ORGANİK ÜZÜMSÜ MEYVE YETİŞTİRİCİLİĞİ
(Çilek, A hududu ve Böğürtlen)
YETİŞTİRİCİLİĞİ
İÇERİK:
ORGANİK TARIM
I. ORGANİK ÇİLEK YETİŞTİRİCİLİĞİ
A. GİRİŞ
B. İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ İklim İstekleri Toprak
İstekleri
C. ÇEŞİT SEÇİMİ
D. TOPRAK HAZIRLIĞI- DİKİM
E. MALÇLAMA
F. DİKİM ZAMANLARI Yaz Dikimi Kış Dikimi Sonbahar Dikimi
G. BAKIM Kolların (Stolonların) Kesilmesi
H. HASTALIK VE ZARARLILAR İLE MÜCADELE Hastalıklar Zararlılar
I. GÜBRELEME J. DİKİM SONRASI BAKIM K HASAT VE AMBALAJ
II. ORGANİK BÖĞÜRTLEN YETİŞTİRİCİLİĞİ
A. EKOLOJİK İSTEKLERİ İklim Toprak
B. ÇOĞALTMA METOTLARI Kök Sürgünleri İle Fidan Üretimi
Uç daldırma İle Fidan Üretimi Yaprak-Göz Çelikleri İle
Fidan Üretimi Kök Çelikleri İle Fidan Üretimi
C. ÇEŞİT SEÇİMİ
D. BAHÇE TESİSİ Yer Seçiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Toprak Hazırlığı ve Dikim Dikim Malçlama
E. BUDAMA
F. DİKİM SONRASI BAKIM
G. GÜBRELEME
H. SULAMA
I. HASTALIK VE ZARARLILAR İLE MÜCADELE
J. VERİM
K. HASAT VE AMBALAJ
L. MEYVELERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
III. ORGANİK AHUDUDU YETİŞTİRİCİLİĞİ
A. EKOLOJİK İSTEKLERİ İklim Toprak
B. ÇEŞİT SEÇİMİ
C. ÇOĞALTMA
METOTLARI Kök Sürgünleri İle Fidan Üretimi Kök Çelikleri
İle Fidan Üretimi D BAHÇE TESİSİ VE DİKİM Yer Seçiminde
Dikkat Edilmesi Gerekenler Toprak Hazırlığı Dikim Malçlama
E BUDAMA Dikim Budaması Kış Budaması Yaz Budaması Gençleştirme
budaması F GÜBRELEME G SULAMA H HASTALIK VE ZARARLILAR
İLE MÜCADEL I VERİM J HASAT VE AMBALAJ K MEYVELERİN
DEĞERLENDİRİLMESİ L KAYNAKLAR
ORGANİK TARIM
1930’lardan başlayarak günümüze kadar bir
çok ülkede farklı boyutlarda gelişim gösteren organik tarımın,
1980’lerde kazandığı ticari boyut ülkemize de yansımıştır.
1985-86 yıllarında ülkemizde başlayan organik tarım ürünleri
üretimi o günden bu güne ihracata konu olmuştur. Mevcut tarımsal
ihracatımıza ilave kapasite yaratmıştır.
Ülkemizde, dış pazarlarca talep edilen çeşitlerin, talep edilen
miktarlarda üretilmesiyle başlayan organik tarım ürünleri
üretimi, 2000’li yıllara gelindiğinde yeni bir boyut kazanmıştır.
Organik tarım pazarlarına yeni ürünler sunulmaktadır. Bu amaçla,
kuru incir, kuru üzüm ve kuru kayısı ile başlayan organik
tarım ürünleri üretimi;
a-Bitkisel ürünler
b-İşlenmiş gıda ürünleri
c-Diğer tarım ve gıda ürünleri olarak sınıflandırabileceğimiz
sektörel yelpazeye ulaşmıştır (İGEME, 2002 ).
Organik tarım, geleneksel tarıma oranla daha az dış tarımsal
girdilerin kullanıldığı ve daha çok biyolojik uygulamaların
yer aldığı alternatif bir sistemdir. Her ülke ve hatta her
bölge, organik tarımı kendi koşullarına uygun olarak adapte
etmektedir. Bununla birlikte, organik tarımın bir takım ilkelere
dayandığı belirtilmektedir. Bu ilkeler aşağıdaki gibi özetlemek
mümkündür.
Doğa ile uyumlu şekilde üretim yapmak
Çevre ve insanlara olan zararı en aza indirmek
Toprak verimliliğini korumak
Elden geldiğince işletmenin kendi girdilerini kullanmasını
sağlamak
Yenilenmesi güç olan kaynakların kullanımın düşük düzeye indirgemek.
Belirtilen ilkelere uygun şekilde üretim yapmada ana amaç,
insanların doğanın üzerinde ve doğaya hükmedecek biçimde çalışmasını
değil, aksine doğa ile beraber ve doğa ile uyum içinde görev
yapmasını hedeflemektedir. Konuya bu yönden yaklaşıldığı zaman,
organik tarımı endüstriyel amaçlı tarımdan veya geleneksel
üretim yöntemlerinden aşağıda belirtilen özellikler açısından
ayırt etmek gerekmektedir.
Toprak işleme ve değerlendirme
Gübreleme
Sulama
Ekim nöbeti
Hastalık ve zararlılar ile mücadele
Yabancı ot mücadelesi
Taşıma ve depolama işlemleri
Organik tarımda hastalık ve zararlılar ile mücadele oldukça
önemli konudur. Ancak; ekolojik tarımda bu mücadele uygulamalarını
geleneksel tarımda olduğu gibi, başlı başına bir bölüm olarak
dikkate almamalıdır. Organik tarımda kendi kendine tedavi
prensibi geçerli olduğundan, kültür bitkilerinin sağlığını
ve mukavemet gücünü teşvik eden ve ekosistemleri zararlı organizmaların
aleyhine doğru değiştiren önlemler göz önüne alınmalıdır.
Geleneksel tarımda olduğu gibi, üretimde sağlıklı materyal
kullanmak ve bu konuya gerektiği kadar özen göstermek organik
tarımın da temel adımlarından birisidir (Erkan, S 1997).
Organik tarım kalkınmış ülkelerde belirli bir kapasiteye ulaşmıştır.
Türkiye’de henüz oldukça küçük çapta olsa da kimi bölgelerde
uygulanmaya başlanmış bir üretim biçimidir. Ülkemizdeki organik
tarım halen dış firmaların koyduğu normlara göre yürütülmekte
ve ürünlerin tamamı dışsatıma konu olmaktadır.
ORGANİK ÇİLEK YETİŞTİRİCİLİĞİ
GİRİŞ
Üzümsü meyveler içerisinde “çilek” (Fragaria
sp.) dünyada geniş bir yayılma alanı bulan ve çeşitli şekillerde
değerlendirilen bir meyvedir. Çilek, kolay çoğaltılabilmesi,
kısa sürede meyveye yatması, diğer meyve bahçelerinde ara
ziraatı bitkisi olarak yetiştirilmesi gibi yetiştiricilik
açısından önemli avantajlara sahiptir. Bunun yanında özgün
renk, tat ve aroması, zengin vitamin ve mineral madde bakımından
da tüketici bakımından aranılan özelliklere sahiptir.
Çilek üretimi dünyada üzümsü meyveler içerisinde en önemli
yeri tutmaktadır. İlkbaharda hiçbir meyvenin bulunmadığı bir
zamanda olgunlaşması nedeniyle, tüketici tarafında aranılan
bir meyvedir. Bu nedenle diğer meyveler pazara gelinceye kadar
yüksek fiyatla alıcı bulabilmektedir.
Diğer bir çok meyve türünün henüz pazara sürülmediği aylarda
pazarda bulunabilmesi, albenisi ve C vitamini içeriğinin oldukça
yüksek oluşu, bu meyvenin son derece bilinçli hareket eden
tüketicilere sahip ABD, Kanada, Japonya ve Avrupa pazarlarında
çok tutulmasına ve yüksek fiyatlarla satılmasına neden olmuştur.
Lezzetli, vitamin ve mineral maddece zengin, taze tüketimi
yanında işlenerek ya da dondurularak kullanılan ve gün geçtikçe
aranılan bir meyve olması nedeniyle son yıllarda geniş bir
tüketiciye hitap eder olmuştur. Ara ziraat olarak yetiştiriciliği
gibi, diğer ürünlerin sınırlı yetiştiği yamaç ve dağ köylerindeki
arazide de yetiştirilebilmektedir. Değişik iklim ve toprak
karakterleri yönünden ülkemiz çilek yetiştiriciliğinde önemli
bir potansiyele sahiptir.
Çilek ülkemizde yakın bir geçmişe kadar sadece İstanbul, Bursa
ve Karadeniz Ereğlisi yörelerinde yetiştirilirken günümüzde
giderek yaygınlaşmaktadır. Trakya ve Marmara bölgelerinde
Mayıs ayının ilk haftasında, Ege bölgesinde Nisan ortalarında
ve güney bölgelerinde Mart ayında olgunlaşmaktadır. Bu devre,
ziraatla uğraşan kesimin en fazla paraya ihtiyaç duyduğu bir
zamandır. Diğer ürünler için toprak hazırlama, ekim, dikim,
gübreleme vb gibi birçok kültürel işlemlere masraf yapmak
gerekmektedir. Kârlı bir ziraat kolu olan çilek üretiminde
bu mevsimde kazanılan para diğer tarım kolları için büyük
destek sağlamaktadır (Erenoğlu ve ark. 1999).
Çilek ara ziraatı olarak da yetiştirilebilmektedir. Yeni tesis
edilen meyve bahçeleri arasında da çileklikler kurulabilir.
İlk seneden itibaren meyve verebilmesi ve uzun vadeli yatırımlara
ihtiyaç göstermemesi nedeniyle, yeni tesis edilen meyve bahçesi
verime yatıncaya kadar çiftçiye yan bir gelir sağlamış ve
bu nedenle de bahçenin maliyet girdilerini azaltmış olur.
Reçel, marmelat, meyve suyu, jöle, pasta, dondurma, meyveli
yoğurt gibi çok çeşitli değerlendirme şekilleri ve derin dondurularak
muhafaza edilebilmesi de gıda endüstrisi kuruluşları için
önemli özellikleridir.
Türkiye’nin hemen hemen tüm bölgelerinde çilek yetiştirilmektedir.
Ancak çilek üretiminin büyük bir kısmını Marmara, Ege ve Akdeniz
bölgelerinin üretimi oluşturmaktadır. 1999 yılı verilerine
göre bu üç bölge içerisinde yer alan İçel, Bursa, İzmir ve
Aydın illerinin toplam üretimi 114.063 ton olup bu miktar
Türkiye toplam üretiminin % 88.4’ dür.
2001 yılı verilerine göre;Dünya çilek üretimi 3.175.464 ton’dur.
Türkiye'nin ise 129.000 tonluk üretim ile dünya üretimindeki
payı % 4.1'dır. Türkiye Avrupa Birliği ülkeleri içinde çilek
üretimi bakımından İspanya ve İtalya’dan sonra 129.000 tonluk
üretim ile önemli bir çilek üretim potansiyeline sahip bulunmaktadır
(Anonim, 2001; Erenoğlu ve Öztürk 2002).
Çilek yetiştiriciliği açısından ülkemiz son derece uygun şartlara
sahiptir. Doğal koşullarda bile değişik bölge ve yüksekliklerde
açıkta 8 ay çilek yetiştirmek mümkündür. Basit önlemler ile
alçak tünel, yüksek tünel ve malçlama gibi uygulamalarla bu
periyodu uzatmak mümkün olmaktadır. Bu sayede üretim artışından
turfanda olarak iç pazar yanında ihracat miktarında da artış
imkanı sağlanmış olur.
Tüketicilerin son yıllarda organik tarımla üretimi yapılan
ürünlere ilgisi artmıştır.
Buna bağlı olarak son yıllarda çileğin Organik Tarım yöntemleriyle
üretimi hızla artmaktadır. Hiçbir katkı madde içermeksizin
üretilen bu ürün grubu gelişmiş ülke pazarlarında geniş ölçüde
alıcı bulmaktadır. Üretimi yapılan ürünün büyük bir kısmının
ihraç edildiği görülmektedir. Dondurulmuş çilekte başlıca
ihraç pazarımız olan Almanya, Belçika-Lüksemburg, Fransa ve
İngiltere dışında İtalya da önemli bir pazar haline gelmiştir.
İGEME kayıtları 2002 yılı verilerine göre; ülkemizdeki organik
tarım şartlarında 849 çiftçi, 579 ha’lık alanda 2280 ton çilek
üretilmiştir. Bu üretimin 1433 tonu ihraç edilmekte, geri
kalan 847 tonu ise iç piyasada tüketilmektedir (Anonim, 2002).
B. İKLİM VE TOPRAK İSTEKLERİ
Çileğin büyümesine etki eden ekolojik faktörlerin
başında iklim, mevki ve toprak gelmektedir. Bu faktörler çilek
yetiştiriciliğinin yapılabilme sınırlarını belirleyebildiği
gibi, değişik enlemlerde hangi yüksekliklere kadar çilek yetiştirilebileceğini
tayin etmektedir. Bu ekolojik şartların aynı zamanda ürünün
kalitesine de etkisi vardır.
İklim İstekleri
Çilek -10 °C’ ye kadar özel bir önlem almadan yetiştirilebilir.
Daha soğuk bölgelerde bitkilerin saman, kuru yaprak vs gibi
materyalle örtülerek dondan korunması gerekmektedir. İlkbaharın
geç donları, Akdeniz Bölgesi ve benzeri yerlerde zararlı olabilmektedir.
Çilekte çiçeklenme uzun bir döneme dağıldığı için, don ürünün
tümüne zarar veremez. Bu nedenle çilek, yetiştiricilik riski
en az olan meyve türlerinden biridir.
Çiçeklenme zamanı oransal nemin fazla olduğu ve yağışlı geçen
bölgelerde hastalık sorunu artar. Özellikle meyvede çürüklük
yapan Botrytis hastalığı büyük zararlanmalara neden olabilmektedir.
Bitkilerin üzeri saman vb ile örtülerek dondan korunduğunda
çilek soğuk bölgelerde bile rahatça yetiştirilebilmektedir.
Böylece soğuk Doğu Anadolu bölgesinden sıcak Akdeniz bölgesine
kadar her yörede yetiştirilebilen hemen hemen tek meyve türü
çilektir.
Toprak İstekleri
Çilekler saçak köklü bitkiler olup genel olarak derin, verimli,
nem tutma kapasitesi yüksek, iyi drene edilmiş, kumlu-tınlı,
milli ve süzek topraklarda daha iyi yetişmektedir. Ancak bu
toprakların yanında, çok değişik tipli topraklarda da diğer
ekolojik şartlar uygun olursa yetişebilmektedir. Kireç miktarı
fazla olan topraklar, çilek yetiştiriciliği için tavsiye edilmemektedir.
Bu gibi alanlarda çilek yetiştiriciliği yapılması durumunda,
fazla kireç demir alımını engellediği için çilekte kloroz
görülmektedir. Bu tip topraklarda kloroza dayanıklı çeşitler
kullanılmalıdır.
Birçok çilek çeşidi hafif, kumlu, çakıllı veya taşlı topraklarda,
killi ağır veya ıslak topraklara nazaran daha iyi yetişmektedirler.
Yeni açılmış tarlalar eskilerine oranla daha fazla tercih
edilmelidir. Çünkü bunlar daha verimli olup aynı zamanda daha
az yabancı ot mücadelesi ve daha az toprak işlemesi istemektedir.
Tipi ne olursa olsun, suyu en iyi drene eden süzek toprak
olmalıdır. Toprak seçiminde hastalık ve nematod yönünden de
temiz olmasına özen gösterilmesi gerekir. Çilek sökülen bir
yere münavebe uygulanmadan tekrar dikim yapılmamalıdır. Diğer
taraftan biber, patlıcan, patates ve domates gibi sebze yetiştirilen
yerlerde, toprak en az 4-5 yıl dinlendirildikten sonra çilek
yetiştiriciliği yapılmalıdır. Aksi takdirde hastalık ve zararlılar
karlı bir üretim yapılmasını önler.
Kumlu topraklar genellikle biraz verimsiz olup üzerindeki
bitkiler kuraklıktan çabuk zarar görebilmektedir. Hafif kumlu
topraklar fazla miktarda su ve hümüse ihtiyaç gösterir. Toprak
yorgunluğu hafif topraklarda daha çok görülmektedir. Çilek
kültürü yapılan toprakların hümüsce zengin olması istenir.
Çilek en iyi olarak hafif asit karakterli topraklarda yetişir.
Optimum pH=5.7-6.0 arasındadır. Ancak yeterli organik madde
bulunan ve pH=5.0-7.0 arasındaki topraklarda da yetiştiriciliği
yapılabilmektedir.
C. ÇEŞİT SEÇİMİ
Diğer bütün meyve türlerinde olduğu gibi çilek yetiştiriciliğinde
de bölge, iklim şartları ve üretim amacına (sofralık veya
sanayilik) uygun çeşitlerin seçimi oldukça önemlidir. Çeşit
seçerken;
Çeşit bulunduğu bölgeye uygun,
Verimli ve hastalıklara dayanıklı,
Pazarın aradığı bir çeşit,
Yola ve taşımaya dayanıklı,
Bitkisi kuvvetli gelişen ve kloroza dayanıklı olmalıdır.
Bu özellikler dışında yetiştirme amacına bağlı olarak; eğer
seracılığa uygun çeşit seçimi düşünülüyorsa erkencilik, bazı
bölgelerde ise son turfanda hasat bazen meyve iriliği önemli
olabilmektedir.
Çeşidi ve özelliği belli olmayan, kaynağı belli olmayan fideler
ile bahçe kurulmamalıdır. Bu tip fidelerde çeşitler karıştığı
için meyvenin pazar değeri, verim ve pazarlamada güçlüklerle
karşılaşılır.
Üretimine karar verilen çeşide ait fideler organik yetiştiricilikte
kabul edilebilmesi için fide üretimi sırasında kullanılan
ilaç ve gübrelerin organik kaynaklı olması gerekmektedir.
D. TOPRAK HAZIRLIĞI - DİKİM
Hem çilek meyvesi üretiminde ve hem de fide
üretiminde toprak hazırlığına yaz-sonbahar döneminde başlanır.
Çilek dikilecek toprak kumsal ise 4-6 ton, normal topraklarda
3-4 ton yanmış çiftlik gübresi, toprak tahlilinden sonra da
gerekli olan organik kaynaklı gübre verilmelidir. Gübrelemeden
sonra, toprak işlenerek gübrenin toprağa karışması sağlanmalıdır.
Yastıkların yüksek olması daha iyi drenajı sağlamaktadır.
Toprak iyice işlendikten sonra dikim yastıkları aşağıdaki
dikim aralıklarında hazırlanmalıdır.
Masura genişliği................... 60-70 cm
Masuralar arası.................... 30-40 cm
Masura yüksekliği................ 15- 20 cm
Bitkilerin dikim aralığı
Sıra üzeri............................ 30-35 cm
Sıra arası............................ 25-30 cm
MASURALAR
Şekil 1. Çilekte dikimden önce hazırlanacak
masura ve fide dikim şekilleri.
Şekil 2. Çilek fidelerinin dikimi sırasında
mutlaka “uygun dikim” derinliğine dikkat edilmelidir.
Tüm çok yıllık meyve türlerinde kârlı bir verimliliğe ulaşmak
için örtü bitkisinin ve yeşil gübrelemenin önemli rolü vardır.
Çilek üretiminde yabancı ot problemi sıkça karşımıza çıkmaktadır.
Bu problemi de dikim öncesi münavebe bitki uygulaması ile
yabancı ot baskısını azaltmak, organik yetiştiricilikte zorunlu
olmaktadır. Arpa ve baklagillerin ardı ardına ekilmesi ile
birçok yabancı otun çıkışı engellenmekte ve uzun vadede toprağın
verimliliğini ve toprak organik maddesini sağlamaktadır.
Örtü bitkileri ve münavebe uzun vadede hastalık ve zararlıları
yok edilmesinde (veya baskı altına alınmasında) ve verimliliğin
sağlanmasında önemli yararları vardır. Bitki atıklarından
elde edilmiş kompost kullanımı da bu amaçlı alternatif tamamlayıcı
olarak kullanılabilmektedir. Komposttun sadece yastıkların
üzerine yayılması (karıklarda kullanılmadan) verimlilikte
faydalı olacaktır. Bu amaçla 2.5-3.5 ton/da kompost yeterli
olmaktadır.
E. MALÇLAMA
Çilek üretim alanının plastik, saman, kuru ot v.s. ile örtülmesine
“malçlama” denir. Malçlama ile;
Ot kontrolü,
Sulama aralığının uzatılması,
Meyvelerin temiz kalması,
Meyvelerde daha az meyve çürüklüğü (Botrytis) görülür.
Organik çilek yetiştiriciliğinde saman malçlama malzemesi
olarak kullanılmakta. Ancak saman ilk yıl olumlu etkisi yanında
daha sonraki yıllarda sümüklü böcek, salyangoz ve diğer zararlılar
için barınma yeri olabilmektedir. En pratik malçlama plastik
malç veya örme plastik örtü tipleri ile yapılmaktadır.
Organik çilek yetiştiriciliğinde yabancı ot mücadelesi amacıyla
siyah plastik tercih edilmektedir. Siyah plastik güneş ışınlarını
engellediği için, yastıklar serin kalmakta, sulama aralığı
uzamakta ve plastik altında kalan bitkiler daha yavaş gelişmektedir.
Dikim yastıkları hazırlanırken elde mevcut plastiğin genişliği
dikkate alınmalıdır. Kullanılacak plastik mutlaka güneş ışınlarına
dayanıklı (UV katkılı) olmalıdır.
Ot kontrolü, erkencilik, sulama ve işgücü kullanımını azaltma,
Botrytis (mavi küf) mantar enfeksiyonlarını önleme ve temiz
ürün elde etme gibi faydalarından dolayı malçlama yapılmalıdır.
F. DİKİM ZAMANLARI
Yaz Dikimi
Yaz dikiminde Frigo fideler kullanılmaktadır. Frigo fide;
fidelikten Aralık-Ocak aylarında sökülerek temizlenen fideler
mantari hastalıklara etkili organik kaynaklı ilaçlama yapıldıktan
sonra -2 C° de soğuk hava depolarında muhafaza edilmiş olan
fidelerdir. Dikim sırasında fide kökleri 8-10 cm kalacak şekilde
ve taç tuvaleti 2-3 genç yaprak olacak şekilde yapılıp, %1’lik
organik kaynaklı fungisit çözeltisine batırıldıktan sonra
Şekil 2’de olduğu gibi dikimi yapılır. Dikimden sonra mutlaka
bolca can suyu verilmelidir. Daha sonraki günler fideler kontrol
edilip derin ve yüzlek dikilenler düzeltilmelidir. Dikimi
yapılan frigo fideler 15-20 gün süresince günde 3-4 defa yağmurlama
sulama ile sulanmalıdır. Aksi halde yılın en sıcak günleri
olmasından dolayı fidelerin tutma şansı azalmaktadır. Yaz
dikiminde dikimden sonra açan çiçekler mutlaka koparılmalıdır.
Bu dikim sisteminde dikim 30 x 35 cm aralık ve mesafelerde
üçgen dikim yapılır. Dekara 6.000-7.000 adet fide kullanılmaktadır.
Yetiştirme bölgesi ve bakım şartlarına bağlı olarak bu dikim
sisteminde bir dekarlık alandan 5-7 ton ürün alınabilmektedir.
Kış dikimine göre verim 2-3 kat fazladır. Bölgelere göre dikim
tarihleri Çizelge 1’de verilmiştir.
Kış Dikimi
Kışları ılık geçen yerlerde (Akdeniz Bölgesi)
Ekim-Kasım aylarında taze fide ile yapılan dikim şeklidir.
Dikim sırasında fide kökleri 8-10 cm kalacak şekilde ve taç
tuvaleti 2-3 genç yaprak olacak şekilde yapılıp, %1’lik organik
kaynaklı fungisit çözeltisine batırıldıktan sonra Şekil 2’de
olduğu gibi dikimi yapılır. Derin ve yüzlek dikimden kaçınılmalıdır.
Dikimden sonra bolca can suyu verilmelidir. Fideler kontrol
edilip derin ve yüzlek dikilenler düzeltilmelidir. Dikim 25
x 30 cm arlık ve mesafelerle üçgen şeklinde yapılır. Dekara
7.000-8.000 adet fide dikilir. Verim dekara birinci yıl 750-1000
kg dır. Ancak ikinci yıl 4-5 ton ürün alınabilir.
Sonbahar Dikimi
Fidelikten sökülen taze fidelerle Eylül-Ekim
aylarında yapılan dikim şeklidir. Dikim sırasında fide kökleri
8-10 cm kalacak şekilde ve taç tuvaleti 2-3 genç yaprak olacak
şekilde yapılıp, %1’lik organik kaynaklı fungisit çözeltisine
batırıldıktan sonra Şekil 2’de olduğu gibi dikimi yapılır.
Derin ve yüzlek dikimden kaçınılmalıdır. Dikimden sonra bolca
can suyu verilmelidir. Fideler kontrol edilip derin ve yüzlek
dikilenler düzeltilmelidir. Dikim 25 x 30 cm arlık ve mesafelerle
üçgen şeklinde yapılır. Dekara 7.000-7.500 adet fide dikilir.
Verim dekara birinci yıl 500-750 kg dır. Ancak ikinci yıl
3-4 ton ürün alınabilir.
Ülkemizde fide dikim zamanları bölgelere ve kullanılan fide
niteliğine göre değişmektedir (Çizelge 1). Çilekte genelde
sonbaharda yapılıyorsa da ülkemizde son yıllarda (özellikle
Akdeniz bölgesinde) “frigo fide” kullanılarak yazın dikim
yapılmaktadır.
Çizelge 1. Türkiye’de Bölgelere Göre Çilek Fide Dikim Zamanları.
BÖLGELER DİKİM ZAMANLARI
Kış Dikimi (Taze Fide) Yaz Dikimi (Frigo Fide)
Marmara Bölgesi 1 Ekim - 15 Aralık 15 Haziran - 1 Temmuz
Akdeniz Bölgesi 15 Ekim - 15 Kasım 15Temmuz -15 Ağustos
Ege Bölgesi 1 Ekim - 15 Kasım 1 Temmuz - 15 Temmuz
Orta Ana. Bölgesi 1 Ekim - 15 Kasım 1 Temmuz - 15 Temmuz
Modern yetiştiricilikte, gerek erkencilik amaçlanan sera yetiştiriciliğinde,
gerekse açıktaki yetiştiricilikte tek veya çift sıralı olarak
masuraya dikim sistemi uygulanmaktadır. Açıktaki yetiştiricilikte
ve masuralara dikimde son zamanlarda ülkemizde uygulanan masuralara
dikimde tek sıralı dikimlerde 3.000-4.000, çift sıralı dikimlerde
5.000-7.000 (ülkemizde 5.200-10.000 adet) fide dikilmektedir.
Küçük tünellerdeki çift sıralı dikimlerde 5.000-7.000, büyük
tünellerdeki çift sıralı dikimlerde 6.500-10.000 adet fide
dikilmektedir.
Çilek hasat dönemi açıkta veya örtü altında yetiştirilme durumuna
ve bölgelere göre değişmektedir. Örtü altındaki yetiştiricilikte
Kasım sonundan itibaren meyve alınmaya başlanılmakta ve 7-8
ay süreyle pazara çilek arz edilirken açıkta yetiştiricilikte
bu süre Mart ortasında ilk ürün alınmaya başlanır ve süre
3-4 ay gibi daha kısa olmaktadır. Bölgeler açısından Akdeniz
bölgesi en erkenci ve diğer illere göre hasat periyodu daha
uzundur.
G. BAKIM
Uzun-gün çilek çeşitlerinde gelecek yılın
meyve gözleri sonbahar aylarında oluşmaktadır. Çoğu çok yıllık
meyve türlerinde ise meyve gözleri ya ilkbaharda yada erken
yaz döneminde oluşmaktadır. İyi bir meyve gözü oluşumu için,
beslenme bakımından gerekli besin madde ihtiyacını sonbahardaki
meyve gözü oluşumu döneminde mutlaka verilmiş olması gerekmektedir.
Diğer yandan bitkiler mutlaka gerekli soğuklama ihtiyacını
almalıdır.
Gün-nötr çeşitlerde ise meyve gözü oluşumu bitkinin büyüme
dönemi boyunca oluşmaktadır. Gün-nötr çeşitlerin bu özelliklerinden
dolayı besin madde ihtiyaçları tüm büyüme ve gelişme dönemi
boyunca verilmelidir.
Çilek çok yıllık bitki olmasına karşılık ekonomik ömrü ortalama
3 yıldır. Ancak ülkemizde bu süre aşılmaktadır. Aynı çilek
bitkisinden 6-7 yıl ürün alınmaktadır. Bu durum verimliliği
düşürmekte ve hastalık-zararlı etmenlerin çoğalmasına ve toprak
yorgunluğuna neden olmaktadır.
Çilek yetiştiriciliğinde özellikle örtü altı yetiştiriciliğinde
kış aylarında meyvelerde döllenme ve tozlanma noksanlığından
dolayı şekilsiz meyve oluşumuna sıkça rastlanmaktadır. Bu
sorun sera içerisine arı kovanı konularak çözümlenmektedir.
Ancak son yıllarda bal arıları yerine, düşük sıcaklıklarda
daha iyi çalışabilen Bombus arılarının kullanımı daha yararlı
olmaktadır.
Kolların (Stolonların) Kesilmesi
Çilek yetiştiriciliğinde kol temizliği verim yönünden çok
önemlidir. Kollar kesilmediği zaman verim çok düşmektedir.
Bu nedenle kollar görülür görülmez temizlenmelidir (Şekil
3).
Şekil 3. Çilek yetiştiriciliğinde kol temizliği
verimi olumlu yönde etkilemektedir.
H. HASTALIK VE ZARARLILAR İLE MÜCADELE
Hastalıklar
Çilekte en yaygın olarak rastlanan kök hastalıkları Phytophtora
fragaria (Kırmızı kök çürüklüğü), Phytophtora cactorum (Kahverengi
çürüklük), Rhizoctonia solani (siyah kök çürüklüğü) dir. Kök
hastalıkları topraktan bulaştığı için toprak solarize edilmelidir.
Diğer taraftan bu tip hastalıklara dayanıklı çeşitler kullanılmalı,
örtü altı yetiştiriciliğinde sık sık havalandırılma yapılmalıdır.
Damla sulama sisteminin kullanılması hastalıklarla mücadelede
önemli faktörlerdir.
Meyve hastalıkları içinde en yaygın olanı “Botrytis” (Meyve
çürüklüğü) tir. Bu hastalığa karşı meyve tutumundan sonra
birkaç kez organik kaynaklı mantari ilaçlar kullanılmalıdır.
Bu hastalık örtü altı yetiştiriciliğinde çok görüldüğünden
seraların havalandırılmasına büyük önem verilmelidir. Yaprak
hastalıkları Mycosphaerella fragaria (yaprak leke hastalığı)
en yaygın olanıdır. Bu hastalığa karşı organik kaynaklı mantari
ilaçlar kullanılmalı ve örtü altı yetiştiriciliğinde seraların
havalandırılmasına büyük önem verilmelidir.
Çilek yetiştiriciliğinde, yetiştirici yönünden mücadelesi
en zor olan hastalık virüslerdir. Bunlarla mücadelede en iyi
yöntem sağlıklı fide ile bahçe tesis etmektir.
Zararlılar
Çileklerde en çok görülen zararlılar kırmızı örümcek ve yaprak
bitleridir. Bu zararlılarla mücadelede organik kaynaklı akarisitler
kullanılmalıdır. Ayrıca zararlılara dayanıklı çeşitler tercih
edilmelidir.
Çilek yetiştiriciliğinde nematodlarda önemli sorunlardandır.
Bunlarla en iyi mücadele sağlıklı ve temiz fide kullanılması
yanında, üç yıl sonra üretim alanının mutlaka değiştirilmesi,
münavebe yapılması ve toprağın yaz aylarında işlenmesidir.
I. GÜBRELEME
Çilek üretiminde gübrenin önemi büyüktür. Birim alandan fazla
ürün alındığı için topraktan çok miktarda besin kaldırır.
Bol ve kaliteli ürün almak için çiftlik gübresi ve buna ilave
olarak organik kaynaklı gübrelerin verilmesi gerekir.
Çilek yetiştiriciliğinde dekara 3-4 ton çiftlik gübresi verilmelidir.
Çiftlik gübresinin verilme zamanı bölge şartlarına göre değişir.
Genel olarak dikim öncesinde toprak hazırlığı sırasında (veya
fide dikiminden bir ay önce) verilir.
J. DİKİM SONRASI BAKIM
Yaz dikiminde, dikimden sonra sulama, kol temizliği, zararlı
ve hastalıklarla mücadele, ot mücadelesi yapılmalıdır.
Kış dikiminde yaz dikiminde olduğu gibi sulama kol temizliği,
ilaç veya çapa ile yabancı ot mücadelesi, zararlı ve hastalıklarla
mücadele yapılmalıdır.
Çilek gübrelemesinde dikimden önce verilen potas ve fosfor
yeterli olmaktadır. Bu nedenle yıllık gübrelemelerde sadece
organik kaynaklı azotlu gübreler kullanılır.
Hasattan sonra gübreleme, sulama, kol temizliği ve ot mücadelesine
mutlak devam edilmelidir. Sulama düzenli olarak yapılmalıdır.
Hasattan sonraki bakım işlemlerinin ihmali gelecek yılın verimini
etkileyecektir.
K. HASAT VE AMBALAJ
Çilek meyve türleri içerisinde meyvesi en hassas olanlardan
biridir. Bu nedenle kısa zamanda bozulabilen ve hızlı tüketilmesi
gereken bir meyvedir. Bu nedenle çileğin hasadı, ambalajı
ve taşınmasında çok titiz davranmak gerekmektedir.
Toplamada gecikme, meyvenin yumuşaması normal rengini kaybederek
daha koyu renk alması ile anlaşılır.
Uzak pazarlar için hasat meyvenin dörtte üçü kızardığı zaman
yapılır. Derin dondurma ve gıda sanayi için çilekler tipik
rengini aldıktan sonra hasat edilmelidir. Çilek hasadı için
günün serin saatleri tercih edilmelidir. Genellikle sabah
8-10 arası en uygun saatlerdir. Hasat edilen meyveler en kısa
zamanda serin, gölge bir yere taşınmalı, mümkünse hemen soğuk
depoya konulmalıdır.
Çilek zedelenmeye duyarlı olduğu için hasat ve sınıflandırma
aynı anda yapılmalıdır. Çileklerin ambalajında yarım kilodan
daha büyük ambalaj kabı kullanılmamalıdır. Ambalaj kaplarının
altı ezilen meyve suyunun akabilmesi için mutlaka delikli
olmalıdır. Aksi halde alt taraftaki meyveler hemen çürürler.
Çilek 0 °C ve % 90 - 95 nem olan depolama şartlarında 5-7
gün depolanabilmektedir.
II- ORGANİK BÖĞÜRTLEN YETİŞTİRİCİLİĞİ
Dr. Burhan ERENOĞLU
Organik yetiştiricilikte, sentetik gübre ve pestisitler yerine
kültürel uygulamalar, tabi gübre ve biolojik kontrol yöntemleri
kullanılmaktadır. Organik tarım, iyi bir uygulama ile çevre
dostu ve daha sağlıklı ürünler bakımından önem kazanmaktadır.
Çalışmalar göstermiştir ki organik tarım, üzümsü meyvelerde
rahatlıkla uygulanabilecek bir üretim şeklidir.
Üzümsü meyve türlerinden Rubus cinsinin oldukça geniş sayıda
alt cinsi vardır. Ancak en fazla ahududu (Rubus idaeobatus)
ve böğürtlenin (Rubus eubatus) üretimi yapılmaktadır.
Gelişme şekli bakımında incelediğimiz zaman da çeşitler arasında
bitkilerin büyüme ve gelişmesinin farklılık gösterdikleri
görülmektedir. Bazı çeşitler yayvan gelişme gösterirken, bazı
çeşitler ise dik gelişme göstermektedir. Yayvan gelişen çeşitlerde
mutlak telli terbiye sistemi kullanılmalıdır. Diğer dik gelişen
çeşitlerde telli terbiye sistemi kullanılmadan da yetiştiricilik
yapılabilmektedir.
Böğürtlenlerde çiçeklenme genellikle Mayıs ayında başlayıp
Ağustos ayına kadar devam etmektedir. Bu nedenle bitki üzerinde
değişik olgunlaşma devrelerinde olan meyve salkımları birbirini
takip ederler.
İnsan sağlığında önemli rolleri olan böğürtlende organik asitler,
mineraller ve vitaminler bakımından çok zengin bir meyvedir.
Böğürtlenlerde tozlanma arılar vasıtası ile olmaktadır. Siyah
renkli meyveler birçok çeşitte yuvarlağımsı veya yuvarlak
şekillidir. Olgunlaşma durumunda meyveler çanak yaprak ile
birlikte toplanmaktadır. Ham meyvelerde meyve sapı krem beyaz
renkte iken olgunlaşma durumunda ise gri, mavi ve kırmızımtrak
renk almaktadır. Hasat zamanı meyve sapındaki bu renk değişimine
bakarak belirlenebilmektedir. Meyve olgunlaşma tarihi bölgelere
göre değişmekle birlikte Haziran sonu-Temmuz başında hasat
başlamakta ve Eylül ayına kadar devam etmektedir.
Yapılan ıslah çalışmaları sonucunda dikensiz böğürtlen elde
edilmiştir. Oldukça verimli ve güçlü büyüme özelliğine sahip
olan bu çeşitlerin bitkileri 3-4 m boyunda dallar oluştururlar.
Tüm toprak ve iklim şartlarına adapte olma özelliğine sahiptir.
Düşük kış soğuklarına dayanıklı olmalarına rağmen geç donlardan
zarar görmektedirler.
A. EKOLOJİK İSTEKLERİ
İklim
Böğürtlenler iklim faktörleri bakımından ahudutları kadar
müşkülpesent değildir. Değişik iklim şartlarına daha kolay
adapte olma özelliğindedir. Sıcaklık ve kuraklığa ahudutlarından
daha fazla dayanıklıdırlar. Ancak kış ve ilkbahar donlarına
karşı ahudutlarına göre daha az dayanırlar. Genelde sıcak
mutedil iklim bölgelerinde daha iyi sonuç vermektedir. Şeftali
yetiştirilen bölgelerde böğürtlen yetiştiriciliği rahatlıkla
yapılmaktadır.
Böğürtlenlerin olgunlaşma döneminde kuru bir hava istenmez.
Normalde soğuk geçen kış mevsiminde dallar genellikle donarak
zarar görürler. Donan bu dallar yerine köklerden yeni sürgünler
çıkar ancak o yılın ürününü almak mümkün olmamaktadır. Bu
nedenle don tehlikesi olan bölgelerde mutlak dondan korunma
tedbirleri alınmalıdır.
Toprak
Toprak olarak seçici değil ancak bitki, dinlenmiş, iyi drene
olmuş, derin ve geçirgen toprak, yarı asit (pH 6 - 6.5), sert
tabaka (pulluk tabanı) oluşmamış topraklar tercih edilmelidir.
Bunun yanında toprağın yeterli besin maddece zengin olması
verim ve kalite bakımından olumlu yönde etkilemektedir. Böğürtlenler
ahududulara göre ağır topraklara ve hastalıklara daha toleranslılardır.
Ancak ağır topraklarda organik madde ilavesi ve dikim yerlerini
yüksek yastıklar şeklinde yapılması ile problemler en aza
inecektir.
Standart temel gübreleme iyi yanmış organik kaynaklı çiftlik
gübresi 4-5 t /da, Ancak gübrelemede toprağın verimliğine
göre verilen bu miktarları değişiklik göstermektedir.
Böğürtlenler orta veya orta-küçük çalılardır ve özel bir toprak
isteği göstermezler. Bununla beraber, böğürtlen yetiştiriciliği
organik maddelerce zengin, derin, geçirgen, yarı asit, hafif
veya orta bünyeli, su tutma kapasitesi yüksek topraklarda
başarılı şekilde yapılır.
Sürekli toprak nemi sağlanmalıdır. Bu nedenle drenajı sağlanmış,
ağır bünyeli topraklarda da uyum sağlamaktadır. Toprak reaksiyonu
hafif asit veya nötr (pH = 6-7) olmalıdır. Toprak derinliği
en az 1 metre olmalıdır. Toprak hazırlığında toprak 30-35
cm derinlikten işlenmesi yeterlidir.
Toprak işleme sırasında organik gübrelemenin beraber yapılmasında
yarar vardır. Takip eden uygulama organik kaynaklı N, P, K
gübrelemesidir. Bunun da sonbahar sonunda veya kış sonundan
önce toprak analizi sonunda gerekli miktarlarda uygulanmalıdır.
B. ÇOĞALTMA METOTLARI
Kök sürgünleri ile
Uç daldırma ile
Yaprak-göz çelikleri ile
Kök çelikleri ile
Kök sürgünleri ile fidan üretimi
Böğürtlen bitkisinin kök boğazı ve kökte bulunan gözlerden
her yıl yeni sürgünler çıkmaktadır. İlkbaharda topraktan çıkan
sürgünler gelişme mevsimi boyunca büyürler. Geç sonbaharda
yapraklarını döktükten sonra erken ilkbahara kadar bunlar
köklü olarak sökülür ve fidan olarak kullanılırlar. Kışları
sert geçen bölgelerde ilkbaharda söküm daha uygundur.
Kök sürgünleri ile fidan üretiminde sağlıklı ana bitkiler
ile, gerekir ise sterilize edilmiş alanlarda damızlıklar kurulur.
Bu damızlıklarda bakım en iyi şekilde yapılır. Meyve dalcıkları
henüz çiçekte iken kesilir ve her 4-5 yılda bir, fidanlık
yeri değiştirilmelidir.
Uç daldırma ile fidan üretimi
Dikensiz sürüngen böğürtlen tipleri sadece uç daldırması ile
üretilmektedirler. Dikensizliğin devamı için sonbaharda sürgünün
uç kısmının köklendirilmesi gerekir. Kökten çıkan sürgünler
daima dikenli olmaktadır. Dikensiz türlerin çoğaltılmasında
büyük dikkat gerekmektedir.
Yaprak- göz çelikleri ile fidan üretimi
Gerek dikine gerek yatık büyüyen böğürtlen tipleri ilkbaharda
körpe, yapraklı sürgünlerden alınan yaprak-göz çeliklerinin
yüksek nemde ve özellikle sisleme yöntemi altında köklendirilmeleriyle
kolayca çoğaltılabilirler.
Kök çelikleri ile fidan üretimi
Böğürtlen bitkilerinin gövde çelikleri ile üretimi mümkün
olmamakla beraber kök çelikleri ile fidan üretimi sağlanabilmektedir.
Kök çelikleri sonbaharda yaprak dökümünden, ilkbaharda gözlerin
sürmesine kadar geçen dinlenme döneminde alınırlar. 2 mm’
den 10 mm’ ye kadar değişen kalınlıklarda kök parçalarından
yararlanılır.
Çelikler 5-10 cm boyunda hazırlanırlar. Kök parçalarının alınıp
çelik yapılmaları ve dikilmelerine kadar, çok nemli ortamlarda
tutulmaları ve kurumalarının önlenmesi gerekir. Kök çelikleri
arazide 60-80 cm aralıklarla ve 3-5cm derinlikte açılan çizilere
yanyana ve yatay olarak dizilir üstleri toprak ile kapatılır.
Çeliklerin dikildiği yer hafif bünyeli, organik ve ticari
gübrelerle zenginleştirilmiş olmalıdır. Bu çelikler üzerindeki
gözler ilkbaharda sürer ve yaz boyunca gelişerek sonbaharın
sonlarında dikime hazır fidan haline gelirler.
C. ÇEŞİT SEÇİMİ
Daha kazançlı organik yetiştiricilik için
çok iyi adapte olmuş ve özellikle yaygın hastalıklara genetik
olarak dayanıklı çeşitlerin seçimine dikkat etmelidir.
Çeşit bulunduğu iklim ve toprak özelliğine
uygun,
Verimli ve hastalıklara dayanıklı,
Pazarın aradığı, yola ve taşımaya dayanıklı,
Bitkisi kuvvetli gelişen,
Meyveler taze olarak veya meyve işleyen bir kurulaşa pazarlanması
durumlarında farklı çeşit gerektirmektedir.
Çeşidi, özelliği ve kaynağı belli olmayan fidanlar ile bahçe
kurulmamalıdır. Bu tip fidanlarla çeşitler karıştığı için
meyvenin pazar değeri ve verim düşmekte, pazarlamada güçlüklerle
karşılaşılmak tadır.
Üretimine karar verilen çeşide ait fidanlar organik yetiştiricilikte
kabul edilebilmesi için fidan üretimi sırasında kullanılan
ilaç ve gübrelerin organik kaynaklı olması gerekmektedir.
BAHÇE TESİSİ
Yer Seçiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Dikim yapılacak yer çevreden daha yüksek yerde seçilmelidir.
Böylece su drenajı sağlanmış ve hastalık-zararlı yoğunluğu
daha az olacaktır. Üretim yerindeki yeterli hava sirkülasyonu
ile olabilecek kış zararlanmaları ve geç ilkbahar don zararını
en aza indirecektir. Diğer yandan hakim rüzgar açık alanlarda
(tepelerde) bitkilerde bitki dokularının kurumasına neden
olabilir. Bu şekilde zararlanan bitkiler ise kış soğukları
sürgünlerin ölümüne neden olmaktadır.
Daha önceden meyve üretimi yapılmış (şeftali, elma, üzüm,
üzümsü meyve v.b.) yerler kök kanseri riski taşıdığı için
tercih edilmemelidir. Aynı şekilde kısa zaman önce domates,
patates, biber, patlıcan ve tütün gibi solanacia familyasına
ait ürünlerden birisi ile yetiştiricilik yapılmış ise, verticillium
solgunluğu riski artacağı için bu tip üretim alanları tercih
edilmemelidir.
Yakınlardaki yabani böğürtlenler hastalık ve zararlıların
kaynağını oluşturacağı için bu bitkilerin imha edilmesi gerekmektedir.
Çalışmalar göstermiştir ki üzerinde zararlı bulunduran bu
tip konukçu yabani bitki ve diğer bahçelerden 100 -120 m.
uzakta kurulmalıdır.
Organik tarım yapılacak alanlarda ayrık otu gibi çok yıllık
yabani otlar dikim öncesinde mutlaka kontrol altına alınmalı
veya alternatif başka alanlar tercih edilmelidir. Çünkü bu
tip çok yıllık otların yoğun olarak bulunduğu tarlalarda kimyasal
ilaç (herbisit) kullanılmadan bu yabani otlardan kurtulmak
zordur.
Toprak Hazırlığı ve Dikim
Bahçe kurulacak yerin iklim özellikleri, böğürtlen bitkilerinin
yetiştiriciliğine uygun olmalıdır. Toprak analizi yaptırılarak
gerektiğinde toprak bünyesi uygun hale getirilir. Bahçenin
ilkbahar ve özellikle yaz aylarında sürekli sulanacağı düşünülerek,
su kaynaklarına yakınlığı, sulama suyu temini durumuna göre
sulama yöntem ve tesisine karar verilir.
Bahçede daha önceden herhangi bir kültür yapılamamışsa bahçe
hazırlığına bir önceki yazdan başlanır. Toprak dikimden en
az bir ay önce derin bir şekilde sürüm, gerekirse krizma yapılır.
Toprak analizi yaptırılarak verilecek gübre miktarları belirlenir.
Genel olarak topraklar organik maddece fakir olduklarından
3-5 ton çiftlik gübresi verilerek ikinci bir sürüm yapılır.
Gübrelemeden sonra, toprak işlenerek gübrenin toprağa karışması
sağlanmalıdır. Dikimden önce organik kaynaklı fosforlu ve
potasyumlu gübrelerle bir taban gübrelemesi ve son bir sürüm
yapmak daha iyi sonuçlar vermektedir. Toprak işlendikten sonra
gerekiyorsa toprak fümigasyonu yapılmalıdır.
Dikim
Dikim yapılacak fidanlar kuvvetli, kökler iyi gelişmiş, hastalıksız
olmalıdır. Dikim zamanına kadar serin ve nemli ortamlarda
saklanmalıdır. Hemen dikilmeyecek ise hendeklenmelidir. Gözler
canlı ve dolgun olmalıdır. Fidanlar dikim yerine çamurlu su
dolu kovalarda veya ıslak telisler içerisinde taşınmalıdır.
Kapalı, bulutlu, rüzgarsız günler dikim için en uygun günlerdir.
Dikilecek böğürtlen fidanlarında önce kök tuvaleti yapılır.
Yaralı, kuru ve çok uzun kökler kesilir. Dikimin hemen ardından
fidanlara can suyu verilir. Dikimi yapılan fidanın tepesi
20-30 cm’ den kesilir
Böğürtlenlerde kışları soğuk geçen bölgelerde erken ilkbaharda
yapılan dikimler en iyi sonucu vermektedir. Kışları ılık geçen
bölgelerde ise geç sonbahar ve kış aylarında yapılan dikimler
iyi sonuç vermektedir.
Dikim mesafeleri tür, ve çeşitler büyüme gücü ve şekline,
dikim yöntemlerine, terbiye şekillerine, toprak verimliliğine
ve toprak işleme şekline göre çok farklılık göstermektedir.
Dik büyüyen böğürtlenler için “sıra arası x sıra üzeri” mesafeleri
1.50 x 0.50 m, yatık büyüyenler için ise 3.00 x 3.50 m bırakılmaktadır.
Genel olarak ortalama “2.50 x 1.50 m” kullanılmaktadır.
Ticari amaçlı dikim aralıkları sıra arası 3 m, sıra üzeri
1.0 -1.5 m tavsiye edilmektedir. Tek sıra tel sistemi kullanılmaktadır.
Dallar tellere 70, 130 ve 180 cm yüksekliklerde tel ile bağlanır
(Şekil 1).
Şekil 1. Böğürtlenlerde değişik terbiye şekilleri.
Malçlama
Yapılan çalışmalar göstermiştir ki böğürtlen ve ahududularda
malçlama yapılmasıyla toprak nemi ve sıcaklığını korumakta,
yabancı ot kontrolü ve verimde olumlu etkileri olmaktadır.
Malç malzemesi olarak plastik, dokunmuş plastik, sap ve saman
kullanılabilmektedir. Dokunmuş plastik gibi yer örtü malzemeleri
uzun dönemde yabancı ot kontrolünde kullanılabilmektedir.
Ancak phytophthora’ya (kök çürüklüğü) hassas bazı çeşitlerde
plastik malç uygulaması ile bu hastalığın daha da arttığı
görülmektedir. Bu gibi durumlarda samanla malçlama önerilmektedir.
E. BUDAMA
Diğer önemli uygulamada budama işlemidir. Kış budamasında
kuruyan dallar kesildiği gibi gelişme döneminin daha sonraki
yıllarında budama yapılmaktadır. 3. yıl içersinde yeşil budama
yapılmaktadır. Haziran ayı içerisinde ince zayıf dallar kesilerek
her taç da 4-5 ana dalın büyümesi sağlanır.
Kış budamasında gelişmesi en iyi olan 4-5 yeni dal seçilerek
diğerleri budamayla çıkarılır. Aynı zamanda ana dallar 190-195
cm yükseklikte bırakılır. Yan dalların ilk 40-45 cm’ leri
kesilerek diğerleri 20-30 cm kısaltılır.
F. DİKİM SONRASI BAKIM
Dikimden sonra toprak 15-20 cm derinlikte işlenmeli. Sıralar
arası çapalanarak kesekler kırılmalıdır. Yabancı ot mücadelesi,
hastalık ve zararlılar ile mücadele yapılmalıdır.
Meyvenin olgunlaşma döneminde güneşli ve rüzgarlı günleri
tercih eder. Yağmurlu mevsimlerde Botrytis daha hızlı bir
gelişme gösterir. Bu da çiçeklenmeden önce ve sonra organik
kaynaklı fungisit uygulamasıyla önlenebilmektedir.
G.GÜBRELEME
Dikim öncesinde yapılacak toprak tahliline göre önerilen gübreler
doğrultusunda gerekli gübreleme yapılmalıdır. Üzümsü meyvelerde
4.5-7.5 gibi oldukça geniş pH aralığına dayanım gösterirler.
Ancak optimum pH 6.0-6.5 tır. Bu gibi optimum değerlerden
farklı toprak tiplerinde kireç veya diğer toprağın yapısını
düzenleyiciler kullanılmalıdır. Yıl içerisinde pH oranına
göre uygun düzenleyicilerden kullanılmalıdır. Ancak analiz
yapılmaması durumunda yıllık gübre ihtiyaçları;
4 -10 kg/da saf azot karşılığı organik kaynaklı azotlu gübre,
5 -7 kg/da saf fosfor karşılığı organik kaynaklı fosforlu
gübre,
8 -12 kg/da saf potasyum karşılığı organik kaynaklı potasyumlu
gübre verilir.
Tam verim çağındaki bahçelerde bu miktarlar ilk dikim yıllarında
1/3’ ü, ikinci yılda ½’ si olarak verilmelidir.
Organik kaynaklı azotlu gübreler böğürtlen bitkilerine erken
ilkbaharda ve meyve gelişimi sırasında olmak üzere iki defada
verilir. Azotlu gübreler sulama veya yağış öncesi, bitkilerin
kök bölgelerine serpilerek verilmelidir.
Fosforlu ve potasyumlu gübreler gerektiğinde yılda veya iki
yılda bir uygulanır. Uygulama sonbahar kış aylarında, organik
kaynaklı fosforlu ve potasyumlu gübreler bitkilerin kök bölgeleri
hizalarına toprağa 20-30 cm derinliğe gömülerek uygulanır.
Aşırı fosfat uygulamalarından kaçınmalı. Toprakta fosfor seviyesinin
yüksek olması üzümsü meyvelerde çinko yetersizliğini etkilemektedir.
Kümes hayvanları atığı kullanan üreticilerin bu gübrenin fosfat
bakımından zengin olduğunu göz önünde bulundurulmalıdır.
Üzümsü meyveler tuza en hassas bitkiler grubunda yer almaktadır.
Potasyum klorit tuzun doğal kaynağıdır. Bu nedenle potasyum
klorit dikim öncesi veya bakım sırasındada gübrelemede kullanılmamalıdır.
Diğer yandan örtü bitkileri veya malç kullanılıyorsa yıllık
ek gübre uygulaması olarak özellikle azot uygulamalarından
iyi sonuç alınmaktadır.
Organik tarım üretimde gübrelemede çiftlik gübresi, kompost,
hayvan ürünleri, sebze veya tohum küspesi kullanmaktadır.
H. SULAMA
Böğürtlen meyvesinde iyi verim alabilmek için sulama önemli
faktörlerden birisidir. Sürekli toprak nemi isteğinde olan
böğürtlen bitkileri için sulama önemli bir konudur. Yağışların
yetersiz olduğu dönemlerde sulama zorunlu olarak yapılmalıdır.
Özellikle hasat zamanında daha fazla sulama gerekir.
Az geçirimli topraklarda fazla su birikimi köklerde hastalıklara
ve ölümlere sebep olur. Aşırı sulama susuzluk kadar zararlı
olabilir.
Sulama; karık, yağmurlama veya damla sulama şeklinde yapılır.
Ancak hasat döneminde yağmurlama sulama yönteminden kaçınılmalıdır.
I. HASTALIK VE ZARARLILAR İLE MÜCADELE
Hastalık ve zararlılarda ilk şart korunma önlemlerinin alınmasıdır.
Hastalıkların kontrol altına alınabilmesi için temel olarak
enfekte olmuş bitki veya bitki parçalarının imhası ve yabancı
ot mücadelesinin titizlikle yapılması gerekmektedir. Diğer
yandan aşağıdaki konularda dikkat edilmesi de hastalık ve
zararlılar ile mücadeleyi kolaylaştıracaktır. Bunlar;
Yurt dışından veya bölge dışından getirilen fidanlar sertifikalı
olmalı, sağlık kontrolleri yapılmalıdır.
Dikilecek yer hastalık ve zararlılardan arındırılmış olmalıdır,
gerekirse ilaçlamalı, sterilize edilmelidir.
Bölgede yaygın bir hastalık veya zararlı varsa buna dayanıklı
çeşitler seçilmelidir.
Fidanlıklarda her türlü karantina tedbirleri alınmalı, fidanlık
yeri birkaç yılda bir değiştirilmeli, fidanların sürekli sağlık
kontrolleri yapılmalıdır.
Bahçe yeri seçiminde dikim sistemi ve budama işlemlerinde
bitkilerin havalanma ve güneşlenmeleri dikkate alınmalıdır.
Böğürtlen bitkilerinin toprak işleme, sulama, budama, gübreleme
gibi bakım işlemleri zamanında ve tekniğine uygun olarak yapılmalı,
bitkilerin kuvvetli gelişmeleri sağlanmalıdır. Hastalık ve
zararlı riski olduğunda budama artıkları bahçeden uzaklaştırılmalı
ve yok edilmelidir.
Kimyasal mücadele son çare olarak yapılmalı, doğru ilaç, doğru
zamanda, gerekli dozda ve tekniğine uygun olarak uygulanmalıdır.
Bunun için mutlaka tarımsal kuruluşlardan bilgi alınmalı ve
tavsiyelere titizlikle uyulmalıdır.
Bölgede virüs hastalıkları görülmüşse bunların taşınma yolları
öğrenilerek gerekli önlemler alınmalı, bahçede bitkiler kontrol
edilerek virus hastalıkları semptomu gösteren bitkiler varsa
bunlar derhal imha edilmelidir.
Organik madde, kalsiyum ve azotun amonyum formu bakımından
zengin topraklarda doğal olarak phytophthora etmeni baskı
altında tutulmaktadır.
Yine yapılan çalışmalarda toprağın kalsiyum sülfat ile takviye
edilmesi kırmızı ahududularında uygulamalarının phytophthora
zararını azalttığı tespit edilmiştir. Dikim yerlerinin yüksek
yastık olarak hazırlanması da faydalı olmaktadır.
J. VERİM
Böğürtlen yetiştiriciliği tekniğine uygun şekilde yapıldığında,
ekonomik ömür 12-13 yıl olup, tam verim çağındaki 1 dekar
böğürtlen bahçesinden 2.0-2.5 ton meyve almak mümkündür.
K. HASAT VE AMBALAJ
Böğürtlen meyve türleri içerisinde meyvesi en hassas olanlardan
biridir. Bu nedenle kısa zamanda bozulabilen ve hızlı tüketilmesi
gereken bir meyvedir. Bu nedenle böğürtlen hasadı, ambalajı
ve taşınmasında çok titiz davranmak gerekmektedir.
Toplamada gecikme, meyvenin yumuşaması normal rengini kaybederek
daha koyu renk alması ile anlaşılır. Derin dondurma ve gıda
sanayi için böğürtlen tipik rengini aldıktan sonra hasat edilmelidir.
Böğürtlen meyveleri hasat olumuna geldikten sonra sabah erken
saatlerde hasadı yapılmalıdır. Haftada 2-3 defa hasadı yapılmaktadır.
Sıcak ve kuru havalarda daha sık hasat edilebilir. Böğürtlen
hasadı için günün serin saatleri tercih edilmelidir. Genellikle
sabah 8-10 arası en uygun saatlerdir. Hasat edilen meyveler
en kısa zamanda serin, gölge bir yere taşınmalı, mümkünse
hemen soğuk depoya konulmalıdır.
Gıda endüstri kuruluşlarına işlenmeye gönderilecek meyveler
0.5-1.0 kg’lık kutulardan 3-5 kg’lık küçük kasalara kadar
daha büyük kaplara doğrudan toplanır. Bu kapların seçiminde
alıcı fabrikanın talepleri göz önünde bulundurulmalıdır. Taze
olarak pazarlanacak meyveler 100, 250 veya 500 g’lık küçük
plastik kaplara toplanır, bu kaplar ile büyük kasalara dizilerek
bu şekilde nakliyeye hazır duruma gelmiş olur. Ambalaj kaplarının
altı ezilen meyve suyunun akabilmesi için mutlaka delikli
olmalıdır. Aksi halde alt taraftaki meyveler hemen çürürler.
Hasat edilen bu meyveler en kısa zamanda serin bir yere alınmalıdır.
Böğürtlen meyvelerinin uzun süre taze olarak muhafazaları
genel olarak düşünülemez. Ancak olağanüstü durumlarda -0.5°C
veya 0°C’de %85-90 oransal nem koşullarında 5-7 gün süreyle
depolanabilir. Muhafazayı kısıtlayan en önemli faktör meyvelerin
çürümeleridir.
L. MEYVENİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Böğürtlen meyveleri çok çeşitli şekillerde
değerlendirilirler. İstenirse krema ile veya diğer meyveler
ile birlikte hazırlanan meyve salatası şeklinde tüketilir.
Derin dondurularak muhafazaya alınan meyveler uzun süre farklı
değerlendirmeler için hazır tutulur. Böğürtlen meyveleri pasta
endüstrisinin aranan meyvelerindendir.
Ayrıca meyveler kurutularak değişik şekillerde kullanılmak
üzere (meyve çayı gibi) uzun süre saklanabilirler. Böğürtlen
meyveleri meyve suyu, konsantre ve likör olarakta kullanılmaktadır.
Reçel, marmelat, jöle ve şekerleme endüstrisinde, özellikle
kendine özgü güzel kokuları nedeniyle değerli bir hammaddedir.
Son yıllarda hızla gelişen ve tüketimleri artan dondurma ve
meyveli yoğurt üretiminde de yaygın olarak kullanılmaktadır.
III. ORGANİK AHUDUDU YETİŞTİRİCİLİĞİ
Dr. Burhan ERENOĞLU
Bitkileri Türkiye’nin kuzeyinde batıdan doğuya uzanan bir
kuşak boyunca, genellikle 1000 m ve daha fazla yükseklerde,
hava oransal nemi fazla olan yerlerde doğal olarak bulunurlar.
Bu yörelerde bulunan halk tarafından çeşitli isimler altında
(ağaç çileği, ayı üzümü, more, mudimak, kavuklu çilek, kırmızı
böğürtlen v.b.) tanınırlar.
Ahududu bahçelerinde ilkbahar ve yaz aylarında aynı anda iki
farklı sürgün, sonbahar ve kış aylarında ise sadece gelecek
yıl meyve verecek sürgünler görülür.
Son yıllarda Ülkemizde “derin dondurma” tekniklerinin geliştirilmesiyle,
yurt dışına ihraç edilen dondurulmuş ürünler içinde ahududu
önemli bir paya sahiptir.
Bu nedenle ahududu soğuk depo işletmeleri tarafından aranılan
bir ürün olmuştur. Yüksek fiyatla alıcı bulmaktadır
A. EKOLOJİK İSTEKLERİ
İklim
Ahududu genelde bol güneşli, rüzgardan korunmuş, yeterli toprak
rutubeti olan yerler ahudutları için en uygun alanları oluştururlar.
Ahududu genel olarak soğuk, ılıman iklim bölgelerinin bitkileridir.
Ancak bazı çeşitleri sıcak ılıman iklim bölgelerine adapte
olabilmektedirler. Kış aylarında şiddetli donlara (-20C°,
-25C°’ye kadar) oldukça dayanıklıdır. Meyve olgunluk dönemi
Haziran-Ağustos aylarında gerçekleşmektedir.
Ahududu yetiştiriciliğinde hava oransal neminin genellikle
yüksek olması istenir. Kışları çok ılık, yazları çok sıcak
ve kurak olan bölgelerde ahududu yetiştiriciliği yapılmamalıdır.
Yüksek oranda hava nemine karşılık bahçenin iyi havalanması,
hava akımının sağlanması da gerekmektedir.
İlkbahar aylarında uzun süren sis olayları da tozlanma ve
döllenme üzerinde olumsuz yönde etkileri olmaktadır. Bu gibi
durumlarda şekilsiz meyve, eksik meyve tutumu, kalitesiz meyve
ve verim az olur.
Ahududu yetiştiriciliğinde güneşlenmenin de büyük önemi vardır.
Yeterli güneşlenme, daha iyi bir sürgün gelişimi sağlar, sürgünlerin
pişkinleşmesini ve kışa daha kuvvetli girmelerine yardımcı
olur. Böylece sürgünlerin şiddetli donlara dayanıklılıkları
artar. İyi bir güneşlenme meyve kalitesini ve verimliliğini
de artırır. Gölgede yetişen ahududu sürgünleri uzun boylu
ancak cılız, boğum araları uzun, donlara ve hastalıklara hassas
olurlar.
Toprak
Ahududular orta veya orta-küçük çalılardır ve özel bir toprak
isteği göstermezler. Bununla beraber, ahududu yetiştiriciliği
organik maddelerce zengin, derin, geçirgen, yarı asit, hafif
veya orta bünyeli, su tutma kapasitesi yüksek topraklarda
başarılı şekilde yapılır.
Sürekli toprak nemi sağlanmalıdır. Bu nedenle drenajı sağlanmış,
ağır bünyeli topraklarda da uyum sağlamaktadır. Toprak reaksiyonu
hafif asit veya nötr (pH = 6-7) olmalıdır. Toprak derinliği
en az 1 metre olmalıdır. Toprak hazırlığında toprak 30-35
cm derinlikten işlenmesi yeterlidir.
Toprak işleme sırasında organik gübrelemenin beraber yapılmasında
yarar vardır.Takip eden uygulama organik kaynaklı N, P, K
gübrelemesidir. Bunun da sonbahar sonunda veya kış sonundan
önce toprak analizi sonunda gerekli miktarlarda uygulanmalıdır.
ÇEŞİT SEÇİMİ
Kırmızı ahududuları iki tiptir bunlar; a-
Yaz ürünü verenler: bunlar tipik iki yıllık hayat dönemli
bitkilerdir. İkinci yılda meyveleri haziran ayı sonunda olgunlaşmaya
başlar ve ağustos ayına kadar devam eder. Sürgünler meyveden
sonra kuruyarak ölürler. b- İlk sürgünleriyle ürün veren tipler:
bu tip özellikli çeşitler ilk yılında ürün vermeye başlar.
Bu tip ahududuları devamlı meyve veren ahududular olarak adlandırılırlar.
Ahududularında çeşit seçerken;
Çeşit bulunduğu iklim ve toprak özelliğine uygun,
Verimli ve hastalıklara dayanıklı,
Pazarın aradığı bir çeşit,
Yola ve taşımaya dayanıklı,
Bitkisi kuvvetli gelişen,
Ayrıca meyveler taze olarak veya meyve işleyen bir kurulaşa
pazarlanması durumlarında farklı çeşit gerektirmektedir.
Üretimine karar verilen çeşide ait fidanlar organik yetiştiricilikte
kabul edilebilmesi için fidan üretimi sırasında kullanılan
ilaç ve gübrelerin organik kaynaklı olması gerekmektedir.
Çeşidi, özelliği ve kaynağı belli olmayan fidanlar ile bahçe
kurulmamalıdır. Bu tip fidanlarla çeşitler karıştığı için
meyvenin pazar değeri ve verim düşmekte, pazarlamada güçlüklerle
karşılaşılmaktadır.
C. ÇOĞALTMA METODLARI
Diğer meyve türlerinde olduğu gibi ahududuları aşılama tekniği
uygulanmamaktadır. Ahududu gövde çelikleri çok farklı uygulamalara
rağmen köklenmemektedir. Çelikle çoğaltma ile de ahududu fidanı
üretilememektedir. Ayrıca ahududu tohumları ile üretim, hem
tohumlar zor çimlenmekte, hem de tohumlardan çıkan bitkiler
ana bitkiye benzememektedir.
Ahududu fidanı üretimi;
1 - Kök sürgünleriyle
2 - Kök çelikleriyle
Kök sürgünleri ile fidan üretimi
Ahududu bitkisinin kök boğazı ve kökte bulunan gözlerden her
yıl yeni sürgünler çıkmaktadır. İlkbaharda topraktan çıkan
sürgünler gelişme mevsimi boyunca büyürler. Geç sonbaharda
yapraklarını döktükten sonra erken ilkbahara kadar bunlar
köklü olarak sökülür ve fidan olarak kullanılırlar. Kışları
sert geçen bölgelerde ilkbaharda söküm daha uygundur.
Kök sürgünleri ile fidan üretiminde sağlıklı ana bitkiler
ile, gerekir ise sterilize edilmiş alanlarda damızlıklar kurulur.
Bu damızlıklarda bakım en iyi şekilde yapılır. Meyve dalcıkları
henüz çiçekte iken kesilir ve her 4-5 yılda bir, fidanlık
yeri değiştirilmelidir.
Kök çelikleri ile fidan üretimi
Ahududu bitkilerinin gövde çelikleri ile üretimi mümkün olmamakla
beraber kök çelikleri ile fidan üretimi sağlanabilmektedir.
Kök çelikleri sonbaharda yaprak dökümünden, ilkbaharda gözlerin
sürmesine kadar geçen dinlenme döneminde alınırlar. 2 mm’
den 10 mm’ ye kadar değişen kalınlıklarda kök parçalarından
yararlanılır.
Çelikler 5-10 cm boyunda hazırlanırlar. Kök parçalarının alınıp
çelik yapılmaları ve dikilmelerine kadar, çok nemli ortamlarda
tutulmaları ve kurumalarının önlenmesi gerekir. Kök çelikleri
arazide 60-80 cm aralıklarla ve 3-5cm derinlikte açılan çizilere
yanyana ve yatay olarak dizilir üstleri toprak ile kapatılır.
Çeliklerin dikildiği yer hafif bünyeli, organik ve ticari
gübrelerle zenginleştirilmiş olmalıdır. Bu çelikler üzerindeki
gözler ilkbaharda sürer ve yaz boyunca gelişerek sonbaharın
sonlarında dikime hazır fidan haline gelirler.
D. BAHÇE TESİSİ VE DİKİM
Yer Seçiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler
Böğürtlende olduğu gibi dikim yapılacak yer çevreden daha
yüksek yerde seçilmelidir. Böylece su drenajı sağlanmış ve
hastalık-zararlı yoğunluğu daha az olacaktır. Üretim yerindeki
yeterli hava sirkülasyonu ile olabilecek kış zararlanmaları
ve geç ilkbahar don zararını en aza indirecektir. Diğer yandan
hakim rüzgar açık alanlarda (tepelerde) bitkilerde bitki dokularının
kurumasına neden olabilir. Bu şekilde zararlanan bitkiler
ise kış soğukları sürgünlerin ölümüne neden olmaktadır.
Daha önceden meyve üretimi yapılmış (şeftali, elma, üzüm,
üzümsü meyve v.b.) yerler kök kanseri riski taşıdığı için
tercih edilmemelidir. Aynı şekilde kısa zaman önce domates,
patates, biber, patlıcan ve tütün gibi solanacia familyasına
ait ürünlerden birisi ile yetiştiricilik yapılmış ise, verticillium
solgunluğu riski artacağı için bu tip üretim alanları tercih
edilmemelidir.
Yakınlardaki yabani böğürtlenler hastalık ve zararlıların
kaynağını oluşturacağı için bu bitkilerin imha edilmesi gerekmektedir.
Çalışmalar göstermiştir ki üzerinde zararlı bulunduran bu
tip konukçu yabani bitki ve diğer bahçelerden 100 -120 m.
uzakta kurulmalıdır.
Organik tarım yapılacak alanlarda ayrık otu gibi çok yıllık
yabani otlar dikim öncesinde mutlaka kontrol altına alınmalı
veya alternatif başka alanlar tercih edilmelidir. Çünkü bu
tip çok yıllık otların yoğun olarak bulunduğu tarlalarda kimyasal
ilaç (herbisit) kullanılmadan bu yabani otlardan kurtulmak
zordur.
Toprak Hazırlığı
Bahçe kurulacak yerin iklim özellikleri, ahududu bitkilerinin
yetiştiriciliğine uygun olmalıdır. Toprak analizi yaptırılarak
gerektiğinde toprak bünyesi uygun hale getirilir. Bahçenin
ilkbahar ve özellikle yaz aylarında sürekli sulanacağı düşünülerek,
su kaynaklarına yakınlığı, sulama suyu temini durumuna göre
sulama yöntem ve tesisine karar verilir.
Bahçe toprağının hazırlığına yaz aylarından başlanır. Derin
bir sürüm, gerekirse krizma yapılır. Toprak analizi yaptırılarak
verilecek gübre miktarları belirlenir. Genel olarak topraklar
organik maddece fakir olduklarından 3-5 ton çiftlik gübresi
verilerek ikinci bir sürüm yapılır. Gübrelemeden sonra, toprak
işlenerek gübrenin toprağa karışması sağlanmalıdır. Toprak
işlendikten sonra gerekiyorsa toprak fümigasyonu yapılmalıdır.
Dikim
Ahududu bahçesi kışları çok sert olmayan bölgelerde geç sonbahar
ve kış aylarında tesis edilir. Bu uygulamayla fidanların ilkbahar
gelişme dönemine daha kuvvetli ve hazırlıklı girmesini sağlar.
Ancak kış aylarında şiddetli don olayları görülen bölgelerde
erken ilkbahar dikimi daha uygundur. İlkbahar dikimlerinde
de fazla gecikilmemesi gerekmektedir.
Ahududu fidanları bahçeye, kökleri ot, saman, perlit, torf
gibi malzemeler ile nemliliğini koruyarak getirilmelidir.
Bahçenin bir kenarına hendek açılır ve sıralanarak dikime
kadar burada tutulurlar.
Ahududu bahçelerindeki sıra aralıkları 2-2.5 m olmalıdır.
Sıra üzeri aralıkları 0.4 -1.0 m aralıklarla dikim yapıldığında
maksimum verime daha kısa sürede ulaşılır. Dikilecek ahududu
fidanlarında önce kök tuvaleti yapılır. Yaralı, kuru ve çok
uzun kökler kesilir.
Daha sonra, önceden hazırlanmış ve toprak gübre karışımı doldurulmuş
çukurdan yaklaşık 20-30 cm derinliğe kadar toprak alınır.
Dikim derinliği fidanın kök boğumunun tamamı toprak içinde
kalacak şekilde ayarlanarak fidan bu şekilde hazırlanan çukura
dikimi yapıldıktan sonra, fidanın dip kısmına konan toprak
ayak ile sıkıştırılır.
Dikimin hemen ardından fidanlara can suyu verilir. Dikimi
yapılan fidanın tepesi 20-30 cm’ den kesilir. Bu durumda ilk
meyveler kök bölgesinden çıkacak sürgünlerden ertesi yılın
yaz aylarında alınır. Ancak fidanın tepesi 40-60 cm’ den kesilir
ise aynı yılın yaz aylarında meyveler alınır.
Malçlama
Yapılan çalışmalar göstermiştir ki böğürtlen ve ahududularda
malçlama yapılmasıyla toprak nemi ve sıcaklığını korumakta,
yabancı ot kontrolü ve verimde olumlu etkileri olmaktadır.
Malç malzemesi olarak plastik, dokunmuş plastik, sap ve saman
kullanılabilmektedir. Dokunmuş plastik gibi yer örtü malzemeleri
uzun dönemde yabancı ot kontrolünde kullanılabilmektedir.
Ancak phytophthora’ya (kök çürüklüğü) hassas bazı çeşitlerde
plastik malç uygulaması ile bu hastalığın daha da arttığı
görülmektedir. Bu gibi durumlarda samanla malçlama önerilmektedir.
E. BUDAMA
Dikim budaması
Dikimden hemen sonra fidanlar 20-30 cm yüksekliğinde kesilirler.
İlkbaharda 2-3 veya 4 adet kuvvetli gelişen dip sürgünler
bırakılır diğerleri dipten çıkarılır. Ayıklama yaparken bırakılan
dallar arasında en az 20-25 cm kadar mesafe bırakılmalıdır.
Kış budaması
Ahudutları taç kısımları ile 2 yıllık toprakaltı kök kısımları
ile çok yıllık bir bitkidir. Bırakılan çubuklar birinci yıl
olgunlaşır, ikinci yıl meyve verdikten sonra kururlar. Bu
dallar hasattan sonra veya sonbaharda toprak yüzeyine yakın
bir yerden kesilip tellerden temizlenmelidir. Kök dibinden
çıkan yeni sürgünlerden ertesi yıl için her kümede en kuvvetli
gelişen 3-4 yeni sürgün bırakılır diğerleri yine temizlenirler.
Kış budaması için en uygun zaman sonbahar veya ilkbahar başıdır.
Devamlı meyve veren çeşitlerde sonbahar ürünü gelişme göstermektedir
ki bu da Eylül’ den ilk donlara kadar devam etmektedir. Bu
nedenle budama işlemi oldukça basittir, çünkü bitkinin tüm
toprak üstü kısmı yaklaşan kışa doğru kesilerek uzaklaştırılır.
Takip eden ilkbaharda yeni sürgünler gelişirler ki bunlar
zayıf ve incedir. Her bir metre sıra üzerinde bir düzineden
fazlası kesilmelidir.
Yaz budaması
Yazın tepe alma yapıldığı gibi, fazla dalların da ayıklanması
gerekmektedir. Çok sıcak aylarda tepe alma sakıncalıdır. Zayıf
ve yere yakın dallar kesilir. Genel olarak iri meyveler kuvvetli
dallarda 15 cm uzunluğundaki meyve dalcıklarında olmaktadır.
Bu nedenle budama yaparken bu özellik göz önünde bulundurulmalıdır.
O halde budama yapılırken fazladan oluşan koltukların bir
kısmını temizleyip meyve dalcıklarını kuvvetlendirmek gerekmektedir.
Budama ile meyve sayısını biraz azaltsa da meyve irileşmekte
ve kalite yükseldiği için pazar değerini artırmaktadır.
Gençleştirme Budaması
Ahudutlarında gençleştirme budaması da yapılmalıdır. Yıllar
geçtikçe kök kısmı yaşlanmaya yüz tutar, yeni dallar azalır
ve böylece verimde ve kalite de azalmalar görülür. Bunu ortadan
kaldırmak için , 5-6 yılda bir ahudutlarının toprak altındaki
yaşlı kök kısmı kesilir.
Kesimden hemen sonra bitkilerin bulundukları yerlere (ocaklara)
bol miktarda çiftlik gübresi ve ticari gübre (azot, fosfor
ve potaslı gübre) verilmelidir. Bu işlemler ile ahudutlarının
ömrü uzatılmış olur. Aynı tesiste 12-15 yıl yetiştiricilik
yapılabilir.
F. GÜBRELEME
Gübrelemede, bahçe toprağı analiz yaptırılarak gerekli gübreleme
yapılmalıdır. Ancak analiz yapılmaması durumunda yıllık gübre
ihtiyaçları;
4 -10 kg saf azot karşılığı organik kaynaklı azotlu gübre,
5 -7 kg saf fosfor karşılığı organik kaynaklı fosforlu gübre,
8 -12 kg saf potasyum karşılığı organik kaynaklı potasyumlu
gübre verilir.
Tam verim çağındaki bahçelerde bu miktarlar ilk dikim yıllarında
1/3’ ü, ikinci yılda ½’ si olarak verilmelidir.
Organik kaynaklı azotlu gübreler ahududu bitkilerine erken
ilkbaharda ve meyve gelişimi sırasında olmak üzere iki defada
verilir. Azotlu gübreler sulama veya yağış öncesi, bitkilerin
kök bölgelerine serpilerek verilmelidir.
Fosforlu ve potasyumlu gübreler gerektiğinde yılda veya iki
yılda bir uygulanır. Uygulama sonbahar kış aylarında, fosforlu
ve potasyumlu gübreler bitkilerin kök bölgeleri hizalarına
toprağa 20-30 cm derinliğe gömülerek uygulanır.
Aşırı fosfat uygulamalarından kaçınmalı. Toprakta fosfor seviyesinin
yüksek olması üzümsü meyvelerde çinko yetersizliğini etkilemektedir.
Kümes hayvanları atığının gübre olarak kullanılmasında bu
gübrenin fosfat bakımından zengin olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.
Üzümsü meyveler tuza en hassas bitkiler grubunda yer almaktadır.
Potasyum klorit tuzun doğal kaynağıdır. Bu nedenle potasyum
klorit dikim öncesi veya bakım sırasındada gübrelemede kullanılmamalıdır.
G. SULAMA
Ahududu meyvesinde iyi verim alabilmek için sulama, önemli
faktörlerden birisidir. Sürekli toprak nemi isteğinde olan
ahududu bitkileri için sulama önemli bir konudur. Yağışların
yetersiz olduğu dönemlerde sulama zorunlu olarak yapılmalıdır.
Özellikle hasat zamanında daha fazla sulama gerekir. Ancak
ahududu bitkisi kökleri kuraklığa olduğu kadar aşırı suya
da duyarlıdır.
Az geçirimli topraklarda fazla su birikimi köklerde hastalıklara
ve ölümlere sebep olur. Aşırı sulama susuzluk kadar zararlı
olabilir.
Sulama; karık, yağmurlama veya damla sulama şeklinde yapılır.
Ancak hasat döneminde yağmurlama sulama yönteminden kaçınılmalıdır.
Şekil 1. Ahududularda terbiye şekilleri
H. HASTALIK VE ZARARLILAR İLE MÜCADELE
Hastalık ve zararlılarda ilk şart korunma
önlemlerinin alınmasıdır. Hastalıkların kontrol altına alınabilmesi
için temel olarak enfekte olmuş bitki veya bitki parçalarının
imhası ve yabancı ot mücadelesinin titizlikle yapılması gerekmektedir.
Diğer yandan aşağıdaki konularda dikkat edilmesi de hastalık
ve zararlılar ile mücadeleyi kolaylaştıracaktır. Bunlar;
Bunlarda ;
Yurt dışından veya bölge dışından getirilen fidanlar sertifikalı
olmalı, sağlık kontrolleri yapılmalıdır.
Dikilecek yer hastalık ve zararlılardan arındırılmış olmalıdır,
gerekirse ilaçlamalı, sterilize edilmelidir.
Bölgede yaygın bir hastalık veya zararlı varsa buna dayanıklı
çeşitler seçilmelidir.
Fidanlıklarda her türlü karantina tedbirleri alınmalı, fidanlık
yeri birkaç yılda bir değiştirilmeli, fidanların sürekli sağlık
kontrolleri yapılmalıdır.
Bahçe yeri seçiminde dikim sistemi ve budama işlemlerinde
bitkilerin havalanma ve güneşlenmeleri dikkate alınmalıdır.
Ahududu bitkilerinin toprak işleme, sulama, budama, gübreleme
gibi bakım işlemleri zamanında ve tekniğine uygun olarak yapılmalı,
bitkilerin kuvvetli gelişmeleri sağlanmalıdır.
Hastalık ve zararlı riski olduğunda budama artıkları bahçeden
uzaklaştırılmalı ve yok edilmelidir.
Kimyasal mücadele son çare olarak yapılmalı, doğru ilaç, doğru
zamanda, gerekli dozda ve tekniğine uygun olarak uygulanmalıdır.
Bunun için mutlaka tarımsal kuruluşlardan bilgi alınmalı ve
tavsiyelere titizlikle uyulmalıdır.
Bölgede virüs hastalıkları görülmüşse bunların taşınma yolları
öğrenilerek gerekli önlemler alınmalı, bahçede bitkiler kontrol
edilerek virüs hastalıkları semptomu gösteren bitkiler varsa
bunlar derhal imha edilmelidir.
Organik madde, kalsiyum ve azotun amonyum formu bakımından
zengin topraklarda doğal olarak phytophthora etmeni baskı
altında tutulmaktadır.
Yine yapılan çalışmalarda toprağın kalsiyum sülfat ile takviye
edilmesi kırmızı ahududularında phytophthora zararını azalttığı
tespit edilmiştir.
Dikim yerlerinin yüksek yastık olarak hazırlanması da faydalı
olmaktadır.
Malçlama uygulamaları phytophthora’ya hassas çeşitlerde bu
problemi artırmaktadır. Daha çok ağır topraklarda yetiştirilen
ahududu bitkilerinde görülmektedir.
Verticillium solgunluğu etmeni Verticillium albo-atrum fungusudur.
Patetes, domates, biber, patlıcan veya tütün yetiştirilen
topraklar en az 3-4 yıl sonra kullanılmalıdır. Yapılan çalışmalar
göstermiştir ki Verticillium türleri toprakta canlılıklarını
14 yıldan daha fazla sürdürmektedirler. Toprak solarizasyonuda
Verticillium zararını önemli ölçüde azaltmaktadır.
I. VERİM
Ahududu yetiştiriciliği tekniğine uygun şekilde yapıldığında,
tam verim çağındaki 1 dekar ahududu bahçesinden 1,5-2,0 ton
meyve almak mümkündür.
J. HASAT VE AMBALAJ
Ahududu meyve türleri içerisinde meyvesi en hassas olanlardan
biridir. Bu nedenle kısa zamanda bozulabilen ve hızlı tüketilmesi
gereken bir meyvedir. Bu nedenle ahududu hasadı, ambalajı
ve taşınmasında çok titiz davranmak gerekmektedir.
Toplamada gecikme, meyvenin yumuşaması normal rengini kaybederek
daha koyu renk alması ile anlaşılır. Derin dondurma ve gıda
sanayi için ahududu tipik rengini aldıktan sonra hasat edilmelidir.
Ahududu meyveleri saplarından kolayca ayrılmaya başladıktan
sonra sabah erken saatlerde hasadı yapılmalıdır. Haftada 2-3
defa hasadı yapılmaktadır. Sıcak ve kuru havalarda daha sık
hasat edilebilir. Ahududu hasadı için günün serin saatleri
tercih edilmelidir. Genellikle sabah 8-10 arası en uygun saatlerdir.
Hasat edilen meyveler en kısa zamanda serin, gölge bir yere
taşınmalı, mümkünse hemen soğuk depoya konulmalıdır.
Gıda endüstri kuruluşlarına işlenmeye gönderilecek meyveler
0.5-1.0 kg’ lık kutulardan 3-5 kg’ lık küçük kasalara kadar
daha büyük kaplara doğrudan toplanır. Bu kapların seçiminde
alıcı fabrikanın talepleri göz önünde bulundurulmalıdır. Taze
olarak pazarlanacak meyveler 100, 250 veya 500 g’ lık küçük
plastik kaplara toplanır, bu kaplar ile büyük kasalara dizilerek
bu şekilde nakliyeye hazır duruma gelmiş olur. Ambalaj kaplarının
altı ezilen meyve suyunun akabilmesi için mutlaka delikli
olmalıdır. Aksi halde alt taraftaki meyveler hemen çürürler.
Hasat edilen bu meyveler en kısa zamanda serin bir yere alınmalıdır.
Ahududu meyvelerinin uzun süre taze olarak muhafazaları genel
olarak düşünülemez. Ancak olağanüstü durumlarda -0.5 veya
0°C’ de %85-90 oransal nem koşullarında 5-7 gün süreyle depolanabilir.
Muhafazayı kısıtlayan en önemli faktör meyvelerin çürümeleridir.
Bir işçi 1 saatte ortalama 4-6 kg ahududu meyvesi toplayabilir.
K. MEYVENİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Ahududu meyveleri çok çeşitli şekillerde değerlendirilirler.
İstenirse krema ile veya diğer meyveler ile birlikte
hazırlanan meyve salatası şeklinde tüketilir. Derin
dondurularak muhafazaya alınan meyveler uzun süre farklı
değerlendirmeler için hazır tutulur. Ahududu meyveleri
pasta endüstrisinin aranan meyvelerindendir.
Ayrıca meyveler kurutularak değişik şekillerde kullanılmak
üzere (meyve çayı gibi) uzun süre saklanabilirler. Ahududu
meyveleri meyve suyu, konsantre ve likör olarak da kullanılmaktadır.
Reçel, marmelat, jöle ve şekerleme endüstrisinde, özellikle
kendine özgü güzel kokuları nedeniyle meyve tozu ve
meyve esansı imalatında da değerli bir hammaddedir.
Son yıllarda hızla gelişen ve tüketimleri artan dondurma
ve meyveli yoğurt üretiminde de yaygın olarak kullanılmaktadır.
Dr. Burhan ERENOĞLU
Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez
Araştırma Enstitüsü - YALOVA
2003-YALOVA
L. KAYNAKLAR
Ağaoğlu, Y. S. 1986. Üzümsü Meyveler. Anklara
Üniversitesi Ziraat fakültesi Yayınları. Yayın No:984, Ders
Kitabı 290. 377 s. Ankara üniversitesi Basımevi
Anonim, 2001. D.İ.E. 1999 Tarımsal Yapı (Üretim, Fiyat, Değer).
Anonim, 2002. İGM Kayıtları. WEB sayfası.
Ames, G. and Kuepper G. L 2000. Overview of Organic Fruit
Production. . Horticultural Production Quide. Appropriate
Technology Transfer for Rural Areas. U.S.A. 19 p. . www.attra.ncat.org
Ames, G., Born, H. and Guerena M. 2003. Strawberries: Organic
and IPM options. Horticultural Production Quide. Appropriate
Technology Transfer for Rural Areas. U.S.A. 27 p. . www.attra.ncat.org
Erenoğlu, B., M. Baş, S. Ufuk ve Y. Erbil 1999. Marmara Bölgesine
uygun yeni çilek çeşitlerinin seçimi. Atatürk Bahçe Kültürleri
Merkez Araştırma Enstitüsü Bilimsel Araştırmalar ve İncelemeler.
Yayın No:128, 26 s.
Erenoğlu, B. ve M. Öztürk, 2002. Avrupa Birliğine Uyum Aşamasında
Bahçe Bitkileri Tarımı. (Edit: Prof. Dr. Ayşe GÜL, Yard. Doç.
Dr. Raşit Zeki ELTEZ). Avrupa Birliği Ülkelerinde Üzümsü Meyveler
Tarımı ve Yakın Gelecekte Beklenen Gelişmeler.25-26 Nisan,
2002, 341s. (133-146) Meta Basım Matbaacılık, Bornova İzmir,
2002
Erkan, S. ve İ. Duman 1997 Ekolojik (Biyolojik, Organik) Tarım.
Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bornova
Kuepper, G. L., Bornm H., and Bachmann J. 2003 Organic Culture
of Bramble Fruits Horticultural Production Quide. Appropriate
Technology Transfer for Rural Areas. U.S.A. 17 p. www.attra.ncat.org
MacNaeidhe, F. S. 2002. Organic Strawberry Production. Soft
Fruit and Beekeeping Research Centre. www.teagasc.ie/publications/fruit2000/paper3.htm
11- Onur, C. 1996. Ahududu Yetiştiriciliği. 100s., Damla Ofset-Antalya
|