DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE ORGANİK
TARIMSAL ÜRÜN TİCARETİ VE TÜKETİCİ REAKSİYONLARI
İÇERİK
1. GİRİŞ 3-4
2. DÜNYA'DA VE TÜRKİYE'DE ORGANİK TARIMSAL
ÜRÜNLERİN ÜRETİMİ 4-9
2.1. Dünya'da Organik Ürün Üretimi
2.2. Türkiye'de Organik Tarımsal Üretim
3. DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE ORGANİK TARIMSAL 9-12
ÜRÜN TİCARETİ
TÜRKİYE'DE ORGANİK ÜRÜN İÇ PAZARININ YAPISI 12-14
VE GELİŞTİRME İMKANLARI
ORGANİK TARIMSAL ÜRÜNLERE YÖNELİK TÜKETİCİ 15-27
REAKSİYONLARI
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ 27-30
YARARLANILAN KAYNAKLAR 31-32
EKLER (EK-1) 33
1. GİRİŞ
Organik tarım (ekolojik tarım, biyolojik
tarım) Dünya’da özellikle 1970’li yıllarda başlayan ve 1990’lı
yılların ortalarına kadar etkisini sürdüren yoğun tarımsal
girdi kullanımının yarattığı çevre ve sağlık sorunlarının
giderilmesinde önemli bir alternatif üretim şekli olarak tanımlanabilmektedir.
Diğer yandan, organik tarım sadece bir gıda üretim kaynağı
olmayıp, aynı zamanda sürdürülebilir bir kalkınmanın, eko-turizmin,
tarımın sürdürülebilirliğinin, biyolojik çeşitliliğin korunmasının,
erozyon, çölleşme ve iklim değişikliğine neden olan faktörlerin
etkisinin giderilmesinin de başlıca dayanağı ve ülkemizin
tarımsal üretim yönünden dezavantajlı bölgelerinin, gözden
hiç de uzak tutulmaması gereken bir tarımsal üretim modelidir.
Özellikle II. Dünya savaşı sonrasında ucuz
ve bol miktarda gıda üretmek amacıyla tarımsal faaliyetlerde
yoğun girdi kullanılması, dolayısıyla kullanılan bu girdilerdeki
insan ve çevre sağlığını tehdit edici unsurların (pestisitler,
kimyasal gübreler vs.) kullanımının yaygınlaşması ciddi boyutlara
ulaşmıştır.
Zaman içerisinde yoğun girdi kullanımının
olumsuz etkileri tartışılmaya başlamış ve bu etkilerin boyutları
bilimsel çalışmalarla da ortaya konulmuştur. Daha sonra özellikle
gelişmiş ülkelerde toplum bilincinin insan ve çevre sağlığına
yoğunlaşması, bu konuda bazı uluslar arası kuruluşların teşekkül
etmesi (Uluslar arası Organik Tarım Hareketleri federasyonu-
IFOAM) ekstansif tarıma yönelinmesi sürecini başlatmış ve
hızlandırmıştır.
Ülkemizde organik tarımın gelişimi ise, Avrupa
ülkelerinden gelen talepler dolayısıyla başlamıştır. 1984-1985
yıllarında ilk olarak kuru üzüm ve kuru incir organik olarak
üretilerek Avrupa ülkelerine ihraç edilmiştir. Gerek miktar
gerekse tür açısından dış ülkelerden gelen talep ülkemizin
organik üretim deseninde belirleyici rol oynamıştır.
2. DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE ORGANİK TARIMSAL
ÜRÜNLERİN ÜRETİMİ
2.1. Dünya’da Organik Tarımsal Ürün Üretimi
Tüm dünyada hızla artan organik tarımda genellikle ülkelerin
geleneksel ürünleri örneğin Hindistan'da çay, Danimarka'da
süt ve süt ürünleri, Arjantin'de et ve et ürünleri, orta Amerika
ve Afrika ülkelerinde muz, Tunus'ta hurma, zeytin yağı, Türkiye'de
kurutulmuş ve sert kabuklu meyveler ekolojik olarak üretilen
ilk ürünlerdir. Mevcut bilgi ve yüksek adaptasyon ekolojik
tarıma daha kolay geçişi sağlamaktadır. Gelişen teknoloji
ve iletişim imkanları organik tarımın daha fazla üretici ve
tüketici kitlesi tarafından tanınmasını ve dolayısıyla yaygınlaşmasını
mümkün kılmaktadır (EK-1.).
Günümüzde, Dünya’da 130’dan fazla ülkede organik tarım yapılmaktadır.
Bu ülkelerden 90’ı gelişmekte olan ülkeler, 15’i ise az gelişmiş
ülkelerdir.
Dünya’da organik tarım alanlarının genişliği 16 milyon ha
civarındadır. Okyanusya ülkeleri dünya üzerinde organik tarım
alanı bakımından önemli paya sahiptir (7,6 milyon ha). AB
ülkeleri ise 3,8 milyon ha ile organik tarım yapılan alan
bakımından ikinci önemli ülke grubunu oluşturmaktadır (Güney
Amerika 3,2 milyon ha, Kuzey Amerika 1,1 milyon ha, Asya 0,05
milyon ha). Organik tarım yapılan alanlar Avrupa ülkelerindeki
toplam tarım alanlarının %2-3’ü dolayındadır.
Geçtiğimiz yıllar itibariyle, Batı Avrupa ülkelerinde organik
gıda üretimi hızla artmaktadır. Aşağıdaki tablo’da 1993-2000
yılları arasında AB ülkelerinde ve AB’ne aday bazı ülkelerde
organik tarım alanlarının gelişimi gösterilmektedir.
Tablo-1. AB ülkelerinde organik tarım alanlarının
gelişimi
Ülke Organik Tarım Alanı (ha) %Artış (1993-2000)
Danimarka 20.090 165.258 823
İspanya 11.675 380.920 3263
Yunanistan 591 24.800 4196
İtalya 88.437 1.040.377 1176
Portekiz 3.060 50.002 1634
Almanya 244.461 546.023 222
Fransa 87.829 371.000 422
İngiltere 30.992 527.323 1701
AB 701.370 3.778.226 539
Kaynak: OMIaRD (volume-1).
Organik tarım alanlarının artmasıyla birlikte
AB’de organik üretim de hızla artmaya başlamıştır.
AB ülkelerinin organik üretimine bakıldığında
çarpıcı rakamlar ortaya çıkmaktadır. Tablo-2’de bazı ürün
ve ürün grupları itibariyle AB ülkelerinde organik üretimin
toplam üretimindeki %payı verilmektedir.
Tablo-2. Bazı AB ülkelerinde ürün ve ürün grupları itibariyle
organik üretimin toplam üretimdeki payı
Ülkeler Sebzeler Toplam Üretimde Organik Üretimin % Payı
Danimarka 16,0
İsveç 6,5
Hollanda 2,2
İngiltere 1,9
AB 1,8
Ülkeler Meyveler
Finlandiya 8,3
İtalya 5,1
Danimarka 3,5
İsveç 2,1
AB 1,0
Ülkeler Tahıllar
Finlandiya 3,5
Portekiz 2,9
İsveç 2,4
Avusturya 2,0
AB 0,8
Ülkeler Süt
Avusturya 14,1
Danimarka 9,4
İsveç 3,0
Almanya 1,3
AB 1,5
Ülkeler Sığır eti
Avusturya 4,5
Almanya 2,9
Danimarka 2,9
İsveç 2,0
AB 0,9
Ülkeler Koyun-keçi eti
Avusturya 18,3
Finlandiya 12,8
Danimarka 12,5
Lüksemburg 6,3
AB 0,8*
Kaynak: OMIaRD (volume-1). Proje Raporundan derlenmiştir.
* Yunanistan, İtalya, Portekiz hariç
AB ülkelerinde ekolojik tarım yapan işletme
sayısının 120.000’den fazla olduğu bildirilmektedir. AB ülkelerinde
organik gıda üretimi hızla yaygınlaşmaktadır (ortalama %25-30
büyüme/yıl).
Dünya’da organik tarım ticaretinin parasal boyutu da hızla
büyümekte olup, organik gıda satışlarının günümüz rakamı olan
25 milyar ABD dolarından 10 yıl içerisinde 100 milyar ABD
doları seviyelerine çıkması tahmin edilmektedir.
2.2. Türkiye’de Organik Tarımsal Üretim
2001 yılı verilerine göre, Türkiye'de 100'e yakın ürün organik
olarak üretilmektedir. Türkiye'de organik üretim yapan 15
bini aşkın işletme mevcut olup, yaklaşık 60-70 bin hektar
alanda organik üretim gerçekleştirilmektedir.
2002 yılında ise yaklaşık 70.000 hektar alanda 295.000 ton
organik ürün üretildiği tahmin edilmektedir.
Tablo-3. Ülkemizde yıllara göre organik
ürün üretimi
Yıllar ürün sayısı Çiftçi sayısı Üretim alanı (ha) üretim
miktarı (ton)
1996 26 1.947 6.789 10.304
1997 53 7.414 15.906 47.612
1998 67 8.199 24.042 99.300
1999 92 12.275 46.523 168.306
2000 95 18.385 59.985 237.210 80.000 adet fidan
2001 98 15795 111.324 280.328 40.000 adet fidan
2002* 70.000 295.000 120.000 adet fidan
*Tahmini rakamlardır.
Kaynak: TKB-APKK
Ülkemizde sözleşmeli üretim sistemi ile başlayan
organik tarım ürünlerinin üretimi, konvansiyonel ürünlerde
olduğu gibi, talep artırma çabalarının yoğunluk kazanması
sonucu bağımsız projelerle gerçekleştirilen üretim şekliyle
de desteklenmeye başlamıştır.
Ülkemizde organik üretimin ürün grupları
itibariyle dağılımı incelendiğinde; üretimin %61’ini kuru
meyveler, %21’ini tarla bitkileri, %5’ini üzümsü meyveler,
%2’sini sebzeler, %2’sini yaş meyveler ve %2’sini tıbbi ve
baharatlı bitkiler oluşturmaktadır.
Türkiye'nin ürettiği organik ürünlerin neredeyse
tamamı ihraç edilmektedir. Alıcı ülkelerin talepleri ihraç
edilen organik ürünlerin çeşidinde belirleyici olmaktadır.
Türkiye'de organik üretim toplam tarımsal
üretimde henüz %1 seviyelerinde bir paya sahip bulunmaktadır.
Ancak dünyada ve özellikle Avrupa'da yaygınlaşan organik ürün
tüketimindeki artıştan ülkemiz iyi bir pazar payı elde edebilme
fırsatına sahiptir. Ülkemizde halihazırda organik ürünlere
her hangi bir teşvik mekanizması bulunmamaktadır. Avrupa Birliği’ne
üye ülkelerde ise ekolojik ürünler için özel teşvikler sağlanmakta,
bu ise ülkemizin diğer ülkelerle rekabet edebilme şansını
zora sokmaktadır.
Son zamanlarda süt ürünleri, et ve et ürünleri,
hazır yemekler dahil olmak üzere işlenmiş diğer gıdalar, bebek
mamaları, çikolata gibi ürünler önem kazanmakla birlikte Batı
Avrupa pazarında organik yaş meyve- sebze sektörü hala büyük
bir paya sahiptir. Bu bağlamda konvansiyonel yaş meyve ve
sebze sektörünün yanısıra organik yaş meyve-sebze sektörü
açısından da önemli potansiyele sahip olan ülkemizde, bu potansiyelin
değerlendirebilmesi için Avrupa Birliği ülkelerinde yaşanan
gelişmelerin ve düzenlemelerin dikkatle izlemesinde fayda
görülmektedir.
Organik ürünler üretiminin alt yapısını bu düzenlemelerde
yer alan esaslara göre oluşturmayan ülkeler AB ülkelerine
organik ürünler ihraç edememektedirler. Ülkemizde dış pazarlarda
talep edilen çeşitlerin, talep edilen miktarlarda üretilmesiyle
pazarlanması konularında Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yayımlanan
yönetmeliklerle Avrupa Birliğindeki düzenlemelere uyum sağlanmıştır.
Özel bir takım düzenlemeler gerektiren organik ürünler üretimi
ve ticaretinin denetimi, uluslararası bazda kabul görmüş ve
Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca yetkilendirilmiş kontrol ve
sertifikasyon kuruluşlarınca gerçekleştirilmektedir.
3. DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE ORGANİK TARIMSAL
ÜRÜN
TİCARETİ
2000 yılı itibariyle, organik gıda satışları
Amerika’da 8 milyar $, Japonya’da 2.5 milyar $, Kanada’da
825 milyon $ ve Avustralya’da 150 milyon $ gibi önemli rakamlara
ulaşmıştır. ABD’de yapılan bir araştırmada, bu ülkede 2001
yılında organik gıda satışlarının 2001 yılında 9 milyar $’ın
üzerinde, 2002 yılında 11 milyar $ olduğu, 2005 yılı itibariyle
bu rakamın 20 milyar $’a çıkacağı tahmin edilmektedir.
Günümüzde dünya organik ürün pazarı içerisinde
Batı Avrupa ülkeleri en büyük payı almaktadır. Bu dönem içinde
kaydedilen söz konusu ülkelerde perakende organik gıda satışları
9.6 milyar $’dır.
Ülkemizde yapılan organik tarımsal ürün ihracatı
hızlı bir gelişme göstermektedir. 1998 yılında toplam organik
tarımsal ürün ihracat değeri yaklaşık 18 milyon ABD doları
iken, bu rakam 2002 yılında 28 milyon ABD dolarına yaklaşmıştır
(Yeni Zelanda’nı yıllık organik tarımsal ürün ihracatı yaklaşık
60 milyon ABD dolarıdır). İhracat edilen ürünler dikkate alındığında;
geleneksel ihraç ürünlerimizin organik ürün ihracatımızda
da önemli ihracat miktar ve değerlerine sahip olduğu görülebilmektedir
(Tablo-4).
Tablo-4. Yıllar İtibariyle Tarımsal Ürünler
İhracatımız (Miktar: Ton, Değer: 1000$)
Ürünler 1998 1999 2000 2001 2002
Miktar Değer Miktar Değer Miktar Değer Miktar Değer Miktar
Değer
Kuru Üzüm 2 839 3 855 3 289 4 150 4 028 4 610 5 412 4 887
5 352 4 959
Kuru Kayısı 953 2 724 1 045 3 033 1 050 2 344 1 934 2 805
1 599 3 260
Kuru İncir 1 469 3 580 1 580 3 556 3 556 1 733 2 227 7 764
1 764 4 867
Kuru Erik 20 20 116 175 213 253 351 459 95,5 145,5
Fındık 742 3 948 879 4 036 1 039 4 009 1 605 5 591 1 536 4
722
Mercimek 335 359 616 575 897 788 1 098 842 829 576
Nohut 590 535 934 818 679 598 1 035 828 1 155 934
Zeytinyağı 21 50 381 872 15 48 16 42 24,4 64,8
TOPLAM (Diğerleri Dahil) 8 029 17 849 11 679 23 562 12 047
20 837 17 742 27 639 17 036 27 436
Kaynak: Ege İhracatçı Birlikleri
Organik ürün ihracatı yaptığımız ülkeler arasında AB ülkeleri
önemli bir yere sahiptir. Özellikle Almanya, İngiltere, İsviçre,
Avusturya, Hollanda Fransa ve Danimarka organik tarım ürün
ihracatımızda başlıca alıcı ülkelerdir. ABD, Kanada, Avustralya
ve Japonya da potansiyel pazarı oluşturan diğer ülkelerdir.
Tablo-5’de ürünler ve alıcı ülkeler itibariyle organik ihracatımızın
durumu belirtilmektedir.
Tablo-5. Organik Ürünler İtibariyle En Çok
İhracat Yapılan Ülkeler
Ürünler Ülkeler
Kuru üzüm Almanya, Hollanda, İngiltere, Avusturya, Fransa
Kuru kayısı Almanya, ABD, İngiltere, İsviçre, Avusturya
Kuru incir Almanya, İsviçre, Avusturya, ABD, İtalya
Fındık Almanya, Belçika, İspanya, İsviçre, Fransa
Nohut Almanya, İtalya, Hollanda, Fransa
Kuru erik Almanya, Avusturya, Fransa
Kuru elma Almanya, İtalya, Yeni Zelanda
Zeytinyağı ABD
Mercimek Almanya, Belçika, İtalya, Fransa
Kaynak: Ege İhracatçı Birlikleri kayıtlarından derlenmiştir.
İhracat rakamlarına baktığımızda yapılan
ihracatın yüzde 61'i Almanya'ya yüzde 15'i ABD'ye gerçekleştirilmektedir.
Türkiye'nin tarım ürünleri ihracatındaki en büyük pazarı konumunda
olan AB, tarım ürünleri ithalatını tarife dışı engellerle
engellemeye çalışmakta ise de, organik ürünlere yönelik olarak
yoğun bir engelleme mekanizmasının olmadığı söylenebilmektedir.
Organik tarım sektöründe faaliyet gösteren kuruluşlarla yapılan
görüşmelerde organik ürünlerin katma değer sağlamasında da
önemli bir artısı söz konusu olduğu ve Türkiye'de üretilen
organik ürünleri ham olarak ihraç etmek yerine işlenmiş olarak
ihraç edilmesi durumunda bugünkü döviz girdisini bir kaç kat
artırma olanağı yaratılabileceği vurgulanmaktadır.
Ülkemizde başlangıçta 8 tarımsal ürün organik olarak üretilirken,
1999 yılında bu rakam 92’ye, günümüzde ise 95-100’e ulaşmıştır.
Ancak, tüketici talepleri doğrultusunda işlenmiş organik ürün
sayısı hızla artmakta ve bu rakamın 140-145 ürün kalemi civarında
olduğu tahmin edilmektedir.
Ülkemizin ihracat yaptığı diğer organik ürünler
arasında;
Anason, rezene, kişniş, kimyon tohumları,
Bademler,
Buğday ve mahlut,
Bulgur ve irmik,
Cevizler,
Çam fıstığı,
Konserveler,
Fasulye,
Kesme çiçek,
Reçel, jöle, marmelat,
Baharatlar,
Tabii bal,
Salamura zeytin,
Dondurulmuş meyve ve sebzeler,
Çeşitli meyve suları,
Diğer ürünler
yer almaktadır.
4. TÜRKİYE'DE ORGANİK ÜRÜN İÇ PAZARININ YAPISI
VE GELİŞTİRME İMKANLARI
Ülkemizde büyük bir potansiyeli olan organik
tarımın daha fazla gelişmesi ve yaygınlaşması için iç piyasanın
göz ardı edilmemesi gerektiği ortadadır. 5. Bölümde bahsedilecek
olan iç piyasaya yönelik olarak yapılan bazı araştırma sonuçlarına
göre, Türk tüketici eğilimlerinin önemli bir iç piyasa potansiyelinin
var olduğuna işaret ettiği ortaya çıkmaktadır.
Başlangıçta dış talebe yönelik olarak yapılan
organik tarımsal üretimin zaman içerisinde önemli aşama kaydettiği
bilinmektedir. Ancak, ülkemizde halihazırda organik ürünlere
yönelik kayda değer bir iç piyasa mekanizması bulunmamaktadır.
Bu olumsuzluğun nedenleri araştırıldığında; gelir düzeyi,
eksik veya yanlış bilgi, aşırı pahalı ürün fiyatları, tüketici
bilinci, pazarlama alt yapısındaki eksiklikler gibi olumsuzluklar
karşımıza çıkmaktadır. Bu ise, organik ürünlerin tüketiminin
geniş kitlelere ulaşmasını engellemektedir. Halbuki organik
ürün ihracatımızda rakip olarak nitelendirilebilecek ülkelerde,
örneğin; Arjantin’de organik üretimin yaklaşık %15’i, İtalya’da
yaklaşık %57’si iç piyasada tüketilmektedir.
İhracatta karşılaşılan sorunlar ve rakip
ülkelerin bazı önemlerde avantajlı duruma gelmeleri ve ülkemizde
organik ürünlere yönelik potansiyel talep iç pazarın gelişimi
için başlıca nedenler olarak sıralanabilmektedir. Ancak, bugüne
kadar istenilen seviyede bir iç pazarın oluşmamasında talep
eksikliğinin rolü büyük olmaktadır. Aslında 5. Bölümde bahsedilen
yurt içi talebe yönelik bazı çalışmalarda ülkemizde önemli
bir organik ürün iç pazar potansiyelinin var olduğundan söz
edilebilmektedir.
İç pazardaki mevcut potansiyeli değerlendirilebilmesi
için tanıtım ve bilinçlendirme çalışmaları mutlak öneme sahiptir.
Çünkü yapılan araştırma çalışmalarında, gelir düzeyi yüksek
ve orta yaş grubu tüketicilerin talep yaratmada önemli bir
potansiyel olduğu vurgulanmaktadır.
Organik üretimin iç piyasada değerlendirilebilmesi
için satış aşamasında en önemli rolü süper/hiper marketlerin
oynayacağı tahmin edilmektedir. Ancak, söz konusu marketlerin
organik ürünler için ayrı bir stand tahsis etmesi konusunda
maddi bakımdan sorunlar bulunduğu bildirilmektedir.
Sebze-meyve pazarları da organik ürün satışının
yapılabileceği önemli yerler olarak görülmektedir. Yapılan
araştırma çalışmalarında, ülkemizdeki tüketicilerin yaklaşık
%80’inin meyve ve sebze alışverişlerini pazarlardan yaptıkları
görülmektedir. Yine yapılan araştırmalarda, tüketicilerin
%55’i organik ürünleri satın almak istedikleri yer olarak
sebze-meyve pazarlarını tercih edeceklerini bildirmişlerdir.
Organik ürünlerin iç piyasada satılabileceği
bir diğer satış yeri ise organik ürün satış dükkanlarıdır.
Ülkemizde büyük şehirlerde tüketicilerin organik ürünleri
temin edebilecekleri bu tür satış yerleri az sayıda mevcuttur.
Halbuki, AB ülkelerinde tüketicilerin önemli bir kısmı organik
ürünleri satın alırken bu tür dükkanları tercih etmektedir.
Örneğin; İtalya’da tüketicilerin %39’u, Almanya’da %38’i,
Fransa’da %28’i organik ürün alışverişlerini organik ürün
dükkanlarından almaktadır. Genellikle bu işyerleri ile yapılan
ikili görüşmelerde; işyeri sahipleri kiraların yüksek olmasından,
ürün çeşitliliğinin azlığından ve tanıtım kampanyaları eksikliğinden
dolayı yeterli satış yapamadıklarından, ürünlerin raf ömrünün
konvansiyonel ürünlere göre daha kısa olduğu için daha fazla
risk aldıklarından yakınmaktadır.
Sonuçta; iç piyasada istikrarlı, yaygın ve
işlevsel bir pazar mekanizmasının geliştirilebilmesi için,
ülke genelinde organik üretim ile ilgili kurum ve kuruluşların
bir araya gelerek yukarıda bahsedilen sorunların çözümü yönünde
çalışmalar yapması gerekmektedir.
ORGANİK TARIMSAL ÜRÜNLERE YÖNELİK TÜKETİCİ
REAKSİYONLARI
Dünya’da son 8-10 yılda organik tarım yapılan
alanlarda 5 kat artış gözlenmiştir. Ancak dünya genelinde,
organik üretim alanı ve organik tarım yapan işletme sayısı
dışında, özellikle üretim, tüketim, ithalat ve ihracat konularında
sağlıklı istatistik bilgi bulmakta zorluk çekilmektedir. Söz
konusu bu bilgiler bulunamadığı için, üreticiler, işleyiciler
veya tüccarlar pazardaki talep açıklarını veya fazla ürün
arzını belirlemede güçlük çekmektedir.
Özellikle tarım sektöründe, üreticiler tüketici
tercihlerini karşılamada zorluk çekmektedirler. Bu zorluk
tarımın hava koşulları, uzun üretim dönemi, fiyat belirsizlikleri
gibi kendi yapısal özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Ancak
organik üretim yapan çiftçiler için bu durum biraz daha zordur
denilebilmektedir. Ayrıca daha önce de bahsedildiği gibi güvenilir
istatistik bilginin olmaması da tüketici tercihlerini tahmin
etmede güçlükleri de beraberinde getirmektedir.
Avrupa Birliği (AB) Ülkelerinde Organik Tarımsal
Ürün Tüketimi;
2000 yılı verilerine göre AB ülkelerinde, 923.211 ton tahıl,
269.835 ton patates, 534.907 ton sebze, 354.055 ton meyve
606.000 ton organik olarak tüketilmiştir. Aynı yıl verilerine
göre AB ülkelerinde, 986.566 ton süt, 45.866 ton sığır eti,
5.032 ton koyun-keçi eti, 28.533 ton domuz eti, 10.908 ton
kümes hayvanları eti, 920 milyon adet yumurta organik olarak
tüketilmiştir.
AB ülkelerinde toplam gıda tüketimi içinde
organik gıda tüketiminin payına bakıldığında çarpıcı rakamlar
karşımıza çıkmaktadır.
Tablo-6. AB ülkelerinde toplam gıda tüketimi
içinde organik bitkisel gıda tüketiminin payı (%) (2000).
Ülkeler Tahıllar Yağlı Tohumlar Patates Sebzeler Meyveler
(k. mey. dahil) Şarap
Avusturya 6,8 0,8 3,6 3,4 2,7 0,6
Almanya 2,6 0,2 1,5 2,1 1,2 1,1
Danimarka 12,1 2,1 7,4 7,3 2,0 0,2
Finlandiya 3,5 Veri yok 1,2 3,8 0,8 0,0
Fransa 1,3 Veri yok 1,2 Veri yok Veri yok 0,3
İtalya 3,4 Veri yok 0,2 0,2 1,5 0,6
İsveç 5,8 Veri yok 2,8 2,4 0,7 0,1
U.K 1,1 Veri yok 0,7 2,9 1,2 Veri yok
AB 2,2 Veri yok 1,3 1,1 1,1 Veri yok
Kaynak: OMIaRD (volume-1).
Tablo 6’da da görüldüğü gibi, örneğin; Avusturya’da
organik tahıl tüketimini toplam tahıl tüketimi içindeki payı
%6,8, Danimarka’da 12,1, İsveç’te %5,8’dir. Yine organik sebze
tüketiminin toplam sebze tüketimindeki payı Danimarka’da %7,7,
Finlandiya’da %3,8,. Avusturya’da ise %3,4’dür. AB ülkelerinde
ise tahıl ve sebzede organik tüketimin toplam tüketimdeki
payı ise, sırasıyla %2,2 ve%1,1’dir.
Tablo-7. Toplam gıda tüketimi içinde organik
hayvansal gıda tüketiminin payı (%) (2000).
Ülkeler Süt Sığır eti Koyun-keçi eti Domuz eti Kümes Hay.
Yumurta
Avusturya 6,4 2,3 3,0 0,3 0,3 2,2
Almanya 0,9 2,3 1,5 0,4 0,3 1,3
Danimarka 10,6 2,4 2,3 0,9 0,4 8,1
Finlandiya 0,4 0,8 5,5 0,7 0,0 1,1
Fransa 0,6 0,3 0,2 0,0 0,2 1,6
İtalya 0,4 0,0 Veri yok 0,0 0,1 0,4
İsveç 1,4 0,8 1,4 0,3 0,0 1,3
U.K 0,8 0,2 0,2 0,2 0,1 1,2
AB 1,0 0,7 0,5 0,2 0,1 1,2
Kaynak: OMIaRD (volume-1).
Toplam hayvansal gıda tüketimi içerisinde
organik tüketimin % payını gösteren tablo-7’de ise; söz konusu
bu paylar; Süt tüketiminde Danimarka’da %10,6, Avusturya’da
%6,4, Almanya’da 0,9, sığır eti tüketiminde; Danimarka’da
%5,5, Avusturya’da %3,0, Almanya’da ise 2,3’dür.
Organik ürün pazarlamasında en önemli unsurlardan biri de
ürünün satış yeri olmaktadır. AB ülkelerinde organik ürünlerin
satış yerleri itibariyle dağılımı incelendiğinde; süper ve
hiper marketlerin önemli rol oynadıkları görülmektedir.
Tablo-8. AB ülkelerinde Satış Yerlerine Göre
Organik Ürün Alımının Dağılımı (%) (2000).
Ülkeler Süper/Hiper Marketler Fırınlar-Kasaplar Organik Ürün
Dük. Pazarlar ve Doğrudan Sat. Restoranlar Diğer
Avusturya 72 2 8 15 3 Veri yok
Almanya 33 7 38 17 1 4
Danimarka 86 1 4 7 2 Veri yok
Finlandiya 78 Veri yok 10 10 2 Veri yok
Fransa 42 5 28 23 2 Veri yok
İtalya 43 2 39 11 4 1
İsveç 73 13 0 5 8 0
U.K 79 Veri yok 11 9 1 Veri yok
Kaynak: OMIaRD (volume-1).
Tablo-8’den de anlaşılacağı üzere, Danimarka’da
tüketiciler organik ürün alımlarının %86’sını süper yada hiper
marketlerden yapmaktadır. Danimarka’yı %79 oranla İngiltere
izlemektedir. Organik ürün satan dükkanların da alım yapılan
yerler içerisinde marketlerin ardından ikinci sırada yer aldığı
gözlenmektedir. Pazarlardan organik ürün alımının oranı ise
ortalama olarak % 12 civarındadır. ABD’de ise tüketiciler
organik ürünlerini %53 oranında süper ve hiper marketlerden
almaktadır (2001 yılı istatistikleri).
Organik Ürünlerde Fiyat Oluşumu;
Tarım sektörünün kendine has özellikleri tarımsal ürün fiyatlarının
oluşumunda büyük rol oynamaktadır. Öncelikle, tarımsal üretim
büyük oranda doğal koşulların etkisi altındadır. Organik tarımsal
ürünlerde ise bu etki daha fazla olmaktadır. Bunun en önemli
nedeni, organik üretim yapan çiftçinin kimyasal ve sentetik
girdi kullanamaması nedeniyle hastalık ve zararlılara karşı
çözüm bulmada (en azından çok kısa sürede) zorluk çekmesidir.
Ayrıca, organik üretimde birim alandan alınan verim konvansiyonel
üretime göre nispeten düşük olmaktadır. Ancak organik üretime
başlanmasından itibaren birkaç üretim dönemi sonrasında verim
artışı sağlandığı bildirilmektedir. Ayrıca, üretici organik
üretim faaliyeti için daha fazla zaman ayırmaktadır.
Geçiş döneminde elde edilen ürünler büyük
masraflarla elde edilmelerine rağmen organik olarak nitelendirilmemektedir.
Geçiş döneminde yapılan tüm masraflar, projenin büyüklüğüne
bağlı olarak ürün fiyatı üzerinde %3-7 oranında bir etkiye
sahip bulunmaktadır.
Kontrol ve sertifikasyon kuruluşları tarafından
üretimin her aşamasında denetlenmesinin üretim maliyetine
etkisi ise %1-5 civarındadır. Ayrıca, organik ürünlerin depolanma
maliyeti de konvansiyonel ürünlere göre daha yüksektir.
Sonuç olarak tüm bunlar için üreticiye bir
üretim primi ödenmesi gerekmektedir (konvansiyonel ürün ile
organik ürün arasındaki üretici fiyatı farkı). Genel olarak;
çiftçilere ödenen organik üretim primi kilogram başına ürün
fiyatının %5-25’i arasında değişmektedir.
Diğer yandan, organik ürün üretimine başlayan
üretici konvansiyonel üretim yapan üreticiye göre daha fazla
risk almış bulunmaktadır. Çünkü halihazırda ülkemizde yapılan
organik üretimde üreticiler özellikle en uygun bitki besin
elementlerinin kullanılması hususunda arayış içerisindedir.
Organik tarımda yaygın olarak kullanılan kompost en önemli
bitki besin maddesi olduğu halde; farklı bölgelere göre farklı
bileşimlerle önerilecek olan kompostların besin değerlerinin
belirlenmesine yönelik çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu durumda, söz konusu bu ve benzeri çalışmaların eksikliği
çiftçilerin organik üretim yapmakla aldığı riski artırmaktadır.
Organik üretim yapan üreticinin en az konvansiyonel
üründen elde ettiği kazancı elde etmesi gerekmektedir. Bunun
sağlanması iki şekilde olabilir;
-- en az konvansiyonel üretime eşit seviyede bir verim sağlamak
koşuluyla,
-- organik üretime geçildiğinde verim azalıyorsa (aynı zamanda
birim üretim maliyeti de azalıyor olabilir), ürününü daha
yüksek fiyattan satmak koşulu ile. (Örneğin AB ülkelerinde
üreticinin eline geçen organik ürün fiyatları ülkeden ülkeye
değişmekle birlikte konvansiyonel ürünlere göre oldukça pahalıdır
(AB ülkelerinde süt ortalama %22, koyun eti %43, domuz %69,
kümes hayvanları eti, yumurta %167 daha pahalı).
Ancak bahsedilen bu hususlardan da öte, organik
ürün pazarının talep cephesi önem kazanmaktadır. Çünkü organik
ürünlerin fiyat oluşumunda, tüketicilerin ödemeye razı oldukları
fiyat primleri (bunlar gelir ve eğitim seviyesi, tüketim alışkanlıkları
pazarlama alt yapısı vb.) faktörlerin etkisiyle oluşmaktadır).
Yukarıda bahsedilen hususlar bir arada değerlendirildiğinde,
organik ürünlerin konvansiyonel ürünlere kıyasla %24-65 arasında
daha pahalı olarak satılabilmekte, hatta bazı ürünler için
bu fark daha da fazla olabilmektedir (%50-100).
Ülkemizde ise sağlıklı ve iyi işleyen bir
organik ürün iç piyasası mevcut olmamakla birlikte; bazı büyük
alışveriş merkezlerinde stand veya reyonlar şeklinde organik
ürün satışı yapılmaktadır. Ayrıca, özellikle İstanbul, Ankara
ve İzmir gibi büyük şehirlerde organik ürün satışı yapan dükkanlar
da bulunmaktadır.
Genellikle yurt içi piyasada faaliyet gösteren
bu tip organik satış yerlerinin müşteri profili; yüksek eğitimli,
gelir seviyesi yüksek, orta yaş ve üzeri tüketicilerden oluşmaktadır.
Tüketicilerin özellikle bu satış yerlerinden bekledikleri
hizmet unsurları; güven, daha makul fiyatlar, daha fazla ürün
çeşidi ve arz da devamlılık olarak sıralanabilmektedir.
Ülkemizdeki perakende organik ürün fiyatları
oldukça yüksektir. Bunun en önemli nedenleri arasında;
organik ürünlere olan talebin darlığı,
organik ürünlerin satış yerlerinin kiralarının oldukça yüksek
olması,
organik ürünlerin ambalajlama maliyetlerinin yüksekliği,
tanıtım ve reklam eksiklikleri,
pazarlama marjlarının yüksek olması
gibi olumsuzluklar sayılabilmektedir.
Tablo-9’da Ankara ilinde faaliyet gösteren
iki organik ürün dükkanından alınan organik ürün fiyatları
ile konvansiyonel ürün fiyatları karşılaştırılmaktadır.
Tablo-9. Bazı ürünlerde konvansiyonel ve
organik ürünlerin satış fiyatları*
Ürünler Konvansiyonel Ürün Fiyatı (1000 TL) Organik Ürün Dükkanı
(A) Fiyatı (1000 TL) Organik Ürün Dükkanı (B) Fiyatı (1000
TL)
Kuru Fasulye (500 gr) 850 3.300 3.500
K. Mercimek (500 gr) 600 2.400 2.500
Pirinç (500 gr) 1.150 2.750 2.750
Makarna (500 gr) 525 2.400 2.500
Salça (700 gr) 1.850 6.500 7.000
Zeytinyağı (500 gr) 3.900 9.000 9.500
Çiçek Balı (450 gr) 5.200 10.000 11.500
Kuru kayısı (500 gr) 4.100 7.000 7.250
İç fındık (250 gr) 2.125 4.500 4.500
Kaynak:Ankara şehir merkezindeki süper marketlerden ve iki
ayrı organik ürün satış dükkanından derlenmiştir.
* 16.06.2003 tarihindeki fiyatlardır.
Tablo-9’da görüldüğü gibi, ülkemizde organik
ürün perakende satış fiyatları konvansiyonel fiyatlara göre
oldukça yüksektir. Organik olarak yetiştirilen kuru fasulye
konvansiyonel olarak yetiştirilen kuru fasulyeye oranla %388-411,
pirinç ise %239 daha pahalı olarak satılmaktadır. Geleneksel
ürünlerimizde bile bu oranlar %170-211 arasındadır (kuru kayısı
da%170-176, iç fındıkta %211). İlk bakışta organik ürün fiyatları
konvansiyonel ürün fiyatlarına göre AB ülkelerinde de yüksekmiş
gibi gözükse de, ülkemizde bir yıl içerisinde kişi başına
düşen milli gelir dikkate alındığında bu oranların oldukça
yüksek olduğu anlaşılmaktadır.
Tüketici Tercihleri;
Bilindiği üzere son yıllarda özellikle AB ülkeleri, ABD ve
diğer gelişmiş ülkelerde çevre ve sağlık bilincinin artması
organik ürünlere olan talebi de artırmıştır.
ABD’de toplam gıda üretiminin %2’si organik
gıda olmasına rağmen, bu ülkedeki tüketicilerin %40’ının bir
yıl içerisinde organik gıda satın aldıkları ortaya çıkmıştır.
İngiltere’de ise tüketicilerin %33’ü organik gıda satın almaktadır.
Ülkemizde başlangıçta özellikle AB ülkelerinden
gelen talebi karşılamak amacıyla çalışmalar yapılmıştır. AB
ülkelerinde de bu konuda oldukça fazla çalışma gerek proje
formatında gerekse bilimsel çalışmalar şeklinde yürütülmüştür.
Avrupa Komisyonunca finanse edilen bir proje
çalışmasında (“Organic Marketing Initiatives and Rural Development”-“Analysis
of the European Market for Organic Food”) AB ülkeleri ve diğer
bazı ülkelerin de yer aldığı 19 ülkede yapılan çalışmada;
organik tarımla ilgili olarak; üretim miktarı, alanı, işletme
büyüklüğü, tüketim miktarı ve alışkanlıkları ve dış ticaret
bilgileri ve içeren bir survey yapılmış ve sonuçları yayınlanmıştır
(volüm 1.)
Çalışmada öncelikle, araştırma yapılan ülkelerde
organik tarım konusunda sağlıklı istatistik bilginin bulunmasının
zorluğundan ve bu bilgi eksikliğinin arz zinciri yönetimi
ile ilgili aksaklıkları belirlemede ve organik ürünlere yönelik
tüketici tercihlerini tahmin etmede zorluklar oluşturduğundan
bahsedilmektedir.
Çalışma kapsamında yapılan anket sonuçları
oldukça çarpıcı olarak kabul edilebilmektedir. AB ülkelerinden
Danimarka ve Avusturya’da organik ürün pazarının diğer ülkelere
kıyasla daha yaygın olduğu söylenebilmektedir. Danimarka’da
tüketicilerin organik ürünlere daha fazla fiyat ödemelerinin
nedenleri arasında önem derecesine göre; gıda güvenliği, çevreyi
koruma ve lezzet unsurları sıralanmaktadır.
ABD’de yapılan bir araştırmada (Hartman Grubu
tarafından hazırlanan Sağlıklı Yaşam Raporu-2001), tüketicilerin
hangi nedenlerde dolayı organik ürünleri tercih ettiği araştırılmış
ve tercihlerin % olarak dağılımı incelenmiştir, buna göre;
Tüketicilerin %66’sının organik ürünleri sağlıklı ve daha
besleyici olduğu için,
%38’inin tadının daha iyi olduğunu düşündüğü için,
30’u gıda güvenliği (ilaç kalıntısız, hormonsuz ürün) sağlaması
bakımından,
%26’sı çevreye olumlu etkileri olduğu yönündeki düşüncelerinden
dolayı organik ürünleri tercih ettiklerini belirtmişlerdir.
Avrupa ülkelerinde, konvansiyonel ürünlerle
organik ürünler arasındaki fiyat faklılığı (2000 yılı verileri
ile) %31 (kırmızı şarap) ile %113 (tavuk eti) arasında değişmektedir.
Araştırma yapılan ülkelerde süper ve hiper
marketlerin pazarlama alt yapısında önemli rol oynadıkları
ve fiyatlarının diğer organik ürünlerin satışının yapıldığı
yerlere göre daha uygun olduğu tespit edilmiştir. Örneğin;
organik ürünlerin Pazar paylarının en yüksek olduğu üç ülkede
(Danimarka, Avusturya, İsviçre) organik ürünlerin AB geneline
oranla yaklaşık %20 daha ucuz olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun
en önemli nedeni ise; söz konusu bu üç ülkede süper ve hiper
marketlerin organik ürün pazarlamasını büyük ölçekli ve fonksiyonel
olarak (büyük depolar, etkin iletişim vs.) gerçekleştirmesidir.
Yine bu ülkelerde organik ürün etiketinin tüketiciler tarafından
büyük ölçüde tanınmasının (%95) Pazar genişlemesini artırıcı
bir rol oynadığı ifade edilmektedir.
Çalışmada; araştırma yapılan ülkelerde istenilen
düzeyde fiyat şeffaflığı olmadığı, organik ürünlerin sahip
olduğu kendine has özellik ve kalite kriterlerinin fiyat değişimlerinde
etkili olduğu belirtilmiştir.
Daha önceden de bahsedildiği gibi özellikle
AB ülkelerinde organik ürünlerin üretici fiyatlarının konvansiyonel
ürünlere göre ülkeden ülkeye değişim gösterdiği ve bu değişimin
oldukça yüksek seviyelerde gerçekleştiği bildirilmektedir.
Örneğin, AB ülkelerinde organik olarak üretilen tahılların
fiyatı konvansiyonel olarak üretilen tahıllara göre ortalama
%102 daha pahalı iken, bu oran Yunanistan’da %30, Lüksemburg’da
%281’dir. Yine AB ülkelerinde organik şarabın fiyatı konvansiyonel
olarak üretilen şaraba göre %30-40 daha pahalı iken bu oran
Fransa’da %20’dir.
Bunun yanında AB’de birbirine komşu ülkelerde
bile aynı organik üründe kg başına 0,8 Euro ile 1,1 Euro arasında
fiyat farkı bulunmaktadır.
1999 yılında yayınlanan organik ürünlere
(domates ve elma) olan tüketici talebinin belirlenmesi ile
ilgili bir proje raporunda (İstanbul Ankara ve İzmir İllerinde
Tüketicilerin Çevre Dostu Tarım Ürünlerine Yönelik Potansiyel
Talebinin Belirlenmesi-Ankara), 1005 adet hane ile anket çalışması
yapılmıştır. Çalışmada, tüketicilerin organik ürün ve üretiminden
haberdar olup olmadıklarının belirlenmesi, tüketicilerin tarım
ürünlerinin taşıdığı sağlık risklerine duyarlılıklarının belirlenmesi,
organik ürünleri tüketecek potansiyele sahip hedef tüketicilerin
profillerinin çıkarılması amaçlanmıştır.
Çalışmada, Türkiye’de organik olarak üretilen
ürünlere yönelik bir iç piyasanın yaratılma olanakları ve
bu bağlamda tüketici eğilimleri araştırılmıştır. Çalışma bulgularına
göre, ankete konu olan hanelerin büyük bir kısmı organik ürün
olarak nitelendirilen ürünleri hiç duymamış olmalarına rağmen
(%91,3) tüketicilerin gıda alışverişlerinde ürünlerin besin
değeri, katkı maddeleri ve ilaç kalıntısı bulundurmamaları
gibi konularda duyarlı olmaları organik ürünlere yönelik bir
iç Pazar potansiyelinin var olduğu konusunda önemli işaretler
vermektedir.
Tüketiciler açısından taze meyve ve sebzeyi
tüketirken öncelikle göz önünde bulundurulan özelliğin, meyve
ve sebzenin taşıdığı besin değeri olduğu araştırma sonucunda
ortaya çıkmıştır. Daha sonra ürünün katkı maddesi ve ilaç
kalıntısı bulundurmaması arzulanan diğer özellikler olarak
sıralanmıştır. Lezzet ve fiyat gibi diğer özellikler de üçüncü
ve dördüncü arzulanan özellikler olarak sıralanmaktadır.
Özellikle gelir düzeyi yüksek, orta yaşın
üstünde ve sağlık riskleri konusunda duyarlı tüketicilerin
önemli bir talep potansiyeli oluşturmaları çarpıcı araştırma
bulguları arasında görülmektedir. Özellikle bu gruba giren
tüketicilerin organik ürünler için %2 oranında bir fiyat primi
(konvansiyonel ürünlere göre %2 daha fazla fiyat farkı) ödemeyi
kabul ettikleri ortaya çıkmıştır. Bu oranın düşük olarak değerlendirilmesi
ankete katılan hanelerin büyük bir kısmının organik tarımdan
haberdar olmamasından kaynaklanmaktadır.
2001 yılında ülkemizde yapılan bir organik
ürün talep araştırması çalışmasında (Türkiye’de Organik Ürün
Talep Araştırması-Ankara), seçilmiş dört üründe (domates,
hıyar, tavuk eti, yumurta) çeşitli fiyat farkı düzeylerinde
talep potansiyeli araştırılmıştır. Çalışmada, Ankara kent
merkezindeki organik ürünlere olan potansiyel talebi belirlemek
amacıyla bahsi geçen ürünlerde 400 hane halkını kapsayan anket
çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Anket yapılan hane halkının
%33,4’ü organik (doğal ve ekolojik) ürünün ne olduğunu doğru
bilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; ankete konu olan ürünlerde
(domates, hıyar, tavuk eti, yumurta), ürünün organik olması
durumunda fazla fiyat farkı ödemeye gönüllü bir tüketici kesiminin
olduğu ortaya çıkmıştır. Nitekim, tüketimini azaltmadan %50
ve %100 fiyat farkı ödemeye gönüllü tüketicilerin toplam hane
halkı içindeki oranı domates için %24,2, hıyar için %16, tavuk
eti için %12 ve yumurta için %12 olarak bulunmuştur.
Her iki araştırmada da; tüketicilerin bilgilendirilmesi
durumunda organik ürünlere olan talep potansiyelinin artacağı
yönünde sonuçlar ortaya çıkmıştır.
6. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Dünya’da organik tarımsal üretim artmakta
olmasına rağmen mevcut talebi karşılayamamakta olup, bu durum
gelişmekte olan ülkeler için önemli bir fırsat olarak görülmelidir.
Ülkemiz sahip olduğu ekolojik özellikler
itibariyle organik tarımsal üretim açısından önemli mukayeseli
üstünlüklere sahip bulunmaktadır. Türkiye’nin dünya pazarından
almakta olduğu %0,2’lik pay oldukça azdır. Ülkemiz bir taraftan
dünya ticaretindeki payını artırma yönünde çaba göstermesi
gerekirken, bir taraftan da yok denecek kadar az olan kendi
iç tüketimini artırma yoluna gitmelidir.
Dünya ülkelerinde de benzer sorunlar yaşanmakta,
organik üretim ve tüketim potansiyelini artırmak için çok
sayıda çalışma yapılmaktadır. Organik tarımda karşılaşılan
belli başlı sorunlar ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerileri
aşağıda sıralanmaya çalışılmıştır.
Dünya’da ve ülkemizde konvansiyonel ürünler
ticaretinin izlenmesine imkan sağlayan Armonize Sınıflandırma
Sisteminin organik tarım ürünleri için oluşturulamamış olması,
tüm dünyada organik tarım ürünleri ticaret istatistiklerinin
izlenmesi ve dolayısıyla sağlıklı değerlendirilmesini zorlaştıran
önemli bir faktör olmaktadır. Bu durum, organik tarım ürünlerinin
üretim ve ticaret projeksiyonlarının oluşturulmasında önemli
bir engel teşkil etmektedir.
Ülkemizdeki üretim ve ihracat rakamlarına
ulaşmada da sorunlar yaşanmaktadır. Örneğin; organik tarım
ürünleri ihracatı kayda bağlı bulunmasına karşın, organik
ürün ihraç eden firmalar bazen kayıt yaptırmamaktadır. Ayrıca,
ihracata konu olmayıp yurt içinde tüketilen organik tarımsal
ürünlerin kayıtları da sağlıklı izlenememektedir. Devlet tarafından
bu istatistiklerin sağlıklı olarak izlenebilmesi için gerekli
çalışmalar başlatılmalıdır.
Üreticilere yönelik yetiştiricilik ve pazar
bilgilerin verildiği eğitim programları düzenlenmelidir. Organik
üretimde arzın devamlılığı esası gözden kaçırılmamalı, bu
konuda gerekli tedbirler alınmalıdır.
Organik tarım üretim teknikleri ile ilgili
araştırma çalışmaları (kompost hazırlama, hastalık ve zararlılarla
alternatif mücadele metotları vb.) teşvik edilmelidir. Bu
çalışmalara ilave olarak, üretici sorunları, tüketici eğilimleri
ve isteklerinin belirlenmesi gibi konularda proje formatlı
çalışmalar teşvik edilmelidir.
Tüketici bilinçlendirme çalışmalarına da
önem verilmeli, yazılı ve görsel basının da yardımıyla organik
ürün tüketimi ile ilgili kampanyalar başlatılmalıdır.
Ülkemiz açısından organik tarımın gelişmesi ve organik ürün
tüketimin yaygınlaşması için; eğitim ve tanıtım faaliyetleri
ile kamuoyuna daha fazla bilgi verilmesi gerekmekte ve ilgili
kurum ve kuruluşlar arasında etkin bir koordinasyon sağlanması
gerekmektedir.
Gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizde
de organik ürün pazarlamasında süper ve hiper marketlerin
büyük rol oynayacağı düşünülmektedir. Bu marketler bünyesinde
organik tarım ürünlerinin satıldığı bir özel reyon bulundurulması
ülkemiz iç pazarının gelişiminde önemli bir katkı sağlayacaktır.
Bu bağlamda, süper ve hiper marketlerin organik ürün stand
fiyatlarını düşük tutması için gerekli girişimlerde bulunulmalıdır.
Ülkemizdeki sebze ve meyve pazarlarında (belediye
semt pazarları) organik ürün satılabilmesi için gerekli altyapı
oluşturulmalı, belediyeler ile işbirliği imkanları araştırılmalıdır.
Organik tarımın üretiminin ve ihracatının
geliştirilmesi için devlet tarafından uygun, talep bazlı ve
işlevsel destekleme mekanizmalarının geliştirilmesi, gerek
iç piyasa gerekse uluslar arası piyasadaki fırsatların değerlendirilmesi
bakımından önemli rol oynayabilecektir.
Organik tarımdaki gelişme bütüncül bir yaklaşımla
ele alınmalı; üretici bilincinin oluşturulması, destek
mekanizmaları, örgütsel yapının tesisi, tüketici eğilimlerinin
belirlenmesi, tanıtım faaliyetleri ve araştırma çalışmaları
bu yaklaşım içerisinde değerlendirilmelidir.
Hazırlayan
Hüseyin Gazi KAYA
Ziraat Yüksek Mühendisi
(Organik Tarım Komitesi Üyesi)
Ankara-2003
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI
Araştırma Planlama ve Koordinasyon Kurulu Başkanlığı
Pazarlama ve Dış Ticaret Daire Başkanlığı
YARARLANILAN KAYNAKLAR
AKGÜNGÖR S., MİRAN B., AKBAY C., OLHAN E.,
NERGİS N.K., “İstanbul, Ankara ve İzmir İllerinde Tüketicilerin
Çevre Dostu Tarım Ürünlerine Yönelik Potansiyel Talebinin
Tahminlenmesi, Tarım Ekonomisi Araştırma Enstitüsü, Proje
Raporu: 1999-3, Yayın no:15, Ankara.
AKSOY U., ALTINDİŞLİ A., “Dünya’da ve Türkiye’de Ekolojik
Tarım Ürünleri Üretimi ve İhracatı Geliştirme Olanakları”,
İTO Yayınları, Yayın no:1999-70, 1999, İstanbul.
BEŞİRLİ G. ve ark., “Domatesin Organik Tarım Koşullarında
Yetiştirilebilirliğinin Araştırılması”, Türkiye II. Ekolojik
Tarım Sempozyumu, 2001, Antalya.
Ege İhracatçı Birlikleri Kayıtları, 2001-2002, İzmir.
GÜNDÜZ M., KOÇ D., “Türkiye’de Organik Tarım Ürünleri İhracatının
Dünü Bugünü ve Geleceği”, Türkiye II. Ekolojik Tarım Sempozyumu,
2001, Antalya.
GÜZEL T., “Dünya’da ve Türkiye’de Ekolojik Tarım Ürünleri
Üretimi ve İhracatı Geliştirme Olanakları”, İTO Yayınları,
Yayın no:2001-14, 2001, İstanbul.
KARAGÖLGE C., KIZILOĞLU S., YAVUZ O., Tarım Ekonomisi-Temel
İlkeler, Atatürk Ünv. Ziraat Fak. Yayınları, Yayın no:801,
1995, Erzurum.
KOÇ A.,AKYIL N., ERTÜRK E., KANDEMİR U., “Türkiye’de Organik
Ürün Talep Araştırması”, Türkiye II. Ekolojik Tarım Sempozyumu,
2001, Antalya.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı-APKK Kayıtları, Çeşitli Yıllar,
Ankara.
Telefon Görüşmeleri, Kontrol ve Sertifikasyon Firmaları (IMO,
SKAL)
ULRICH H., GRONOFELD F., HALPIN D., “Organic Marketing Initiatives
and Rural Development-Analysis of the European Market for
Organic Food”, OMIaRD, Volume-1, 2002, Unv. Of Wales, U.K.
http://www.theorganicreport.com
http://www.ams.usda.gov
http://www.eto.org.tr
http://www.tarim.gov.tr
http://www.igeme.org.tr
http://www.fao.org
http://www.wto.org
EK-1. ORGANİK TARIMLA İLGİLİ YARARLI İNTERNET
ADRESLERİ
http://www.tarim.gov.tr
http:://www.izmir-tarim.gov.tr
http://www.eto.org.tr
http://www.igeme.org.tr
http://www.ciftcinet.com
http://www.ifoam.org
http://www.wto.org
http://www.fao.org
http://www.europa.eu.int
http://www.ota.com
http://www.theorganicreport.com
http://www.euromonitor.com
http://www.organicts.com
http://www.organic-europe.net
http://www.greentrade.net
http://www.organictrade.co.uk
http://www.ams.usda.gov
http://www.intracen.org
Yazarın Özgeçmişi
Hüseyin Gazi KAYA, 1966 yılında İzmir’de
doğdu. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümünden
1988 yılında mezun oldu. 1990 yılında Tarım Bakanlığında göreve
başladı. Uşak ve Manisa İl Müdürlüklerindeki çalışmalarından
sonra 1995 yılında Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsüne tayin
oldu. Aynı yıl İngiltere’ye giderek Reading Üniversitesinde
Gıda ve Tarım Ekonomisi üzerine master yaptı. 2001-2002 yıllarında
Ankara Üniversitesi ATAUM tarafından düzenlenen Avrupa Birliği
Temel Eğitim ve Uzmanlık Eğitimlerini tamamladı.
Hüseyin Gazi KAYA, 2000 yılından itibaren, Bakanlığımız, APKK,
Pazarlama ve Dış Ticaret Dairesinde görev yapmakta olup, 20'den
fazla akademik ve bilimsel nitelikte çalışması bulunmaktadır
|