EKOLOJİK (ORGANİK BİYOLOJİK)
HAYVANSAL ÜRETİMİN TEMEL İLKELERİ
ORGANİK HAYVANCILIK
Dünya nüfus artışı ve buna bağlı olarak
tarım ürünlerine olan talebin yoğunluğu; son yıllardaki
bitkisel üretim gibi hayvansal üretimin de, konvansiyonel
hayvancılık da denilen yoğun üretim şeklinde yapılmasına
neden olmuştur. Konvansiyonel üretimde birim alandan
yüksek miktarda ve ekonomik ürün alınması öncelikli
olduğu için; ekolojik denge ve ürün kalitesinde sağlık
kriterleri ikinci plana atılmıştır. Bunun sonucu olarak
da, günümüzde artık konvansiyonel bitkisel üretim gibi
konvaniyonel hayvansal üretimin de çevreye, hayvan ve
insan sağlığına zararlı etkileri kendini göstermeye
başlamıştır.
Konvansiyonel hayvansal üretim işletmelerinde,
barınaklardaki hayvan sayısının fazla olmasına bağlı
yerleşim sıklığı ile yetersiz kalan işgücü ve dikkatsiz
bakım hayvanların daha kolay hastalanmalarına neden
olduğu gibi özellikle Tırnak ve Ayak rahatsızlıkları
ile Mastitis gibi hayvan yetiştirme ile ilgili bazı
hastalıkları da arttırmıştır. Daha fazla ilaç kullanımı
ve hayvansal ürünlerde daha fazla ilaç kalıntısı birikimi
riski demek olan bu durum ise, bu ürünleri tüketen insanların
sağlığını tehdit etmektedir. Ancak, bu üretimde kullanılan
yem ve bazı katkı maddeleri daha büyük problemlere neden
olmaktadır. Nitekim, konvansiyonel hayvansal üretimin
bitkisel kaynaklı yem ihtiyacını karşılayan konvansiyonel
bitkisel üretim, gerek erozyona zemin hazırlayarak,
gerekse de genetik modifiye edilmiş (GM) tohumları,
yoğun kullanılan sentetik kimyasal gübreleri ve tarım
ilaçları ile hem ekolojik dengeyi bozmakta, hem de hayvan
ve insan sağlığını tehdit etmektedir (1,19). Ayrıca,
konvansiyonel hayvansal üretimde ekonomik hayvansal
kaynaklı yem olarak yeterince hijyenik hale getirilememiş
ve ilaç kalıntıları da içerebilen çeşitli kesimhane
yan ürünleri ve kadavra unları kullanılması da bazı
sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Örneğin son günlerde
devamlı gündemde olan ve sinirsel belirtilerle seyrederek
birkaç hafta içinde ölümle sonuçlanan bulaşıcı bir sinir
hastalığı Bovine Spongiform Encephalopathy (BSE) / Deli
inek hastalığı veya halk dilinde deli dana hastalığı
konvansiyonel hayvansal üretimin getirdiği önemli bir
problemdir. İngilizler deli inek hastalığının çıkış
nedeninin, 1980'li yılların başlarında ülkelerindeki
yem üreticilerinin maliyeti düşürmek için sığır yemlerine
dejeneratif bir sinir hastalığı Scrapie 'den ölen koyunların
kadavra unlarını katmaları olduğunu, çünkü bu tür yem
kullanımının 1988'de yasaklanmasıyla hastalığın azaldığını
ileri sürmektedirler. Fakat bu süre içinde veya daha
sonraki yıllarda hasta sığır eti yiyen veya hasta sığır
kadavra unlarını yem olarak tüketen sığırların etlerini
yiyen insanlarda ölümcül dejeneratif bir sinir hastalığı
olan Creutzfeldt Jacop (CJ) hastalığının çıkmaya başladığını
da bildirmektedirler. Bu konudaki asıl endişeler, hastalığın
kuluçka süresinin insanlarda 5 ila 20-30 yıl gibi uzun
zaman olması nedeniyle önümüzdeki yıllarda CJ hastalığının
AIDS gibi geç tanınan ve geç önlem alınan önemli bir
sağlık problemi olabilirliğidir (6,11,14,15).
Konvansiyonel hayvansal üretimde, yemlerde
olduğu gibi çeşitli katkı maddelerinin kullanılmaları
da önemli sağlık sorunlarına neden olabilmektedir. Örneğin,
kanatlılarda ve özellikle etlik piliçlerde gelişmeyi
ve yemden yararlanmayı uyarıcı olarak antibiyotik kullanımı
konusunda en önemli prensip, insanlarda ve hayvanlarda
tedavi (sağıtım) amacıyla kullanılanlardan olmaması
veya bunlarla ilişkisi veya etkileşimi bulunmaması iken,
zaman zaman söz konusu prensibe uyulmadığı görülmektedir.
Nitekim, Dünya Sağlık Organizasyonu (WHO)'nun yayınladığı
bir raporda antibiyotiklerin etlik piliçlerde gelişmeyi
ve yemden yararlanmayı uyarıcı olarak hatalı kullanımı
sonucu, bir çok mikrobun bağışıklık kazandığı ve bilinçsiz
kullanımın devam etmesi durumunda da insanlarda boğaz
ve kulak iltihaplarına karşı antibiyotiklerin etkili
olamayacağı bildirilmektedir (13). Bu nedenlerle Avrupa
Topluluğu ülkeleri ve ülkemiz antibiyotiklerin, hastalıkların
tedavisi dışında gelişmeyi ve yemden yararlanmayı uyarıcı
kullanılmalarını yasaklamıştır (2). Anabolizanlar, yani
hormon ve benzeri maddelerin de gelişmeyi uyarıcı olarak
kullanılmaları insan sağlığını olumsuz etkilemektedir.
Nitekim, sığır besisinde kullanılan sentetik anabolizanlardan
stilbenler grubunun insanlarda uygun bünyelerde kansorejen
ve gen yapısını bozan etkileri olduğu belirlendiğinden
tüm ülkelerde yasaklandığı bilinmektedir (9).
Konvansiyonel hayvansal üretimle ilgili
tüm bu sorunlar yanında; gelişmiş ülkelerde hayvan haklarına
gösterilen ilgi nedeniyle hayvan refahı (welfare) giderek
toplumsal düzeyde önem kazanmaktadır. Hayvan refahı,
tıpkı insanlardaki gibi hayvanlara da doğal davranışlarını
yapabileceği; ekstrem hava koşullarından, stres yaralanma
ve hastalıklardan korunabileceği bir ortamın sağlanması
ile yeterli beslenme olanaklarının verilmesi anlamına
gelmektedir (8). Tüm bu nedenlerle son yıllarda, konvansiyonel
hayvansal üretim alternatifi olarak ekolojik hayvansal
üretim önerilmektedir (1). Bu üretim şeklinde, öncelikle
ekolojik bir sürünün oluşturulması, hayvan refahını
(welfare) da ekolojik bir yetiştirme ve besleme ile
sağlayarak, sağlıklı hayvanlardan sağlıklı ürünler elde
edilmesi amaçlanmıştır.
2. EKOLOJİK HAYVANSAL ÜRETİME BAŞLAMA
Ekolojik hayvansal üretim yapmak isteyen
müteşebbis öncelikle Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Ekolojik
Tarım Komitesi (ETK) tarafından çalışma izni verilen
herhangi bir Kontrol ve/veya Sertifikasyon kuruluşuna
dilekçe ile başvurur ve işletmesinden elde edeceği ürünlerin
ekolojik olarak değerlendirebilmesi için gerekli çalışmanın
yapılmasını talep eder. Kontrol kuruluşu müteşebbisten
istediği çeşitli bilgi ve belgeler yardımıyla başvurunun
ekolojik üretim yapmaya uygun olup olmadığına karar
verir ve bunu Ekolojik Tarım Komitesi'ne bildirir. Kontrol
kuruluşu ekolojik üretim yapmasını kabul ettiği ve sözleşme
yaptığı müteşebbisi Geçiş sürecine alır, bu sürecin
sonunda olumlu kanaat edinirse de müteşebbisin Ekolojik
ürün etiketi kullanmasına izin verir. Ekolojik hayvansal
üretime başlayan işletmelerde hayvanlara kimlik verilmeli,
üretim süresince de hayvanların giriş ve çıkışı ile
tüm tedavi uygulamaları için detaylı ve muntazam kayıtlar
tutulmalıdır (3,4).
3. EKOLOJİK SÜRÜNÜN OLUŞTURULMASI
3.1. Ekolojik sürü için hayvan seçimi
Ekolojik hayvancılıkta, damızlık veya
üretim için çevreye, iklim koşullarına ve hastalıklara
dayanıklı hayvanlar seçilmelidir. Bu nedenle, bölgeye
adapte olmuş yerli ırklar ve melezleri öncelikle düşünülmelidir.
Bu tür bir hayvancılıkta, genetik methodlarla hayvan
ıslahına müsaade edilmediğinden ekolojik bir sürü oluşturabilmek
için, genetik modifiye edilmiş hayvanlar kullanılamaz
(3,4,5).
Ekolojik bir sürü oluşturabilmek için,
işletmeye dışarıdan yani konvansiyonel işletmelerden
getirilecek hayvanlar çeşitli yönetmelikler göre Çizelge
3.1’de verildiği gibi belli bir yaşın altında olmalıdır.
Çizelge 3.1. Ekolojik bir sürü oluşturabilmek
için konvansiyonel işletmelerden getirilecek hayvanların
yaşı,
Büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar (Sığır,
koyun ve keçi) Yönetmelik1
- Buzağı en fazla ................... 6 aylık a, c
“ en az ...................... 1 aylık b,
“ (dana besisinde) en fazla................... 4 aylık)
c
- Kuzu ve oğlak en fazla................... 1.5 aylık
a, c
“ (kuzu ve oğlak besisinde) en fazla...................
1 aylık) c
- Damızlıkta kullanılacak hayvanlar en fazla....................14
aylık c
Kanatlı kümes hayvanları (Tavuk)
- Etlik civciv en fazla......................2 günlük
a ,b,c
- Yumurtacı piliç “ ....................18 haftalık
a ,b,c
1 a) Avrupa Birliği Yönetmeliği,1999
; b) IFOAM, 2002; c) T.C. Yönetmeliği,2002
* Konvansiyonel işletmelerden getirilecek
hayvanların yaşı ile ilgili kısıtlamaların çeşitli nedenleri
vardır. Örneğin; buzağı, kuzu ve oğlaklar bağışıklık
sistemlerinin güçlenmesi için ağız sütü, rumen gelişimlerini
tamamlamaları yani yemlere alışıncaya kadar da, tercihen
anne sütü veya süt ikame yemi tükettikten sonra; etlik
civcivler, yumurtadan çıktıktan ve vücutlarındaki üç
günlük besin madde reservlerini tüketmeden, yani bulundukları
işletmelerde konvansiyonel yeme başlamadan önce; yarka
işletmelerinden alınacak yumurtacı piliçler ise, cinsel
olgunluğa erişerek kılavuz yumurtaların görüldüğü yumurtlama
dönemi başlamadan bulundukları işletmelerden alınmalıdırlar
(12,17). Ekolojik sürünün büyümesi için ise, konvansiyonel
işletmelerden getirilecek hayvanların yaşı ile ilgili
bazı istisnalara izin verilir. Örneğin, bu amaçla konvansiyonel
çiftliklerden yıllık en fazla % 10 büyükbaş, % 20 küçükbaş
yetişkin hayvan sağlık kontrollerinden geçirilerek sürüye
katılabilir. Bu oranlar önemli ölçüde büyüme yapılması,
tür değişikliğine gidilmesi gibi durumlarda kontrol
ve/veya sertifikasyon kuruluşunun onayı ve komitenin
izni ile % 40’a kadar arttırılabilir (3,4,5).
Ekolojik işletmelerde, sürünün büyümesi
çevre kirliliğine yol açmamalı, yani hayvan sayısına
bağlı olarak artan gübre miktarı işletmenin kullanılan
tarımsal alanında nitrat kirliliğine neden olmamalıdır.
Bu nedenle, tarımsal alanda gübre ile yayılan nitrojen
(N) miktarı, yılda hektara 170’kg N'u geçmemelidir.
[Yılda 170 kg N'e eşdeğer gübre veren hayvan sayıları
da; sığırlar için 2-5, koyun ve keçiler için 13.3, et
tavukların için 580, yumurta tavukları için de 230'dur].
Bu miktar aşıldığında diğer bir ifadeyle hayvan sayısı
arttığında, müteşebbis stokladığı gübreyi başka işletmelerde
değerlendirmelidir. Kontrol kuruluşu önemli bir kirlilik
söz konusu olduğunda, çevre koruma amacıyla hayvan sayısını
azaltabilir (3,4,5,18).
3.2. Geçiş süreci
Geçiş süreci, ekolojik hayvansal üretime
başlanmasından ürünün ekolojik olarak kabul edilmesine
kadar geçen süredir. Diğer bir ifadeyle, bu süreç, konvansiyonel
hayvansal ürünün ekolojik hayvansal ürüne dönüşüm periyodudur
ve hayvan türü ile verim yönüne göre Çizelge 3.2’de
verildiği gibi değişmektedir. Kontrol ve/veya sertifikasyon
kuruluşu geçiş sürecini kısaltabilir veya uzatabilir
ve bu durum gerekli sürenin yarısından fazla olamaz.
Kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşu kısaltma veya
uzatma gerekçesini dönem raporunda komiteye bildirir.
Çizelge 3.2. Hayvan türü ve verim yönüne
göre geçiş süreçleri,
Büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar (Sığır,
koyun ve keçi) Yönetmelik1
- Sığır eti üretiminde 12 ay a ,b,c
“ yaşam süresinin 3/4'ü kadar a ,c
“ (dana besisinde) 6 ay a, c
- Koyun ve keçi eti üretiminde 6 ay a, c
“ (kuzu ve oğlak besisinde) 2 ay a, c
- Sığır, koyun ve keçi sütü üretiminde 6 ay (24 Ağustos
2003’ten sonra 3 ay) a
“ 3 ay b
“ 6 ay c
Kanatlı kümes hayvanları (Tavuk)
- Piliç eti üretiminde 2.5 ay a,c
“ Tüm yaşam (Verrastro, 1999)
- Yumurta üretimde 1.5 ay a ,b,c
1 a) Avrupa Birliği Yönetmeliği,1999;
b) IFOAM, 2002; c) T.C. Yönetmeliği, 2002
4. EKOLOJİK HAYVAN YETİŞTİRME
Ekolojik hayvan yetiştirmede, üremenin
doğal olması önceliklidir. Suni kızgınlık ve suni tohumlama
ise ilgili kontrol organının izniyle yapılır. Embriyo
transfer teknikleri uygulanmaz. Ovulasyonun kontrolü
için hormon vb. maddelerin kullanımı yasaktır. Ekolojik
hayvan yetiştirmede hayvanların refahı için öncelikle
iyi bir barınak ve dikkatli bakım koşulları sağlanmalıdır
(3,4,5,16).
4.1.Barınak
Barınaklar hayvanlara yeterli temiz
hava ve gün ışığı sağlayarak, ekstrem hava koşullarından
da koruyacak şekilde inşa edilmeli, kullanılan yapı
materyalleri ve üretim ekipmanları da hayvan ve insan
sağlığına zarar vermemelidir. Barınaklar şekilleri ve
boyutları bakımından hayvanların doğal davranışlarına
cevap verebilecek nitelikte olmaları ile konvansiyonel
hayvan yetiştiriciliğinde kullanılanlardan farklıdır
(3,4). Örneğin, barınaklarda bütün türler için Çizelge
4.1’de verildiği gibi bir dış alan (gezinme alanı) ayrılmıştır.
Çizelge 4.1. Hayvan türleri için önerilen
barınak alanları
Barınak iç alanı Barınak dış alanı
Büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar
Sığır Et sığırı 100 kg CA'a kadar 1.50 m2 1.10 m2
200 kg " 2.50 m2 1.90 m2
350 kg " 4.00 m2 3.00 m2
350 kg CA'nın üzerinde 5.00 m2 3.70 m2
* 350 kg CA’nın üzerinde her 100 kg için ayrıca 1.00
m2 iç alan, 0.75 m2 dış alan
Süt ineği 1 hayvana 6.00 m2 4.50 m2
Damızlık boğalar " 10.00 m2 30.00 m2
Koyun ve keçi Ergin koyun ve keçi 1 hayvana 1.50 m2
2.50 m2
Kuzu ve oğlak " 0.35 m2 0.50 m2
Kanatlı kümes hayvanları
Tavuk
Et tavuğu 10 hayvana 1.00 m2 1 hayvana 4.00 m2
(veya 21 kg CA’A 1.00 m2)
Yumurta tavuğu 6 hayvana 1.00 m2 1 hayvana 4.00 m2
Avrupa Birliği Yönetmeliği,1999 ; T.C.
Yönetmeliği, 2002
* Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların
gezinme alanı dışında meralara sahip olmasının hayvan
sağlığı açısından önemli yararları vardır ve bu hayvanlar
iklim koşulları imkan verdiği ölçüde bu alanları kullanabilmelidir.
Büyükbaş hayvanların bağlı tutulmaları yasaktır. Ancak
emniyet ve hayvan rahatlığı gibi nedenlerle gerekli
görüldüğünde, kontrol veya sertifikasyon kuruluşu bu
hayvanların düzenli olarak dışarı çıkarılarak dolaştırılmaları
koşuluyla sınırlı bir süre için bağlanmalarına izin
verilebilir. Barınaklardaki hayvan yoğunluğu hayvan
türünün doğal davranışlarını engellememelidir. Hayvan
sayısı bir uzman görüşü alınarak kontrol ve/veya sertifikasyon
kuruluşunca belirlenir. Tavuklarda, kafeste yetiştiriciliğe
izin verilmez ve bu hayvanların barınaklarında iç alan
dışında gezinme ihtiyaçlarını karşılayan dış alan da
vardır (Resim 4.1). Bunların barınak iç alanlarında
tünek ve folluk ihtiyaçları da karşılanmaktadır. Etlik
piliç barınaklarında 4800, yumurta tavuğu barınakların
da ise 3000 adetten fazla hayvan barındırılmamalıdır
(3,4,5).
Barınaklarda ışığın yeterli olması
çeşitli fiziksel yaralanmaları azaltması bakımından
önemli görülmektedir. Hayvanların yeterli hareket alanlarının
olması ise, bağışıklık sistemlerinin güçlü olmasını
sağlamakta, tırnak ve ayak rahatsızlıklarına bağlı hastalıkları
da azaltmaktadır. Konvansiyonel hayvancılıkta hayvanların
yeterli hareket alanlarının olmaması, yani sıkışık barındırılmaları
stres hormonlarının salgılanması arttırmaktadır. Bu
da onların, bağışıklık sistemlerinin zayıflamasına ve
dolayısıyla daha kolay hastalanabilmelerine neden olmaktadır.
Sıkışık barındırma, aynı zamanda solunum yolu hastalıklarının
yayılmasını da hızlandırmaktadır. Hem bu nedenlerle,
hem de etik açıdan ekolojik hayvancılıkta, barınakların
hayvanların doğal davranışlarına cevap verebilecek şekil
ve boyutlarda olması temel alınmıştır (7,10).
Resim 4.1 Kanatlı kümes hayvanlarından
tavuklara ait örnek bir barınağın iç ve dış alanı
4.2. Bakım
Ekolojik hayvan yetiştiriciliğinde,
iyi bir barınak koşulları sağlandıktan sonra, önemli
olan dikkatli bir bakımdır. Hayvan sağlığının korunması
için, veteriner hekim önerileri ile dezenfeksiyon ve
aşı gibi her türlü hijyenik tedbirlere müsaade edilir.
Ancak yeterli hijyenik koşullar sağlandıktan sonra da,
sağlık problemleri çıkarsa, hayvansal ürünlerde kalıntı
bırakmayan bitkisel ilaçlar gibi alternatif ilaç kullanımına
öncelik verilir. Acil durumlarda sentetik ilaç gerekirse,
toksikoloji listesi dikkate alınarak kullanılır. Ancak,
ürünün ekolojik olarak değerlendirilebilmesi için, kullanılan
ilacın kalıntılarının vücuttan atılması ve bunun içinde
son ilaç dozu alımından itibaren belli bir süre geçmesi
beklenir. Bu süre, konvansiyonel üretim de yasa ile
belirtilenin en az iki katıdır ve herhangi bir süre
belirtilmemiş ise en az 48 saat olmalıdır. Aşı uygulamaları
ve parazit tedavisi dışında, bir yıl içerisinde hayvanlara
üçten fazla (veya üretken yaşam süreçlerinin bir yıldan
az olması halinde birden fazla), sentetik ilaçların
kullanılması halinde söz konusu hayvanlar veya bu hayvanlardan
elde edilen ürünler, ekolojik ürün olarak satılamazlar.
Bu hayvanlar, kontrol ve/veya sertifikasyon kuruluşunun
izni ve komitenin uygun görmesi şartıyla yeniden geçiş
sürecine alınırlar (3,4,5).
Barınaklarda hijyenik tedbirler alınması
yanında, hayvanların bakımıyla ilgili onları strese
sokarak bağışıklık sistemlerini zayıflatacak davranışlardan
da kaçınılmalıdır. Ekolojik hayvan yetiştiriciliğinde,
büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda kastrasyon, boynuz
köreltme, kulak delme gibi hayvanın fiziki yapısına
müdahaleler sadece kontrol kuruluşunun onayı ile yapılır.
Bu müdahalelerde hayvanların acı çekmesi minimize edilmeli,
gerekirse anestezik ilaçlardan yararlanılmalıdır. Bu
hayvanlarda kuyruk kesme, tavuklarda ise gaga kesme
uygulanmamalıdır. Hayvanların taşınması, hayvanlarda
en az stresi oluşturacak ve en kısa zamanda gerçekleştirilecek
şekilde yapılmalı ve nakil sırasında sakinleştirici
kullanılmamalıdır. Ekolojik hayvanlar ile konvansiyonel
hayvanların kesimi mümkünse ayrı kesimhanelerde, mümkün
değilse aynı kesimhanede farklı zamanlarda yapılmalıdır.
Ayrıca, hayvanlara kesim esnasında stres yaratmayacak
şekilde davranmalı ve uygun kesim yöntemlerinden yararlanılmalıdır
(3,4,5).
5. EKOLOJİK HAYVAN BESLEME
Hayvanlara tüm doğal davranışlarını
gösterebileceği barınak ve iyi bir bakım olanakları
verilse de, diğer bir ifadeyle hayvan refahı ile ilgili
ekolojik yetiştirme koşulları sağlansa da, ekolojik
besleme olanakları verilmedikçe sağlıklarının korunması
ve onlardan sağlıklı ürünler alınması mümkün değildir.
Nitekim, konvansiyonel hayvansal üretimde en önemli
sağlık sorunlarının hayvan beslemede yapılan hatalardan
kaynaklandığı görülmektedir. Hayvan beslemede rasyonları
(diyetleri) oluşturan yemlerin kalitesi, miktarı ve
veriliş şekilleri ile kullanılan katkı maddeleri hayvan
sağlığını önemli derecede etkilemektedir.
Yem kalitesi hayvan sağlığını önemli derecede etkiler.
Ekolojik hayvan beslemede genç ruminantların beslenmesi
öncelikle ana sütüne dayanmalıdır. Doğumla birlikte
buzağılar en az 3 ay, kuzu ve oğlaklar en az 1.5 ay
ana sütü almalıdır. Ekolojik hayvan beslemede kaba ve
yoğun yemler, ekolojik ve özellikle bitkisel kaynaklı
olmalı ve üreticiler bu yemleri mümkün olduğunca kendi
işletmelerinden veya yakın işletmelerden temin etmelidir.
Ekolojik sığır, koyun ve keçi gibi ruminant işletmelerinin,
Resim 5.1'de verildiği gibi serbest otlak alanlarına
sahip olmasında da yarar vardır (3,4).
Resim 5.1 Büyükbaş hayvanlardan sığırlara
ait örnek bir barınak ve mer'a alanı
Mer’a ve otlaklarda kimyasal gübreleme ve mücadele yapılmamış
olmalıdır. Bu alanları kullanacak hayvan sayısı da,
gübreden kaynaklanan nitrat kirliliğine neden olmamalı,
diğer bir ifadeyle,yılda hektara 170 kg N’a eşdeğer
gübre veren hayvan sayılarını veya yaklaşık 2 büyükbaş
hayvan birimini geçmemelidir (3,4).
Ekolojik bitkisel kaynaklı yemler genetik
modifiye edilmiş olmadıkları, sentetik kimyasal gübre
ve tarım ilacı kalıntıları içermedikleri için, hayvan
ve insan sağlığını tehdit etmemektedirler. Ekolojik
kaba yem kaynağı silajların hazırlanmasında sadece fermentasyona
yardımcı katkı maddelerinden izin verilenler kullanılmalıdır.
Ayrıca, yoğun yemlerden protein kaynağı küspeler de,
üretimleri veya işlenmeleri aşamasında kimyasal solventler
ile muamele edilmiş olmamalıdır (3,4).
Ekolojik hayvan beslemede, hayvansal
kaynaklı yem olarak, ekolojik veya konvansiyonel üretilen
süt ve süt ürünleri ile balık, diğer deniz hayvanları,
bunların ürünleri ve yan ürünleri kullanılabilir. Fakat,
kesimhane yan ürünleri ve kadavra unlarının kullanımı
yasaktır. Nitekim, konvansiyonel hayvan beslemede bu
tür bir yem kullanımı nedeniyle ortaya çıktığı ileri
sürülen BSE hastalığı, halen hayvan ve insan sağlığını
tehdit eden önemli bir problem olmaya devam etmektedir
(6,7,11,15).
Yemlerinin tümünü ekolojik üretimden
sağlayamayan üreticilere, özel zaman sınırlamaları ve
şartlarında Çizelge 5.1'de verildiği gibi belli bir
miktar konvansiyonel yem kullanmalarına da müsaade edilmektedir.
Çizelge 5.1. Hayvan türleri için günlük
izin verilen toplam konvansiyonel yem kurumaddesi (KM)
tüketimi,
Büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar (Sığır,koyun ve keçi)
Yönetmelik1
- Toplam günlük rasyon KM’sinde en fazla % 15 b
“ en fazla % 10 a,c
Kanatlı kümes hayvanları (Tavuk)
Toplam günlük rasyon KM’sinde en fazla % 10 b
“ en fazla % 20 a, c
1 a) Avrupa Birliği Yönetmeliği, 1999;
b) IFOAM, 2002; c) T.C. Yönetmeliği, 2002
Ekolojik yem üretiminin yetersiz kaldığı
özellikle ekstrem hava koşulları gibi durumlarda, hayvanlarının
günlük rasyonlarında, önerilen sınırlamalardan istisna
olarak, ülkelerin ilgili makamları belirli bir bölgede,
kısa bir süre için daha yüksek oranda konvansiyonel
yem kullanımına izin verebilir. T.C. Tarım ve Köyişleri
Bakanlığı Yönetmeliği 2002’ye göre de, bu oranIN % 40’a
kadar artırılabileceği şeklinde bildirilmektedir. Sadece
mer’aların yetersiz olduğu durumlarda ise, toplam günlük
rasyon KM’sinde izin verilen konvansiyonel yem tüketimi
en fazla % 25’dir. Ayrıca ilgili makamlar, günlük rasyonlarda
geçiş sürecinde olan yemlerin % 30 oranına kadar, hem
geçiş sürecinde, hem de aynı işletmeden gelen yemlerin
ise % 60 oranına kadar kullanımına müsaade edebilir.
Hayvan türlerine göre verilecek kaba
ve yoğun yem miktarları da hayvan sağlığını etkilediğinden,
ekolojik hayvan besleme de, ruminantlarda kaba yemlerin
öncelikle ve önemli miktarlarda, örneğin, rasyon kurumaddesinde
yaklaşık % 60 oranında (yüksek verimli süt hayvanlarının
beslenmesinde laktasyonun başlangıcından itibaren 3
aylık bir sürede % 50’ye azaltılabilir), tahılların
ise, üretimin yoğun olduğu dönemlerde takviye olarak
kullanılması önerilmektedir (3,4). Çünkü, bu tür bir
besleme ruminantların sindirim fizyolojileri ile de
uyumludur. Bilindiği gibi, bu hayvanlar, yüksek miktarda
selüloz içeren yemlerden önemli derecede yararlanabilirler.
Kaba yem ağırlıklı bir besleme, konvansiyonel hayvan
beslemede tahılların hızlı ve çok tüketilmesi ile ilgili
sıkça görülen bir rahatsızlık olan asidozis’i de önlemesi
açısından önemlidir (12). Kanatlı kümes hayvanlarının
rasyonlarını oluşturan karma yemlerine tahıllar, özellikle
besi aşamasında % 65 oranında girmelidir. Bu hayvanların
günlük besin madde ihtiyaçlarının karşılanmasında taze
ot, silaj veya kuruot gibi kaba yemler de kullanılabilir
(3,4,5) .
Hayvanlara verilecek yemlerin veriliş
şekilleri de hayvan sağlığını etkilemektedir. Hayvanların
yemleme sürelerinin kısa olması ve yemlerin sıra dizininde
verilmesi, güçlü hayvanların önce tüketmek istemesi
nedeniyle güçsüz olanlarla dövüşmesine ve her iki hayvanda
da gereksiz strese, yaralanmalara sebep olmaktadır.
Bu nedenle de, ekolojik hayvan beslemede büyükbaş ve
küçükbaş hayvanlarda da, tavuklarda olduğu gibi yemlerini
ne zaman isterlerse tüketebilecekleri bir ortam sağlanması
gerekmektedir (3,4).
Hayvanlara verilecek yemlerin kalitesi,
miktarı ve veriliş şekilleri yanında, kullanılan katkı
maddeleri de hayvan sağlığını önemli derecede etkiler.
Ekolojik hayvan beslemede rasyonlarda, yem katkı maddesi
olarak çeşitli makro ve mikro elementler ile doğal kaynaklı
vitaminler kullanılabilir. Probiyotik (mikroorganizma),
enzim, organik asitler, tahıl kırıntıları, melas ve
tuzun kullanılmalarına da izin verilmektedir. Ancak,
konvansiyonel hayvansal üretimde önemli sağlık problemleri
oluşturan antibiyotiklerin, hastalıkların tedavisi dışında
gelişmeyi ve yemden yararlanmayı uyarıcı olarak kullanılmaları
ile hormonların gelişmeyi uyarıcı olarak kullanılmaları
yasaklanmıştır. Koksidiyostatiklerin kullanılması yasaktır.
Ekolojik hayvan beslemede, yem katkı maddesi olarak
genetik modifiye edilmiş ürünlerin kullanılmalarına
da izin verilmemektedir. Ekolojik hayvan beslemede izin
verilen yem katkı maddelerinin tamamı Avrupa Birliği
ve T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Yönetmelik’lerinde
listeler halinde bildirilmektedir (3,4)
6. SONUÇ ve ÖNERİLER
Ekolojik hayvancılık, ekolojik denge
yanında hayvan refahının (welfare) etik açıdan da dikkate
alındığı ve ürün miktarından çok ürün kalitesinde sağlık
kriterlerinin öncelikli olduğu bir üretim şeklidir.
Bu üretim şeklinde, hayvanlara ekolojik yetiştirme ve
besleme olanakları verilmelidir. Hayvan refahı, ekolojik
hayvan yetiştirmede iyi bir barınak ve dikkatli bakım
koşulları ile, ekolojik hayvan beslemede de, rasyonları
oluşturan yemlerin kalitesi, miktarı, veriliş şekillerinin
düzenlenmesi ve izin verilen katkı maddelerinin kullanılmasıyla
sağlanmalıdır. Ekolojik hayvan beslemede, ekolojik bitkisel
kaynaklı yemlere olan ihtiyacın fazlalığı özellikle
ekolojik büyükbaş ve küçükbaş hayvansal üretim işletmelerinde,
ekolojik bitkisel üretimin de yer almasının önemli olduğunu
göstermektedir. Çünkü, bu şekilde sağlıklı hayvansal
ürünler elde edilirken, işletmedeki bitkisel üretim
birimine yem bitkisi münavebesi getirilmesi, gübre temin
edilmesi, hem toprağın strüktür ve içeriğini iyileştirecek,
hem de işletmeden elde edilecek ekolojik hayvansal ve
bitkisel ürünlerin maliyetini düşürecektir. Nitekim,
son günlerde sağlıklı hayvansal ürünlerin elde edilmesi
için önerilen ekolojik hayvan çiftliklerinde de, bu
iki üretim sistemi birlikte yer almaktadır.
Prof. Dr. Yılmaz ŞAYAN Arş. Gör. Muazzez
POLAT
Ege Üniversitesi, Ziraat Fakültesi,
Zootekni Bölümü, 35100 Bornova İZMİR
(ysayan@ziraat.ege.edu.tr / comert@ziraat.ege.edu.tr
)
LİTERATÜR
Aksoy, U., ve A., Altındişli, 1998. Ekolojik (Organik,
Biyolojik) Tarım. Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği
(ETO). İzmir.
Anonim, 1999. 13 Nisan 1999 tarihinde Koruma ve Kontrol
Genel Müdürlüğünde yapılan Türkiye’de Karma Yem Katkı
Maddesi Olarak Antibiyotik-Büyütme Faktörlerinin Kullanımı,
Geleceği ve Alınacak Önlemler” konulu toplantı görüşleri.Yem
Magazin,Sayı 22, Haziran, 14-17.
Anonim, 2002. Organik Tarımın Esasları ve Uygulamasına
İlişkin Yönetmelik. T.C. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı,
Resmi Gazete, 11 Temmuz 2002-Sayı 24812.
Anonymous, 1999. Official Journal of the European Communities,
24.08.1999.
Anonymous, 2002. Basic Standarts for Organic Production
and Processing. IFOAM Internal letter,72 /March 2000,
IFOAM, Tholey-Theley, Germany
Aytuğ, C., N., 1996. Deli İnek Hastalığı (Bovine Spongiform
Encehalopathy, BSE) Hakkında Bilgi Sirküleri. TOPKİM-A.Ş.
Araştırma Grubu Eğitim Yayını, 16 Nisan, İstanbul.
Boehncke, E. und C. Krutzinna, 1996. Animal Health:
Östergaard,T.V. (Ed.): Fundamentals of organic Agriculture,
113-124, IFOAM, Tholey-Theley, Germany.
Demirören, E., 2002. Hayvan Davranışları (Ders Kitabı).
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayınları, No: 547.
I. Basım. İzmir.
Erkek, R., ve F., Kırkpınar, 1993. Hayvanlarda Verim
Artırıcı Olarak Hormon Kullanımı. Yem Magazin, Sayı
83, Mart, 53-62.
Gray, D., 2001. Animal Health and Organic Livestock.
SAC, Veterinary Science Division, Aberdeen.
Kantarcı, G., 2000. Deliren Danalar, Panikleyen İnsanlar
ve Gizemli Bir Hastalık- Deli Dana Hastalığı. Çeviri
. Medicina Hexagon, 1996. Sayı 3, Sayfa 2.
Kılıç, A., 1982. Hayvan Besleme , Öğretim, öğrenim ve
uygulama önerileri. Prof. Dr. M. Kirchbessner’den çeviri,
Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu, Veterinerlik
ve Hayvancılık Araştırma Grubu Yayınları.
Kırkpınar, F., ve R., Erkek, 2000. Yem Katkı Maddeleri
Kullanımı, Gelişmeler, Sorunlar. İnternational Animal
Nutrition Congress, Süleyman Demirel Üniversitesi Ziraat
Fakültesi Zootekni Bölümü, 4-6 September, Isparta, TURKEY.
Küçükersan, M. K., ve Gültekin Yıldız, 2001 Hayvan Besleme
Açısından BSE (Bovine Spongioform Encephalopathy) Yem
Magazin, Sayı 27, Nisan, 55-59.
Önenç, A., ve A., Kaya, 2001. Hayvancılıkta Deli İnek
(BSE) Sorunu. TAYEK/TUYAP, Tarımsal Araştırma Yayım
ve Eğitim Koordinasyonu, 2001 yılı hayvancılık grubu
bilgi alışveriş toplantısı bildirileri. 27-29 Mart,
Menemen- İzmir.
Sundrum, A., 2001. Organic Livestock Farming. A critical
review. Livestock Production Science. 67 (3), January,
207-215.
Şenköylü, N., 1995. Modern Tavuk Üretimi, (2. Baskı).
Tekirdağ Üniversitesi ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü,
Tekirdağ.
Verrastro, V., 1999. Short Course on: Production methods
in Organic Agriculture: Normative Principles and Aspscts,
Animal Husbandry. June 14-23. Ege University Faculty
of Agriculture, İzmir/ TURKEY.
Yalçın, S., 2000., GMO’lar Hakkında Bakanlık Görüşü.
Yem Magazin, Sayı: 26 Eylül-Aralık |