, çok sayıda
damızlık balığı sağabilmesi için damızlıklara narkoz uygulanabilir.
Damızlık balıkları bayıltmada anestezik olarak sıkça kullanılan
preparatlar (Atay 1987, Bohl 1982).
- MS-222
(Tricainemethansulphonat)
- Trichlormethylpropanol
(TCMP)
- Quinaldin
(2 Methylchinolin)
Belirtilen
anesteziklerden suda kolay eriyen MS-222 1:20.000-1:30.000
(1 g+ 20-30 lt su) konsantrasyonlarında kullanılır. Balıklar
sağımdan birkaç dakika önce anestezik madde bulanan suya yerleştirilirler.
Sağım işlemi bittikten sonra balıklar tekrar oksijen yönünden
zengin temiz suya bırakılırlar ve burada 2-3 dakika içinde
normale dönerler.
Alabalık
üretiminde sağımın ana kuralı işlemin kuru koşullarda gerçekleştirilmesidir.
Çünkü yumurtanın su ile teması halinde spermanın yumurtaya
giriş kapıcığı olan mikropil 1-2 dakika içersinde kapanır.
Ayrıca erkek balıktan elde edilen sütün içerdiği spermatozoa’lar
suda yaklaşık 1 dakika kadar yaşabilirler. Bu nedenlerle sağımda
damızlık balıkların bir bez yada en iyisi havlu ile kurulanmasıdır.
Alabalık sağımında dikkat edilmesi gereken bir diğer konu
balıkların uygun sağım zamanının saptanmasıdır. Tam olgunluğa
ulaşmış dişi alabalık sudan çıkarılıp kuyruğu aşağı gelecek
şekilde tutulduğunda yumurtalar kendiliğinden akmaya başlar
(Baran 1977, Erençin 1977).
Genellikle
sağımda balığın sırtının sağan kişiye dönük olması geleneksel
tutuş şeklidir. Damızlık balıkların sağımı balığın boyutuna
göre tek veya iki kişi tarafından gerçekleştirilir. Birkaç
dişinin yumurtası küçük hacimli plastik kaba sağılır ve bu
yumurtaların üzerine de birden fazla erkeğin sütü sağılır.
Dişi balıklar yılda bir defa sağıldıkları halde, erkekler
15 gün ara ile birkaç defa sağılabilirler (Brown ve Gratzek
1980).
Plastik
bir küvete sağlan yumurta-süt karışımı elle veya plastik bir
kaşıkla karıştırılır. Daha sonra bu karışım üzerine bir miktar
temiz su ilave edilir. Yaklaşık 5 dakikada döllenen yumurtaların
bir küvet içerisinde 30-45 dakika süreyle su alıp şişme işleminin
tamamlanması beklenir. Bu evrenin sonunda yumurtalar birkaç
defa temiz su ile yıkanarak kuluçka gereklerine yerleştirilir
(Atay 1980). ............Devam >>> |