|
TARIMSAL SAVAŞIN İLKELERİ
ORGANİK TARIMDA KULLANILACAK YÖNTEMLER
ORGANİK TARIMDA ZARARLILARLA MÜCADELE
Bugüne kadar artan nüfusun besin ihtiyacını karşılamak
üzere tarımsal üretimde verim ve üretim artışı ana hedef
olmuştur. Ürünün kalitesinin iyileştirilmesi, üretim
girdilerinin azaltılması, doğal kaynakların, insan ve
çevre sağlığının korunması ikinci planda kalmıştır.
Birim alandan en yüksek ürünü alabilmek için yoğun girdi
uygulanılması ile toprak erozyonu, toprak yapısının
bozulması, zararlı kimyasalların birikimi ve yer altı
sularının kirlenmesi sonucu çevre sorunları ortaya çıkmış
ve sürdürülebilir tarım yapma imkanları tehlikeye girmiştir.
Bu sorunların ortaya çıkması sonucu çevre ile uyumlu
giderleri azaltıcı tarımsal üretimin yapılma yolları
araştırılmıştır. Sağlıklı bir tarımsal yapı yaratmak
üzere entegre (bütünleşik) üretim, sürdürülebilir tarım,
ekolojik veya biyolojik tarım gibi yeni tarımsal üretim
sistemleri geliştirilmeye çalışılmaktadır.
Bu çerçevede bitkilerde hastalık, zararlı ve yabancı
ottan kaynaklanan ürün kayıplarını önlemek amacıyla
kimyasal zehirlerin kullanımını mümkün olduğunca azaltan
doğal dengeyi korumaya yönelik çevreye uyumlu savaş
yöntemleri ve yönetim sistemleri entegre zararlı yönetimi
uygulanmaya başlanmış; organik tarımda yer alabilecek
alternatif savaş yöntemleri ve alternatif zehirler geliştirilerek
kullanıma sunulmuştur.
2. Tarımsal savaş
Tarımsal zararlılarla savaşta yetiştirilen bitkilerde zararlı
olan böcek ve diğer hayvansal organizmaların meydana getirecekleri
zararları önlemek, ya da azaltmak amacıyla populasyonlarını
ekonomik zarar seviyesinin altına düşürebilmek için uygulanan
yöntemler anlaşılır. Bu amaca ulaşmak için öncelikle doğal
denge ve ekonomik zarar eşiği göz önünde tutulur. Bitki koruma
da doğal dengeyi bozmadan zararlı populasyonlarını mümkün
olduğunca uzun süre ekonomik zarar seviyesinin altında tutmak
temel ilkedir.
Tarımsal savaşta, zararlıların öncelikle bulaşmaları veya
çoğalmalarını önleyen, doğal dengeyi bozmadan ve herhangi
bir girdi kullanmadan zarar oluşmasını önleyen yöntemler öncelikle
uygulanır. Bu yöntemler kanuni savaş, kültürel önlemler ve
fiziksel savaş yöntemleridir. Koruyucu önlemlerin alınmasına
karşın zararlıların sorun olması durumunda, ortaya çıkan zararlılara
karşı mekaniksel, biyoteknik ve biyolojik savaş gibi çevre
dostu savaş yöntemleri veya kullanımına izin verilen organik
veya inorganik zehirler uygulanmaktadır.
Ülkemizde ekonomik düzeyde önemli zararlı olan tüm zararlılara
karşı kullanılabilecek savaş yöntemleri, Tarım ve Köyişleri
Bakanlığının Zirai Mücadele Teknik Talimatlarında bulunmaktadır.
Bu talimatlarda zararlıların [hastalık(mantar, bakteri, virüs
ve diğer mikroorganizmalar), zararlı(böcek, akar, kuş, fare
gibi bitkilere zarar veren memeliler) ve yabancıotların] biyolojisi
ve uygulanacak savaş yöntemleri yer almaktadır. Bu teknik
talimatlarda kimyasal savaş hariç tüm savaş yöntemleri organik
tarımda da uygulanabilir.
3.1. Kanuni savaş:
Bitkilerin üretim aksamları ile taşınan zararlıların organik
tarım alanına bulaşmasını önlemek için öncelikle Ulusal karantina
önlemlerini almak gerekmektedir. Bu çerçevede iç ve dış karantina
yönetmeliklerine uyulması gerekir. Böylece yurt dışından veya
yurt içinde bölgeler arasında oluşabilecek bulaşmalar önlenebilir.
3.1.1. Kültürel önlemler
Zararlıların yaşamalarını güçleştiren, çoğalmalarını azaltan
veya engelleyen yetiştirme işlemlerinin uygulanması ile ürünlerin
zararlılardan korunmasına kültürel önlemler denmektedir. Burada
amaç zararlının öldürülmesi veya durdurulması değil, önceden
alınan önlemlerle zararlıların bitkilere bulaşmasını veya
bitkilerde çoğalmasını önleyerek ürünleri, zararlıların zararından
korumaktır. Bu yöntemi zararlılara karşı bir savaş yöntemi
olarak kullanabilmek için zararlıların yaşam yerinin, yaşam
çemberinin (biyolojisini), beslenme ve barınma gibi davranışlarının
iyi incelenmiş olması gerekir. Bilinen özellikleri göz önüne
alınarak zararlının organik tarım yapılan alana bulaşması
önlenir veya zararlının zayıf anını yakalayarak ve davranışlarının
aleyhine yöntemler kullanılarak yoğunluğunun azaltılması veya
ölmesi sağlanır.
3.1.1.2. Zararlıların bulaşmasının önlenmesi
Üretim organlarının (tohum, fide ve fidan) zararlılardan temiz
olması gerekir. Yetiştirme döneminin başında üretim organları
bu yolla taşınan zararlılar açısından kontrol edilmelidir.
Herhangi bir zararlı bulunması halinde fiziksel, mekaniksel
savaş yöntemleri veya organik zehirler uygulanmalıdır. Belirlenen
zararlıya karşı organik tarımda kullanılabilecek bir savaş
yöntemi yok ise bu üretim organları organik tarım alanına
girdirilmemelidir. Üretim organlarının temiz olması ile çimlenme
gücü yüksek ve dolayısıyla kuvvetli bitki yetiştirilerek zararlıların
zararından korunmuş olur. Bir alanda devamlı salgınlar oluşturan
bir zararlıya karşı duyarlı olan bitki türü veya çeşitleri
yetiştirilmemelidir.
Organik tarım alanına çevreden bulaşmaları önlemek üzere organik
tarım alanının çevresine tarımsal yapıya uygun, yörede salgın
yapabilecek zararlılar dikkate alınarak belirlenen ağaç veya
çitlerle ağaçlandırılmış bir alan oluşturulabilir. Ada veya
bir vadi gibi doğal olarak ayrımı olan alanlarda organik tarım
yapılması ile çevreden zararlıların bulaşması önlenebilir.
Tarla, bahçe veya serada üretim sırasında bulaşmaları önlemek
için gerekli önlemler alınmalıdır. Üretim sırasında hastalıklı
bitki ve bitki kısımları toplanarak imha edilmelidir. Hasadı
tamamlanmış bitkiler tarlada bırakılmamalı köklenerek toplanmalı
ve imha edilmelidir. Sera yetiştiriciliğinde havalandırma
açıklıklarına tül gerilerek zararlının girişi engellenmelidir.
Tülün doğal düşmanlarının da girişini engelleyeceği göz önüne
bulundurulmalıdır.
Organik tarımda imha işlemi, kompost yapımında bitki veya
artıklarının kullanılması ile gerçekleştirilebilir. Böylece,
biyolojik döngü sağlanmış ve artıklar değerlendirilmiş olacaktır.
Ancak, bitki ve bitki artıkları üzerindeki zararlıların kompost
yapımında öldüğünden emin olunmalıdır.
Böceklerin kışlama ve üreme ortamlarını yok etmek populasyonlarını
azaltmada önemlidir. Böceklerle bulaşık bitki ve ürün artıklarının
yok edilmesi bir sonraki ürünü koruyucu bir önlemdir. Pembekurt
(Pectinophora gossypiella (Saund.) (Lep.:Gelechiidae))’un
kışlayan larvalarının hasattan hemen sonra biçme ve yakmayla,
sonbaharda ise sürüm yapılarak yok edilmesi uzun süre etkili
olur. Pamuk saplarının parçalanması ve sürülerek toprağa gömülmesi
sonbahar populasyonunu % 95 azalttığı için en etkili savaş
yöntemidir.
Şalgam, havuç ve lahana artıklarının çürüyen kısımları sebze
sinekleri için yumurtlama yeri olarak tercih edilir. Bu nedenle
tarlada artık bırakılmamalıdır. Mısır kurdu (Ostrinia nubilalis
Hübn.(Lep.:Pyralidae)) kışı mısır saplarında geçirir. Hasattan
sonra kalan artıklar toplanıp yok edilmelidir. Yabancı otlar
da hastalık ve zararlıların konukçularıdır. Bazı türler yumurta
bırakmak için bunları tercih eder. Örneğin Bozkurt (Agrotis
spp. (Lep.:Noctuidae)) ve Scarabaeidae familyası türleri yumurtalarını
yabancı otlar üzerine veya yakınına bırakırlar. Bu yabancı
otların uygun zamanda yok edilmesi populasyonu azaltır. Ancak
tarla kenarındaki yabancı otların faydalılar ile tozlayıcı
arılar için barınak yeri olduğu da unutulmamalıdır.
Kenevirde zararlı Soğan-sak nematodu ile bulaşık bitki artıklarının
toplanması zararını azaltıcıdır.
Gül filiz arısı (Syrista parreyssi Spin. Hym.:Cephidae) ile
mücadelesinde güllüklerde kış temizliği yapılırken zararlının
içinde kışladığı özü yenmiş kuru gül dalları özün bulunduğu
kısımdan kesilerek hemen yakılmalıdır.
Birçok meyve hastalıkları, meyve sineği ve meyve kurdu ile
mücadelede yere düşen kurtlu veya hastalıklı meyveleri toplamak
ve yok etmek ile etkili bir savaş yapılmış olur
İyi budanmış, her tarafı güneş gören ağaçlar daha sağlam olur.
Yaprak bitleri ve koşnil daha az olur. Özellikle, San Jose
kabuklubiti (Quadraspidiotus perniciosus (Comst.)) savaşında
budama ve budamadan kalan artıkların yakılması önerilir. Zararlılar
için barınak oluşturabilecek kuru dalların budanması ve kavlamış
kabukların soyulup yakılması örneğin Scolytidae türlerinin
zararını önler. Benzer şekilde kışın bağlarda budama yapılırken
kabuklar soyulup yakılırsa Unlubit yoğunluğu önemli ölçüde
azalır.
Hastalıklı bitki köklerinin hiç kök parçası kalmayacak şekilde
topraktan tümüyle çıkarılarak yok edilmesi gerekir. Roselinia
kök çürüklüğü hastalığının sorun olduğu bahçelerde ilkbaharda
ağaçların kök boğazları kalın köklere kadar açılarak, hava
almaları sağlanmalıdır. Bu hastalığın sağlam ağaçlara bulaşmasını
önlemek amacıyla bahçede bulaşık ve sağlam kısımlar arasına
1 m derinliğinde hendek açılmalı, çıkan toprak bulaşık tarafa
atılmalıdır.
Yabancı otların taşınmasında önemli bir yeri olan çiftlik
gübrelerinin kullanılması halinde iyice yanmış olmaları gerekir.
Toprağın toprak kökenli fungal, bakteri, virüs ve nematod
gibi zararlılar ile bulaşık olmaması gerekir. Bulaşık toprakların
sulama veya sel suları ile taşınması önlenmelidir.
3.1.1.3. Sağlıklı bitki yetiştirilmesi
Kuvvetli ve sağlıklı olan bitkiler zararlılara karşı daha
dirençli olacağından zararlılar böyle bitkiler üzerinde zorlukla
beslenir ve daha az çoğalırlar. Bitkilerin sağlıklı yetiştirilmesi
için uygun toprak yapısı, sulama ve besin gibi istekleri karşılanmalıdır.
Toprak işlemesi, budama, koltuk alma, sulama veya gübreleme
gibi bakım teknikleri zamanında ve yeterince yapılmalıdır.
Bitki ihtiyacı göz önünde bulundurulurken o bölgede sorun
olan zararlılar ile mücadele de dikkate alınarak uygulamalar
yapılmalıdır.
3.1.1.3.1. Uygun yerde yetiştirme
Her bitkinin sağlıklı ve kuvvetli bir şekilde büyümesi için
uygun bir toprak tipi, yönü ve iklim isteği vardır. Bitkilerin
sağlıklı bir şekilde yetişebilmesinde ve kaliteli ürünler
vermesinde en önemli unsur toprak yapısıdır. Toprak yapısı,
tarımsal alanın yönü ve pH'sına uygun kültür bitkileri seçilerek
yetiştirilmelidir. Bu özellikler toprakta yaşayan veya bazı
dönemlerini toprakta geçiren zararlılar ile savaşta önemli
bir yer alır. Çünkü zararlıların da yaşayabileceği toprak
yapısı, pH'sı ve yönü vardır. Bunların seçiminde bitkinin
isteklerine uygun zararlının isteklerine uygun olmayan seçimler
yapılmalıdır. Örneğin, asma güneye bakan yamaçlarda iyi yetişir,
kumsal ve kıraç toprağı sever, % 60 tan fazla kum içeren topraklarda
savaşı çok güç olan Filoksera [Viteus vitifolii (Fitch.)(Hom.:Phylloxeridae)]
yaşayamaz. Hafif topraklar Scarabaeidae familyası türleri
için uygundur. Süne (Eurygaster integriceps Put.)'nin kışlama
yeri seçiminde toprak önemlidir. Geven (Astralagus spp.) bitkisinin
altında humuslu ve hafif bir toprak bulunacak olursa daha
çok Süne barınır. Toprak killi veya sertse bu bitkiler altındaki
Süne sayısı da daha az olur. Toprağın pH değeri de önemlidir.
Elateridae familyası türleri hafif asit topraklarda yaşar.
Şekerpancarı alkali topraklardan hoşlanır, asit topraklarda
yetiştirilirse Pancar sineği çoğalarak daha fazla zarar yapar.
Kök-ur nematodları alüvyonlu toprakları sever, toprak altı
zararlısı Mayıs böcekleri Kök-ur nematodları ve Haziran böcekleri
(Polphylla spp.) kumsal toprakları sever. Zararlıların bu
özellikleri dikkate alınarak bu zararlılara duyarlı bitkiler
bu tip topraklarda özellikle bulaşık olan bölgelerde yetiştirilmemeli
veya toprak yapısına ve özelliğine uygun anaçlar seçilerek
bitkiler daha sağlıklı ve kuvvetli yetiştirilmesi sağlanır.
Zeytin bahçelerinin ağır, su tutan topraklarda, havasız ve
nemli yerlerde tesis edilmemesi gerekmektedir. Zeytin halkalı
leke hastalığı (Spilocaea oleagina (Cast) Hughes ve Zeytin
yara koşnili bu tip toprakları sever.
Şeftali bahçelerinde zararlı olan Rosellinia kök çürüklüğü
(Rosellinia necatrix Prill.) ağır ve su tutan topraklarda
daha fazla zarar vermektedir.
Mildiyönun sorunu olduğu alanlarda patates tarımının sabah
ve akşam çiğ tutmayan, güney yöne bakan tarlalarda yapılması
tercih edilmelidir.
3.1.1.3.2. Toprak işleme
Toprak işlemesi bitkilerin gelişmelerini hızlandırır, kök
sisteminin iyi gelişmesini sağlayarak bitkilerin sağlıklı
ve kuvvetli olmasını sağlar. Toprakta bulunan zararlılar ile
önemli bir savaş yöntemidir. Kökleri iyi gelişmiş sebzelerde
Bozkurtlar ve telkurtları gibi toprak altı zararlıları fazla
zarar meydana getiremez. Toprak işlemesi ile toprak yüzeyine
çıkan zararlılar güneş, yağış veya rüzgar gibi iklim koşullarına
maruz kalarak veya avcı böcekler, kuşlar ve diğer bazı canlılar
tarafından yenilerek yok edilmiş olurlar.
Toprağın çeşitli yöntem, zaman ve derinlikte işlenmesi veya
sürülmesi önemli bir kültürel önlemdir. Lepidoptera takımından
Noctuidae, Geometridae ve Syphingidae familyalarına ait türler,
Coleoptera ve Diptera türleri toprakta pupa olur ve larvaları
toprakta yaşar. Bu türlerin çoğu da toprağın 10-20 cm derinliğinde
bulunur. Derin sürümle bu böcekler yüzeye çıkarılır ve predatörler,
sıcak, güneş ışığı, kuraklık gibi etkenlerle karşılaşır.
Mercimek tarlaları ekime hazırlanırken derin sürülerek gelecek
yılın ergin Apion (Apion arrogans Wenck. (Col.:Curculionidae)
populasyonunu azaltmak olasıdır.
Örneğin sonbahar sürümü genellikle tütün, pamuk ve sebzede
zararlı olan yeşilkurtun (Heliothis spp.) kışlayan pupalarının
büyük kısmını yok eder ve gelecek ilkbaharda çıkacak ergin
sayısını azaltır. Derin sürüm Mısır kurdu'nun larvalarını
toprak yüzeyine çıkartarak doğal düşmanlarla karşılaşmasını
ve iklim unsurlarına maruz kalmasını sağlar.
Ekin güvesi (Syringopais temperatella (Led.) (Lep.:Scythridae))
ile mücadele etmek için tarlanın biçilmesinin ardından iki
kez en az 10 cm derinlikte sürüm yapmak yumurta ve tırtılları
için çok etkilidir.
Kök-ur nematodları ile bulaşık tarla veya seralarda bitkilerin
bulunmadığı sıcak aylarda 15 gün ara ile en az 2 kez yapılan
derin toprak işlemesi en önemli savaş yöntemidir.
Çekirge yumurtaları toprağı belleyerek veya pullukla sürerek
yok edilebilir.
Yazlık sebzelerin ve ayçiçeğinin sökümünden sonra tarlaların
sonbaharda işlenmesi çok miktarda Bozkurt larvasını öldürür.
Kavun ve hıyarda zararlı Kavun kızılböceği Rhaphidopalpa foveicollis
Luc. (Col.:Chrysomelidae)'nin kışı geçirmek üzere diyapoza
giren erginlerini yok etmek için tarlanın kış öncesinden veya
erken ilkbaharda derin sürülmesi önerilir. Çayır tırtılı Loxostege
sticticalis (L.) Lep.:Pyralidae) ile mücadelesinde de derin
sürüm ile toprağa gömülen pupalardan kelebek yüzeye çıkamaz.
Fidanlıklarda ve meyve bahçelerinde mücadelesi çok zor olan
toprakaltı zararlıları yumurtalarını bırakmak için hububatlı
ve otlu yerleri tercih ettiklerinden ot temizliğine önem verilmeli,
hububat ara tarımı yapmamalı, ama özellikle sonbaharda derin
sürüm yaparak larvaları kuşların etkisine bırakmayı ihmal
etmemelidir.
Zeytin sineği pupalarının imhası için kış aylarında toprağın
derince sürülmesi, zarar periyodu boyunca 3-4 günde bir yere
düşen kurtlu zeytinlerin toplanması önemlidir.
Meyve bahçelerinde yabancı otlarla mücadelede en önemli yöntem
toprak işlemesidir. Çok yıllık yabancı otların sorun olduğu
durumlarda toprak işleme sayısının arttırılması, bu yabancı
otların zayıf gelişmesine neden olacağından faydalıdır.
3.1.1.3.3. Gübreleme
Özellikle yoğun tarımda bitkilerin ihtiyaç duyduğu ve toprakta
eksik olan besin maddelerin gübreleme ile verilmesi gerekmektedir.
Böylece bitkinin sağlıklı ve kuvvetli büyümesi sağlanır. Gübrelemenin
dengeli bir şekilde yapılması gerekir. Dengesiz bir gübrelemede
hastalık ve zararlılar sorun olabileceği gibi fizyolojik bozukluklar
da ürün kaybına neden olur. Azotlu gübreler bitkilerin yeşil
aksamının gelişmesini arttırır, bitkinin hücrelerinin su miktarının
artmasına neden olur. Böylece yaprakbitleri, kabuklu bitler,
thripsler gibi bitki özsuyu ile beslenen sokucu-emici ağız
parçalarına sahip böcekler aşırı çoğalır. Potaslı gübreler
bitkilerin hücre çeperlerinin kalınlaşmasına neden olur. Bu
nedenle sokucu-emici ağız parçalarına sahip böcekler bu durumda
fazla zararlı olamazlar. Bu nedenle zararlılara karşı bitkilerin
potasyum ile gübrelenmesi önerilebilir. Fosforlu gübreler
bitkilerde generatif gelişmeyi teşvik eder. Potasyum ile birlikte
bitkilerde özellikle sokucu-emici ağız parçalarına sahip böceklere
karşı dayanıklılığın artmasını sağlar. Kireç yada kireçli
gübreler toprak asitliliğini giderir. Özellikle pancar sineği
gibi asitli toprakları tercih eden zararlıların populasyonları
azalır.
Fazla azotlu gübre kullanılan topraklarda Ekin başaksineği
ve birçok bitkide zararlı olan tripslerin verdiği zarar daha
fazladır. Aşırı azotlu gübreleme sebzede beyazsinek sorununu
arttırır. Her yıl tarlalara uygulanan hayvan gübreleri ve
organik artıklar Danaburnu ve Haziran böceği gibi zararlıların
çoğalmasına neden olabilir. Bu tür gübrelerin münavebeli olarak
kullanımı zararlı yoğunluğunu azaltır.
Kanlı balsıra (Ceroplastes rusci L. (Hom.:Coccidae))'nın sorun
olduğu incir bahçelerinde potaslı gübre kullanımı üremesini
önler. Ayrıca fiğ, bakla, bezelye gibi bitkilerle ara ziraat
toprağın gübrelenmesi ve faydalıların barınmasını sağladığı
için önerilir.
Gübreleme yaparken çiftlik gübresi kullanılacak ise bu gübrenin
iyice yanmış olması gerekir. Çünkü birçok yabancı otun tohumu,
taze çiftlik gübresi ile bahçeye taşınabilmektedir.
3.1.1.3.4. Sulama ve drenaj
Su düzeni bazı böceklerin gelişmesini engellerken bazı türlerinkini
de teşvik edebilir. Bu yüzden böceklerin hassas dönemi ile
su düzeni arasındaki ilişki mücadele amaçlı kullanılabilir.
Su tutan topraklarda veya bölümlerde toprak kökenli hastalıklar
önemli bir sorun oluştururlar. Bu nedenle meyve bahçeleri
ve sebze tarlalarında suyun birikmesine engel olmak için drenaj
yapılmalı ve toprağın havalanması sağlanmalıdır.
Toprak kökenli hastalıkların sorun olduğu meyve bahçelerinde
veya sebzelerde damla sulama yapılmalıdır. Sulama suyu ve
gübreler ağaçların kök boğazına değil, taç izdüşümlerine verilmelidir.
Sebzelerin kök boğazına yakın verilmemelidir.
Birçok tür sulamadan sonra tarlaya akın eder ve mücadele zorlaşır.
Örneğin, Pamuk yaprakkurdu (Spodoptera littoralis (Boisd.))ve
Pamuk çizgili yaprakkurdu (S. exigua (Hübn.)(Lep.:Noctuidae))erginleri
yumurtlama döneminde ise sulanmış pamuk tarlalarını tercih
ederler. Bu zararlıların biyolojisi takip edilerek sulama
zamanlarının ayarlanması mücadeleyi kolaylaştırır. Tarlada
zamanında ve yeterince sulama yapılırsa Patates güvesi zararı
azalabilir. Uygun bir sulama ile topraktaki çatlaklar kapanır
ve tarla yüzeyi nemli kalır. Böylece ergin ve larvaların toprağa
girmesi engellenir. Bunun aksine hatalı sulama yapıldığında
toprak sıkışır, oluşan yarıklardan zararlı kolayca toprağa
girer ve yumruları koyar.
Bazı zararlılar aşırı nemli topraklardan hoşlanır. Örneğin
Collembola zararından kurtulmak için toprağı iyi drene etmek,
kanallar açarak nemi azaltmak önerilebilir.
Yoncalığın ilk biçimden 7 gün önce sulanması ve biçimden 7-10
gün sonrasına kadar su verilmemesi Yonca hortumlu böceği larvalarının
çoğunu öldürür.
Aşırı sulama beyazsinek ve Pamuk yaprakkurdu populasyonunu
arttırdığı için kaçınılmalıdır.
Sarı çayakarı zararını önlemek için akşam geç ve sabah erken
saatlerde hava serin iken sulama yapılmalıdır.
3.1.1.3.5. Seyrek yetiştirme
Seyrek yetiştirme, bitkilerin birim alandan daha fazla besin
alması sonucu kuvvetli ve sağlam gelişmeyi, iyi bir havalanmayı
sağlar ve nem birikmesini önler. Yaprakbitleri, beyazsinek,
unlubitler ve kabuklu bitler gibi zararlılar nemden çok hoşlanırlar
ve bu yüzden nemin yüksek olduğu bölgelerde bitkiler bu zararlılardan
daha fazla etkilenir. Bu nedenle nemin yüksek olduğu koşullarda
yaşama imkanı bulan zararlıların devamlı sorun olduğu bölgelerde
seyrek dikim önerilir.
Bitkiler arasındaki mesafe bir bitkinin nisbi gelişme oranını,
zararlı populasyonunu, zararlının bitkiyi bulma ya da yumurta
bırakma olasılığını belirler. Ağaçları çok sık olan bahçelerde
yaprak bitleri, kabuklu bit ve koşnillerin zararı daha fazladır.
Bazı durumlarda da bitki sıklığı işe yarar. Zayıf ve seyrek
yetişen yoncalar tarlada iyi gölgeleme yapamaz ve güneş ışıkları
toprağa ulaşarak burada sıcaklığın artmasına neden olur. Bu
nedenle Yonca hortumlu böceği larvasının gelişmesi hızlanmakta
ve zarar artmaktadır. Sık ve kuvvetli yetiştirilen yoncalıklarda
ise larva gelişmesi gecikmektedir. Çiçek tripsi ise sık ekilen
pamuklarda daha zararlı olduğu için pamukların önerilen sıra
aralıklarında yetiştirilmesi gerekir.
3.1.1.3.6. Gençleştirme ve budama
Meyve ağaçları gibi çok yıllık bitkilerde yapılan normal budamalar
ve geçleştirmek amacıyla yapılan aşırı budamalar bitkilerin
kuvvetli gelişmelerini, dolayısıyla zararlılardan daha az
etkilenmelerini sağlar.
Gençleştirme ve özellikle budama zararlı ile bulaşık bitki
kısımlarının uzaklaştırılmasını sağladığından zararlı populasyonlarının
azaltılmasını da sağlayan bir kültürel önlemdir.
3.1.1.4. Dayanıklı bitki tür ve çeşitleri
yetiştirmek
Her bitkinin bazı zararlılardan etkilenmesi farklıdır. Bu
farklılık yetiştirilen bitki çeşidinin zararlılara karşı dayanıklılığının
farklı olmasından kaynaklanır. Bundan yararlanarak dayanıklı
çeşitler yetiştirilerek zararlılardan korunmak mümkündür.
Bazı bitkilerin yapıları zararlıların beslenme, yumurta bırakma,
sığınma gibi davranışlarına uygun olmaması nedeniyle zararlılar
tarafından tercih edilmezler. Bitkilerin tüylü olması, mum
tabakası ile kaplı olması, rengi, içerdiği koku ve tadı bazı
böceklerin tercih etmediği özellikler olabilir. Bu özelliklere
sahip bitkiler yetiştirilerek böceklerin zararından korunulabilir.
Örneğin tüylü yapraklı pamuk, soya fasulyesi, yonca çeşitleri
yaprak bitleri ve yaprak pirelerine karşı dayanıklıdır. Fındık
kurdu, karafındık çeşidini, kabuğu kalın ve sert olması nedeniyle
tercih etmez. Üzüm taneleri sık olan çeşitlerde Salkım güvesi
zararı daha fazla olur.
Bazı bitkiler zararlıların biyolojik faaliyetlerine olumsuz
yönde etkisi olabilecek özel zehirli bileşikleri içermeleri
veya zararlılar için gerekli olan besin maddelerini yeterince
içermemeleri nedeniyle dayanıklı olurlar. Akdeniz meyve sineği
limon kabuğunun içerdiği eterik yağlar nedeniyle limonda yaşama
imkanı bulamaz.
Böcekler normal gelişebilmeleri için gerekli olan bazı besin
maddeleri ile makro ve mikro elementleri alamadığında normal
gelişemez, hasta, kısır olabilir veya ölür. Bu durum bitki
dayanıklılığında bir avantajdır. Yoncaların yaprakbitlerine
karşı dayanıklılığı şeker noksanlığından ileri gelir.
Her böceğin ekolojik şartlar bakımından kendine özgü isteği
vardır. Bunlara optimum şartlar denir. Bu şartlara göre böcek
iyi bir gelişme gösterir. Ekolojik şartlar böcek için elverişsiz
ise bunun derecesine göre böcek hassas bitkilerde de zarar
yapamaz olur. Böyle durumlarda bitki yüksek dayanıklılık gösterecek
duruma gelir. Bir bitki çeşidinin de düşmanlarına karşı dayanıklılığı
sabit değildir. Bu da çevrenin ekolojik şartlarıyla değişebilir.
Belirli bir yerde belirli bir böceğe karşı dayanıklı olan
bir bitkinin yeri değiştirildiğinde ve başka şartlarda yetiştirilmeye
başlandığında dayanıklılık azalabilir veya ortadan kalkabilir.
Ekolojik şartlar bitki ve böceğe ayrı ayrı etki edebildiği
gibi aynı şartlar her ikisini birden etkileyebilir.
Belirli sıcaklıkta bazı bitkiler dayanıklılık gösterdiği gibi
bazı böcekler de belirli sıcaklıklarda daha fazla zarar yapar.
Örneğin dayanıklı bir yonca varyetesinde yaprak bitlerinden
Macrosiphum pisi Kltb. (Hom.Aphididae)’nin ölüm oranı düşük
sıcaklıkta daha çoktur. Buna karşılık bazı sorgum çeşitleri
ise Rhopalosiphon maidis Fitch. (Hom.:Aphididae)’e karşı düşük
sıcaklıkta daha hassastır. Bununla birlikte bir çok böcek
türü yüksek sıcaklıkta daha hareketli olduğundan daha fazla
zarar yapar.
Su besin maddelerini bitki dokularına taşıyarak onları büyütür.
Fazla su alan bitkilerin dokuları gevşek olacağı için sokucu-emiciler
bu bitkilerde daha fazla zarar yapar. Nem de bölgeye ve suya
bağlı olarak ortamda az veya çoktur. Sulak bölgelerde nem
yüksek olduğundan sokucu-emicilerin zararını arttırır. Örneğin,
Sarı kırmızı kabuklu bit (Aonidiella aurantii (Maskell.) (Hom.:Diaspididae))
orantılı nemi fazla olan kıyı bölgelerde daha fazla zararlıdır.
Bazı böcekler ışıktan kaçar ve ancak geceleri toprak yüzüne
çıkar Örneğin, Agrotis tırtılları. Diğer bazıları ışığa yönelir
ve bazı renkleri tercih ederler. Böcekler 3600 A0 (ultraviyole)’dan
7200 A0 (kırmızı)’a kadar olan dalga boyundaki ışıktan etkilenirler.
Örneğin 3650 A0’luk ultraviole ışığı en fazla uyarandır. Dalga
boyu 4920 A0’ dan 5150 A0’ a kadar olan ışıkta (Maviden yeşile)
uyarı daha az, sarı ve kırmızıda ise uyarı çok zayıftır. Böceklerin
çeşitli dalga boyu uzunluğundaki renklere karşı tepkileri,
ışığın şiddet farkından veya görme hücrelerinin absorbsiyon
farkından ileri gelir. Işığın yansıması bitki tür ve varyetelerine,
tüylülüğe, yaprak yüzeyindeki mumsu maddenin durumuna göre
değişebilir.
Toprak, içinde mineral besin maddelerinin varlığı ile bitkilerin
büyümesini, gelişmesini, gür veya cılız olmasını sağlar. Toprağa
yapılacak uygun bir gübreleme ile bitkiyi kuvvetlendirmek
ve böcek saldırılarına karşı onun dayanıklılığını arttırmak
mümkündür.
Bir böcek veya bir mantar tarafından bir bitkide meydana getirilmiş
zararlar diğer bir böceğin gelişmesi için elverişli veya elverişsiz
olabilir. Örneğin pas hastalığına yakalanmış buğdayların çekirgeler
tarafından arandığı bilinmektedir.
3.1.1.5. Ekim ve dikim zamanının ayarlanması
Bitkiyi erken veya geç dikerek bazı zararlıların yumurta bırakmasını
önlemek veya zararlıya hassas olduğu dönemi böceğin henüz
ortaya çıkmadığı ya da populasyonunun artmadığı döneme denk
getirmek olasıdır. Avrupa’ da kışlık arpa ve buğdayda sonbahar
ekimi yapılarak yaprakbiti zararı düşük seviyede tutulmaktadır.
Sonbaharda erken ekilen baklalar zararlı ortaya çıktığında
bitki dokuları sertleşmiş ve gelişme tamamlanmış olduğundan
Bakla yaprakbiti (Aphis fabae Scop.Hom.:Aphididae)) zararından
kolay kurtulur. Karadeniz’de erken ekilen mısırlarda Mısır
kurdu 1. döl bulaşması %90 iken normal ekimde %35 olmakta,
geç ekimde ise bulaşma olmamaktadır. 2. döl bulaşması ise
geç ekimde erken ekimden daha çok olmaktadır. Geç ekilen fasulyelerde
Baklagil tohum böcekleri (Bruchus spp. Col.:Bruchidae) zararı
daha az olmaktadır.
Erken ekim ve erken yetişen çeşitlerin yetiştirilmesi de erken
hasat olanağı vereceğinden sonbaharda tarlanın işlenmesine
zaman ve imkan vereceği için pamukta pembekurt mücadelesi
için önerilir. Şeftali karalekesi (Cladosporium carpophilum
Thuem)’nin sorun olduğu yörelerde bahçe kurarken erken yetişen
çeşitler tercih edilmelidir.
3.1.1.6. Hasat zamanı ve şekli
Bir bitkide zararlının zararı başlamadan hasadın yapılması
ile zararın önüne geçilebilir. Örneğin, Buğday saparısı hasat
geciktirildiğinde larvanın buğday saplarını kesmesi sonucu
tüm ürün toprağa döküleceğinden zarar büyük olur. Pamukta
erken ekim ve bunun sonucu erken hasat pamuklarda Pembe kurt
zararının az olmasını sağlar. Ekinlerin erken hasat edilmesi
süne zararını azaltabilir.
Fasulye ve mısırın erken hasat edilmesi Fasulye tohumböceği
(Acanthoscelides obtectus (Say)) ve Mısır biti (Sitophilus
zeamais Motsch.)’nin zararından kurtulmalarını sağlar.
Patates güvesi (Phthorimaea operculella Zell. (Lep.:Gelechiidae))'ne
karış savaşta hasatın zamanında yapılması böylece yumruların
topraktan çıkarılıp tarladan uzaklaştırılması en önemli kültürel
önlemdir. Yonca hortumlu böceği birinci biçime kadar ürüne
zarar verir. Bu nedenle biçimi 10-15 gün erken yapmakta fayda
vardır.
Bezelye tohum böceği (Bruchus pisorum (L.)(Col.:Bruchidae))
zararını azaltmak için ürün olgunlaşınca hemen hasat edilmelidir.
Fasulyede de benzer durum söz konusudur. Lahana kelebekleri
(Pieris spp.(Lep.:Pieridae)) ve Trichoplusia ni (Hübner) zararını
azaltmak için lahanalar olgunlaşınca hemen kesilmelidir.
Bazı bitkilerin hasadı şerit halinde ve zaman zaman yapılması
ile burada bulunan doğal düşmanlar korunarak bunların diğer
bitkilere geçmesi ve bitkilerde dengeli biçimde bir arada
olması sağlanabilir.
3.1.1.7. Ekim nöbeti
Zararlılar bazı bitkilerde daha fazla zarar yaparlar. Bu nedenle
bir bölgede aynı bitkinin üst üste yıllarca yetiştirilmesi,
o bitkiye saldıran zararlının da aşırı çoğalmasına ve bunun
sonucu fazla zarar yapmasına neden olur. Bitkilerin belirli
aralıklarla nöbetleşe yetiştirilmesi ile bir bitkiye özelleşmiş
zararlıların aşırı çoğalmaları dolayısıyla da aşırı zarar
yapmalarının önüne geçilmiş olur. Münavebe özellikle toprakaltı
zararlılarına karşı uygulanan ve başarılı sonuçlar alınan
bir yöntemdir. Örneğin, nematodlar, telkurtları, mayısböceleri,
toprak kökenli hastalıklar gibi toprakaltı zararlılarına karşı
önerilen önemli tarımsal savaş yöntemidir. Bu nedenle münavebe
programı oluşturulurken zararlılar göz önüne alınarak münavebe
programı oluşturulmalıdır.
Ekim nöbetinde ana prensip sorun haline gelen zararlıyı azaltmak
ya da yok edebilmek için konukçusu olmayan bitkileri devreye
sokmaktır. Bitişik tarlada konukçusunu yetiştirmek sakıncalı
olabilir. Ancak bazı toprak kökenli hastalık ve nematodlar
için yakın tarlalarda ekim nöbeti sorun olmayabilir. Monofag
(Bir tek bitkide beslenen) ve oligofag (bir veya birkaç familyanın
bitkilerinde beslenen) veya türlerle savaş için bitki nöbetleşmesi
çözüm olabilir. Özellikle yılda bir veya daha uzun sürede
döl veren türler için bitki nöbetleşmesi etkili olup göç edebilen
veya yayılma gücü yüksek zararlılar için değildir.
Patates bitkisi Telkurtlarına karşı hassas olup populasyonun
fazla olduğu yerlerde ardından yonca yetiştirilmesi oldukça
etkilidir. Tarla bitkilerinde zararlı akarlarla bitki nöbetleşmesi
yapılarak mücadele edilebilir. Örneğin buğday, yulaf ve arpada
zararlı Kırmızıbacaklı hububat akarı [Penthaleus major (Duges)(Acarina:Penthaloidae)]’nın
zararı aynı tarlaya 2 yıldan fazla üstüste hububat ekilmeyince
önlenebilir. Buğday zararlısı Ekin koşnili [Porphyrophora
tritici (Bodenh.)(Hom.:Margarodidae)] ile savaşda bitki nöbetleşmesi
etkilidir. Lahana galböceği [Ceutorrhynchus pleurostigma (Marsh.)
(Col.:Curculionidae)] ile bulaşık arazilerde üstüste lahana,
karnabahar ve turp dikilmemelidir.
3.1.1.8. Tuzak bitkiler
Yetiştirilen bitkilerin arasına zararlıların çok sevdiği ve
tercih ettiği bitkilerin dikilmesi veya ekilmesiyle zararlıların
bu bitkiler üzerinde toplanması sağlanır ve burada imha edilmesi
kolay olur. Bu yöntem özellikle biyolojik savaş etmeni organizmaların
da barınması ve varlıklarını sürdürmeleri açısından önemli
bir yöntemdir.
3.1.1.8. Örtü bitkisi
Örtü bitkileri organik tarımda toprak korumak, sıcaklık, nem
veya ışık ayarlaması yapmak veya başka nedenlerle yetiştirilmektedir.
Zararlı yönetiminde, doğal düşman yoğunluğunu arttırıcı ve
zararlının yoğunluğunu azaltıcı özellikler dikkate alınarak
yapılan seçim ve yetiştirme planı ile örtü bitkileri yetiştirilmesi
ile doğal denge sağlanabilir. Bunu yaparken aşağıda belirtilen
maddeler dikkate alınmalıdır.
Örtü bitkilerinin organik tarım işletmesinde yetiştirilen
bitkilerde önemli sorun oluşturabilecek zararlılara konukçuluk
etmemesi gerekir.
Bölgede bulunan özellikle devamlı sorun olan zararlıların
görsel veya besin olarak cezbolunduğu bitkiler seçilerek yetiştirilen
ana bitkilere gitmesi önlenir.
İşletmede sorun olan zararlıların yoğunluğunu azaltacak bir
tür veya çeşit olmalıdır. Toz oluşumunu önleyici dolaşısıyla
kırmızı örümcek yoğunluğunu artamasını önleyecek bitkiler
yetiştirilmelidir.
Mikroklimayı değiştirerek zararlı yoğunluğunun azalmasını
sağlayacak bitkiler tercih edilebilir.
Doğal düşmanlara besin, barınak veya nem sağlayarak tür çeşitlililğini
ve yoğunluğunu arttıracak bitkiler öncelikle yetiştirilmelidir.
Mikroklimayı değiştirerek zararlı yoğunluğunun azalmasını
sağlayacak bitkiler tercih edilebilir.
Doğal düşmanlara besin, barınak veya nem sağlayarak tür çeşitliliğini
ve yoğunluğunu arttıracak bitkiler öncelikle yetiştirilmelidir.
Kaliforniya'da bazı meyve bahçelerinde yapılan gözlemler örtü
bitikisinin iyi seçilmesi önemini göstermektedir. Elma bahçelerinde
baklanın örtü bitkisi olarak kullanılması durumunda Elma iç
kurdu'nun %36.1 oranında zarar yaptığı, örtü bitkisi olmaması
halinde ise %45 oranında zarar yaptığı belirlenmiştir. Kirazda
ise yaprak pireleri önemli bir zararlı durumunda olmasına
karşın myco_plasma benzeri organizmaları taşımaları nedeniyle
önemli bir zararlı durumunda olup kışın soğuk dönemde örtü
bitkisi olarak yetiştirilen yonca ve üçgülde çoğalmaktadır.
Yaprak pirelerinin sıcak dönemde kirazda kışın soğuk dönemde
örtü bitkilerinde beslenme ve barınmaları ile populasyonları
artarak hastalığı bulaştırarak artmasına neden olmaktadır.
Örtü bitkilerinin değiştirilmesi ile kışın yaprak pireleri
populasyonunun azalmasını dolayısıyla hastalığın da azalmasını
sağlar. Ceviz bahçesinde örtü bitkisi olarak yetiştirilen
hububatlar yaprak bitleri ve Coccinellidler için uygun bir
barınak oluşturur. Hububatların erken dönemde (yaprakbitleri
tam olgunlaşmadan ve Coccinellidler'in beslenmesi için uygun
döneme gelmeden) biçilmesi halinde Coccinellidler'in bahçe
dışında besin araması ve dağılmalarına neden olmuştur. Bunun
sonucunda da Ceviz ağaçlarında yaprakbiti yoğunluğu patlamıştır.
Bitkilerin çoğu bol miktarda pollen oluştururlar. Pollenler
aynı zamanda birçok avcı akarların (Euseius tularensis Congdon
(Acari:Phytoseiiae) tarafından alternatif besin olarak tüketilirler.
Bu avcı akarlar turunçgil ve avocado da zararlı olan akarlar
üzerinde (Oligonychus punicae (Hirst), Acari:Tetranychidae))
üzerinde beslenmektedir. Kışın sonunda ve ilkbahar başlangıcında
rüzgarlar ile pollenlerin sürüklenip biriktiği bahçelerde
avcı akar yoğunluğunun daha önce ve hızlı arttığı ve zararlı
akarların sorun olmadığı belirlenmiştir. Meşe ağacının pollenlerinin
Kaliforniya'da martta olgunlaştığı, tek ve çift çenekli otların
pollenlerin nisan ve mayıs aylarında olgunlaştığı dikkate
alınarak ortamın ağaçlandırılması ve örtü bitkisinin seçilmesi
avı akarların yoğunluğunun arttırılmasında önemli bir unsur
olacaktır. Ancak bu durumda fazla pollen oluşumunun avı akarın
zararlı ile beslenmesini önleyebileceği dikkate alınarak ağaç
miktarı ve örtü bitkisi seçilmelidir.
Örtü bitkileri aynı zamanda yabancı otların çimlenmesini ve
çıkışını önler. Allelopatik etkiler ile çevresinde yabancı
ot gelişmesine izin vermez. Çeltiğin domates tarlalarında
örtü bitkisi olarak yetiştirilmesi ile yabancı ot sorununun
olmadığı saptanmıştır. Örtü bitkisi olarak şalgam yetiştirilmesi
halinde yabancı otlara etkisi % 73-85 oranında olmuş; Phytium
spp. hastalığının azalmasına neden olduğu saptanmıştır. Yoncanın
Sclerotium rolfsii hastalığını önlemede önemli olduğu belirtilmiştir.
Örtü bitkisi seçilirken yerli floraya öncelik verilmelidir.
Çünkü bu çevreye uyum sağlamış doğal düşmanların çoğalmasını
sağlar. Örtü bitkilerinin şerit halinde yetiştirilmesi, biçilmesi
veya sürülmesi bu işlerin zamanlaması doğal düşman populasyonunun
destekleyici ve zararlı populasyonunu azaltıcı şekilde yapılmalıdır.
3.1.1.8. Bitki artıklarının ve yabancı otların yok edilmesi
Zararlılarla savaşta hasat sonrası tarlada kalan bitki artıklarının
yok edilmesi büyük önem taşır. Çünkü bu kalıntılar, birçok
zararlı için kışlama ve barınma yeridir. Örneğin Mısır kurdu
kışı tarlada kalan mısır sapları içinde geçirir. Pembe kurt
kışı tarlada kalan veya yere dökülmüş kör, yani açılmamış
pamuk kozalarında geçirir. İşte hasat sonrasında tarlada kalıntıların
yok edilmesi, bazı aletler yardımıyla parçalanıp pullukla
gömülmesi, yukarıdaki gibi zararlıların populasyonlarının
önemli düzeyde düşürülmesine neden olacak bir kültürel önlemdir.
Bu kalıntıların bazı durumlarda yakılması da önemlidir. Ancak
yakılması bunların doğal düşmanlarının da yok edilmesine neden
olduğundan fazla tercih edilmemelidir.
Yaprak galerigüveleri, kırmızı örümcekler gibi zararlılar
yere dökülmüş yapraklarda veya bunların aralarında kışı geçirir.
Bu yaprakların kış başlarında toplanıp gömülmesi ve bazı durumlarda
yakılması populasyonlarının azalmasında önemlidir.
Tek yıllık bitkilerde zarar yapan nematodlar, yaprakbitleri,
yaprak pireleri ve bazı Heteropter'ler yumurtalarını yabancı
otlar üzerine bırakırlar veya önce yabancı otlarda beslenir
sonra kültür bitkilerine geçerler. Bahçelerde ve tarlalarda
yabancı otlarla savaşda biçme, çapalama veya toprak işlemesiyle
savaş yapılmalıdır. Yabancı otların yakılarak yok edilmesi,
aynı tarlada kalıntıların yakılarak yok edilmesinde olduğu
gibi doğal düşmanların ve birçok tozlayıcı böceklerin yok
edilmesine de neden olacağından uygulanması sakıncalıdır.
Tarla kenarındaki yabancı otlar zararlı ve doğal düşmanlar
açısından kontrol edilmelidir. Bunlarda zararlılar çok yoğun
doğal düşmanlar yok ise tohum bağlamadan biçilmeli veya elle
yolunmalıdır.
Tarla içindeki yabancı otlar ile savaşda ise her bitki için
yabancı ottan temiz olması gerekir kritik dönem geçinceye
kadar çapa veya yolma ile yabancı otlar yok edilmelidir. Bu
dönemden sonra yabancı ot gelişimine yetiştirilen bitkinin
fenolojisi de dikkate alınarak belirli oranlarda izin verilebilir.
Bunun için her bitkinin kritik dönemi bilinmelidir.
3.1.2. Mekaniksel savaş
Mekaniksel savaş zararlıları yok edebilmek veya zarar yapmalarını
önlemek için el veya araçlar kullanılarak yapılan savaş şeklidir.
Yoğun olarak bulunan bazı zararlıların populasyonları, el
veya tel fırca ile ezilmek suretiyle düşürülebilir.
Süne’nin çiftçiler tarafından elle toplanması ve devlet tarafından
satın alınması ile mekaniksel savaş 1928 yılında Türkiye’de
uygulanmaya başlanmıştır. Gerek elle toplama gerekse Süne
kışlaklarındaki gevenlerin yakılması işlemi 1955 yılına kadar
sürmüştür. Günümüzde Zeytin kızıl kurdu (Clinodiplosis oleisuga)
1955’ten beri, Fıstık karagöz kurdu (Hylesinus vestitus M.R.)
1966’ dan beri, Asma ağustos böceği [Klapperichicen (=Chloropsalta)
viridissima Walker] savaşında ise 1955’ ten beri mekanik olarak
uygulanmaktadır.
Asma ağustos böceği savaşında tesadüfen seçilen 100 adet yumurta
bırakılmış dalın %50 sinde yumurtalar pembe renk aldığında
dal kesme işlemine geçilir. Yara yerlerinin altından kesilen
dallar güneş altında bırakılarak 24 saat içinde dalların suyunun
çekilmesi ve yumurtaların ölmesi sağlanır. Bu işlem genellikle
ağustos’ta başlar ve 12-13 gün içinde biter. Ayrıca sabah
uyuşuk halde bulunan erginler elle toplanıp imha edilir. Bu
da haziranın son haftası başlayıp temmuz sonu biter. Asma
ağustos böceği nimfleri gelişmesini 5 yılda tamamladığı için
zararlı ile bulaşık bir bölgede yapılacak savaş en az 5 yıl
üst üste sürmelidir.
Meyve ağaçlarında Altın kelebek (Euproctis chrysorrhoea L.)
savaşında de kışın ağaçlar üzerinde bulunan kışlık yuvaların
makasla kesilerek toplanması ve bahçeden uzaklaştırılması
gerekir.
Kanlıbit (Pterochloroides pesicae (Chol.)), ilkbahar aylarında
elma ağaçlarında sürgün ve dallarda koloni halinde bulunan
Elma pamuklubiti (Eriosoma lanigerum (Hausm.)) nimf ve erginleri
bir eldiven veya tel fırça yardımıyla elle ezilerek öldürülür.
Meyve ağaçlarının gövdelerinde odun dokusunda galeri açarak
zarar yapan Ağaç sarıkurdu, Ağaç kızılkurdu ve Cerambycidae
larvaları galerilerine tel sokularak öldürülmek suretiyle
populasyonları azaltılır.
Pembekurt larvalarına karşı savaşda hasattan sonra tarlada
kalan bitkilerin saplarının kesilmesi ile yok edilmiş olur.
Yine çırçır fabrikalarında pamuk lifleri alınırken, Pembekurt
larvaları da ezilerek öldürülmüş olur. Bu nedenle pamuk hasatından
sonra saplar tarlada bırakılmamalı ve hemen çırçırdan geçirilmelidir.
Bu uygulamaların yapıldığı alanlarda Pembe kurt sorunu yaşanmamaktadır.
Şeftali bahçelerinde zararlı olan Bakla zınnı (Epicometis
hirta (Poda) (Col.:Scarabeidae)) sabahın erken saatlerinde
hareketsiz olurlar. Bu nedenle, erginlerin az hareketli oldukları
sabahın erken saatlerinde, ağaçların altına çarşaflar serilmeli
ve ağaçlar kuvvetlice silkelenerek, ergin böceklerin çarşafın
üzerine düşmesi sağlanmalı ve düşen böcekler toplanarak öldürülmelidir.
Ayrıca, ağaçların altına, mavi renkli kaplar veya leğenler
yerleştirilir ve bu kaplar yarısına kadar su ile doldurulur.
Ergin böcekler, mavi renge yönelerek, kapların içindeki suya
düşer. Düşen böcekler, her gün toplanarak yok edilir.
Sitophilus granarius (L.), S. Oryzea (L.) gibi ambar zararlıları
entoleter denen bir alet yardımıyla tümüyle yok edilebilmektedir.
Bu alette çok hızlı dönen bir disk üzerine düşürülen taneler
disk üzerinde kalırken, böcekler disk üzerinde kalmayıp hızla
aletin iç duvarına çarpar ve sonuçta parçalanarak ölürler.
Özellikle grup halinde yaşayan zararlıların kendileri bulundukları
bitki organları ile birlikte kesilip toplanarak zararlarının
önüne geçilebilir. Örneğin Çamkese tırtılı ve Altınkıçlı kelebek
gibi zararlılar kış aylarında grup halinde bulundukları keselerin,
üzerindeki bitkilerin dalları ile birlikte kesilerek gömülmesi,
bitkilerden uzaklaştırılması veya yakılması suretiyle öldürülür.
Bu yöntem söz konusu zararlılara karşı uygulanabilecek en
etkili savaş yöntemidir. Akdeniz meyvesineği, Elma içkurdu
gibi zararlılardan zarar görmüş meyveler yere dökülürler.
Bu meyveler bahçelerde toplanıp derin çukurlara gömülmek suretiyle
zararlı populasyonları önemli ölçüde azaltılmış olur. Bazı
böceklerin grup halinde bulunan yumurtaları da bulundukları
bitki aksamı ile birlikte kesilip toplanarak populasyonları
düşürülebilir. Asma ağustosböceği, Kambur üçgenböceği yumurtaları
bu şekilde imha edilebilir.
Patates böceği’nin ergin ve larvaları büyük olduğu için kolayca
görülebilir. Küçük alanlarda larva ve erginleri toplayarak
yok etmek, yumurtalarını ezmek, oldukça etkilidir.
Yine meyve ağaçlarında zarar yapan Amerikan beyaz kelebeği
(Hyphantria cunea Drury (Lep.:Arctiidae) ile savaş için kısa
gövdeli ağaçlara bırakılan yumurta paketleri toplanıp imha
edilmeli, haziran ve ağustosta H. cunea ile bulaşık ağaçlar
üzerinde ağ içinde bulunan larva kümeleri kesilip yakılmalıdır.
Yine aynı aylarda bulaşık ağaçların gövdelerine oluklu karton
şeritler, saman ve otlardan yapılmış olan kuşaklar 50-60 cm
uzunluğunda ve 10-15 cm eninde sarılır. Bu kuşaklar pupa olmak
için toplanan larvalarla beraber imha edilir.
Badem içkurdu (Eurytoma amygdali End. (Hym.:Eurytomidae) ile
bulaşık bahçelerde hasat sırasında veya kış aylarında ağaçlar
üzerindeki ve yere dökülen kurtlu bademleri toplayarak yakmak
veya çok derin bir şekilde toprağa gömmek zararlıya karşı
etkilidir.
Turunçgillerde zararlı Bakla zınnı (Epicometis hirta (Poda)
(Col.:Scarabaeidae)) erginlerinin daha hareketsiz olduğu sabahın
erken saatlerinde ağaçlar altına çarşaf serilerek ağaçlar
silkelenir ve düşen erginler toplanır.
Doğu meyve güvesi (Cydia molesta Busck.(Lep.:Tortricidae)’nin
ilk döl zararı sürgünlerde olmaktadır. Saldırıya uğrayan şeftali
sürgünleri haftada bir kesilerek meyve zararı azaltılır.
Elma gövdekurdu (Synanthedon myopaeformis (Bork.) (Lep.:Sesiidae))
ile bulaşık elma bahçelerinde kabuklardaki larvalar kış döneminde
bıçakla temizlenmeli ve açılan yaralar macunla kapatılmalıdır.
Meyve ağacı dipkurtları (Capnodis spp. (Col.:Buprestidae))
ile savaşında da sabahın erken saatlerinde dibine dökülmüş
ve sap dibi yenik yapraklı fidanlar hızla sarsılarak yere
dökülen erginler toplanıp yok edilmeli, ağacın etrafındaki
yüksek boylu otlu bitkiler yok edilmeli, kabuklubit sorunu
yoksa gövdelere kireç sürülerek yumurta bırakması engellenmelidir.
Şeftali güvesi (Anarsia lineatella Zell.(Lep.:Gelechiidae)'na
karşı bulaşık sürgünler haftada bir 8-10 cm uzunluğunda kesilip
larva ile birlikte yok edilmelidir.
Meyve ağacı yazıcı böcekleri (Scolytus spp. (Col.:Scolytidae))
ile savaşda budama artıkları bahçeden uzaklaştırılıp yakılmalıdır.
Mart, haziran ve eylül aylarında olmak üzere yılda üç kez
ağaçlara kurumuş dallar tuzak olarak asılmalı, bu tuzaklarda
talaş görülür görülmez hepsi toplanıp yakılmalıdır. Özellikle
fidanlıklarda yerde kuru dal bırakılmamalıdır. Antepfıstığı
karagözkurdu (Hylesinus vestitus M.R. (Col.:Scolytidae)) savaşı
de benzer şekilde şubat, mart aylarında kuru dalların 10 ağaçtan
birinin altına veya gövdesine tuzak olarak bırakılarak yapılır.
Filizkıran (Phloeotribus scarabaeoides Bern. (Col.:Scolytidae))
savaşı de aynı yöntemle yapılır.
Antepfıstığı gözkurdu (Thaumetopoea solitaria Frey. (Lep.:Thaumetopoeidae))'nun
yumurta paketleri kışın dallar üzerinde görüldüğünde ezilmelidir.
İlkbaharda larva grupları da ezilerek yok edilir.
İncir maymuncuğu (Otiorhynchus davricus Lona ve O. meridionalis
Gyll. (Col.:Curculionidae)) kışlamak ve barınmak için ağaç
altında kökboğazı çevresinde bulunan taşların altını tercih
ettiği için buralara yassı geniş taşlar bırakıp ara sıra burada
toplanan erginleri yok etmek gerekir.
Kanlı balsıra ile bulaşık bahçelerde bir çuval parçası ile
kışın bulaşık olan emzikler dipten uca doğru temizlenebilir.
Monilya (Sclerotinia laxa Aderh. Et Ruhl., Sclerotinia fructigena
Aderh. Et Ruhl.) ile bulaşık ağaçların üzerindeki kuruyan
dallar, sağlam kısmın 2-3 cm altından kesilerek bahçeden uzaklaştırılmalıdır.
Mumyalaşarak ağaçların üzerinde kalan ve yere dökülen meyveler
toplanıp imha edilmelidir.
Zararlıların meydana getirecekleri zararları hendek, çit,
örtü ve bazı ürkütücü araçlarla azaltmak mümkündür. Domuzlara
karşı bahçelerin kenarlarına hendek kazılır veya çit gerilerek
zararları önlenebilir. İncir güvesi erginlerinin yumurtalarını
yazın incir kurutma sergilerindeki meyveler üzerine bırakmalarını
önlemek amacıyla sergiler akşam üzerleri ve geceleri naylon
veya sık dokulu bir bez ile örtülür. Böylece büyük ölçüde
zararın önüne geçilebilir. Kuş zararını önlemek için tarlalara
veya bahçelere bitkiler üzerine ipler gerilerek veya bazı
parçalar bu iplere asılarak kuşların yaklaşması engellenmiş
olur.
Tuzaklar böceklerin yönelimlerinden ve bazı davranışlarından
yararlanmak amacıyla geliştirilmiş yakalama araçlarıdır. Tuzaklar
yardımıyla zararlılar kitle halinde yakalanabilirler. Bu konudaki
uygulamalar her zararlının davranışlarına göre değişik tuzak
tiplerinin kullanılmasıyla yapılmaktadır. Bağ maymuncukları
Alt kanatlara sahip olmadıklarından uçamazlar. Bunlar, gündüzleri
omcaların kök boğazı çevresindeki toprak çatlakları arasında
gizlenirler. Geceleri ise omca üzerine çıkıp henüz kabarmakta
olan gözleri kemirirler. Gün ışımaya başlayınca tekrar kök
boğazı çevresine toprağa inerler. Omcaların gövdelerine çepeçevre
8-10 cm genişliğinde yapışkan bir macun, kuşak halinde sürüldüğünde
Bağ maymuncukları omca üzerine çıkışları ve kök boğazına inişleri
sırasında bu yapışkan macuna yapışıp kalırlar. Böylece yapışıp
kalmış böcekler 2-3 günde bir temizlenmelidir. Aksi halde
yapışıp kalan böcekler macun üzerinde bir tabaka oluşturacağından
diğer böcekler bu tabaka üzerinde yürüyerek omcaya ulaşabileceklerdir.
Bu yapışkan macunlar ostiko adı verilen petrol ürünü yapışkanlar
veya Raupenleim gibi adlar altında özel olarak imal edilmiş
maddelerdir.
Yapışkan maddeler diğer tuzaklarla bir arada kullanılarak
böceklerin kitle halinde yakalanmasında da yararlanılır. Örneğin,
kiraz sineği, yaprakbitleri ve Cüce ağustos böcekleri gibi
zararlılara karşı sarı renk tuzaklarına yapışkan maddeler
sürülerek, eşeysel cezbedici tuzaklara yine yapışkan maddeler
sürülerek böcekler yakalanmış olurlar. Böylece renk veya feromon
gibi vasatların çekiciliğine kapılarak tuzağa hızla ulaşan
böcekler, yapışkan maddeye takılıp kalırlar.
Yapışkan maddeler doğrudan bitki üzerine püskürtülerek beyaz
sinekler, yaprakbitleri, kabuklu bitlerin hareketli nimfleri,
kırmızıörümcekler gibi zararlıların bitki yüzeyine yapışıp
kalarak öldürülmeleri için de kullanılırlar. Örneğin Polikyl
adı verilen yapışkan, bazı yaprakbitleri, kırmızıörümcekler
ve yaprakpirelerine karşı bazı batı ülkelerinde kullanılmaktadır.
Böcekler için bazı cezbedici maddeler, örneğin fermente olmuş
meyve suları, pekmez, melas, şarap tortuları, sirke veya protein
hidrolizat gibi maddeler genellikle zehirli maddelerle birlikte
kullanılır. Böylece böcekler bir yere toplanır ve zehirli
maddenin etkisiyle de öldürülür. Sonuçta hem ilaçlama masraflarından
tasarruf sağlanmış ve hem de doğal denge, yapılan kısmi ilaçlama
ile korunmuş olur.
Akdeniz meyve sineği ve Zeytin sineği gibi zararlılara karşı
kimyasal savaşta zehirli yem kısmi dal ilaçlaması yöntemi
uygulanır. Bu yöntemde cezbedici olarak protein hidrolizat,
zehirli madde olarak bir insektisit kullanılır. Bu karışımla
ağaçların güney-doğuya bakan 1 m2’lik bir dalı ilaçlanır.
Üstelik ilaçlamalar bir sıra atlanarak yapılır. Böylece ergin
sinekler cezbedici madde ile ağacın ilaçlanan dalına çekilir
ve karışımda bulunan zehirin değme etkisi ile öldürülmüş olur.
İkinci ilaçlamada ise birincide ilaçlanmayan sıralar ilaçlanır.
Böylece ilaç ve ilaçlama masraflarından tasarruf sağlanır
ve ilaçlanmayan kısımlarda doğal düşmanların barınabilme fırsatı
bulmaları nedeniyle doğal denge büyük ölçüde korunmuş olur.
Yaprak bükenler Archips spp., Salkım güvesi gibi kelebekler
melas, pekmez, şarap ve bunların karışımından oluşan cezbedici
yem tuzaklarla kitle halinde yakalanabilir. Bu tuzaklar birçok
Diptera ve Hymenoptera türleri için de kullanılabilir.
Bazı böceklerin kışlamaları için tuzaklar hazırlanır ve bunlar
kış sonlarında toplanarak üzerinde veya içinde toplanmış böcekler
toplu halde öldürülür. Örneğin Danaburnu’na karşı sonbaharda
sebze bahçelerinde 20-30 cm toprak derinliğine 1-2 kürek at
gübresi konur ve üzeri toprakla örtüldükten sonra işaret olması
için bir kazık çakılır. Bu şekilde kışlak tuzağı bahçenin
değişik yerlerinde hazırlanır. At gübresinin sıcak gübre olması
nedeniyle Danaburnu nimf ve erginleri kışlamak üzere buralara
toplanır. Kış sonunda yani şubat sonlarında buralar açılarak
nimf ve erginler toplu olarak imha edilir.
Yazıcıböcekler Scolytidae türlerine karşı ekim sonlarında
ağaçlara demet halinde kuru dallar asılır. Bu böcekler kuru
veya zayıflamış ağaçları tercih ettiklerinden kışlamak üzere
asılan bu kuru dallara toplanırlar. Bu dalların kabuk altlarında
açtıkları galerilerde kışı geçirirler. Kış sonlarında demet
halinde ağaçlara asılmış kuru dallar toplanıp yakılarak yazıcıböceklere
karşı etkili bir şekilde savaşılmış olur. Fıstık karagözkurdu
ve diğer birçok yazıcıböcek türüne karşı önerilen en etkili
savaş yöntemi günümüze de yukarıda açıklanan şekilde kışlak
tuzaklarıyla yapılmaktadır.
Küçük bahçelerde eylül ayı sonlarında elma ağaçlarının gövdelerine
eski çuval parçaları veya oluklu mukavvalar sarılır. Elma
içkurdu larvaları kışlamak üzere buralarda toplanırlar. Kış
aylarında bunlar toplanıp imha edilerek zararlı populasyonu
önemli ölçüde azaltılır. Benzer uygulama bağlarda omcalarda
yapılarak bağ maymuncukları önemli düzeyde azaltılabilir.
1950 yılına kadar yurdumuzda çekirgelere karşı uygulanmış
bir yöntem de engel tuzaklardır. Sürü halinde bulunan çekirge
nimflerinin hareket yönüne dik olarak kilometrelerce uzunlukta
60-70 cm yüksekliğinde çinko levhalar dik olarak yerleştirilir.
Bu sürü tarafına gelen yerin hemen önüne 1-02 m derinliğinde
ve 1 m kadar genişliğinde hendekler kazılır. Gelen çekirge
sürüsü önce tuzağa çarpar ve sonra hendeğin içine düşerek
birbirleri üzerine yığılırlar. Daha sonra bunların üzeri toprakla
örtülerek gömülürler. Bu yöntemle 1945 yılındaki Çöl çekirgesi
salgınında 37 000 ton çinko levha kullanılmıştır.
Böceklerin ışığa yönelimlerinden yararlanarak geliştirilmiş
tuzaklara ışık tuzakları denilmektedir. Değişik renkte ve
nitelikteki ışığa cezbedilen böcekler bir yüzeye çarparak
tuzağın toplayıcı kısmı içine düşür. Toplayıcı kısmında sürekli
zehirli gaz verici maddeler bulunur bu maddeler yardımıyla
böcek öldürülür veya toplayıcı kısmı içine düşen böcek dışarı
çıkamayıp bu bölümde kalır.
Böcekler bazı renklere cezbedilirler bunlardan yararlanılarak
böceklerin cezbedildiği renkte düz veya silindirik şekilde
değişik tuzaklara yapışkan madde sürülerek buraya gelen böceklerin
yapışıp kalması ve yok edilmesi sağlanır.
Fare ve kör fareler için değişik şekilde ve yapıda kapanlar
kullanılır. Bu kapanlara peynir ekmek ve benzeri besinler
fareleri çekici olarak konur.
3.1.3. Fiziksel savaş
Zararlıların yaşadıkları ortamın fiziksel özelliklerini değiştirmek
suretiyle zararlıları yok etmeye veya faaliyetlerini azaltmaya
yönelik uygulamalara fiziksel savaş adı verilir. Sıcak hava
uygulaması Sitophilus spp., Ephestia spp. gibi depolanmış
ürünlerde zarar yapan böceklere karşı uygulanır. Hububat 52-55
0C sıcaklıkta etüv veya fırınlara konularak zararlılar öldürülürler.
Yumru, kök, soğan gibi toprakaltı organları veya çelik, fidan
ve tohum gibi üretim organları sıcak su içinde belirli bir
süre tutulması sonucu yok edilebilir. Bunu yaparken zararlıları
öldürürken bitki organlarının canlılıklarını muhafaza etmesine
dikkat etmek gerekir.
Fidelik ve seralarda ekimden önce toprakta bulunan zararlıları
öldürmek amacıyla kullanılır. Bu amaçla geliştirilmiş buhar
kazanlarından yararlanılır. Bu özellikle çiçek ve sebze fidelikleri
ve seralarında uygulanan genel bir sterilizasyon yöntemidir.
Böylece birçok zararlı yok edilebilir.
Toprağın, güneş radyasyonunun meydana getirdiği sıcaklık yardımıyla
dezenfekte edilmesi şeklinde kısaca tarif edilebilecek bu
yöntem toprak patojenleri nematodlar, toprak böcekleri ve
yabancı otlara karşı etkili olabilmektedir.
Yüksek frekanslı elektrik akımı ile ısıtma, mikrodalga veya
kızılötesi ışın yoluyla ambar zararlısı böceklere karşı uygulanabilen
bir yöntemdir. Ancak bu yöntemler oldukça pahalı olduğundan
uygulama alanı da geniş değildir.
Düşük sıcaklıklar zararlıların yaşama ve çoğalma faaliyetlerini
azalttığı veya durdurduğu için bazı böceklere karşı savaşta
yararlanılabilir. Yaş sebze ve meyveler 1-2 0C sıcaklıktaki
depolarda saklanmak suretiyle hem uzun süre muhafaza edilebilirler
hem de bazı böceklerin zararlarından korunabilirler.
Bitkiler veya toprak bir süre su altında bırakılınca özellikle
toprakaltı zararlılarının bir kısmı ölür. Bir kısmı da toprak
yüzeyine çıkar ve böylece öldürülür.
Tohum böcekleri ile savaşda tohumlar suya daldırılarak böceklerin
su yüzüne çıkması sağlanır. Böylece böcekler yok edilerek
tohumlar ekilir.
Mineral tuzlar ve kül; böcek ve akar gibi yumuşak vücutlu
böceklerin vücudunda çizikler meydana getirip bu çiziklerden
vücut suyunun kaybolmasına ve giderek böceklerin ölmesine
neden olurlar. Ambarlanmış tahıl ve baklagil tohumları slikat,
talk ve benzeri mineral maddeler, volkanik küllerin tozları
ile karıştırılarak ambarlandığında etkili bir savaş yapılmaktadır.
Ayrıca trips, yaprak bitlerine karşı elenmiş ince kül veya
tozlar bitkiler üzerine serpilerek zararlıların fiziksel yolla
ölümlerine neden olunur.
Depoya CO2, O2 ve Azot gazlarını değişik oranda vererek zararlı
böcekler öldürülebilir. Bu yöntem sadece kapalı hacimlerde
kullanılır. Depoda O2 oranı %1’den az veya CO2 oranı % 60
civarında bulundurulacak olursa ve bu koşul birkaç hafta devam
ederse zararlılar tamamen yok edilmiş olur. Yaş meyve depolarında
O2 oranı %2 civarında tutulursa Elma içkurdu larvalarının
daha yüksek oranda öldüğü saptanmıştır. Vakumlu depolarda
hava basıncının 100 mm civa basıncına kadar düşürülmesiyle
zararlılar tümüyle yok edilmiş olur.
Radyasyon hem doğrudan öldürerek hem de erkek veya dişi bireyleri
kısırlaştırarak döl vermesi engellenir. Ambarlanmış ürünlerde
bulunan zararlılara karşı radyasyon kullanılmaktadır. Zeytin
sineği ve Akdeniz sineğine karşı kısırlaştırılmış bireyler
salınarak savaş yapılmaktadır. Ancak bu yöntemin başarılı
olabilmesi için üretim alanının isole edilmiş bir yer olması
gerekir.
3.1.4. Biyoteknik yöntemler
Böceklerde beslenme, çiftleşme, savunma, gizlenme, kaçma vb.
davranışları belirlemede etkili olan bazı salgılar vardır.
Bunlara feromon denilmektedir. İşlevlerine ve özellikle biyolojik
etkinliklerine göre feromonlar çiftleşme veya seks feromonları,
alarm feromonları, afrodisiac yani çiftleşmeyi arttıran feromonlar,
toplanma feromonları, iz-işaret feromonları ve sosyal böceklerdeki
kraliçe yetiştirme feromonları olarak adlandırılırlar. Böcek
feromonlarının bazıları, doğal veya yapay olarak üretilerek,
zararlıların biyoloji, fizyoloji veya davranışlarını bozacak
şekilde uygulanması ile yapılan savaşa biyoteknik yöntemler
adı verilir.
Zararlılarla savaşta feromonlar doğrudan veya dolaylı olarak
kullanılırlar. Zararlıların populasyonunu izleyerek savaş
zamanının belirlenmesinde feromonlar dolaylı olarak kullanılırlar.
Kitlesel tuzaklama veya çiftleşmeyi engelleme veya feromon+zehir
uygulaması ile doğrudan savaşda kullanılmaktadır.
3.1.4.1. Kitlesel Tuzaklama
İnsektisit kullanımını engellemeyi veya en aza indirmeyi hedefleyen
yöntem, feromon tuzakları, besi tuzakları, visuel tuzaklar
yada bunların kombinasyonu ile uygulanır. Her hangi bir plantasyona
asılan izleme tuzaklarıyla ilk ergin çıkışı saptanır saptanmaz
belirli aralıklarda yoğun olarak aynı tip tuzaklar yerleştirilir
ve zararlı populasyonundan hedeflenen eşeye ait bireyler cezbedilip
yakalanarak eşeysel oran bozulur. Türün çiftleşme şansı azalacağı
için doğada yumurta bırakılamaz ve zararlı populasyonu giderek
azalır. Bazı durumlarda kimyasal savaşa gerek kalmaz ya da
mümkün olan en az sayıda ilaçlama yapılabilir. Üzerinde önemle
durulması gereken konular; tuzakların birbirine uzaklığı,
belirli alanda bulunması gereken tuzak sayısı ve tuzaklardaki
cezbedicilerin yenilenme aralığıdır. Yöntem pratiğe verilmeden
önce bu parametrelerin hedef zararlı için en ekonomik ve en
etkin olanı saptanmış olmalıdır. Doğadan mümkün olduğunca
en uzun sürede en fazla sayıda birey çekebilmesi için zaman
zaman iki ya da üç farklı cezbedici aynı tuzağa yerleştirilerek
kullanılabilir.
3.1.4.2. Görsel Tuzaklar
Görsel ya da renk tuzaklarının yaygın kullanıldığı zararlılar
meyve sinekleri, beyaz sinek, Thripsler, ve yaprak galeri
sinekleridir. Maksimum 500-520 nm arasında yansıtmaya sahip
sarı renk Bactrocera oleae için en etkilisidir. Thripsleri
ise sarı ve mavi renk cezbeder. Çekici olarak kullanılacak
renkteki bir levha üzerine kurumayan yapışkanla sürülür zararlının
bulunduğu plantasyona belirli aralıklarla yerleştirilir. Türe
göre ağaç ya da bitki dallarına, seralarda ise bitkilerin
10-15 cm üzerine gelecek şekilde sırıklara bir ip ya da tel
yardımıyla levhalar asılır. Yunanistan’ da Zeytin sineği'ne
karşı bu tablalar düşük dozda hazırlanmış insektisit solüsyonlarına
daldırılarak da kullanılmaktadır. Ülkemizde örtü altı sebze
yetiştiriciliğinde beyazsinek, yaprak galerisineği ve tripse
karşı sarı yapışkan tuzaklar kullanılmaktadır. Sicilya’ da
krizantem seralarında thrips, Avusturya ve Sicilya’da ise
domates ve hıyar seralarında beyazsinek ile savaşda kullanılmaktadır.
Yakalama etkinliğini yitirmemesi için birkaç haftada bir kirlendikçe
yenisi ile değiştirilmelidir.
3.1.4.3. Feromon tuzakları
Kullanımına en sık rastlanan materyal, türe özgü olan ve bireylerin
çiftleşme çağrısı olarak karşı eşeyi cezbetmek için salgıladığı
feromon maddesi ve bu feromonla hazırlanan tuzaklardır. Ya
doğal olarak böceğin abdomeninden ekstrakte edilerek ya da
sentezi yapılıp üretilerek bu maddelerden tuzak sistemlerinde
yararlanılır. Türe özgü feromon kapsül ya da dispenser denilen
yayıcılara belirli miktarda emdirilir. Türü en çok cezbeden
renk ve biçimde hazırlanan tuzağa kurumayan yapışkan sürülmüş
bir tabla yerleştirilir ve bunun üzerine de feromon kapsülü
tutturulur. Bitkinin dalına veya bir sırığa telle ya da iple
bu tuzaklar uygun aralıkta ve yükseklikte, tür için önemli
ise hakim rüzgar yönünde yerleştirilir. Feromonu algılayan
karşı eşey tuzağı bulur ve yapışkan tabla üzerine düşerek
çok sayıda yakalanır. Bir feromon tuzağından beklenen en önemli
özellik, ömrü süresince feromonu en etkili miktara yakın oranda
ve sürekli olarak yaymasıdır. Şu anda 600’un üzerinde böcek
türünün feromonu tanımlanmış olmasına rağmen çok azına karşı
bu savaş yöntemi kullanılmaktadır (Çizelge 1).
Çizelge 1. Kitlesel tuzaklama’da feromonun
kullanıldığı türler
Takım Familya Tür Bitki ve Ülke
Coleoptera Apionidae Cylas formicarius (F.) Tatlı patates-Japonya
Elateridae Melanotus okinawensis Ohira Şekerpancarı-Japonya
Scolytidae Dendroctonus micans (Kug.) Doğu ladini-Türkiye
Ips sexdentatus (Börner) “ “
Orthotomicus erosus (Well.) İbreliler-Türkiye
Xyletorus lineatus??? İğne yapraklı-Türkiye
Trypodendron lineatum (Ol.) Orman-Yugoslavya
Lepidoptera Gelechiidae Pectinophora gossypiella Saund. Pamuk-ABD
Hyponomeutidae Prays citri (Mill.) Limon-İsrail,Türkiye
Prays oleae (Bern) Zeytin-Yunanistan
Lymantridae Lymantria dispar (L.) Orman-Yugoslavya
Lyonetidae Leucoptera scitella (Zell.) Meyve-Romanya
Noctuidae Earias insulana (Boisd.) Pamuk-Suriye
Spodoptera littoralis (Boisd.) Pamuk-İsrail
Sesiidae Synanthedon myopaeformis (Borkh.) Elma-Türkiye
Synanthedon pictipes (G.&R.) Kiraz-ABD
Tortricidae Adoxophyes orana F. v. R. Elma-Hollanda
Argyrotaenia velutinana (Wlk.) Elma, Bağ-ABD
Cydia pomonella (L.) Elma-İsviçre, ABD, Türkiye
Grapholita funebrana (Tr.) Meyve-Romanya
Lobesia botrana Den.-Schiff. Bağ-Romanya
3.1.4.4. Besin Tuzakları
Zararlının kokuyu çok uzak mesafelerden alarak yönelebileceği
ve genellikle fermente olabilen maddeler belirli oranda karıştırılarak
uygun büyüklükte kaplara konup bitki veya ağaç dallarına bir
ip ya da tel yardımıyla asılır. Kokuya gelen böcekler kabın
ağız kısmından içindeki sıvı ortama düşerek yakalanırlar.
Bu tip tuzakların her hafta kontrol edilerek eksilen miktarda
sıvının eklenmesi ve 15 günde bir karışımın yenilenmesi zorunluluğu
vardır. Ancak hazırlama kolaylığı ve ucuzluk gibi avantajlara
sahiptir.
Savaş amaçlı Ege Bölgesi’nde Archips rosanus L.’a karşı şarap,
sirke, şeker ve su karışımı kullanılmaktadır. Elma gövdekurdu
için su, pekmez ve ekmek mayasından oluşan karışım Orta Anadolu
Bölgesi’nde feromon tuzaklarından daha başarılı bulunmuştur.
Zeytin sineği'ne karşı geliştirilen besi tuzaklarında ise
amonyak solusyonları ya da amonyum tuzları, protein veya maya
izolatları, heterocyclic aminler, meyve uçucuları (hexanol,
octanal, nonanol, nonanal) kullanılır. Yunanistan’da bu tuzakların
yapışkan tablaları insektisit solusyonlarına daldırılır.
3.1.4.5. Tuzak Kombinasyonları
Besi-görsel tuzak kombinasyonu
Bu kombinasyon Kiraz sineği (Rhagoletis cerasi L.) için %
5'lik amonyum fosfat kapsülü takılmış sarı yapışkan tuzaklardır.
Bu kombinasyona Yunanistan’da kemosterilantlar (kısırlaştırıcı)
eklenerek zeytinde Zeytin sineği savaşında kullanılmıştır.
Günümüzde de amonyak salan dispenserlerle kombine edilmiş
sarı yapışkan tablalar aynı zararlıya karşı kullanılmaktadır.
Feromon-Besi tuzak kombinasyonu
Zararlı populasyonundan hem erkek hem de dişi bireyleri çekmeyi,
böylece etkinliğini arttırmayı amaçlayan kombinasyonlardır.
Zeytin sineği feromon tuzakları uzun mesafeli etkiye sahip
olup erkekleri çeker, amonyum tuzları ile hazırlanan besi
tuzakları ise kısa mesafeli dişi çekicileridir. Bu kombinasyonlar
bireylerin çiftleşme şansını daha da azaltır. 15x20 cm boyutlarında
doğal renkli kontrplak levhalar 15 dakika süre ile %0,05 aktif
madde içeren deltamethrin solüsyonuna daldırıldıktan sonra
üzerine 20 ml’lik amonyum karbonat dolu polythene şişe ve
50 mg’ lık feromon karışımıyla dolu dispenserler yerleştirilmiştir.
Polythene şişelerin kapağında amonyağın buharlaşması için
küçük bir delik bırakılmıştır.
Feromon-görsel tuzak kombinasyonu
Sarı renge boyanmış sert plastik dikdörtgenler kurumayan bir
yapışkanla kaplanıp üzerine spesifik feromon (1,7 dioxaspiro
(5,5) undecane) emdirilmiş kapsül yerleştirilerek yaratılan
kombinasyon Zeytin sineği ile savaşda kullanılmaktadır.
Feromon-besi-visuel tuzak kombinasyonu
Hem türe özgü 50 mg feromon emdirilmiş kapsül, hem 25 mg amonyum
bikarbonat içeren polythene şişelerin monte edildiği sarı
renkli Mc Phail tuzakları Zeytin sineği için Yunanistan ve
Sardunya’da kullanılmaktadır. Bu kombinasyonda sarı yapışkan
tuzaklar 15 dakika süre ile % 0,1 deltamethrin solüsyonuna
daldırılarak da Yunanistan’ da kullanılmaktadır.
Bugüne kadar dünyada ve Türkiye’de alınan sonuçlar değerlendirildiğinde
bu yöntem alışılmış savaş sistemlerine göre bazı avantaj ve
dezavantajlara sahiptir. Bunlar, uygulandığı zararlıya, bitki
türüne, iklim koşullarına bağlıdır. Örneğin Zeytin sineği
ve Kiraz sineği gibi meyve sinekleri savaşı için kullanıldığında
alınan sonuçlar ilaçlamadan elde edilene yakın olmaktadır.
Bu başarının nedeni kullanılan kombine tuzakların her iki
eşeye de hitap edebilmesi, bu sayede çiftleşme şansının daha
da düşmesidir.
Bir çok Lepidoptera türünde erginler eşeysel olgunluğa çabuk
ulaşır ve çıkıştan hemen sonra çiftleşir. Bir sonraki populasyondan
önemli azalmalar beklemek için populasyondaki erkeklerin %
95’ten fazlasını uzaklaştırmak gerekir. Japonya’da tuzak etkinliğinin
yüksek olacağına inanılan Spodoptera litura’da bile en yüksek
yakalama oranının %40 olduğu anlaşılmıştır. Bu durum yöntemin
bazı türler için risk taşıdığını göstermektedir.
Spodoptera spp. için en büyük problem larvalarının polifag
olmasıdır. Bu nedenle tuzaklar tek bitkiyle sınırlı kalamamaktadır.
Ayrıca S. littoralis’in erkekleri yaşamları boyunca sürekli
ve birden fazla dişiyle çiftleşebilmekte, üstelik çiftleşme
gecikirse dişiler yumurtalarını daha sonra döllenmek üzere
depolayabilmektedir. Oysa Earias insulana’da böyle sorunlar
yoktur. Pamuk yetiştirme mevsimi başında düşük yoğunlukta
olması ve yalnız pamuk alanlarıyla sınırlı kalması yöntem
için idealdir.
Yöntemin başarıya ulaşmasında iklim koşullarının da etkisi
büyüktür. Örneğin, Orta Anadolu’da S. myopaeformis’e karşı
besi tuzakları, feromon tuzaklarından daha başarılıdır. Bunun
nedeni Orta Anadolu’da zararlı populasyonunun artmasını sağlayacak
iklim koşullarının olmayışı ve sıcaklık aşırı yükselmediği
için besi tuzaklarının tam randımanlı çalışmasıdır. Ayrıca
düşük sıcaklıklar böceğin feromona tepkisini sınırlayabilmektedir.
Ege Bölgesin'de aynı zararlıya karşı feromon tuzakları daha
etkin bulunmuştur. Çünkü bölgede populasyon yoğunluğu daha
fazla ve sıcaklık daha yüksektir. Bu yüzden bir zararlıya
karşı en etkin tuzak tipi bölgeden bölgeye değişebilmektedir.
Zeki ve ark. (1996), Orta Anadolu Bölgesi’nde S. myopaeformis
ile bulaşık elma bahçelerinde 1 litresinde 5 kısım su+1 kısım
pekmez+2-3 g ekmek mayası bulunan 1 adet besi tuzağı/5 ağaç
olacak şekilde kullanılarak en az 2 yıl süreyle yapılacak
kitlesel tuzaklamanın Elma gövdekurdu populasyonunu ekonomik
zarar eşiği seviyesinde ya da altında tutacağını ortaya koymuştur.
Tuzaklar mayıs ayında yerden 1-2 m yüksekliğe gövdeye yakın
yere asılır. Haftalık kontrollerle yakalanan kelebekler ve
diğer böcekler tuzaklardan uzaklaştırılır. Pekmezli karışım
tuzak kabının ¾’üne kadar dolacak şekilde yeni hazırlanmış
karışım ile tamamlanır. Eylül sonuna kadar tuzaklar bahçede
bırakılır.
Uşak-Sivaslı’da C. pomonella’ya karşı elma bahçesinde yürütülen
Kitlesel tuzaklama denemesinde 2 ağaç/1 tuzak parametresi
kullanılmış ve ilk yıl yüksek olan zarar oranı (% 24.3) 1993
ve 1994 yıllarında 1 ağaç/1 tuzak parametresi ile % 2,6 ile
2,8 olmuştur. Etki ise ilk yıl % 54,3 iken 2. ve 3. yıl %
81 olmuştur. Kitlesel Tuzaklama parselinde hiç ilaçlama yapılmadığı
dikkate alındığında İlaçlı parselin son iki yıldaki zarar
oranları (% 0,25-1.06) ve etki oranları (% 98-93) ile yöntem
rekabet edebilecek güçte olup biyolojik savaş ile kombine
edilirse etkisi daha da artacaktır. Pratiğe verilen yöntem
orta ve düşük yoğunlukta Elma iç kurdu populasyonunun olduğu
bahçelerde en az iki yıl üstüste uygulanmak üzere tavsiye
edilmektedir. Tuzaklar yerden 1,5-2 m yükseğe ve açık tarafı
hakim rüzgar yönünde olacak şekilde her ağaca 1 adet asılmalıdır.
Asım 1 Ocak’tan itibaren etkili sıcaklık toplamının 80 günderece’yi
bulmasıyla gerçekleşir ve hasat sonuna kadar tuzaklama devam
eder. Eşeysel çekici tuzakların kapsülleri 5 haftada bir değiştirilir.
Tuzaklar haftada bir kontrol edilip toplanan kelebekler uzaklaştırılır.
Yapışkan tablalar kirlendikçe değiştirilir.
İzmir’de örtüaltı domates ilkbahar yetiştiriciliğinde Sera
beyazsineği (Trialeurodes vaporariorum (Westw.)) ve Yaprak
galeri sineği (Liriomyza trifolii (Burgess), L. bryonia (Kaltenbach))
ile savaşda 1 adet/da olarak asılan sarı yapışkan tuzaklarda
ilk ergin yakalanır yakalanmaz bu tuzaklar 3 m aralıklarla
(1 tuzak/10 m2) almaşık olarak bitkilerin 10-15 cm üzerine
asıldığında Yaprak galeri sineğinin ekonomik zarar eşiğini
aşmadığı, Sera beyaz sineği’nin ise düşük populasyon yoğunluğunda
(2-10 larva/yaprak) baskı altına alınabildiği saptanmıştır.
Yüksek populasyon (20 larva/yaprak) söz konusu olduğunda kısmi
ilaçlama gerekebilir. Bu tuzaklar kirlendikçe değiştirilmelidir.
Yaprak galeri sineği Liriomyza trifolii Burgess.(Dip.:Agromyzidae)’ye
karşı karanfil, gerbera ve krizantem seralarında 1 adet/da
olarak asılan sarı yapışkan tuzaklarda ilk ergin yakalanır
yakalanmaz bu tuzaklar 1 tuzak/5 m2 olacak şekilde almaşık
olarak bitkilerin 10-15 cm üzerine asılmalı ve hasat sonuna
kadar kirlendikçe ya da rengini kaybettikçe yenilenmelidir.
Marmara Bölgesi zeytin alanlarında tarafından Zeytin sineği
karşı kitlesel tuzaklamada Feromon+Besi (diamonyum fosfat)+
deltamethrin emdirilmiş kontrplak kombinasyonu ile hazırlanan
tuzaklar % 80 etkili bulunmuştur.
Prays oleae Bern. ile savaşda Delta tipi eşeysel çekici tuzaklar
1 tuzak/5 ağaç parametresi ile çiçek dölünde % 57, meyve dölünde
% 69 oranında etkilidir.
Kiraz sineği'nin düşük ve orta yoğunluktaki populasyonlarına
kitlesel tuzaklama uygulanır. Ağaç başına 4 adet sarı yapışkan
tuzak (Rebell) + Amonyak kapsülü (Polimer matriks) asmak suretiyle
yöntem uygulanır. Uygulama izole veya yarı izole kiraz bahçelerinde
yapılmalıdır. İzleme tuzaklarıyla ilk ergin çıkışını takiben
kitlesel tuzaklama uygulamasına geçilmelidir. Tuzaklar yerden
1.5-2 m yüksekliğe çoğunlukla ağaçların güney-doğu yönündeki
meyveli dallara ve açığa asılmalıdır. Uygulama boyunca aynı
ekosistemde başka bir kiraz bahçesine asılacak tuzaklarla
populasyon seyri izlenmelidir. Hasat sonunda kurtlu meyve
oranına göre uygulama değerlendirilmelidir.
Zeytin sineği’ ne karşı denenen kombinasyonlar içinde seks
feromonu içeren IPMT tuzakları ile % 2'lik Amonyum fosfat
içeren Mc Phail tuzaklarıyla eşlendirilmiş dikey sarı yapışkan
tuzaklar en etkili olarak bulunanlardır. Bu çalışmalar sonucunda
hem feromon kapsülü hem amonyak içeren polimer matriks kapsüllerinin
bulunduğu 20x30x0,4 cm boyutlarındaki kontrplak levhalar 1
tuzak/1 ağaç parametresi ile % 82 etkili bulunmuştur. Tuzak
gövdeleri uygulamadan önce 15 dakika süreyle % 0,5 lik deltamethrine
solüsyonuna bandırılır. Üzerine bir feromon ve bir amonyak
kapsülü yerleştirilir. Tuzaklar yerden 1,5-2 m yükseğe ve
ağaçların güney-doğu yönüne gölgeye fakat açık bir kısma asılır.
Uygulama zeytin tanelerinin vurma olgunluğuna gelmesinden
hemen sonra yapılır. Küçük ağaçlara sahip bahçede 2 tuzak,
büyük ve homojen olmayan zeytin alanları için 1 tuzak /ağaç
olmalıdır. Tam izole olmayan yerlerde sınırdaki ağaçlara iki
misli uygulama yapılmalıdır. Uygulama sezon ortasında yaklaşık
eylül ayının ilk yarısında tekrarlanmalı, ilk asılan tuzaklar
ağaç üzerinde bırakılarak yenileri asılmalıdır. Ana gövde
olarak sarı yapışkan dikey tuzak da kullanılabilir. Tuzaklarla
ergin populasyon yoğunluğu da izlenmelidir. Bunun için hektara
bir adet feromon kapsülü içeren sarı dikey yapışkan tuzak
ve %2'lik amonyum fosfat içeren Mc Phail tuzağı asılmalıdır.
Feromon kapsülleri 6 haftada bir, Mc Phail tuzağı eriyiği
her hafta yenilenmeli, bu tuzaklar kıyaslama amacıyla aynı
ekosistemde başka bir zeytin bahçesine de asılmalıdır. Hasat
sonunda hem tuzaklarda yakalanan ergin sayıları ve meyve bulaşma
oranına göre yapılır. Yağlık çeşitlerde %8, sofralık çeşitlerde
%2 olan ekonomuk zarar eşiği ile kıyaslanarak yöntemin etkinliği
saptanır. Uygulama en az 300-500 ağaçlık izole veya yarı izole
alanlarda yapılmalıdır. 1000 ağaçtan daha büyük olması tercih
sebebidir. Düşük veya orta yoğunlukta populasyonlar idealdir.
3.1.4.6. Çiftleşmeyi engelleme tekniği
Dişiler tarafından doğal olarak salgılanan eşeysel feromonun,
yapay olarak sentezlenip çeşitli yöntemler ve yayıcı araçlar
kullanılarak hedef alana yayılması, oluşturulan yapay yoğun
koku nedeniyle erkek bireylerin çiftleşmek üzere dişilere
ulaşmasının engellenmesi yöntemin ana prensipleridir.
Mekanizma:
-Yapay feromonun izlenmesi: Erkekler dişilerin salgıladığı
eşey feromonuyla rekabet edebilen ve yapay kaynaklar tarafından
yayılan kokularca cezbedilerek yanlış yere doğru çekilirler.
-Dişi koku kümelerinin maskelenmesi: Dişiler tarafından salgılanan
eşey feromonunun oluşturduğu koku kümesi, yapay kaynaklar
tarafından da yoğun olarak yaratılıp dişi koku kümeleri maskelenir
ve erkek, doğal ve yapay koku kaynakları arasındaki farkı
ayırt edemez.
-Duyu yüklemesi: Sentetik materyal tarafından yapılan yoğun
uyarı sonucunda böceklerin reseptör sistemi veya merkezi sinir
sistemi etkilenerek yönelimde azalmalar meydana gelir ve böcekler
nereye gideceklerini şaşırırlar.
Böylece erkekler dişiye yönelimi belirleyemez ve dişiye ulaşamazlar.
Dolayısıyla çiftleşme olamayacağından üreme de engellenmiş
olur.
Uygulamada dikkat edilmesi gereken noktalar:
Populasyon yoğunluğu: Yöntemin başarısını belirleyen en önemli
kriterdir. Bu yöntemin savaşda başarılı olabilmesi için hedef
böceğin başlangıç populasyonu düşük ya da en azından orta
yoğunlukta olmalıdır.
İnsektisit kullanımı: Populasyon yoğunluğunun bilinmediği
veya yüksek olduğu durumlarda yöntemle birlikte mümkünse biyolojik
bir preparatla veya yararlılara en az toksik etkiye sahip
insektisitle uygulama yapılarak başlangıç populasyonu düşürülmelidir.
Populasyon dalgalanması: Başlangıçta yapılacak feromon uygulamasının
başarıve başarısızlıklarına sadece geçici populasyon yoğunluğuna
bakılarak güvenilmemelidir. Çünkü populasyon yoğunluğu abiyotik
ve biyotik faktörlerin etkisi ile artabilir ve azalabilir.
Bu nedenle populasyon dalgalanmasının sürekli kontrol altında
tutulması gerekir.
Göçler: Genellikle uygulama alanının 30-40 m civarında dolaşan
çiftleşmiş dişilerin olduğu farz edilmelidir. Ancak türe göre
bu mesafe değişebilir. Sıcaklık ve vejetasyon da göçü etkiler.
Değişik nedenlerle meydana gelecek göçleri engellemek için
çalışma alanının iyi bir şekilde izole edilmesi gerekir.
Formulasyon ve uygulama sayısı: Kullanılan feromonun tipi,
etkili olan dozun düzeyi, dağılım oranı ve bunu etkileyen
rüzgar hızı, şiddeti ve ağaçların düzensiz büyüklükte olması
önemli faktörlerdir. Ayrıca uygulama sayısı da önemlidir.
Çünkü feromon hedef türün uçuş periyodu boyunca etkisini sürdürebilmelidir.
Kullanılan yayıcı tipi de önemlidir. Çünkü yayıcıların tipi
hektara verilecek cezbedici miktarını, yayıcı adedini ve her
mevsimdeki uygulama sayısını belirler. Ayrıca her yayıcının
saatteki yayma miktarı ve buna bağlı olarak etki süresi kendi
özelliklerinden dolayı farklılıklar gösterir. En yaygın olanlar
Hercon, ampoulla, mikrokapsül, polietilen yayıcılardır.
Türkiye’de pamuk alanlarında zararlı Pembekurda
karşı Çukurova’da yürütülen çalışmada AgriSence BCS tarafından
üretilen ve türe özgü Z,Z/ZZ,E-7,11-hexadecadienyl acetate
içeren bantlar (AgriSence Frustrate-PBW) 25 adet/da olacak
şekilde taraklanma dönemi başlangıcında (ilk çiçekler görülmeden)
pamuk bitkilerinin üstten ikinci boğumlarına geçirilerek yerleştirilmiştir.
Bu metod hasarta kadar Pembekurt savaşında etkili bulunmuştur.
Elma içkurdu (Cydia pomonella)’na karşı çiftleşmeyi engelleme
yönteminde, her biri 165 mg feromon içeren Isomate-C-Plus
tipi yayıcılar kullanılmıştır. Bu yayıcılar 1000 adet/ha dozunda
bahçeye homojen olarak dağıtılmış olup sınırlarda daha yoğun
kullanılmıştır.
Çiftleşmeyi engelleme yönteminden olumlu sonuçlar alabilmek
için;
Yöntemin kullanılacağı bahçelerde izolasyonun iyi sağlanması
ve bunun için sınırlarda daha fazla sayıda yayıcı kullanılması,
Populasyonun eşeysel çekici tuzaklarla takip edilmesi, düşük
ve orta yoğunluktaki populasyonlarda kullanılması,
Yöntemin uygulandığı bahçelerde özellikle döllere ait larva
çıkışlarında meyve sayımlarının titizlikle yapılması,
Kullanılan yayıcıların taze olması gerekmektedir.
Yöntemin spesifik oluşu ve doğal dengeyi koruyucu olması nedeniyle
ülkemizde ekolojik tarım üreticileri tarafından kullanılması
birinci derecede alternatif bir yöntem olarak görülmektedir.
Aynı yöntem Ege Bölgesi’nde bağlarda ana zararlı olan L. botrana’ya
karşı da denenmektedir. Ümit verici sonuçlar alınmakta olup
henüz çalışma devam etmektedir.
3.1.5. Biyolojik savaş
Yetiştirilen bitkilerin zararlıları ile beslenen diğer canlılara
doğal düşmanlar denilmektedir. Bunların zararlılar ile savaşda
kullanılmasına da biyolojik savaş denilmektedir. Biyolojik
savaşda öncelikle zararlıları ve doğal düşmanları tanımak,
zararlılar ile savaş yaparken doğal düşmanları koruyarak etkinliklerinin
arttırılması için gerekli önlemler alınmalıdır.
3.1.5.1. Doğal düşmanların etkinliklerinin arttırılması
Doğal düşmanların etkinliğini arttırmak için bunlar üzerine
etki eden faktörlerin bilinmesi ve bu unsurları doğal düşmanların
lehine kullanılması ile yoğunlukları arttırılabilir. İklim
hem zararlı hem de doğal düşmanların yaşayabilmesi için en
önemli unsurdur. Yörede sıcak ve kurak, soğuk ve yağışlı havalarda
doğal düşmanların sığınabileceği taş altı, yaprak döküntülerin
ve bitkilerin olması yaşamlarını sürdürmelerini sağlar. İklim
unsurları özellikle başka ekolojilerden getirilip kullanılan
doğal düşmanlar için önemlidir. Bunların yaşamalarını ve döllerinin
devamını kısıtlayıcı en önemli unsurdur.
Doğal düşman ile zararlı arasındaki uyumun bozulması halinde
hem zararlı üzerindeki etkisi azalır hem de doğal düşman yoğunluğunun
giderek azalmasına neden olur. Bu durum bazen kalıtsal bir
özellikten, bazen de zararlı ile doğal düşmanı arasındaki
karşılıklı faaliyetlerin bir arada olmamasından ortaya çıkar.
Erginleri böcekler ile beslenmeyen doğal düşman türlerinde
yaşam ve üreme için erginlerin yaşamsal faaliyetleri için
farklı gıdalara ihtiyaç vardır. Parazitoitlerin hemen tümü
ve predatörlerin pek çoğu ergin dönemlerinde farklı beslenme
rejimine sahiptir. Bunlar çiçeklerin balözü, polen, nektar,
meyvelerden herhangi bir nedenle sızan şekerli su, bazı böcekler
tarafından salgılanan tatlımsı maddeler, konukçu zararlının
vücudundan herhangi bir nedenle veya doğal düşmanın ovipozitörünü
batırması sonucu sızan vücut sıvısı ile beslenirler. Bu gıdaları
daha fazla bulundurulan bitkilerin tarımsal çevre düzeninde
bulundurulması ve yıl içinde var olacak şekilde ürün deseninin
oluşturulması gerekir.
Doğal düşman erginlerinin varlıklarını sürdürebilmeleri ve
üreme güçlerinin yüksek olması için bazı dönemlerde erginlerin
beslenmesine elverişli ortamın hazırlanması gerekir. Örneğin
ABD de yaz aylarında yaprak bitlerinin ve bazı lepidopter
yumurtalarının predatörü olan Chrysoperla carnea (Steph) erginlerinin
beslenmesi için pamuk tarlalarına sadece şekerli su pülverize
edilir. Unlubitler, kabuklubitler ve yaprakbitleri gibi tatlımsı
madde salgılayan zararlıların doğal düşmanların fazla sayıda
oluşunun bir nedeni de salgılanan tatlımsı madde ile doğal
düşman erginlerinin beslenmesidir.
Hedef zararlının bulunmadığı zamanlarda doğal düşmanlar varlıklarını
sürdürebilmeleri için bir başka konukçu ile beslenebilmelidir.
Örneğin Süne'nin yumurta parazitoitleri Trissolcus spp., Sünenin
bulunmadığı yaz aylarında diğer heteropter türlerinin yumurtalarında
yaşar ve populasyonlarını gelecek ilkbahara kadar korumuş
olurlar. Kültür bitkisine zarar vermeyen alternatif konukçu
zararlıların populasyonlarını arttırarak doğal düşman populasyonunu
korumak ve arttırmak biyolojik savaş çalışmalarında bir yöntem
olarak uygulanabilir.
Doğal düşmanların birbirleri ile rekabeti de önemlidir. Özellikle,
ekzotik türlerin yerleştirilmesinde büyük önem kazanır ve
sürekli izlenmesi gerekir.
Predatör türlerin bazıları kendi türlerini de yerler. Birçok
Coccinellid ve Neuroptera türlerinde rastlanan bir özelliktir.
Genellikle, besin azlığı veya populasyon yoğunluğunun artması
gibi durumlarda ortaya çıkar. Doğal düşman populasyonunu azaltan
bir özellik olarak olumsuzluk, besin yokluğunda bazı bireylerin
diğer bireylerle beslenerek varlıklarını sürdürebilmeleri
bakımından olumludur.
Doğal düşmanlar yazın aşırı sıcak ve kışın aşırı soğuklarda
bazı bitkilerin döküntüleri arasında, Çit bitkilerinin sık
dokulu habitüsü içerisinde, toprak çatlak ve yarıkları arasında,
kavlamış kabukların altlarında, taş altlarında ve yere dökülmüş
bitki artıkları arasında geçirirler. Böyle sığınma yerlerinin
olmayışı doğal düşmanın populasyonunu, dolayısıyla etkinliğini
azaltır. Örneğin, Süne yumurta parazitoitleri Trissolcus spp.,
kışı ergin halde ağaçların yarık ve çatlakları arasında, kavlamış
kabukların altlarında geçirirler. Yazın sıcak havalarda, ağaçların
yaprakları arasında, küçük derelerin kenarında yetişen naneler
üzerinde ve sütleyen bitkileri arasında bulunurlar. Parazitoit
populasyonunun Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde düşük oluşunun
nedeni Bölge'nin ağaçsız oluşundan kaynaklanır. Parazitoit
populasyonu Ege, Marmara ve Trakya Bölgeleri'nde genellikle
Süne populasyonunu baskı altında tutabilecek kadar yüksektir.
Parazitoitin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde akarsu kenarlarında
ağaçların bulunduğu yörelerde etkili olduğu ve Süne'yi baskı
altında tutabildiği yapılan araştırmalarla saptanmıştır. Aynı
şekilde meyve bahçelerinde rüzgar kıran ve çit bitkisi olarak
bulunan bitkiler doğal düşmanların barınma ortamlarıdır.
Karıncalar genel olarak doğal düşmanları kaçırıcıdır. Karıncalar
yaprakbitleri, unlubitler ve kabukbitler gibi tatlımsı madde
salgılayan böceklerle ortak yaşarlar. Karıncalar bu zaralıların
salgıladıkları tatlımsı maddelerle beslenirler ve onları doğal
düşmanlardan korurlar, bir bitkiden diğerine taşırlar ve hatta
kış aylarında yuvalarına götürürler ve soğuktan korurlar.
Bu nedenlelerle doğal düşmanların etkinliğini azaltan faktörlerdendir.
Turunçgil unlubiti'ne karşı predatörü Cryptolaemus montrouzieri
Muls.'nin turunçgil bahçelerine salıverilmesinden önce ağaçların
kök boğazı çevresindeki 60-70 cm.'lik toprak yüzeyine bir
toz insektisit serpilerek karıncalar öldürülür. Böylece predatörün
etkinliği arttırılmış olur.
Doğal düşmanlar üzerinde beslenen türlere de hyperparazit
denmektedir. Doğal düşmanların yoğunluğunu azaltmaları nedeniyle
hiperparazitler zararlı kabul edilirler.
Bazı kültürel uygulamalar doğal düşmanların varlıklarını sürdürmelerini,
populasyonlarını korumayı sağlarlar. Örneğin, örtü bitkisinin
yetiştirilmesi, örtü bitkisinin şerit halinde biçimi doğal
düşmanları korunmasını sağlayan bir kültürel işlemdir. Doğal
düşmanların erginleri daha bitkilerin çiçek tozları, yaprakbiti
ve beyazsinek gibi zararlı böceklerin salgıladığı ballı maddeler
ile beslenirler. İlkbaharda erken gelişen ve çiçek açan yabani
otlar, çit bitkileri, ağaçlar, yemeklik baklagil veya hububatlar
gibi hem çiçek tozu hem de doğal düşmanların yediği zararlıları
bulundurmaları ve uygunsuz iklim koşullarında barınak sağladığı
nedeniyle önem kazanır. Doğal düşmanların çoğu erken ilkbaharda
bu bitkilerde barınır, beslenir ve buralarda çoğalarak daha
sonra yeni gelişmeye başlayan kültür bitkilerine geçerler.
Bir bölgede yıl içinde farklı bitkilerin yetiştirilmesi genelde
doğal düşmanların barınmaları ve beslenmeleri için devamlı
bir kaynak oluşturmaktadır. Bu nedenle doğal düşman türlerinin
ve yoğunluğunun artmasına yardımcı olur. Bu durum dikkate
alınarak organik tarım işletmesinde yıl içerisinde yetiştirilen
bitkiler doğal düşmanlara devamlı besin ve barınak sağlayacak
şekilde seçilmeli ve ekim düzeni buna göre planlanmalıdır.
Tarımsal savaşta kullanılan organik veya inorganik zehirler
doğal düşmanların populasyonlarının azalmasına neden olur
ve zararlı populasyonunun daha fazla artması ile sonuçlanır.
Zehirler; doğal düşmanları, doğrudan öldürmek ve onların konukçularını
öldürerek besinsiz kalmalarına neden olmak üzere hem doğrudan,
hem de dolaylı olarak etkilerler. Tarımsal savaşta zehirler
önemli ve vazgeçilmez unsurlardır. Zehirlerin hem doğal düşmanlara,
hem de tarımsal çevre düzeninde diğer canlılara olumsuz etkileri
vardır. Bu olumsuzlukların en aza indirilmesi bakımından zehirlerin
tarımsal savaşta bilinçli bir şekilde kullanılması gerekir.
Zehirlerin etki oranı, etki süresi, uygulanması gereken dönem
(bitkinin fenolojisi veya zararlının biyolojik dönemi, doğal
düşmanların biyolojik dönemi), son uygulama ile hasat tarihi
arasındaki bekleme süresi ve çevreye etkisi (kalıntı, hedef
dışı organizmalara ve doğal düşmanlara) bilinmelidir. Bunun
için de ruhsatlı ilaçlar kullanılmalıdır. Ruhsatlı ilaçların
etiketinde bu veriler bulunmaktadır. Etiketi okunarak buna
göre kullanılmalıdır. Zararlılar ile savaşda kullanılan organik
veya inorganik zehirlerin kullanılması sırasında yoğun ve
etkili bir doğal düşman var ise buna karşı en az etkili olan
zehir kullanılmalıdır.
Doğal düşmanların populasyonlarının korunmasında bazı kültürel
işlemlerin uygulanması önemlidir. Bitki kalıntılarının yakılması
yerine toplanıp bir yere yığılması, yoncanın 15-20 günlük
periyotlarla şerit halinde biçilmesi gibi uygulamalar doğal
düşmanların korunmasını sağlayacak uygulamalardır. Turunçgil
bahçelerinde Akdeniz meyve sineği Ceratitis capitata (Wied.)’ya
karşı zehirli yem kısmi dal ilaçlaması yöntemi, yine turunçgillerde
kabuklubitlere karşı yapılacak yazlık beyaz yağ ilaçlamalarında
ilk ilaçlama birer sıra atlanarak, ikinci ilaçlamada ise birincide
ilaçlanmayan sıraların ilaçlanması doğal düşmanların büyük
ölçüde korunmasını sağlayan uygulamalardır.
Meyve bahçesi kenarındaki tozlu yolların asfalt veya betonlanarak
tozdan arındırılması ile doğal düşmanların populasyonları
ve dolayısıyla etkinlikleri arttırılır.
3.1.5.2. Doğal düşmanların salınması
Doğal düşman yoğunluğunu arttırmak için uygun türler üretilerek
yetiştirme alanlarına salınırlar. Bunun için öncelikle yerli
doğal düşmanlar kullanılır. Ancak bu da yeterli olmuyorsa
başka ülkelerde doğal olarak etkili olan doğal düşmanlar getirilerek
kullanılır. Doğal düşmanlar salındıktan sonra sürekli izlenerek
etkinliğinin ve populasyonunun devam edip etmediği kontrol
edilmelidir. Turunçgil unlu biti’nin predatörü C. montrouzieri
Avustralya kaynaklı olup ülkemiz koşullarında kışı geçiremediği
için her yıl doğaya salıverilir. Doğal düşmanların etkili
olabilmesi için salım yöntemi önemlidir. Ülkemizde etkinliği
belirlenen ve uygulamaya aktarılan biyolojik ajanlar ve salım
yöntemleri Zirai Savaş Teknik Talimatlarında yer almaktadır.
Ülkemizde bu çalışmalar, ilk kez 1912 yılında yurtdışından
getirtilen avcı böcek (Rodolia cardinalis (Muls.)) Sakız adasına
salınması ile başlamıştır. Bu avcı böceğin 1932 yılında tekrar
getirtilerek Çukurova ve Ege Bölgesi’nde turunçgil alanlarına
salınması sonucu torbalı koşnil (Icerya purchasi Mask. (Hom.:Margarodidae))
sorunu ortadan kalkmıştır.
Süne’de biyolojik savaş çalışması 1928 yılında Adana’da yumurta
parazitoidi Trissolcus semistratus Nees.’in saptanmasıyla
başlamış, 1958 yılında İran’dan getirtilen parazitoid Diyarbakır’da
hububat alanlarına salınmıştır. Turunçgil unlubiti’ne karşı
1965 yılında ABD’den Antalya Biyolojik Mücadele İstasyonu’nca
getirtilen avcı böcek C. montrouzieri ve parazitoit Leptomastix
dactylopii halen Adana Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü
ve Antalya Narenciye ve Seracılık Araştırma Enstitüsü’ndeki
insektaryumlarda kitle halinde üretilmekte ve turunçgil üreticilerine
dağıtılmaktadır. Nisan-mayıs sonuna kadar %5, ve haziran sonuna
kadar %8 ağaç veya yumurta bulaşıklığı bulunursa bahçedeki
ağaç başına 2-3 adet predatör C. montrouzieri ile 10 adet
parazit L. dactilopii salınmalıdır. Ağustosta gerek ağaç gerekse
meyve bulaşıklığı %15 olursa ağaç başına 4-5 predatör ile
10 parazit verilir. Bu devrede meyve bulaşıklığı daha yüksekse
ve koloni teşekkülü görülürse 5-10 adet veya daha fazla predatör
ve bunun iki katı parazit salınır. Eylülde %20 ağaç ve meyve
bulaşıklığı saptanırsa kasım sonuna kadar ağaç başına 10 predatör
ve 20 parazit salımına devam edilir.
Turunçgil beyazsineği (Dialeurodes citri Ashm. (Hom.:Aleyrodiae)
bitki özsuyunu emerek ağaçlarda genel bir duraklamaya, meyvelerin
küçük kalmasına ve meydana getirdiği fumajin sonunda kalite
kaybına yol açmaktadır. Akdeniz Bölgesi’nde yapılan bir çalışmada
kitle halinde üretilen Encarsia lahorensis (How.) (Hym.:Aphelinidae)’nin
doğada kolonizasyonu ve etkinliği araştırılmıştır. Parazitoit
salım yapılan bütün bahçelerde kışı geçirmiş ancak parazitleme
oranı düşük bulunmuştur. Bu yararlı zayıf dağılıma sahip olup
ancak düşük zararlı populasyonunda konukçusunu rahatça bulabilmektedir.
Savaş programlarında yer alabilmesi için yüksek zararlı populasyonunun
olduğu yerlerde ya önce avcı böcek Serangium parcesetosum
salınmalı ya da yazlık yağ uygulanmalı ardından çok noktadan
parazitoid salınmalıdır.
Ege Bölgesi’nde yapılan bir çalışmada D. citri ile yoğun bulaşık
bahçelerde her bahçenin iki ağacına 20 ergin+larva/ağaç yoğunluğunda
S. parcesetosum haziran ve temmuzda 1 ay ara ile 2 kez salındığında
eylül ayı içersinde avcı böceğin koloni oluşturarak tüm ağaçlara
yayıldığı, kışı geçirebildiği, yaz mevsimi boyunca çoğalarak
ilaçlamaya gerek kalmadan zararlıyı baskı altına alabildiği
görülmüştür. Aynı başarılı sonuç Güney Anadolu Bölgesi’nde
de alınmıştır.
Yüzük kelebeği (Malacosoma neustria L. (Lep.:Lasiocampidae)
elma, armut, ayva, kayısı, erik, badem, şeftali, kiraz, ahlat
gibi meyve ağaçları, bazı süs ve orman ağaçlarında larvalarının
yaprakları damarları kalacak şekilde yemesiyle zararlı olan
polifag bir zararlıdır. Orta Anadolu’da bu zararlının yumurta
parazitoidleri saptanmış, bunlar arasında Telenomus laeviusculus
Ratz. (Hym.:Scelionidae) ve Oonecyrtus spp. (Hym.:Encyrtidae)’nin
bu zararlıyı baskı altında tutan ve önemli doğal düşmanları
olduğunu saptamıştır. Yoğun ve gelişigüzel ilaçlamaların yapılmadığı
bahçelerde doğal denge korunacağı ve hiç kimyasal savaşa gerek
kalmayacağı ortaya konmuştur.
Elma pamuklubiti'nin parazitoidi Aphelinus mali Hold. (Hym.:Chalcididae)
Orta Anadolu Bölgesi’nde zararlıyı %70 oranında parazitleyebilmektedir.
Bu yüzden zararlıya karşı ilaçlama yapmaya gerek kalmamaktadır.
Ayrıca zararlıyı faydalı arıcıklara karşı koruyan karıncaları
yok etmek de pamuklubitin parazitlenme olanağını arttırır.
Antalya ili zeytinliklerinde yapılan çalışmada doğal düşmanların
en yoğun ve yaygın olarak nisanın 2. yarısı ile haziranın
ilk yarısı arasında parazitoidlerin ise temmuz sonu ile eylülün
ilk yarısında bulunduklarını, doğal dengenin devamı için bu
dönemde kimyasal savaş yapılmamasını yararlı bulmuştur.
Yaprakbüken (Archips spp. (Lep.:Tortricidae) populasyonunu
baskı altına alabilecek olan Trichogramma embryophagum (Hartig)
(Hym.:Trichogrammatidae) kiraz bahçelerinde %65 oranında zararlıyı
parazitlemektedir.
Sanjose kabuklubiti (Quadraspidiotus perniciosus Comst. (Hom.:Diaspididae))
birçok meyve ağacında zararlı olup savaşında kısa budama ve
temiz fidan kullanımı gibi kültürel önlemler önemli yer tutar.
Bu zararlıyla biyolojik savaş şansı da vardır. Parazitoidi
Prospaltella perniciosi Tower Marmara, Ege ve Karadeniz Bahçelerine
adapte olmuştur. San Jose populasyonunun düşük olduğu yerlerde
P. perniciosi salımı yapılarak veya bulaştırılarak zararlı
baskı altına alınabilmektedir. Parazitoidin salımı nisan-mayıs
ve ağustos sonu-eylül aylarında yoğun düzeyde yapılmalıdır.
Virgül kabuklubiti (Lepidosaphes ulmi (L.) (Hom.:Diaspididae)’nin
predatörü Hemisarcoptes malus (Shimer) (Acarina:Hemisarcoptidae)
ilaçlama yapılmayan yerlerde zararlıyı tek başına baskı altında
tutabilir. Bu nedenle H. malus’un yoğun olarak bulunduğu yörelerden
10-45 cm uzunluğunda kabuklubit ve predatör akar ile bulaşık
dallar kesilerek H. malus’un bulunmadığı yerlerdeki zararlı
ile bulaşık ağaçların dallarına özellikle sonbaharda bağlanır.
Çay koşnili (Chloropulvinaria floccifera (Westw.) (Hom.:Coccidae))'nin
hastalık etmeni Verticillium lecanii Zim. oldukça etkindir.
Fungusla enfekte olan koşniller mat beyaz renkli mumsu bir
görünüş kazanırlar. Predatörü Hyperaspis campestris L. (Col.:Coccinellidae)
çaylıkta bitki başına en az bir adet ise ilaçlamaya gerek
kalmaz. Bu yoğunlukta değilse diğer bahçelerden toplanıp bitki
başına bir adet salımı yapılmalıdır.
Fındık koşnili Parthenolecanium spp. (Hom.:Coccidae) üzerinde
de Verticillium lecanii oldukça etkilidir. Bu zararlıyla bulaşık
alanlarda fungusu koruyabilmek için kükürtlü preparatlar kullanılmalıdır.
Bağ üvezi (Arboridia (=Erythroneura) adanae Dlab.) (Hom.:Cicadellidae))’nin
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 2 yumurta parazitoidi bulunmuştur.
Oligosita pallida Krygger (Hym.:Trichogrammatidae) Anagrus
atomus L. (Hym.:Mymaridae)’a göre daha yüksek oranlarda bulunur
ve %85-99 parazitlenme sağlar. Parazitlediği yumurtalar 7
gün sonra siyah renge dönüşür. Ayrıca bu parazitoidler böğürtlenlere
yumurta bırakan Edwarsiana rosae (L.)’nin yumurtalarında kışladığı
için bağların kenarında bulunan yabani gül ve böğürtlenler
korunmalı, olmayan yerlerde yetiştirilmelidir.
Pamukta zararlı kırmızıörümcekler (Tetranychus cinnabarinus
Boisd. ve Tetranychus urticae Koch. (Acarina:Tetranychidae)’in
doğal düşmanları olan Scolothrips longicornis Priesner (Thy.:Thripidae),
Stethorus spp. ve Scymnus spp. (Col.:Coccinellidae), Chrysoperla
carnea Steph. (Neu.:Chrysopidae), Orius spp. (Het.:Anthocoridae),
Nabis spp. (Het.:Nabidae), Deraeocoris sp. ve Campylomma diversicornis
Reut. (Het.:Miridae), Geocoris spp. (Het.:Lygaeidae) zararlı
populasyonunu baskı altına alabilecek etkinliktedir. Benzer
şekilde pamuk yaprakbiti Aphis gossypii Glov. (Hom.:Aphididae)’
nin özellikle Coleoptera Takımı, Coccinellidae familyasından
predatörleri (Coccinella septempunctata L. ve C. undecimpunctata
L., Adonia variegata (Goeze), Adalia bipunctata, Scymnus spp.
ve Exochomus spp.) populasyonu azaltıcıdır. Pamukta yeşilkurt
Helicoverpa armigera Hübn. (Lep.:Noctuidae)’un en önemli parazitoidi
olan Apanteles sp. Çukurova’ da (Hym.:Braconidae) mevsim sonuna
doğru parazitleme oranı %60’a kadar çıkmaktadır.
Doğumeyve güvesi’nin Karadeniz ve Marmara Bölgesinde parazitoidi
olarak saptanan Trichogramma evanescens West. (Hym.:Trichogrammatidae)
korunmalıdır.
Dünyada meyve ağaçlarında ve bağlarda zararlı Tetranychidae
familyasından kırmızıörümceklerin en etkili predatörü avcı
akar Typhlodromus pyri Scheut.’dır. Bulunduğu ekosistemde
korunarak etkinliği arttırılabileceği gibi üretilip salınarak
da biyolojik savaş ajanı olarak kullanılmaktadır.
Fungus, virüs ve nematodlar gibi diğer mikroorganizmalar
da zararlılar ile savaşda kullanılmaktadır. Bunlardan yaygın
olarak kullanılan Bacillus thuringiensis ve Nuclear Poly hidrosus
virüsleri’nin kullanıldığı alanlar aşağıda Çizelge 2 ve 3'de
verilmiştir.
Çizelge 2. Türkiye’ de Bacillus thuringiensis’
in etkili olduğu ve kullanıldığı zararlılar
Zararlı İlaçlama Zamanı B.t. Dozu
Patates böceği Leptinotarsa decemlineata 1. dönem larvalara
birer hafta arayla 3 kez
Lahana yaprak güvesi (Plutella xylostella L. ve P. maculipennis
Curt. Mayıs-eylül’ de larva yoğun ve zarar yaygınsa 16000
IU/mg 150 g/da
Lahana Kelebeği (Pieris brassicae L. % 10 bulaşma 16000 IU/mg
150 g/da
Altın kelebek (Euproctis chrysorrhoea L.) % 30 dan fazla bulaşık
ağaç ve bulaşık ağaçların % 10’ unda ağaç başına ort. 15-20
kışlık yuva bulunduğunda 16000 IU/mg WP 50 g/ 100 l su
Amerikan beyaz kelebeği (Hyphantria cunea Drury) haziran veya
ağustos’ ta larvalar ağlarını örmeye başlayınca veya yumurta
kümelerindeki bütün yumurtalar açıldığında, % 1 bulaşma olduğunda
50 g/100 l su
Elma ağ kurdu (Yponomeuta malinellus Zell çiçeklerin açılmasından
önce veya çiçek taç yapraklarının % 70-80’ inin dökümünden
sonra, epidermis içine girmiş veya ağ örmüş 4 larva kümesi/100
yaprak buketi 25 g/100 l su
Yüzük kelebeği (Malacosoma neustria (L.) kışın ağaçların %
30 dan fazlası bulaşık ve bulaşık ağaçların % 10’ unda ortalama
15-20 yumurta kümesi/ağaç varsa ilkbaharda larvalar yumurta
kümesini tamamen terk ettiklerinde 50 g/100 l su
Harnup güvesi (Ectomyelois ceratoniae (Zell.)) haziranın son
yarısından itibaren 10-15 gün ara ile 5-6 kez ilaçlama 70
g/100 l su
Kır tırtılı (Lymantria dispar L.) mayıs ayı içinde larva çıkışı
ile birlikte 50 g/ 100 l su
Limon çiçek güvesi (Prays citri Mill.) nisan’ da çiçeklenme
döneminde çiçeklerin % 50’ den fazlası zararlının yumurta
ve larvası ile bulaşıksa 10 gün ara ile 2-3 kez uygulama 100
g/100 l su
Salkım güvesi (Lobesia botrana Den.-Schiff.) Her dölde ilk
larva çıkışında, % 1 oranında bulaşma olduğunda Ege B: 16000
IU/mg, 150 g+ 1 kg tozşeker/100 l su, 10000 IU/mg 300 ml+
1 kg tozşeker /100 l su Güney ve Orta Anadolu B: 16000 IU/mg
100 g+ 100 g pekmez/100 l su Orta Anadolu B: 16000 IU/mg 150
g/100 l su
Çizelge 3. Dünyada kullanılan virüsler ve
kullanıldığı alanlar
Zararlı Ürün/Kullanım Alanı Aktif madde Ruhsat
sahibi
Pancar yaprakkurdu sebzeler, süs bitkileri, pamuk, mısır,
yerfıstığı vs. Pancarkurdu nucleopolyhedrovirusu (Spodoptera
exigua NPV) (129078) Thermo Trilogy Corp. 7500 Grace Dr. Columbia,
MD
Elma içkurdu Elma, armut, ceviz Elma içkurdu granulovirusu
(Cydia pomonella GV) (129090) Thermo Trilogy Corp. 7500 Grace
Dr. Columbia, MD
Mısır kurdu, tütün kurdu Çeşitli sebzeler, süs bitkileri,
diğer ürünler Mısırkurdu Nucleopolyhedrovirusu (Helicoverpa
zea NPV) (107300) Thermo Trilogy Corp. 7500 Grace Dr. Columbia,
M
Orgyia pseudotsugata Çeşitli orman ağaçları, süs bitkileri
veyadiğer özel alanlarda ticari olmayan ağaçlar. Hükümetin
desteklediği programlarda sınırlı ya da geniş alanda kullanım
Orgyia pseudotsugata Nucleopolyhedrovirusu (NPV) (107302)
USDA Forest Service 180 Canfield St. Morgantown, WV 26505
Kır tırtılı Çeşitli orman ağaçları, süs bitkileri veyadiğer
özel alanlarda ticari olmayan ağaçlar. Hükümetin desteklediği
programlarda sınırlı ya da geniş alanda kullanım Kır tırtılı
Nucleopolyhedrovirusu (Lymantria dispar NPV) (107303) USDA
Forest Service 180 Canfield St. Morgantown, WV 26505
3.1.6. Kimyasal savaş
Organik tarımda kullanılmasına izin verilen organik ve inorganik
zehirler uluslar arası organik tarım örgütlerince belirlenmekle
beraber ürünün satıldığı ülkelere göre de değişmektedir. Ülkemizde
organik tarımda değişik aşamalarda uyulması gerekli esaslar
‘Bitkisel ve Hayvansal Ürünlerin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine
İlişkin Yönetmelik’ 24 Aralık 1994 tarih ve 22145 sayılı Resmi
Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelikte
ülkemizde organik tarımda kullanılabilecek zehirlerde yer
almaktadır.
Ülkemizde organik tarımda sarımsak, sütleğen, arapsabunu gibi
organik zehirler üreticiler tarafından yapılarak kullanılmaktadır.
Ancak bunların çevreye etkisi bilinmemektedir. Ruhsatlı ürünler
son yıllarda piyasada yerini almaya başlamıştır. Ruhsat alan
ürünlerin etkisi, etki süresi gibi kullanım şekli, çevreye
etkisi çoğunlukla bilinmekte ve buna göre güvenli bir şekilde
kullanılabilmektedir.
Zehirler hastalıklarda koruyucu olarak veya ilk belirtiler
görüldüğünde kullanılabilir. Bu zehirin yapısına ve hastalığın
epidemisi ve şiddetine göre değişir. Hastalığın şiddeti ve
çevrede bulunan diğer bitki ve zararlılar değerlendirilerek
zehirler en etkili şekilde kullanılmalıdır.
Zararlılar, ancak belli bir yoğunluğa eriştiğinde ürün kaybına
neden olurlar. Bu nedenle zararlının yoğunluğu, ürün kaybı
oluşturmaya başladığında ve yapılan savaş masraflarını, savaş
ile sağlanacak ürün artışının artı değeri karşılayacak ise
kimyasal savaş yapılmalıdır.
Tahmin ve uyarı yöntemi olan hastalıklara karşı ise uyarı
verildiğinde ilaçlama yapılmalıdır. Bağda mildiyö ve Bağ salkım
güvesine ve Elma bahçelerinde Kara leke ve Elma iç kurduna
karşı tahmin uyarı sistemi geliştirilmiş olup, İl Tarım Müdürlükleri'nce
takip edilmekte ve il, ilçe ve köylerde uyarı yapılmaktadır.
Organik tarımda kullanılmasına izin verilen zehirlerden işletmede
bulunan doğal düşmanlara en az yan etkisi olan zehirler seçilerek
kullanılmalıdır. Bu zehirler etkili oldukları dozda kullanılmalıdır.
Yetiştirilen bitkilerde birden fazla zararlı varsa ve zararlıların
hepsine veya birkaçına etkili olan ortak kullanılabilecek
zehir varsa öncelikle bu zehirler tercih edilmelidir.
Zehirlerin çoğu değme etkili olduğundan zehirlerin hedeflerine
ulaşması yani zararlılara değmesi gerekir. Zararlıların çoğu
yaprak altında bulunduğu için yaprak altının iyi ilaçlanması
gerekir. İlacı hedefine ulaştırabilecek en uygun ilaçlama
aleti kullanılmalıdır.
Bazı zararlı böcek ve akarlar yetiştirme alanının bir bölgesinde
görülür. Bu durumda sadece o bölge ilaçlanmalıdır. Böylece
hem zararlı bulunduğu yerde öldürülmüş olur hem de diğer bölgelerde
bulunan doğal düşmanlar korunmuş olur. Bunun sonucunda etkili
savaş yaparken daha az zehir kullanılarak daha az masraf yapılmakta
ve zehirin çevreye olumsuz etkisi azaltılmaktadır.
3.1.6.1. Zararlılara karşı kullanılan organik
insektisitler
Gelişmiş ülkelerde organik klorlu ve organik fosforlu insektisitlerin
keşfinden önce 1930-40 yıllarında, tarımsal zararlılarla mücadelede
bitkisel kökenli insektisitlerin önemli oranlarda kullanıldığı
kayıtlıdır. 1939 yılında ABD’de toplam pyrethrum ithali 5400
ton iken 1990 yılında bu miktar sadece 350 ton olmuştur. Bitkisel
kökenli insektisitler zamanla yerlerini daha etkili, etki
süreleri daha uzun sentetik insektisitlere bırakmıştır. Ayrıca
gelişmiş ülkelerde sentetik insektisitler teknoloji sayesinde
daha ucuz elde edilebilirler.
Günümüzde bitkisel kökenli insektisitler dünya pazarının %
1’ini oluşturmakta ve organik tarıma yönelim nedeniyle yıllık
satışlar her sene %10-15 oranında artış göstermektedir
Sentetik insektisitlerin bilinçsizce kullanımı sonucu zararlılarda
dayanıklılık oluşmuş , insan ve çevre sağlığı olumsuz etkilenmiştir.
Bu yüzden bitkisel kökenli insektisitlere olan ilgi yeniden
önem kazanmış ve son yıllarda organik tarımla birlikte bu
konudaki çalışmalar da yoğunluk kazanmıştır.
Doğal insektisitlerin ruhsat alabilmesi için toksikolojik
ve ekotoksikolojik 100’den fazla özelleşmiş testten geçmesi
gerekir ki bu 10 yıl sürmekte ve büyük pararlar harcanmaktadır.
Bu nedenle günümüzde ruhsat almış organik insektisitlerin
sayısı sentetiklere göre daha azdır.
Avrupa’da 30 senedir uygulanan organik tarım çalışmaları ülkemizde
küçük çapta uygulanmaktadır. Çiftçilere organik tarımın önemi
anlatılarak bitkisel kökenli insektisitleri kullanmaya teşvik
edilmelidir.
3.1.6.1.1. Bitkisel kökenli doğal insektisitler
Bunlar, bitkilerden çeşitli yöntemlerle elde edilen ve insektisit
özelliği gösteren bileşiklerdir. Bu maddeler işlenmemiş bitkisel
materyaller, bitki ekstraktları ve bitkilerden izole edilen
saf bileşikler gibi formlarda olabilir.
2000’den fazla bitkinin insektisit etkisinin var olduğu bilinmesine
karşın pratikte yararlanılanların sayısı çok azdır. Bunun
nedenleri doğal kaynakların kısıtlı olması, standardizasyon
ve ruhsat almadaki zorluklardır.
Bitkisel kökenli doğal insektisitlerin sentetik
insektisitlere göre avantaj ve dezavantajları
Avantajları
1.Bitkisel kökenli doğal insektisitler, güneş ışığında, nemde
ve rüzgarlı hava koşullarında çok hızlı bir şekilde parçalandıklarından
hasattan kısa bir süre önce kullanılabilme özelliğine sahiptirler.
2. Her ne kadar hemen öldürmese de böceklerin beslenmelerini
çok hızlı bir şekilde durdururlar dolayısıyla zararı önleme
bakımından hızlı etki gösterirler.
3. Nicotine gibi sıcakkanlılara çok zehirli bazı bitkisel
kökenli insektisitler hariç
tutulursa geriye kalan bitkisel kökenli doğal insektisitlerin
çoğu memelilere ve çevreye çok toksik değildirler.
4. Bitkisel kökenli doğal insektisitlerin çoğu fitotoksik
değildir. Ayrıca çimlenme, büyüme ve ürünün kalitesine olumsuz
etkileri yoktur.
5.Doğal formlarda kullanıldığında dayanıklılık oluşturma riskleri
pratikte yok denecek kadar azdır.
6. Çoğunlukla az gelişmiş ve işçilik maliyeti düşük olan bölgelerde
yetiştikleri için, o bölgelerde sentetik insektisitlere göre
daha ucuz ve kolay elde edilebilirler.
Dezavantajları
1.Doğada hızlı parçalandıklarından ilaçlama zamanının çok
iyi ayarlanması gerekmekte ve daha sık uygulama gerektirirler.
2.Etkili maddenin bitkiden elde edilmesi sırasında her zaman
aynı oranı yakalamak güçtür. Bu nedenle standart etki beklenemez.
Bu yüzden ruhsat almış bitkisel kökenli preparatların sayısı
çok az azdır.
3. Bitkisel kökenli doğal insektitlerin özellikle bitki eksratlarının
depolanması hemen hemen mümkün değildir. Hazırlandıktan sonra
hemen kullanılmaları gereklidir.
Bitkisel kökenli doğal insektitler çoğunlukla daha az toksik
olduğu düşünülsede akut toksisitesi yüksek olan nicotine gibi
bazılarının uygulanması sırasında gerekli özen gösterilmelidir.
5.Ruhsatlı preparatlar olmadığında bazı bitkisel kökenli doğal
insektisitlerin kronik toksisiteleri ve gıdalardaki tolerans
değerleri hakkında bilgiler yeterli değildir.
Bitkisel kökenli doğal insektisit olarak üzerinde en çok çalışılan
önemli bitkilerden bazıları aşağıda yeralmaktadır.
Azadirachtin
Bitkisel kökenli insektisit olarak üzerinde en çok çalışmalar
yapılan bitki Azadirachta indica’ dır. Bu bitkinin yaprak
veya kabuklarının kurutulmasıyla toz halinde, meyve veya tohumdan
ekstrakt elde edilerek tohum veya tohum kabuğundan elde edilen
yağ gibi çeşitli şekillerde zararlılarla mücadelede kullanılır.
İlk olarak 1978 yılında yaprakları ezilerek lahana bitkisine
uygulanmış ve lahana böceğinin olmadığı görülmüştür. Tropik
ve subtropik bölgelerde yaşayan 200’ den fazla ısırıcı böcek
türüne etkili olduğu tesbit edilmiştir. Yararlılara ve sıcakkanlılara
toksik etkisi bulunmamaktadır. Yapılan araştırma sonuçlarına
göre
Azadirachtin’in böceklere ;
Uzaklaştırıcı
Beslenmeyi engelleyici
Doğurganlığı azaltıcı
Kısırlaştırıcı
Öldürücü
Yumurta bırakmayı önleyici gibi etkileri saptanmıştır.
Gelişme ve büyümeyi aksatıcı gibi çok sayıda etkileri vardır.
Ve bu etkilerin Orthoptera, Homoptera, Heteroptera, Lepidoptera,
Coleoptera, Diptera ve Hymenoptera takımına bağlı bir çok
türde gözlenmiştir. Azadirachtin ülkemizde domateste yaprak
bitine karşı Neem Azal ticari adıyla ruhsat almıştır.
Azadirachtin’in bazı zararlılar üzerinde
etkileri:
Etkisi Zararlı Sonuç
Uzaklaştırıcı Sitophilus granarius S. oryzae Depolanmış tahıl
üzerine uygulanan sulu ekstrakt zararlıyı baskı altına almıştır.
Beslenmeyi engelleyici Spodoptera littora Tütün fideliklerinde
püskürtülen %1-5’lik tohum ekstraktı bitkiyi böceğin zararından
korumuştur.
Büyümeyi ve gelişmeyi engelleyici Ceratitis
capitata A.indica’nın eksraktı ile beslenen larvaların başkalaşım
ve gelişimlerinde olumsuzluklar olmuştur.
Yumurta bırakmayı önleyici Phtorimaea operculella %5’lik tohum
ekstraktı uygulanan patateslerde zararlının yumurta bırakması
engellenmiştir.
İnsektisit Leptinotarsa decemlineata, Pieris brassicae Farklı
dozda uygulanan tohum eksraktları zararlıların %100’e varan
oranda ölüme neden olmuştur.
Pyrethrum
Chrysanthemum cinerariaefolium’un çiçeklerinden elde edilen
pyrethrum mevcut insektisitlerin içinde en eski ve en güvenilir
olup halen geniş alanlarda kullanılan tek bitkisel kökenli
insektisittir.Isırıcı ve emici böceklere karşı insektisit
etkilidir. Daha çok depolanmış ürün ve ev zararlılarına karşı
kullanılmaktadır. Pyrethrum’un en büyük dezavantajı gün ışığında
çabuk parçalanmasıdır.
Pyrethrum’un bazı zararlılar üzerinde etkileri:
Etkisi Zararlı Sonuç
İnsektisit Tribolium castaneum Depolanmış ürüne katılmış toz
halindeki pyrethrum zararlıyı baskı altına almıştır.
İnsektisit Rhyzopertha dominica Depolanmış tahıla uygulanan
pyrethrum zararlıyı kontrol altına almıştır.
İnsektisit Sitotroga cerealella Sitophulus oryzae R.dominica
Depolanmış pirince uygulanan%0.01’lik sulu çiçek eksraktı
bu zararlıları %62 oranında başarı sağlamıştır.
İnsektisit Myzus persicae Macrosiphum rosae Pyrethrum e.m’li
aerosol ile muamele edilen bahçe bitkilerindeki afitler kontrol
altına alınmıştır.
İnsektisit Pieris brassicae Lahanalar zararlıdan korunmuştur.
Rotenone
Amerika’da yetişen Lonchocarpus sp. (Fabaceae) ve Asya’da
yetişen tropik bir bakla türü olan Derris sp. (Fabaceae) ve
Terphrosia sp.bitkilerinin köklerinden eksrakte edilerek kullanılmaktadır.
Böceklerde kontakt ve hemde mide zehiri olarak etki gösterir
ve genelde yaprakla beslenen Lepidoptera takımına ait türlerin
larvalarına karşı mücadelede kullanılır. Balıklara son derecede
toksik olduğu saptanmıştır.
Rotenone’un bazı zararlılar üzerindeki etkileri
Etkisi Zararlı Sonuç
İnsektisit Sitophilus oryzae Depolanmış ürüne toz halinde
karıştırıldığında ürün zararlıdan korunuyor.
İnsektisit Anoidiella aurantii Bahçe bitkilerinin dallarına
püskürtüldüğünde ağaçtaki zararlı kontrol altına alınıyor.
İnsektisit Ceratitis capitata Sulu eksraktla beslenen larvalarda
ölüm görülmüştür.
İnsektisit Spodoptera littura Uygulanan bitkilerde zararlı
baskı altına alınmıştır.
İnsektisit Leptinotarsa decemlineata Patates bitkisine uygulandığında
zararlı kontrol altına alınmıştır.
Nicotine
Nicotiana tabacum ve diğer Nicotiana türlerinin yapraklarından
çeşitli metotlarla ekstrakte edilen nicotine Avrupa’da 1950’li
yıllardan beri kullanılmaktadır. Tütün yapraklarının sulu
ekstraktı zararlı böceklere karşı kontakt etki gösterir.Daha
çok afitler ve diğer yumuşak vücutlu böceklere karşı mücadelede
kullanılmaktadır.
Sıcakkanlılara son derece toksik olan nicotini kullanırken
dikkat edilmelidir.
Ryania
Güney Amerika kökenli Ryania speciosa adlı bitkinin kök, yaprak
ve gövdesinden ekstakte edilmekte ve Lepidoptera larvalarına
temas ve mide zehiri etkisi göstermektedir( Ostrinia nubilalis,
Cydia pomonella, Dacus dorsalis ve Heliothis zea gibi zararlılara
insektisit ve repellent etkisinin olduğu saptanmıştır).Ancak
memelilere yüksek toksisitesi yüzünden kullanımı kısıtlanmıştır.
Quassine(Acı ağaç)
Quassine armara adlı bitkinin gövdesinden elde edilen ekstrakt
meyvecilikte unlu bitlere ve testereli arılara karşı insektisit
ve repellent olarak kullanılır (75g bitki / 1 lt su içinde
24 saat ıslatılır, kaynatılır, arap sabunu konur ve soğutulur).
Sabadilla
Schoenocaulon officinale bitkisinin tohumundan elde edilen
eksrakt Heteroptera takımına ait zararlılarda kullanılmakla
birlikte Cydia pomonella, Ostrinia nubilalis, Thrips tabaci
ve Empoasca spp. gibi zararlılara karşı insektisit etkisi
göstermektedir.Balarılarına toksisitesi yüksek olduğundan
kullanılırken dikkat edilmelidir.
Bitkisel Yağlar
Son yıllarda yapılan çalışmalarda bitkisel yağların repellent
etkilerinin yanısıra kontakt ve solunum yoluyla böcekleri
öldürdüğü gözlenmiştir. Bitkisel yağlar genellikle depolanmış
ürün zararlılarına karşı kullanılmaktadır. Depolanmış üründe
zarar yapan başlıca coleoptera takımı türlerin fümigasyonunda
öldürücü etki yaptığı bulunmuştur. Kolza ve Neem bitkilerinden
elde edilen yağlı preparatlar kısmen kükürdün de eklenmesiyle
kırmızı örümceklerin yumurtalarına karşı başarıyla kullanılmaktadır
.Bunun yanısıra susam, keten, pamuk, haşhaş ve zeytinden elde
edilen bitkisel yağlar su ve arap sabunu ile karıştırılıp
çıplak vücutlu böceklere karşı kullanılmıştır. Bir başka çalışmada
kimyon, anason ve okaliptüs yağının Aphis gossypii’e sarımsak
yağının Trigoderma granarium’a etkili olduğu bulunmuştur.
3.1.6.1.2. Organik tarımda kullanılan diğer
insektisitler
1.Potasyum sabunu (Arap Sabunu): Meyve ağaçları ve sebzelerde
yaprak bitlerine karşı kullanılan bu sıvı sabunun başarısı
populasyon yoğunluğuna göre değişmektedir. Etki süresi çok
kısadır.
2.Jelatin: İnsektisit olarak kullanımı mümkündür. Fakat ne
şekilde kullanılabileceği hakkında herhangi bir bilgi yoktur.
3.Parafin yağları: Ekolojik tarımda insektisit ve akarisit
olarak zararlıların kış yumurtalarına karşı kullanılmaktadır.
4.Kaya unu:Zararlı böceklerin solunum sistemini kapayıcı toz
olarak kullanılmaktadır.
5.Böceklerde granül oluşturan virus preparatları: Elma iç
kurduna karşı kullanılan bu preparatlar diğer meyve iç kurtlarına
karşı da denenmektedir.
6.Mineral yağlar:İnsektisit olarak sadece meyve ağaçları,
bağ, zeytin ve tropikal ürünlerde kullanılmasına izin verilmiştir.
7.Bacillus thuringiensis preparatları: Meyvecilikte özellikle
bağlarda Lepidoptera larvalarına karşı selektif etki göstermektedir.
Patates böceğine karşı da kullanılmaktadır.
8.Metaldehit:Sümüklüböceklerin savaşında tuzaklarda repellent
olarak kullanılmaktadır.
9.Diamonyumfosfat: Cezbedici olarak sadece böcek tuzaklarında
kullanılmaktadır.
10.Kireç-Kükürt bulamacı:İnsektisit, akarisit ve fungisit
etkisi bulunmaktadır. Meyve ağaçlarında kabuklu bitleri baskı
altına aldığı saptanmıştır.
ve 4. gün gözlendi.
3.1.7. Organik tarımda tarımsal mücadele
ilkeleri
Organik tarımda sağlıklı bir tarımsal çevrede sağlıklı bitkiler
yetiştirmek temel ilke olmaktadır. Organik tarımda tarımsal
savaş ise işletmede zararlıların yoğunluğunu azaltıcı veya
bulaşmasını önleyici ya da rekabet ettiği diğer organizmaların
yoğunluğunun artmasını teşvik edici bir yetiştirme yönetiminin
oluşturulması sanatı olarak görülebilir. Sağlıklı bir tarımsal
çevre düzeninde zararlılar sorun olmayacaktır. Ancak, sıcaklık
veya nem gibi iklim unsurlarının değişmesi ve aşırı derecede
sapmalar göstermesi, tarımsal uygulamalarda yapılan yanlışlıklar
veya doğal bitki örtüsünün bozulması gibi nedenlerle doğal
denge bozulabilir ve zararlılar ile ilgili sorunlar ortaya
çıkabilir. Böyle bir sorun ile karşılaşmamak için mümkün olduğunca
doğal fauna ve florayı bozmadan bunların bir uyum içinde yaşamlarını
sürdüreceği bir üretim deseninin oluşturulması gerekir. Özellikle
doğal bitki örtüsünün mümkün olduğunca korunması önemlidir.
Üretimde hastalık ve zararlılara daha dayanıklı olduğu bilinen
yerel çeşitlere önem ve öncelik verilmelidir. Bir üretim döneminde
yetiştirilen bitkilerdeki hastalık, zararlı ve yabancı otlar
ile bunlarla beslenen doğal düşmanlar göz önüne alınarak üretim
ve ekim nöbeti sistemi yerleştirilmelidir. Bunu yaparken organik
tarım işletmesinde sorun olabilecek zararlılara duyarlı tür
veya çeşitler ile dayanıklı olanlar veya bu zararlıları öldüren,
uzaklaştıran veya yoğunluklarını azaltan bitkiler birbirlerini
destekleyecek bir şekilde yetiştirilmelidir. Zararlılar ile
beslenen doğal düşmanların barındığı veya beslendiği bitkilerin
de tarımsal çevre düzeninde doğal düşmanların yoğunluğunu
arttırıcı bir şekilde yer alması sağlanmalıdır. Ayrıca zararlılar
ile rekabete giren türlerin de belirli bir düzen içerisinde
organik tarım sistemine yerleştirilmesi ile zararlıların artması
veya zarar vermesi önlenebilir.
Organik tarım işletmesi alanında bulunan tüm bitkilerde survey
yapılarak hastalık çıkışları, yabancı ot, zararlı böcek ve
doğal düşmanların yoğunlukları belirlenerek uygulanabilecek
savaş yöntemleri göz önüne alınıp değerlendirildikten sonra
en uygun savaş yöntemleri kullanılmalıdır.
3.1.8. Örnek: Örtüaltı sebze yetiştiriciliğinde
zararlılara karşı organik tarımda kullanılabilecek savaş yöntemleri
Sebze seralarında biyolojik savaş stratejisi doğal dengenin
korunması ve yararlıların doğal populasyonlarından yararlanılması
olarak belirlenmiştir. Bu amaçla, sebze çeşitlerinde bulunan
zararlılar ve yararlıların belirlenmesi ilk adımdır. Örtüaltı
sebze yetiştiriciliğinin yapıldığı seralarda öncelikle bulunan
zararlılar saptanmıştır. Bunlar; beyaz sinek (BS) (Trialeurodes
vaporariorum Wetw., Bemisia tabaci Genn. (Hom.Aleyrodidae),
yaprak galeri sineği (YGS) (Liriomyza trifolii (Burges), L.bryoniae
(Kaltenbach) ), L. huidobrensis (Blanchard) (Dip.:Agromyzidae)),
kırmızı örümcek (KÖ) (Tetranychus cinnabarinus (Boisd.), T.
urticae Koch. (Acarina:Tetranychidae), trips (Thrips tabaci
Lindeman, Frankliniella occidentalis (Pergande)(Thys.Tripidae)),
yaprak biti (YP)(Aphis gossypii Glover, Macrosiphum euphorbia
(Thomas), Myzus persicae Sulzer) (Hom.:Aphididae), Domates
pas akarı (DPA) Aculops lycopersici (Massee) (Acarina:Europhyhidae)'dır.
Bundan sonra her zararlının etkili olan doğal düşmanları belirlenmiş
ve populasyonları izlenerek her zararlı üzerinde daha etkili
olan doğal düşmanlar ortaya konmuştur. Seralarda zehir kullanılmaması
durumunda doğal düşman tür ve yoğunluğunun arttığı ve zararlıların
çoğunu baskı altına aldığı saptanmıştır. Bu doğal düşmanların
türleri belirlenmiş ve populasyon gelişmeleri zararlı populasyonları
ile incelenerek etkili oldukları zararlılar ve dönemleri belirlenmiştir.
Doğal düşman populasyonlarının korunması ve arttırılması için
gerekli uygulamalar belirlenmiştir. Örtüaltı sebze yetiştiriciliğinde
yapılan çalışmalar ve elde bulunan savaş yöntemleri ile entegre
zararlı yönetimi yapılabilmektedir. Organik tarıma geçebilmek
için hastalık ve zararlı böceklere karşı alternatif savaş
yöntemlerine ve tarımsal çere düzeninde uygun bitki nöbetleşmesi,
ekim deseni ve örtü bitkisi üzerinde çalışmalara gerek vardır.
Örtüaltı sebze yetiştiriciliğinde bulunan hastalık, zararlı
böcek ve akar ile bunların doğal düşmanları haftalık kontrolleri
yapılarak populasyonları izlenmelidir. Zararlıların yoğunluklarını
azaltıcı ve bunların doğal düşmanlarının yoğunluklarını arttırıcı
önlemler alınmalıdır. Serada devamlı salgın yapan bir zararlı
olması halinde, bu zararlı üzerinde etkili olan yararlıların
doğal populasyonlarının yetiştirme mevsiminin başında desteklenmesi
ile zararlı yoğunluğunun mevsim başında artışı önlenmiş olur.
Serada, zararlıların yoğunluğu artmaya başladığında, serada
yetiştirilen sebze çeşidinde her zararlıya karşı doğal etkisi
yüksek olan ve biyolojik savaş etmeni olarak etkili bulunan
yararlılardan biri kullanılmalıdır. Biyolojik savaş etmeni
kullanıldığında, biyolojik savaş için belirlenen bir ekonomik
zarar eşigi varsa bu dikkate alınmalıdır. Çünkü biyolojik
etmenin uygulanması da besin zincirini ve doğal dengeyi etkileyerek
doğal dengenin bozulmasına ve çevre kirliliğine neden olabilir.
3.1.8.2. Zararlılara karşı kullanılacak savaş yöntemleri:
Yaprak galeri sineği: Diglyphus isae (Walker) (Hym.:Eulophidae)'nin
D. isae zararlıyı doğal olarak baskı altına aldığından, yararlıyı
koruma ve yoğunluğunun arttırılması önlemleri alınmalıdır.
Sarı yapışkan tuzaklar kullanılmalıdır. Bitkilerin alt yapraklarının
alınması gerektiğinde parazit erginlerinin çıkışından sonra
yapraklar toplanmalıdır. Yaprak galerisineklerinin tercih
ettiği yazlık ve kışlık bitkilerde ve bazı yabani otlarda
bu zararlının parazitoidi de bu bitkilerde yıl boyunca varlığını
sürdürmektedir. Bu bitkiler Fasulye, hıyar, lahana, sarmısak,
Ahrysanthemum spp., Emilia sonchifolia, Galinsoga parviflora,
Sonchus asper, Amaranthus retroflexus, Portulaca oleracea,
Hydrocotile umbellata ve Datura stramonium olup tarımsal çevrede
bulundurulmalıdır. Yaprak galerisineklerinin yoğunluğu 10
larva/yaprak olduğunda, D. isae 5-30 parazitoid/10m2 oranında
kullanılabilir. Zararlının yoğunluğu ekonomik zarar eşigini
aşması durumunda organik pestisitlerden yörede bulunan doğal
düşman veya salımı yapılan biyolojik ajana en az yan etkisi
olan ruhsatlı organik zehirler kullanılmalıdır.
Beyaz sinek: Macrolophus caliginosus Wgn. (Heter.: Miridae)
zararlıyı genellikle baskı altına aldığından koruyucu önlemler
alınmalıdır. Sarı yapışkan tuzaklar kullanılmalıdır. Predatörün
bulunmaması halinde beyaz sineğin düşük (1 larva/yaprak<)
yoğunluğunda M. caliginosus 1 adet/m2, zararlının bulunduğu
bölgeye dağıtılması ile başarılı bir savaş yapılabilir. Beyazsinek
yoğunluğu 5 adet/yaprak ulaştığında Encarsia formosa Gahan
(Hym.:Aphelinidae) 1 parazitoid/5 beyaz sinek larvası oranında
salınır. M. caliginosus ile E. formosa birlikte kullanılabileceği
ve birbirlerinin etkisini arttırdıkları belirlenmiştir. Ayrıca,
zararlı yoğunluğu bitki başına 2-3 larva veya pupa olduğunda
Deraeocoris pallens Reut. (Het.: Miridae) 2 avcı/1m bitki
sırası olacak şekilde salım yapılabilir. Bu yararlı türlerin
tercih ettiği bitkiler (zambak, civan perçemi, dereotu, yabani
havuç, kimyon, rezene, kişniş, üçgül, maydanoz, kadife çiçeği,
nane, yonca) çevrede bulundurulmalıdır. Zararlının yoğunluğu
ekonomik zarar eşigini aşması durumunda organik pestisitlerden
yörede bulunan doğal düşman veya salımı yapılan biyolojik
ajana en az yan etkisi olan ruhsatlı organik zehirler kullanılmalıdır.
Kırmızı örümcek: Kırmızıörümcek üzerinde etkili olan (Scymnus
spp., Stethorus spp., Chrysoperla carnea Steph., Scolothrips
longicornis Priesner, Typhlodromus pyri Scheuten, Orius niger
(W.) (Hemip.:Anthocoridae), Deraeocoris spp.) yararlı türlerin
korunması gerekmektedir. Bu yararlıların kışlaması ve yazlaması
için çit ve ağaç altlarındaki yaprak döküntülerinin kasım-nisan
arasında bozulmaması ve çevrede akasya, dut gibi kaba kabuklu
ağaçlarının bulundurulması sağlanmalıdır. Beslenmeleri ve
sığınmaları için beyazsinek bölümünde sözü edilen bitkilerin
çevrede bulundurulması gerekir. Serada uygun sıcaklık ve nem
olmalıdır. Kırmızıörümcek yoğunluğu 5 adet/yaprak olduğunda,
Phytoseiulus persimilis A.-H. (Acari:Phytoseiidae), domateste
1/20 avcı/av; hıyarda 1/40 avcı/av oranında salınır. Patlıcan,
hıyar ve fasulyede doğal olarak etkili olan S. longicornis
ve T. pyri'nin ile Scymnus spp., Stethorus spp.'in biyolojik
savaşda kullanılma olanaklarının araştırılması gerekmektedir.
Yaprakbiti: Yaprakbitini baskı altında tutan (Coccinellidae
türleri, C. carnea, Deraeocoris spp., O. niger, Sphoerophoria
rüppelli (Wiedeman) ve S. scripta (L.) (Diptera:Syrphidae),
Aphidoletes aphidimyza (Rondani)) (Dip.:Cecidomyiidae) türler
korunmalıdır. Serada uygun sıcaklık ve orantılı nem olması
sağlanmalıdır. Yaprakbiti, özellikle erken ilkbaharda zararlı
olduğundan yararlı türlerin de ilkbaharın başında kültür bitkilerinde
bulunmaları sağlanmalıdır. Bu amaçla bu dönemde nektar ve
ballı madde sağlayan, erken çiçek açan veya kışın yetişen
bol çiçek açan kültür bitkileri veya yabani otların, çit bitkilerinin
ve ağaçların çevrede bulundurulması sağlanmalıdır. Yaprakbitine
karşı etkili bir biyolojik savaş etmeni belirlenmemekle birlikte
A. colemani ve A. aphidimyza üzerinde yapılan ön çalışmalar
ümitvar sonuçlar vermiştir. Parazitoidlerin mevsim başında
bulunduğu ancak etkisiz kaldığı dikkate alındığında, Aphidius
colemani (Hom.:Aphiddae) ile mevsim başında destekleyici salımlar
yapılmasının uygun olacağı düşünülmektedir. A. aphidimyza'nın,
seraya çok geç (yaprakbiti yoğunluğu ekonomik eşiği geçtikten
sonra) gelmesi ve serada çok az bir süre bulunmasına karşın
yaprakbitini yoğunluğunu önemli oranda azalttığı saptanmıştır.
A. aphidimyza'nın yaprakbiti yoğunluğunun ekonomik eşiğine
yaklaştığında salınması ile başarılı bir savaş yapılabileceği
düşünülmektedir. Bu yararlıların biyolojik savaşda kullanım
olanakları üzerinde çalışılması uygun olacaktır. Zararlının
yoğunluğu ekonomik zarar eşigini aşması durumunda organik
pestisitlerden yörede bulunan doğal düşmanlara en az yan etkisi
olan ruhsatlı organik zehirler kullanılmalıdır.
Trips: Tripsler genellikle avcı türler (O niger, Aelotrips
collaris Priesner (Thys.:Thripidae), Amblyseius spp. (Acarina:Phytoseiidae)
tarafından baskı altına alınmaktadır. Yukarıda bahsedilen
önlemlerin alınması tripsin doğal düşmanları için de geçerlidir.
Bu türlerden Amblyseius spp'un patlıcanda başarılı olmadığı
belirlenmiştir. O niger, Amblyseius spp , A. collaris'in biyolojik
savaşda kullanılma olanaklarının araştırılması uygun olacaktır.
Zararlının yoğunluğu ekonomik zarar eşigini aşması durumunda
organik pestisitlerden yörede bulunan doğal düşmanlara en
az yan etkisi olan ruhsatlı organik zehirler kullanılmalıdır.
Noctuidae(S. littoralis, Heliothis armigera (Hübn.)(Lep.:Noctuidae):
Bu zararlıların yumurta ve larva parazitoidlerinin domateste
etkili olduğu saptanmıştır. Bu yararlıların korunması ile
zararlılar baskı altına alınabilirler. Bu zararlılara karşı
biyolojik savaş etmeni olarak parazitoidleri ve Bacillus spp.
etkili maddeli preparatların biyolojik etkinliğinin araştırılması
uygun olur. Ayrıca, serada cinsel çekici tuzakların serada
sorun olan Noctuidae türleri üzerideki etkisi araştırılmalıdır.
Zararlının yoğunluğu ekonomik zarar eşigini aşması durumunda
organik pestisitlerden yörede bulunan doğal düşmanlara en
az yan etkisi olan ruhsatlı organik zehirler kullanılmalıdır.
Domates pas akarı: Pronematus ubiguitus (McG.) (Acarina:Thydaidae)'un
serada bulunması halinde Domates pas akarı'yı baskı altına
aldığı; M. caliginosus'un da zararlı popuplasyonunda etkili
olduğu saptanmıştır. Bu predatörlerin korunması için gerekli
önlemlerin alınması gerekmektedir. Domates pas akarı'nın sorun
olduğu seralara P. umbiquitus'un yerleştirilmesi; M. caliginosus
populasyonunun korunması yerinde olur. P. ubiguitus ve diğer
Phytoseiidae'lerin kullanılma olanakları üzerinde çalışılması
yararlı olacaktır. Zararlının yoğunluğu ekonomik eşiğini aşması
durumunda organik pestisitlerden yörede bulunan doğal düşmanlara
en az yan etkisi olan ruhsatlı organik zehirler kullanılmalıdır.
Pis kokulu yeşil böcek: Zararlı entegre zararlı yönetiminin
uygulandığı seralarda önemli bir zararlı konumuna gelmiştir.
Bu zararlının yumurta parazitoidlerinin etkili olduğu belirlenmiştir.
Yumurta parazitoidleri için beyazsinekte belirtilen bitkilerin
çevrede bulunmasının yanısıra serada uygun nemin sağlanması
gereklidir. Erginler toplanarak imha edilebilir. Zararlının
yoğunluğu ekonomik eşiğini aşması durumunda organik pestisitlerden
yörede bulunan doğal düşmanlara en az yan etkisi olan ruhsatlı
organik zehirler kullanılmalıdır.
Cyrtopeltis tenuis (Reut.) (Het.:Miridae): Bu tür hem yararlı
hem de zararlı bir tür olup entegre zararlı yönetiminin uygulandığı
seralarda önemli bir sorun olmaya başlamıştır. Bunun için
biyolojisi, zararı, doğal düşmanları ve etkinlikleri araştırılarak
bu zararlıya karşı biyolojik savaş olanakları araştırılmalıdır.
Zararlının yoğunluğu ekonomik eşiğini aşması durumunda organik
pestisitlerden yörede bulunan doğal düşmanlara en az yan etkisi
olan ruhsatlı organik zehirler kullanılmalıdır.
3.1.8. Örnek: Bağ yetiştiriciliğinde zararlılara karşı organik
tarımda kullanılabilecek savaş yöntemleri
3.1.9.1. Hastalıkların yönetimi
Bağ Küllemesi (Uncinula necator “Sch” Burr): Ana hastalık
olan Bağ küllemesi Ege Bölgesi’nin hemen hemen tüm bağlarında
mevcut olup mücadelesi hastalık görülmeden yani koruyucu olarak
yapılmaktadır. Organik tarımda kullanımı izinli olan preparat
toz veya ıslanabilir toz (WP) kükürt’tür. Birinci ilaçlama
çiçekten önce sürgünler 25-30 cm boya ulaştığında, ikinci
ilaçlama çiçek taç yaprakları dökülüp meyve tutumunda, üçüncü
ve diğer ilaçlamalar ise ikinci ilaçlamadan sonra kükürdün
etki süresi olan 8-10 gün’lük aralıklarla tanelere ben düşünceye
kadar yapılır. Bu hastalıkla mücadelede kültürel önlemler
de çok önemlidir. Külleme ile enfekteli çubuklar kış budamasında
kesilerek kışlayan misel potansiyeli düşürülmelidir. Yetiştirme
sezonu boyunca asmanın iç kısımlarında salkımların çevresinde
iyi bir hava sirkülasyonu ve güneşlenme sağlanmalıdır.
Bağ mildiyösü (Plasmopara viticola “B.et.C” Belese et de Toni):
Kimyasal mücadele programı Tahmin ve Uyarı sistemine göre
oluşturulur. Birinci ilaçlama kışlık sporlarla tahmini bulaşmadan
sonra ve yazlık sporların ortaya çıkmasından önce (ilk yağ
lekeleri görülmeden) yapılır. İkinci ve diğer ilaçlamalar
kullanılan preparatın etki süresi aşıldıkça, duyarlı organlar
üzerinde en az iki saati bulan ıslaklıktan itibaren “Aktif
Sıcaklıklar Toplamı” dikkate alınarak yapılır. İlaçlama zamanları
Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri tarafından ilan edilir. İlaçlamalarda
Bakırlı preparatlar (bakır oksiklorür, bakırhidroksit, bakıroksit)
veya Bordo Bulamacı (Bakır sülfat % 98+ sönmemiş kireç) kullanılabilir.
Bağda Ölükol (Phomopsis viticola Sacc.): Bağlarda ölükol hastalığı
giderek yaygınlaşmakta ve mücadele edilmediği takdirde sağlıklı
çubuk elde etmek mümkün olmadığından kültürel ve kimyasal
mücadelesi üzerinde önemle durulmalıdır. Budama zamanında
yapılmalı ve hastalıklı çubuklar dipten kesilerek bağdan uzaklaştırılmalı
ve yakılmalıdır. Hasta çubuklardan aşı kalemi alınmamalıdır.
İlaçlamalarda kış mücadelesinde (budamadan sonra gözler uyanmadan
20-25 gün önce) Bordo Bulamacı (Bakır sülfat % 98+ sönmemiş
kireç), ilkbahar mücadelesinde (1. ilaçlama: sürgünler 2-3
cm iken; 2. ilaçlama: sürgünler 8-10 cm iken; 3. ilaçlama:
sürgünler 25-30 cm iken) Bakırlı preparatlar (bakır oksiklorür,
bakırhidroksit, bakıroksit) kullanılabilir.
3.1.9.1. Zararlıların yönetimi
Salkım güvesi (Lobesia botrana Den.-Schiff.): Ana zararlı
olup Ege Bölgesinde tüm bağlarda yaygındır. Bu zararlı ile
mücadelede ilaçlamayı gerektirecek yoğunluğun bulunup bulunmadığı
ve ilaçlama zamanları Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri tarafından
uygulanan Tahmin-Uyarı sistemi çerçevesinde üreticilerimize
ilan edilir ve ilaçlamalarda organik tarımda kullanımına izin
verilen Bacillus thuringiensis’ li preparatlara 1 kg toz şeker/100
l ilave edilerek kullanılır. Sıcaklık ve orantılı nem bakımından
Salkım güvesi larvalarının faaliyeti için daha çok asmanın
iç ve alt kısımları uygundur. Bu nedenle asmayı askıya almak,
aralamayı ve uç almayı asmanın iç kısmını havadar tutacak
şekilde yapmak, bağı otlu bırakmamak, kış temizliğine önem
vermek zararlının faaliyetini azaltmak bakımından yararlı
olur.
Bağ yaprakuyuzu (Eriophyes vitis Pgst.): İlkbaharda bağda
yapılan gözlemler sonucu yapraklarda zarar belirtileri saptandığında
ilaçlama yapılmalıdır. Genellikle Bağ yaprakuyuzu’na karşı
ayrı bir ilaçlama gerekmez. Zira Külleme hastalığı için yapılan
kükürt uygulamaları bu zararlıyı da kontrol altında tutar.
Tozlanmanın veya pülverizasyonun, asmanın yeşil aksamının
tümüne isabet edecek şekilde yapılmasına özen gösterilmelidir.
Bağlarda görülen kırmızıörümcek, yaprakpiresi, trips gibi
diğer zararlılar ikincil öneme sahip olup ancak yetiştiricilik
ve kültürel işlemler açısından yapılan yanlış uygulamalar
ya da doğal dengenin tahrip edilmesi, faydalı faunanın yok
edilmesi sonucu sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Trips
ve yaprakpirelerinin populasyon yoğunluğunun ekonomik zarar
eşiği’ni aşması durumunda piretrum kullanılabilir.
Kaynaklar
Abdul-Baki, A.A. and J.R. Teasdale. 1993. A no-tillage
tomato production system using hairy vetch and subterranean
clover mulches. HortScience. 28(2):106-108.
Abdul-Baki, A.A., R.D. Morse, T.E. Devine, and J.R.
Teasdale. 1997. Broccoli production in forage soybean
and foxtail millet cover crop mulches. HortScience.
32(5):836-839.
Anonymous, 1995. Zirai Mücadele Teknik Talimatları.
T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Koruma ve Kontrol
Genel Müdürlüğü, Ankara.
Awad, T. I., F. Önder ve Ş. Kısmalı, 1998. Azadirachta
indica A. Juss (Meliaceae) ağacından elde edilen doğal
pestisitler üzerinde bir inceleme. Türk. entomol. derg.,
22(3):225-240.
Barnes, J.P. and A.R. Putnam. 1983. Rye residues contribute
weed suppression in no-tillage cropping systems. J.
Chem. Ecol. 9:1045-1057.
Boydston, R. and A. Hang. 1995. Rapeseed green manure
crop suppresses weeds in potato. Weed Technology. 9:669-675.
Burgos, N.R. and R.E. Talbert. 1996. Weed control and
sweet corn response in a no-till system with cover crops.
Weed Science. 44:355-361.
Charmillot, P. J., D. Pasquier et A. Scalco, 1998. Le
virus de la granulose du carpocapse Cydia pomonella.
Revue suisse Vitic. Arboric. Hortic., 30 (1):61-64.
Creamer, N.G., M.A. Bennett, and B.R. Stinner. 1997.
Evaluation of cover crop mixtures for use in vegetable
production systems. HortScience. 32(5):866-870.
Çiftçi, K., A. Özkan ve N. Türkyılmaz, 1995. Antalya
ili elma zararlılarının biyolojik mücadele imkanlarının
araştırılması. Bitki Koruma Bülteni,35 (1-2):45-62.
Erkılıç, L. ve N. Uygun, 1993. Entomopatojen fungusların
biyolojik mücadelede kullanılma olanakları. Türk. entomol.
derg., 17(2):117-128.
Erkin, E., 1983. Bazı zararlı böceklerin virüs hastalık
etmenleri ile biyolojik savaş olanakları. Türk. Bit.
Kor. Derg.,7:259-274.
Facelli, J.M. and S.T. Pickett. 1991. Plant litter:
its dynamics and effects on plant community structure.
Bot. Rev. 57:2-32.
Facelli, J.M. and S.T. Pickett. 1991. Plant litter:
its dynamics and effects on plant community structure.
Bot. Rev. 57:2-32.
Güncan, A.,2001. Bitkisel kökenli insektisitler ve organik
tarımdaki önemi (Yüksek Lisans semineri Basılmamış)
(Ege Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Bitki Koruma
Anabilimdalı)
Habeck, D.H., F.D. Bennett, and J.H. Frank, 1990. Classical
Biological control in the Southern United States. Southern
cooperative series Bulletin No.355.
Has, A., 1992. Entegre Mücadelede Kültürel Önlemler.
Uluslar arası Entegre Zirai Mücadele Simpozyumu Bildirileri.
15-17 Ekim, İzmir, Türkiye, 167-176.
Hepdurgun, B. ve A. Zümreoğlu, 1995. Zararlılara Karşı
savaşta biyoteknik yöntemlerden çiftleşmeyi engelleme
(Mating disruption) tekniğinin kullanılması. Türk. entomol.
derg., 19(1):55-64.
Hepdurgun, B., A. Zümreoğlu, P. Hıncal ve N. Yaşarakıncı,
1996. Ege Bölgesi’ nde Elma içkurdu (Cydia pomonella
(L.)) mücadelesinde kitlesel tuzaklama yöntemini uygulama
olanakları üzerinde araştırmalar. II. Ulusal Zirai Mücadele
İlaçları Simpozyumu Bildirileri. 18-20 Kasım, Ankara,
176-184.
Hincapie,C.MC, H.ME Saavedra and P.AL Trochez, 1993.
Life cycle, behaviour and natural enemies of Liriomyza
huidobrensis (Blanchard) on bulb onion (Allium cepa
L.). Revista Colombiana de Entomologia. 1993, 19: 2,
51-57; 13 ref.
Ilnicki,R.D. and A.J. Enache. 1992. Subterranean clover
living mulch: an alternative method od weed control.
Agriculture, Ecosystems, and Environment. 40:249-264.
Jackson, L.E., L.J. Wyland, and L.J. Stivers. 1993.
Winter cover crops to minimize nitrate losses in intensive
lettuce production. Journal of Agricultural Science.
121:55-62.
Kaitazov, A. ve A. Kharizanov, 1976. The possibilities
for using Chrysopidae. Rastitelna. Zashchita, 1976:
24:11,22-25.
Kaşkavalcı, G., 1999. Böceklere karşı biyolojik savaşta
nematodların yeri. Türk. entomol. derg., 23(4):305-314.
Kazak, C., K. Karut, İ. Kasap, E. Şekeroğlu, 2000. Yüksek
tünelde yetiştirilen patlıcan çeşitlerinde bazı zararlılara
karşı salınan doğal düşmanların etkinliği. 145-156.
Türkiye 4. Entomoloji Kongresi Bildirileri 12 Eylül
2000, aydın.
Koçlu, T., 1998. Manisa ilinde Helicoverpa armigera
(Hübner) (Lepidoptera:Noctuidae)'nın biyolojisi ve populasyon
değişimlerine etki edin bazı biyotik faktörler üzerinde
araştırmalar. T. C. Ege Üniv. Fen Bilimleri Enst.. Bit.
Kor. Anabilim Dalı 10.3100.0000.013
Koçlu, T., O. Ulu, A. Zümreoğlu ve B. Hepdurgun, 1996.
Ege Bölgesi’ nde Turunçgil Beyaz Sineği Dialeurodes
citri (Ashm.) (Hom.:Aleyrodidae)’ nin avcı böceği Serangium
parcesetosum Sicard (Col.:Coccinellidae)’ un turunçgil
bahçelerine adaptasyonu ve populasyon değişimleri üzerinde
araştırmalar. Sonuç raporu. Proje No:BK/96/06/09/415.
Layık, F. Ö. ve Ş. Kısmalı, 1994. Zararlılara karşı
biyoteknik yöntemlerle savaşta kitle halinde tuzakla
yakalama (mass-trapping) yönteminin kullanılması. Türk.
entomol. derg., 18(4):245-259.
Mart, C. ve Ş. Tarla, 1999. Pamuk alanlarında Pectinophora
gossypiella (Saund.) (Lepidoptera:Gelechiidae) ile mücadelede
iletişimi bozma (Mating disruption) tekniği. Türk. entomol.
derg., 23(2):91-100.
Masiunas, J.B., L.A. Weston, and S.C. Weller. 1995.
The impact of rye cover crops on weed populations in
a tomato cropping system. Weed Science. 43:318-323.
Maynard, D.N. and G.J. Hochmuth. 1997. Knott's Handbook
for Vegetable Growers: Fourth Edition. New York: John
Wiley & Sons, Inc.
McSorley, R. 1994. Nematode management in sustainable
agriculture. In Environmentally Sound Agriculture: Proceedings
of the Second Conference. K.L. Campbell, W.D. Graham,
and A.B. Bottcher, eds.
McSorley, R. and D.W. Dickson. 1995. Effect of tropical
rotation crops on Meloidogyne incognita and other plant-parasitic
nematodes. Journal of Nematology. 27(4S):535-544.
Öncüer, C., 1984. Zararlı böceklere karşı biyolojik
savaşta entomopatojen funguslar. Türk. Bit. Kor. Derg.,8(3):177-189.
Öncüer, C., 1991. Tarımsal zararlılarla savaş yöntemleri
ve ilaçları. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki
Koruma Bölümü. Bornova-İZMİR. 259s.
Öncüer, C., Z. Yoldaş, N. Madanlar ve A. Gül, 1994.
Ege Bölgesi'nde sebze sedalarında zararlılara karşı
biyolojik mücadele uygulamaları üzerinde araştırmalar.
TÜBİTAK/TOAG Proje No 791:26s.
Özkan, A., N. Türkyılmaz, K. Çiftçi ve M. Kaplan, 1996.
Turunçgil beyazsineği (Dialeurodes citri (Ashm.) (Hom.:Aleyrodidae)
ile parazitoiti Encarsia lahorensis (How.) (Hym.:Aphelinidae)’
in üretimi ve parazitoitin doğada kolonizasyonunun sağlanması.
Bitki Koruma Bülteni,36 (1-2):39-54.
Pasquier, D. et P.Charmillot, 1998. Le virus de la granulose
du carpocapse Cydia pomonella. Revue suisse Vitic. Arboric.
Hortic., 30 (3):185-187.
Pehlivan, E., 1981. Böceklerde çeşitli davranış şekilleri
ve bunlardan yararlanma olanakları. Türk. Bit. Kor.
Derg.,5(4):243-252.
Sampson, AC, V.J. King, JC van Lenteren, 1996. Macrolophus
caliginosus, field establishment and pest control effect
in protected tomatoes. Bulletin OILB/SROP. 1996, 19,(1):143-146
Schumutterer, H. The neem tree. Source of Unique Natural
Products for Integrated Pest Management, Medicine, Industry
and Other Purposes. ISBN: 3-527-30054-6,299-411.
Sustainable Agriculture Network.1996.Managing Cover
Crops Profitably
Türkmen, Ş., 1984. İzmir ve Manisa illeri sebze alanlarında
zarar yapan Pis Kokulu yeşil böcek (Nezera viridula
L.(Heteroptera:Pentatomidae)'in zararı, biyolojisi ve
doğal düşmanları üzerinde incelemeler. İzmir Bölg. Zir.
Müc. Araş. Enst. Müd. lüğü. Araşt. eserleri serisi No:
46. 93 s.
Tüzel, Y. Anda R.Z. Eltez, 1997. Protected cultivation
in Turkey. Regional working group greenhouse crop production
in the mediterranean region. A contribution towards
a data base for protected cultivated in teh Mediterranean
Region. 201-237. Ed. By Prof Dr. Ayman anda F. Abou-Habib.
Ulubilir, A. ve C. Yabaş, 1996. Akdeniz Bölgesi'nde
örtü altında yetiştirilen sebzelerde yararlı ve zararlı
faunasının tesbiti. Türk. Entomol. Derg., 1996, 20(3):217-228.
Ulubilir, A. Ve şekeroğlu, E., 1997. Biological control
of Liriomyza trifolii by Diglyphus isaea on unheated
greenhouse tomatoes in adana, Turkey. Bulletin OILB
Srop. Vol. 20(4) 1997: 232-235.
Ulubilir, A., Yiğit, A. Yücel, S. ve C. Yabaş, 1997.
Biological control of Bemisia Tabaci Genn. (Homoptera:
Aleyrodidae) by Deraeocoris pallens Reut. (Hemiptera:
Miridae) on eggplant in plastic houses in Adana. Adv.Hort.
Sci., 11 (1997): 201-204.
Uygun, N., Z. Polatöz ve H. Başpınar, 1995. Doğu Akdeniz
Bölgesi Agromyzidae (Diptera) familyası türleri üzerinde
faunustuk calışmalar. Türk. Entomol. Derg., 1996, 20(3):
217-228.
Vijayalakshmi, K., K. S. Radha and V. Shiva, 1995. Neem:
A User’s Manual. Centre for Indian Knowledge Systems
Madras and research Foundation for Science, Technology
and Natural Resource Policy, New delhi,96 p.
Witzgall, P. and H. Arn (eds.), 1996. Technology Transfer
in Mating Disruption. Proceedings Working Group Meeting.
IOBC wprs Bulletin, 20(1), 301 s.
www.clis.ncisu. edu/sustainable/peet/IPM/insects
Wyland, L.J., L.E. Jackson, and K.F. Schulbach. 1995.
Soil-plant nitrogen dynamics following incorporation
of a mature rye cover crop in a lettuce production system.
Journal of Agricultural Science. 124:17-25.
Wyland, L.J., L.E. Jackson, W.E. Chaney, K. Klonsky,
S.T. Koike, and B. Kimple. 1996. Winter cover crops
in a vegetable cropping system: impacts on nitrate leaching,
soil water, crop yield, pests, and management costs.
Agriculture, Ecosystems, and Environment. 59:1-17.
Yaşarakıncı, N. ve P. Hıncal, 1996. İzmir’ de örtüaltında
yetiştirilen domateslerde yaprakgaleri sinekleri (Liriomyza
spp.) ve Sera beyazsineği (Trialeurodes vaporariorum
Westw.)’ ne karşı mücadelede sarı yapışkan tuzaklar
ile kitlesel yakalama olanaklarının araştırılması. II.
Ulusal Zirai Mücadele İlaçları Simpozyumu Bildirileri.
18-20 Kasım, Ankara, 185-193.
Yaşarakıncı, N. ve P. Hıncal, 1996. İzmir’de Örtüaltında
Yetiştirilen Domateslerde Bulunan Ana Zararlıların (Trialeurodes
vaporariorum (Westw.), Bemisia tabaci Gern ve Liriomyza
spp. Populasyon Geli?mesi Üzerinde Araştırmalar Türkiye
III. Entomoloji Kongresi Bildirileri. 24-28 Eylül
HAZIRLAYANLAR
Dr. Nilgün YAŞARAKINCI
Ziraat Mühendisi
Dr. Özlem ALTINDİŞLİ Ziraat Mühendisi
Tülin KILIÇ Ziraat Mühendisi
Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü
Bornova-İZMİR
|