ORGANİK ANTEP FISTIĞI YETİŞTİRİCİLİĞİ
Antepfıstığı (P. vera L.) Güneydoğu Anadolu'ya
yerleşen Etiler tarafından kültüre alınmış ve o çağlarda kral
sofralarına girmiştir. Antepfıstığı, dünyada kuzey ve güney
yarı kürelerinin 30-45° enlemleri arasındaki uygun mikroklimalarda
yetişmektedir. Ülkemiz yakın doğu gen merkezi içerisinde yer
almaktadır. Son istatistiklere göre antepfıstığı yetiştiriciliği
56 ilimize yayılmıştır. Ancak, üretimimizin yaklaşık % 94'ünü
Güneydoğu Anadolu Bölgesi oluşturmaktadır. Bu bölgemiz, antepfıstığının
gen merkezi ve ilk kez kültüre alınan yer olması yanında,
sahip olduğu kendine özgü ekolojik özellikleri nedeniyle,
bu meyve türünün başarılı bir şekilde yetişmesine ve yayılmasına
öncülük etmiştir.
Ülkemizde, antepfıstığı yetiştiriciliği çok eski zamanlardan
beri yapılmasına rağmen, üretim istenilen seviyede artmamıştır.
Bunun nedeni yetiştiriciliğin tamamen kuru koşullarda ve çoğunlukla
kıraç, taşlık ve meyilli arazilerde yapılmasıdır. İran ve
A.B.D. dışındaki üretici ülkelerde de yetiştirme koşulları
Türkiye'dekine benzetmektedir. İran ve A.B.D.’deki yetiştiriciliğin
tamamı sulu koşullarda ve verimli taban arazilerde yapılmaktadır.
Antepfıstığı yetiştiriciliği, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP)
ile yeni bir döneme girmektedir. Sulu koşullarda antepfıstığı
yetiştirme imkanı doğmaktadır. Mevcut tesisler yanında, yeni
kurulacak tesisler de sulanabilecektir.
Antepfıstığı yazları uzun, sıcak, kurak ve kışları nisbeten
soğuk olan bölgelerde ekonomik olarak yetişebilmektedir. Toprak
isteği yönünden çok toleranslı olmasına rağmen, kullanılan
anacın türüne göre farklı istekleri vardır. Öteki meyve türlerinde
olduğu gibi antepfıstığı yetiştiriciliğinde de bölgenin sıcaklık,
yağış ve toprak durumu iyice incelendikten sonra antepfıstığı
bahçesi tesis edilmelidir.
DÖLLENME BİYOLOJİSİ
Antepfıstığı dioik bir meyve türüdür. Erkek ve dişi çiçekleri
ayrı ayrı ağaçlar üzerinde bulunur ve tozlanma rüzgarla olur.
Öteki sert kabuklu meyvelerde olduğu gibi antepfıstığında
da meyvenin yenilen kısmı tohumu olduğundan, meyve eldesi
için tozlanma ve döllenme zorunludur. Döllenmeyen çiçekler
dökülür veya bunlardan içi boş (fıs) meyveler meydana gelir,
dolayısıyla verim doğrudan etkilenir.
Antepfıstığında çiçeklenme zamanının bilinmesi ve bu zamandaki
hakim rüzgarın yönün tozlanma için çok önemlidir. Erkek ağaçların
bahçeye yerleştirilmesinde hakim rüzgarların esme yönü de
dikkate alınmalıdır.
Yabani Pistacia türlerinin aşılanmasıyla bahçe oluşturulacaksa,
bu türlerin çiçeklenme durumları göz önünde tutulmalıdır.
Pistacia türlerinde çiçeklenme başlangıcı erkenden geçe doğru
sırasıyla Pistacia atlantica (Atlantik sakızı), P. palaestina
(Filistin sakızı), P.terebinthus (Melengiç), P. vera (Antepfıstığı)
ve P. khinjuk (Buttum) şeklinde olmaktadır. Özellikle antepfıstığı,
melengiç ve Filistin sakızının çiçeklenmeleri birbirine yakındır.
Atlantik sakızının çiçeklenmesi çok erken olduğundan antepfıstığı
çeşitlerinin hiç birisi ile uyum sağlayamamaktadır. Bu nedenle
bahçemizde atlantik sakızlarının erkeklerini bulundurmamamız
gerekmektedir. Filistin sakızı ve melengiç erkekleri Uzun
ve Halebi çeşitlerine uygun olmakta, Kırmızı ve Siirt çeşitlerine
ise bu türlerin geççi tipleri uygun olabilmektedir. Buttum
erkekleri ise Ohadi çeşidi ile uyum sağlamaktadır. Buttum
erkeklerinin erkencileri kısmen Kırmızı ve Siirt çeşitleriyle
de uyum sağlayabilmektedirler.
BAHÇE TESİSİ
Antepfıstığı yetiştiriciliğinde anaç olarak, P. vera (antepfıstığı
çöğürü), P. khinjuk (buttum) ve P. atlantica (atlantik sakızı)
kullanılmaktadır. P. terebinthus (melengiç) zayıf anaç özelliği
gösterdiğinden, bunlarla bahçe tesis edilmemekte, yabani melengiçler
aşılanarak kültüre alınmaktadır.
Bahçede ağaç yerleri işaretlenip, buralarda çukurlar açıldıktan
sonra çıplak köklü/tüplü çöğür veya aşılı tüplü fidan dikimi
yapılır. Çöğürler yerinde tuttuktan sonra aşılama yapılır.
Antepfıstıklarında genellikle sürgün T göz aşıları uygulanmaktadır.
Bunun yanında aşılama mevsimini uzatmak ve aynı yıl daha fazla
aşı yapabilmek amacı ile durgun göz aşısı, boru aşısı, yonga
aşı ve yama aşıda yapılmaktadır.
Antepfıstığında dikim sonbahar veya ilkbaharda yapılabilir.
Ancak kışları çok sert geçmeyen yerlerde sonbahar dikimi tercih
edilmelidir. Çünkü sonbahar dikiminde bitkilerin arazide tutma
şansı artmaktadır. Antepfıstığında dikim, öteki meyve türlerinde
olduğu gibidir. Dikim yapılırken 8 veya 11 dişi ağaca 1 erkek
ağaç gelecek şekilde ayarlama yapılmalıdır. Erkek ağaçların
bahçe içerisindeki yerleri belirlenirken, o yörenin ilkbahardaki
hakim rüzgar yönü de göz önünde bulundurulmalıdır.
TOPRAK İŞLEME
Bütün meyve ağaçlarında olduğu gibi antepfıstığında da bol
ve kaliteli ürün almak için yıllık bakım işlemlerinin zamanında
ve düzenli olarak yapılması gerekir. Bu bakım işlemlerinin
başında toprak işleme gelir. Antepfıstığı yetiştiriciliğinin
yapıldığı alanlarda, sulama imkanı olmadığı gibi gerek yağışın
azlığı ve gerekse kuraklıktan dolayı toprak işleme büyük önem
kazanmaktadır. Yapılan hesaplamalara göre antepfıstığında
yıllık su tüketimi 750-800 mm arasındadır. Oysa üretimin %
90'ından fazlasının yapıldığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde
yıllık toplam yağış 250-550 mm arasındadır. Bu koşullar altında
ya sulama yapmak ya da yağışla düşen suyu toprakta muhafaza
etmek gerekir. Bu amaçla da toprak işleme yapılmalıdır. Antepfıstığında
toprak işlemesi zamanında ve gerektiği gibi yapılmadığı taktirde,
ağacın vegetatif gelişmesi önemli düzeyde azalır, ürün kaybı
meydana gelir, iç meyve randımanı düşer, hastalık ve zararlılara
karşı ağacın direnci azalır.
GÜBRELEME
Antepfıstığında düzensiz meyve verme (periyodisite) ve buna
bağlı olarak ürün azlığı yetiştiricilikte karşılaşılan önemli
sorunların başında gelmektedir. Bitkinin yeterli ve dengeli
beslenememesi sonucunda, bitki gelişiminin tam olmaması, verim
düşüklüğü ve kalite bozukluğu gibi sorunlarla karşılaşılmaktadır.
Değişik araştırıcılar, antepfıstığında meyve, meyve gözü ve
yaprak arasındaki besin kullanma yarışında meyvelerin baskın
gelmesi ile tomurcuk ve yaprakların yeterli beslenemedikleri
için dökülerek periyodisitenin kaynağını oluşturduğunu, periyodisitenin
beslenme ile ilgili olduğunu, gelecek yıl meyve verecek olan
tomurcukların (Karagöz) çoğunlukla Temmuz ve Ağustos aylarında
döküldüklerini, bu dönemde meyve içinin hızlıca geliştiğini
ve meyvenin olgunluğa doğru yöneldiğini; çekirdek ve üreme
içgüdüsünün, meyve gözleriyle yarışmasında, meyvenin üstün
gelerek karbonhidrat kullanma yarışını kazanması sonucu meyve
gözlerinin döküldüğünü belirtmektedirler. Bu nedenle antepfıstığı
ağacının, topraktan yada yapraktan beslenmesi zorunluluğu
ortaya çıkmaktadır.
Antepfıstığının azot tüketimi ve topraktan kaldırdığı azot
miktarı üzerine yapılan bir çalışmada, yaklaşık 12 kg kuru
meyve veren bir ağacın meyveleri tarafından 954 g, yaprakları
tarafından ise 151 g azot tüketildiği, yapraklarda %1.8’den
daha az azot içerenlerin sararıp döküldüğü, bu değerden daha
yüksek azot içerenlerin vegetasyon sonuna kadar dökülmedikleri
belirtilmiştir.
Antepfıstığının potasyum ve fosfor noksanlık belirtileri ve
giderilmeleri üzerinde yapılan bir çalışmada, potasyum noksanlığında
seyrek, küçük yapılı, erken dökülen sarı renkli yaprakların
oluştuğu, bu yapraklardaki potasyum düzeyinin % 0.8’den az
olduğu, bunlara 3 kg/ağaç KCl verildiğinde sağlıklı duruma
gelip, verimin arttığı ve yaprakların K (potasyum) düzeyinin
% 1.1-2.2 arasında olduğu belirtilmektedir.
Topraktaki fazla kirece bağlı olarak antepfıstığı ağaçlarında
demir noksanlığı da görülmektedir.
Antepfıstıklarında kısmen noksanlığı görülen Çinko ile ilgili
olarak yapılan bir çalışmada, 2-3 ppm ve daha az Zn (Çinko)
içeren yapraklarda noksanlık belirtisi olarak geç uyanma,
boğum araları ve yaprakların küçük kalmaları ve kırmızı renkli
olmaları gösterilmektedir.
Antepfıstığının besin kapsamlarının belirlenmesi amacıyla
Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yapılan çalışmalarda, toprakların
organik madde ve fosfor kapsamlarının yetersiz, potasyum içeriğinin
kısmen noksan olduğu, bölge topraklarının kireççe zengin ve
toprak reaksiyonunun alkali özellikte olduğu; yaprakta ise
azot, fosfor ve demir noksanlığına rastlandığı belirtilmektedir.
Antepfıstıklarında en uygun yaprak örneği alım zamanı, meyvelere
ben düştüğü dönemdir. Bu zamanda, tüm bahçeyi temsil edecek
şekilde, bahçenin yaklaşık 25 ağacından ve her ağacın dört
yönünden omuz hizasındaki meyvesiz dalın, yıllık sürgününün
ortasındaki yaprağı, günün serin saatlerinde alınarak hemen
analize gönderilir.
Kuru koşullarda antepfıstığı yetiştiriciliği için yapraktaki
besin sınır değerleri aşağıdaki gibi açıklanmıştır.
Besin Elementleri % Besin Elementleri ppm
Azot (N) 1.80-2.20 Demir (Fe) 43-170
Fosfor (P) 0.06-0.14 Çinko (Zn) 10-25
Potasyum (K) 0.80-1.20 Mangan (Mn) 20-50
Kalsiyum (Ca) 2.20-3.70 Bakır (Cu) 6-90
Magnezyum (Mg) 0.50-0.90 Bor (B) 100-180
Alınan yaprak örneklerinin analiz neticeleri
verilen bu sınır değerleriyle karşılaştırılarak, verilecek
gübre dozu ortaya çıkarılır.
Antepfıstığı Araştırma Enstitüsü'nde yapılan bir çalışma;
antepfıstıklarında yeterli düzeyde ve zamanında gübrelemenin,
meyve gözü dökümünü %38 oranında azalttığını ve verimi %50
oranında artırdığını, meyvelerin irileştiğini, iç meyve randımanının
yükseldiğini ve sürgün gelişiminin arttığını ortaya koymuştur.
Antepfıstığının yetiştiği bahçelerin organik madde kapsamları
genellikle düşüktür. Organik madde, toprak strüktürünü düzelterek,
diğer besin elementlerinin kökler tarafından alınmasını kolaylaştırır.
Toprağın su tutma kapasitesini arttırır. Organik madde kaynağı
olarak ahır gübresi, mümkünse her yıl kullanılmalıdır. Toprakta
%2’den daha az organik madde bulunması halinde, mutlaka organik
madde uygulanmalıdır.
Organik antepfıstığı yetiştiriciliği projemizde, deneme parselinden
toprak örnekleri 0-30 ve 30-60 cm derinlikten ve yaprak örnekleri
de meyveye ben düşme döneminde alınmış ve analiz edilmiştir.
Besin maddesi eksikliklerini karşılamak amacıyla ahır gübresi
ve yeşil gübre uygulanmıştır. Ağaçların taç izdüşüm kenarına,
25-30 cm derinlikte olmak üzere, her ağaca 100 kg ahır gübresi
verilmiştir. Yeşil gübre olarak da dekara 6 kg fiğ ve 6 kg
arpa karıştırılarak sıra aralarına ekilmiştir. Nisan ayı sonunda
bitkiler çiçeklenmeye başladığında sürülerek toprağa karıştırılmıştır.
BUDAMA
Budama, ağaca şekil vermek, verilen şeklin devamını sağlamak
ağaçta fizyolojik dengeyi oluşturarak düzenli bir verim almak
ve yaşlanmış ağaçları gençleştirerek bunlardan bir süre daha
verim almak amacıyla yapılmaktadır. Budanmadan kendi haline
bırakılan antepfıstığı ağaçları, çalımsı, sık dallanan, yere
yakın ve makineli tarıma imkan vermeyen bir şekil almaktadır.
Pistacia cinsine giren ağaçlar reçineli olduklarından, aşırı
dal kesiminden hoşlanmazlar. Bu nedenle ileri dönemlerde kalın
dal kesimine meydan vermemek için budamanın fidan devresinde
başlatılması gerekmektedir.
Antepfıstığı ağaçlarında budama genel olarak verimli yılın
sonunda, yaşlanmış, zayıf gelişen 3-4 yaşlı dal çıkarma ve
kuru dal seyreltme şeklinde yapılmaktadır. Bu şekilde yapılan
budama ağaçta genç dal gelişimini teşvik etmektedir. Antepfıstıklarında
ürün 1 yaşlı dallardan alındığından ağaç sürgün oluşturmaya
teşvik edilmelidir. Bunun için mutlaka her yıl düzenli budama
yapılmalıdır.
SULAMA
Ülkemizde antepfıstığı yetiştiriciliği kuru koşullarda yapılmaktadır.
Ancak GAP projesiyle birlikte sulama gündeme gelmiştir.
Antepfıstığı, genellikle başka kültür bitkilerinin yetiştirilemeyeceği,
toprak derinliği az, taşlık, kayalık engebeli alanlarda yetiştirilmektedir.
Antepfıstığı ağaçlarının kökleri anacın türüne bağlı olarak
5-6 m derine inebildiğinden, kurağa dayanabilmektedir. Bölgemizde
250-550 mm olan toplam yağışın çoğu, vejetasyon dönemi dışında
düşmektedir. Antepfıstığında iyi bir verimin yanısıra, çıtlak
oranı yüksek, kaliteli ve dolgun meyve elde edilmesi için
sulamanın yapılması zorunludur.
Antepfıstığında görülen periyodisitenin çeşitli teknik önlemlerin
yanında sulamayla en aza indirilebileceği belirtilmiştir.
Antepfıstığında salma sulama metoduyla yapılan bir çalışmada,
sulamanın özellikle normal verim yıllarında meyve miktarını
arttırdığı ve periyodisiteyi azalttığı, antepfıstığının verim
yılında mevsimlik su tüketiminin ortalama 803 mm olduğu ve
sulamada ıslatılması gereken derinliğin 110-150 cm olması
gerektiği belirlenmiştir.
HASTALIK VE ZARARLILARLA MÜCADELE
Karazenk Hastalığı (Septoria Pistacina Allesh.)
Antepfıstığı alanlarında görülen ve halen mücadele edilen
en önemli hastalıktır. Enfeksiyonlar ilkbaharda nisan sonlarına
doğru ve çiçeklerin döllenmesinden sonra, meyveler küçük buğday
tanesi büyüklüğüne ulaştığında başlamaktadır. Hastalığın tipik
belirtileri daha çok yapraklarda ve kısmen de meyve kabuklarında
görülen siyah lekelerdir. Bu lekeler zamanla tüm yaprak yüzeyini
kaplayabilir. Ve bu da yaprakların kurumalarına ve zamanından
önce dökülmelerine neden olur. Asimilasyon organları zarar
gören ağaçlar zayıf düşerler ve meyve içleri gelişemediğinden
verim azalır. Yaprak ve meyvelerdeki zarar, ağacı zayıf düşürerek
gelecek yıllardaki ürünün azalmasına neden olur. Epidemi yıllarında
ağaçlar birkaç yıl ürün vermezler. Yapılan çalışmalarda hastalık
şiddetine bağlı olarak üründe %3-100 kayıp olduğu belirlenmiştir.
Sonbaharda hasattan sonra yere dökülen yapraklar hemen toplanıp
yok edilmelidir. Bu işlem toplanan yaprakların bir yerde yakılması
veya derince gömülmesi şeklinde uygulanmalıdır.
Kimyasal mücadelesinde bakırlı preparatlar kullanılmaktadır.
İlk ilaçlama çiçek dökümünden sonra, meyvelerin buğday danesi
ile mercimek danesi kadar olduğu dönemde yapılmalıdır. Birinci
ilaçlama, sigorta ilaçlaması olup hastalık etmeni görülmeden
mutlaka yapılmalıdır. Mayıs ayının yağışlı geçtiği yıllarda
birinci ilaçlamadan 15 gün sonra ikinci ilaçlama yapılmalıdır.
Antepfıstığı Zararlıları
Güneydoğu Anadolu Bölgesi antepfıstığı alanlarında bu güne
kadar yapılan çalışmalar sonucu 42 adet zararlı böcek ve akar
türü belirlenmiştir. Belirlenen türler içinde fıstık beyaz
kabuklu biti (Sturaspis pistaciae Lind.), antepfıstığı koşnili
(Eulecanium rugulosum sh.), şıralı zenk (İdiocerinus stali
Fieb.), antepfıstığı psillidi (Agonoscena pistaciae Burck.
and Laut), fıstık karagöz kurdu (Hylesinus vestitus M.R.),
fidan dipkurdu (Capnodis spp.), fıstık dal güvesi (Kermania
pistaciella Ams.), fıstık gözkurdu (Thaumetopoea solitaria
F.), fıstık iç güvesi (Recurvaria pistaciicola Danil.) ve
antepfıstığı meyve iç kurdu (Megastigmus pistaciae Walk.)
gibi zararlılar ekonomik anlamda zarar yapan ve mücadele edilmesi
gereken zararlılar arasındadır.
Antepfıstığı Araştırma Enstitüsü’nce yürütülen Organik Antepfıstığı
Yetiştiriciliği projesi kapsamında, karşılaşılan bazı zararlıların
organik mücadelesi konusunda çalışmalar devam etmektedir.
Bunlar aşağıda verilmiştir.
Antepfıstığı Dal Güvesi (Kermania pistacella
Ams.)
Dal güvesi antepfıstığında bir yıllık sürgünlere zarar vermekte,
larvalar sürgün ucundan aşağıya doğru beslenmekte ve dallarda
bulunan iletim demetlerine zarar vermektedirler. Zarara uğrayan
dallarda yapraklar vaktinden önce dökülmekte, yaprakların
dökülmesiyle birlikte meyve ve sürgün gözleri de dökülmektedir.
Ayrıca larvalar meyve salkımlarının ucundan aşağıya doğru
beslenmekte ve meyvelerin küçük kalmasına, içinin boş olmasına,
yani kör cumbaların oluşmasına neden olmaktadırlar.
Dal güvesine karşı Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Bitki
Koruma Bölümü, Kanada Simon Phrezer Üniversitesi ve Enstitümüzce
ortak yürütülen dal güvesine karşı feromon geliştirilmesi
ile ilgili yapılan çalışmada, proje sonucu elde edilen feromon
organik antepfıstığı projesi alanına, Meeting Disruption amaçlı
granüller şeklinde pülverize edilmiştir. Feromonun kullanıldığı
alana ve kullanılmadığı alana feromon tuzakları asılmış, organik
tarım alanında tuzaklara yakalanan toplam birey sayısı, uygulamanın
yapılmadığı alanda yakalanan birey sayısının ¼’ü kadar olmuştur.
Organik tarım projesi alanında göz kurdu (Thaumetopoea soliteria
F.) yumurta paketi ve larvalarına rastlanmamıştır.
Antepfıstığı Pisillidi (Agonoscena spp.)
Nimfleri yaprakta bitki öz suyu ile beslenmekte ve yaprakların
sarararak erken dökülmesine sebep olmaktadır. Bunun sonucu
olarak gözlerde dökülmeler meydana gelmektedir. Zararlı özellikle
yeni kurulan plantasyonlarda daha da büyük zararlar meydana
getirmektedir.
Bölgemizde antepfıstığının önemli bir zararlısı olan Antepfıstığı
Yaprak Psillasına karşı, 100 litre suya 3 kg arap sabunu ve
1.5 litre mavi ispirto karıştırılarak ağaçlara uygulanmış
ve tek uygulamadan olumlu sonuç alınmıştır. Zararlı ile ilgili
takibe Mayıs ayının ilk haftasından itibaren başlanmış ve
haftalık kontroller yapılmıştır. Yapılan gözlemler sonucu
zararlının nimflerine Temmuz ayının başında rastlanmış ve
Temmuz ayının sonuna doğru populasyonda artış fazla olduğu
için ilk mücadele yapılmıştır. Mücadelede 100 litre suya 2
kg Arap sabunu ve 1 litre Mavi ispirto kullanılmış toplam
2 ton su ile ilaçlama yapılmıştır. İlk mücadelede istenilen
sonuç alınamamış bir sonraki hafta ikinci ilaçlama yapılmış
3 kg arap sabununa 1,5 litre mavi ispirto katılarak ilaçlama
yapılmıştır. Daha sonra 100 yaprakta yapılan sayımda psylla
oranının ekonomik zarar eşiğinin altına düştüğü görülmüştür.
Ayrıca 100 lt suya 300 gr 80 WP kükürt uygulamasından da olumlu
sonuç alınmıştır.
Campylomma lindbergi
Campylomma nimfleri erken dönemlerde gözler patladıktan sonra
çiçek salkımlarında zarar yapmakta ve salkımların soğuktan
zarar görmüş gibi dökülmesine neden olmaktadır. Zarar oranını
belirlemeye yönelik herhangi bir çalışmaya rastlanmamakla
birlikte C. lindbergi’nin ergin populasyon takibinde, erginlerin
15 mayıs tarihinde maksimum düzeye ulaştığı gözlemlenmiştir.
Ayrıca psyllanın doğal düşmanı olarak literatürlerde yer almasına
karşın psylla çıkış döneminde ve psylla yoğunluğunun ekonomik
zarar eşiğine ulaştığı döneme kadar olan zaman dilimi içersinde
de C. Lindbergi’ye rastlanmamıştır.
Antepfıstığı Karagöz Kurdu (Hylesinus vestitus)
Antepfıstığı karagöz kurdu, antepfıstığına beslenme zararı
ve üreme zararı olmak üzere 2 şekilde zarar vermektedir. Mayıs
ayı ortalarında çıkan erginler, bahçelerdeki ağaçlara dağılarak,
sürgün ve meyve gözlerinin diplerinde beslenirler. Bu beslenme
sonucu oluşan 2-4 cm. uzunluğundaki galeriler dolayısıyla
meyve gözleri kurur ve dökülür. Zararlı, bir yıl sonra ürün
verebilecek sağlam gözleri tercih eder. Bir ergin, 8-10 karagözü
veya birkaç sürgünü tahrip edebilir. Üreme sırasındaki zararı;
kışlaktan çıkan erginlerin kurumuş veya kurumaya yüz tutmuş
zayıf ağaçların dal ve gövdelerinde, kabuk altlarına bıraktıkları
yumurtalardan çıkan genç larvalar, bu ağaçlarda galeri açarak
iletim kanallarını tahrip eder ve kurumalarına neden olur.
Ayrıca larva ve pupa dönemlerini tamamlayan bireylerin, ergin
olduktan sonra kabuğu delerek çıkmasıyla da kabuğun delik
deşik bir hal alması sonucu kurumayı hızlandırırlar. Ekolojik
tarım kapsamında zararlının üreme davranışını göz önünde bulundurarak
budama mevsimi olan ekim ayı sonu kasım ayı ortalarına kadar
budama artıklarından tuzak dallar oluşturulmuş ve bahçedeki
her 10 ağaçtan bir tanesine bu dallar bırakılmıştır. Nisan
ayı başlarında ilk talaş çıkarmanın görüldüğü dönemde toplanan
kuru dallar bahçeden uzaklaştırılmıştır.
ANTEPFISTIĞINDA HASAT
Ülkemizde antepfıstığı hasadı elle yapılmaktadır. Hasat dönemi
başlamadan ilk önce ağaç altları temizlenir. Toprak bastırılır,
bu şekilde yere düşen meyvelerin zarar görmeleri önlenir.
Hasat esnasında önce yere düşen meyveler toplanır sonra ağaç
altına bez örtüler serilir, üç ayak merdivenler yardımı ile
hasat yapılır. Hasat edilen meyvelerin ayıklanıp, kurutulduğu
yerlere sergi yerleri denilmektedir.
Ülkemizde hasat edilen meyveler sergi yerlerinde ayıklanıp,
kurutulmaktadır. Sergi yerleri genellikle antepfıstığı bahçelerinin
içerisinde olur. Meyveler burada güneşte kurutulur. Uygun
hava koşullarında 3-4 günde antepfıstıklarının nem oranı %
3-5'e düşmektedir.
Sergi yerlerinde kurutma esnasında, meyvelerin toprakla temasının
kesilmesi için kurutulacak fıstıklar mutlaka uygun bir bez
üzerine serilmelidir. Kurutma işlemi ürün kalitesini doğrudan
etkiler. Sergi yerlerinde kurutmaya alınan antepfıstıklarının,
serim kalınlığı 3-5 cm’yi geçmemelidir. İyi ve homojen bir
kurutma sağlamak için, yavaşça karıştırma yapılmalıdır. Karıştırma
esnasında meyvenin kırmızı kabuğuna zarar verilmemelidir.
Kurutulan fıstıklar, eleme ve boylama işlemi yapıldıktan sonra
jüt çuvallara konulmalıdır.
Zir. Yük. Müh. İzzet AÇAR
|